T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1800 - 2025/2000 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1800 KARAR NO : 2025/2000 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 18/10/2022 NUMARASI : 2021/340 E. - 2022/387 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1800 - 2025/2000 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1800 KARAR NO : 2025/2000 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 18/10/2022 NUMARASI : 2021/340 E. - 2022/387 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 18/10/2022 tarih ve 2021/340 E. - 2022/387 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin ülke çapında eğitim ve öğretim ve yayın alanında faaliyet gösteren bir firma olduğunu, yurt genelinde bilinen tescilli markalarının ve logolarının bulunduğunu, davalı şirketin 2020/32210 numaralı başvurusu ile “...” ibaresinin marka olarak tescili için başvuru yaptığını, yayına karşı müvekkilinin adına itiraz edildiğini, itirazlarının reddedilmesi üzerine ise ... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kuruluna yapılan itirazların da Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulunun 2021-M-6829 Sayılı Kararı ile reddedildiğini, alınan kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek 2021-M-6829 sayılı YİDK kararının iptaline, “...” markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, iki marka arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan herhangi bir benzerlik bulunmadığını, ... ibaresinin sadece davacı yanın tekeline bırakılamayacağını, ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, müvekkiline ait markanın, davacı yana ait markalardan görsel, işitsel ve anlamsal açıdan bütünüyle farklı olduğunu, her iki markanın tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının itirazının kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıya ait dava konusu markanın kapsamındaki malların/hizmetlerin tamamının davacının markalarının kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, dava konusu “...” ibareli markanın, siyah zemin üzerine, turuncu ve mor renkte, “...” ibaresinin yer aldığı, “...” harfinin mor renkte onay işareti şeklinde tasarlandığı, bu ibarenin altında, “online ... platformu” ibaresi, sol tarafında ise ... kağıdındaki işaretve bir kalem figürünün yer aldığı karma bir marka olduğu dava konusu markanın esas unsuru bütüncül olarak “...” ibaresi olsa da, ilgili tüketici kesiminde “T” harfinden ziyade algının “... ibaresi üzerinde olacağı, davacının markalarının “...” ibaresinin münhasıran veya yanında “Yayınevi, üniversitesi” gibi birtakım tanımlayıcı ibareler ve/veya figüratif unsurların bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş markalar olduğu, davacı markalarının esas unsurlarının ise “...” ibaresi olduğu, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, davacının T/02100 ve T/02101 sayılı markalarının tanınmış markalar olduğu ancak davacının sınırlı biçimde “eğitim ve öğretim hizmetleri” üzerindeki tanınmışlığının yahut bilinirlikten doğan imajının dava konusu markanın kapsamındaki diğer mallar/hizmetlere transferinin mümkün olmadığı, bu durumda davacının tanınmışlık gerekçeli itirazın “eğitim ve öğretim” hizmetleri dışındaki mallar/hizmetler bakımından yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile 2021-M-6829 sayılı kararın iptaline, davalıya ait 2020/32210 kod nolu "...+Şekil" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, "..." ibaresinin markanın esaslı ibaresi olarak kabulünün hatalı olduğunu, "..." ibaresinin davacının markasının esaslı ibaresi olarak kabulü halinde "..." ibaresinin hiç bir markada, kitapta, defterde, okulda vb. kullanılmasının mümkün olmayacağını, müvekkiline ait markanın, davacı yana ait markalardan görsel, işitsel ve anlamsal açıdan bütünüyle farklı bulunduğunu, dava konusu mallar/hizmetlerin tüketici kitlesinin bilinç düzeyinin yüksek olduğunu, iki marka arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan herhangi bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili şirketin davacı şirketin marka bilinirliğinden yararlanmak ve haksız kazanç elde etmek amacıyla marka başvurusunda bulunulduğu ve kötüniyetli hareket edildiği iddiasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, markalar arasında benzerlik ve karıştırılama ihtimali bulunmadığından, SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında tescil engelinin de mevcut olmadığını, ayırt ediciliği yüksek olmayan “...” ibaresinde ayırt edicilik için ufak bazı değişikliklerin yapılmış olmasının yeterli bulunduğunu, kullanılan renk ve şekil unsuru ile davalı markasına ayrı bir karakter ve özgün bir yapı kazandırıldığını, “...” ibaresinin farklı sektörlerde dahi çok sayıda firma tarafından tescil ettirilmiş olduğunu, somut olayda SMK'nın 6/5. maddesinde öngörülen haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar görmesi, markanın ayırt edici karakterini zedelenmesi koşullarının ne şekilde sağlandığı ispat edilemediğinden ve mahkemece de bu hususta bir değerlendirme yapılarak gerekçe ortaya konulmadığından “eğitim öğretim hizmetleri” açısından da tanınmışlığa dayalı bir tescil engelinin bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :1- Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı istinaf başvurusunda bulunmuştur. İlk derece mahkemesi tarafından gerekçeli karar, davalı şirkete 13.03.2020 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı şirket vekili, 6100 sayılı HMK'nın 345. maddesinde düzenlenen yasal iki haftalık istinaf süresinin sonu olan 27.03.2020 tarihinden sonra 29.03.2020 tarihinde istinaf başvurusunda bulunmuş, istinaf dilekçesinde de karar tebliğinin usulsüz olduğu ileri sürülmemiştir. HMK'nın 346/1. maddesi uyarınca, bu durumda, ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi, aynı Kanun'un 352. maddesi uyarınca, ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince de karar verilebileceğinden, davalı vekilinin istinaf dilekçesinin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Davalı ... vekilinin istinaf istemine gelince, dava marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, inceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının "...+ şekil" ibareli marka başvurusu ile davacının "..." unsurlu mesnet tescilli markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların "..." ibaresi olduğu, bu ibarenin her iki markada da aynen bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği, ayrıca davalıya ait dava konusu markanın kapsamındaki malların/hizmetlerin tamamının davacının markalarının kapsamında benzer olarak yer aldığı anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1- Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle davalı şirket vekilinin istinaf dilekçesinin HMK'nın 352. maddesi uyarınca süre yönünden REDDİNE, 2-Yukarıda 2 nolu bentte açıklanan nedenle davalı ... vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 3-Davalı şirketten peşin olarak alınan 179,90-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, istek halinde davalı şirkete iadesine, 4-Davalı ... alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davalı ... tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 24/10/2025 tarihinde, davalı Şirket vekilinin istinaf dilekçesinin süre yönünden reddine dair "1"nolu karar yönünden, HMK'nın 366. maddesinin atfıyla, aynı Kanunun 346/2. maddesi gereğince, "2" nolu karar yönünden HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/11/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.