6. Ceza Dairesi 2023/14409 E. , 2023/12397 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/449 Esas ve 2017/731 Karar SUÇLAR : Tehdit, hakaret, kasten yaralama KARAR : Ceza verilmesine yer olmadığına KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.10.2017 tarihli ve 2016/449 Esas, 2017/731 Karar sayılı kararı ile hükümlü …
**6. Ceza Dairesi 2023/14409 E. , 2023/12397 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/449 Esas ve 2017/731 Karar SUÇLAR : Tehdit, hakaret, kasten yaralama KARAR : Ceza verilmesine yer olmadığına KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.10.2017 tarihli ve 2016/449 Esas, 2017/731 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında yapılan yargılama sonunda, tehdit, hakaret ve kasten yaralama suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 32 nci maddesinin birinci fıkrası ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına ve 5237 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca koruma ve tedavi altına alınmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 20.12.2017 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesi uyarınca, 07.11.2022 tarihli ve 94660652-105-27-6119-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.01.2023 tarihli ve 2022/142689 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.01.2023 tarihli ve KYB-2022/142689 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, ... 3. Asliye Ceza Mahkemesince sanığın akıl hastası olduğunun kabul edilmiş olması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150. maddesinin 2. fıkrasındaki “Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 32/1. maddesi kapsamında akıl hastalığı bulunan sanığa zorunlu müdafii tayininin gerektiği gözetilmeden, savunma hakkının kısıtlanması suretiyle yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un, “Müdafiin görevlendirilmesi” başlıklı 150 nci maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan ikinci fıkrası; “... (2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir. ...” Şeklinde düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin ikinci fıkrası, sanığın kendisini savunamayacak derecede malul olduğu durumlarda, açık bir istem bulunmasa, hatta ilgilisi açıkça müdafi istemediğini beyan etse dahi müdafi görevlendirme zorunluluğu getirmektedir. Kanun, akıl hastalığı olarak adlandırılan birtakım psişik bozukluklar nedeniyle, insanların davranışlarının hukukî anlamlarını, sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneklerinden yoksun olmaları durumunda ilgili soruşturma ya da kovuşturmalarda bir müdafiin hukukî yardımından faydalandırılmayı adaletin selâmeti açısından zorunlu görmüş ve bunu sanık veya şüphelinin isteğine bağlı tutmadığı gibi bu hususta hiçbir istisnaya da yer vermemiştir. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; hakkında, ... Dr. Ekrem Tok Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesince tanzim olunan, 02.08.2017 tarihli sağlık kurulu raporunda, "atipik psikoz bozukluk nedeniyle işlediği fiiilin anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli ölçüde azalmış olduğu" görüşü açıklanan hükümlünün, sağlık durumu nedeniyle kendisini savunamayacak derecede malul olduğunun sağlık kurulu raporu ile sabit olduğu anlaşılmıştır. 2. Hükümlünün sağlık durumuna göre, talebi olmasa dahi zorunlu müdafi atanması gerektiği dikkate alınmadan savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.10.2017 tarihli ve 2016/449 Esas, 2017/731 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 14.09.2023 tarihinde karar verildi.