11. Hukuk Dairesi 2013/7633 E. , 2013/14039 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/02/2012 gün ve 2007/410-2012/117 sayılı kararı bozan Daire’nin 08.01.2013 gün ve 2012/5206-2013/129 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dos…
**11. Hukuk Dairesi 2013/7633 E. , 2013/14039 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/02/2012 gün ve 2007/410-2012/117 sayılı kararı bozan Daire’nin 08.01.2013 gün ve 2012/5206-2013/129 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, davalının mallarının müvekkili vasıtasıyla Yunanistan'daki çeşitli firmalara satılmasına rağmen ödenmesi gereken komisyon bedellerinin ödenmediğini ve ticari ilişkinin haksız bir şekilde sona erdirdildiğini, ayrıca davalının komisyon maliyetinden kaçınmak amacı ile müvekkilinin portföyünde bulunan şirketlerle doğrudan temasa geçerek ihracat yaptığını ileri sürerek, şimdilik 40.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile de 296.349,82 YTL'nın tahsilini istemiştir. Davalı vekili, davacı ile müvekkili arasındaki ilişkinin ister tellallık isterse komisyonculuk ilişkisi olsun davacının tekel hakkının bulunmadığını, tacir olan davacının basiretli davranmadığını, müvekkilinin 180.000 EURO zararına neden olduğunu, komisyonculuk sözleşmesinin süreklilik arzeden ve komisyoncuya tekel hakkı veren bir sözleşme olmadığını, davacının ağır kusuru nedeniyle batan 180.000 EURO'nun bile komisyonunun ödendiğini savunarak, davanın zamanaşımı ve esas yönünden reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasındaki ticari ilişkinin acentelik ilişkisi olduğu, acentelik ilişkisinin sözlü olarak da yapılabileceği, bu doğrultuda davanın Borçlar Kanunu'nun 126/4. maddesi gereğince 5 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, davacının 133.527,00 EURO alacağının bulunduğunun belirtildiği, bu rakamında davalı şirketin kendi defter kayıtlarındaki 75 adet faturanın toplam bedeli ile bire bir aynı olduğu, 3 yılı aşkın bir süre devam eden bir ilişkinin acentelik olarak nitelendirilmesinin gerektiği, davalının ödemeye ilişkin belge ve delil sunamadığı, davacının kestiği faturaların davalı şirket defterlerinde kayıtlı bulunduğu, davacının sözlü acentelik anlaşması gereğince üzerine düşen edimini yerine getirdiği gerekçesiyle davanın kabulüne dair tesis edilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur. Davacı, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 1- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 336/3. maddesi uyarınca kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi, bölge adliye mahkemesine veya Yargıtay’a yapılır. Aynı Yasa’nın 448. maddesi uyarınca bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır. 336/3. maddesi, bu Kanun’un yargı yolu ve göreve ilişkin hükümlerinden olmadığından, geçici 1. madde kapsamında da değildir. Dolayısıyla davacının karar düzeltme aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar vermeye yetkili mercii, temyiz incelemesi yapmakla görevli bulunan Dairemizdir. Bu çerçevede karar düzeltme talebinde bulunan davacının adli yardım talebi ile ilgili olarak yapılan incelemede, 6100 SK’nın 335 vd. maddeleri uyarınca, adli yardım talebinde bulunan kimsenin, kendisiyle ailesini geçindirmek bakımından önemli bir zarurete düşürmeksizin davanın gerektirdiği giderleri ödemekten kısmen veya tamamen aciz içinde bulunduğunu (fakirlik şartı) ve davasında veya savunmasında haklı olduğunu (haklı olma şartı) ispat etmesi gerekir. Aynı Yasa’nın 336/2. maddesine göre de talepte bulunan kişi, iddiasını dayandırdığı delilleri ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmak zorundadır. Somut uyuşmazlıkta ise davacı tarafından sunulan adli yardım talebine ilişkin dilekçesi ekinde, taleplerini haklı gösterecek hiçbir bilgi ve belgeye yer verilmemiştir. Bu durum karşısında Dairemizce davacının kanun yoluna ilişkin harç ve giderler bakımından adli yardım talebinin HMK’nın 337/2. maddesi uyarınca kesin olarak reddine, 10.05.1965 gün ve 1-1 ve 16.11.1983 gün ve 5-6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararları uyarınca karar düzeltme yoluna başvuran taraftan başvurma ve peşin harç alınmayacağından ve karar düzeltme istemi süresinde bulunduğundan esasa yönelik karar düzeltme isteminin incelenmesine karar vermek gerekmiştir. 2- Davacının karar düzeltme istemine gelince; Yargıtay ilamında belirtilen gerektirici sebeplere göre, davacının karar düzeltme istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının adli yardım talebinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının karar düzeltme istemlerinin reddine, alınmadığı anlaşılan 50,45 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 219,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 02.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.