T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1340 KARAR NO : 2025/1376 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/11 KARAR NO : 2025/443 KARAR TARİHİ: 29/05/2025 DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (Kayıt Kabul (İİK 235)) KARAR TARİHİ: 03/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA Davacı vekili da…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1340 KARAR NO : 2025/1376 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/11 KARAR NO : 2025/443 KARAR TARİHİ: 29/05/2025 DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (Kayıt Kabul (İİK 235)) KARAR TARİHİ: 03/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı iflas masasında 7550 alacak kayıt numarası ile alacaklı sıfatı ile kaydı bulunan müvekkilinin ... Menkul Değerler A.Ş. vasıtası ile ... hisse senetlerini ticari-kar amaçlı olarak satın aldığını, satın alma işleminin TMSF bünyesinde iken 2016 yılında gerçekleştiğini, iflas dairesine yapılan başvuruya alacağın hisse senedine dayanması nedeniyle red kararı verildiğini, müvekkilinin 3. şahıs alacaklı konumunda olduğunu belirterek davanın kabulüyle müvekkilinin alacağının sıra cetveline kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava süresince açılmamış ise usulden reddi gerektiğini, davacı tarafın alacak talebinin hisse senedine dayandığını, hisse senetleri için ödenen bedellerin ortaklığın sermayesini oluşturduğunu, davacının iflas masasına alacak kayıt talebinde bulunmasının mümkün olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''...anonim şirket ortağı ödediği sermaye miktarı için şirketten alacaklı olmaz. Zira ortakların payları için yapılan ödemeler ortaklığın sermayesini oluşturur. Sermaye payı ise ortaklığa verilmiş bir borç olmadığından, ortaklığın iflası halinde ortaklar kural olarak iflas alacaklısı olamazlar. Diğer bir anlatımla ortaklar ödedikleri sermaye borcunu iflas masasına alacak olarak kaydettiremezler. Ancak pay cetveline göre paylaşım yapıldıktan sonra ve İİK'nun 196. maddesi uyarınca faiz ödemelerinden sonra masada para kalması halinde pay sahiplerine ödeme yapılması mümkündür. Nitekim yerleşik uygulama da bu yönde olup müflis banka hisselerini elinde bulunduranların masaya alacak kaydı yapmasının mümkün olmadığı açıktır. (bkz. T.c. İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesi 2023/1146E., 2023/932K.) Tüm bu sebeplerden dolayı davacının davaya konu söz konusu tutar için alacak kaydının yapılamayacağı, alacaklıların pay cetveline göre paralarının ödenmesi sonrasında tasfiye bakiye kalması halinde hisse senedi bedelinin tahsil edilebileceği anlaşılmakla davanın reddine" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek, hisse satın alma işleminin 2016 yılında yapıldığı, ...'ya 2014 yılında TMSF tarafından el konulduğunu yani TMSF bünyesinde iken hisse satın alma işlemi gerçekleştirildiğini, müvekkili tarafından TMSF bünyesine geçtikten sonra hisse alımı yapıldığı için müvekkilinin alacağının ...'dan değil, iflas masasından masa alacağı olarak değerlendirilmesi, gerektiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, İİK'nın 235. maddesi gereğince açılan kayıt kabul davasıdır. Öncelikle somut dava yönünden adli yargının mı yoksa idari yargının mı görevli olduğunun çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Dairemizin 04/11/2020 tarihli 2020/1951 E. 2020/203 K., 15/04/2021 tarihli 2021/416 E. 2021/417 K. 28/09/2022 tarihli 2020/1037 E. 2022/1026 K. sayılı kararlarında ayrıntılı olarak açıklandığı ve Uyuşmazlık Mahkemesinin 2019/840 E. 2020/372 K. sayılı 22/06/2020 tarihli, 2020/383 E. 2020/436 K. sayılı 13/07/2020 tarihli, 2020/457 E. 2020/562 K. sayılı 28/09/2020 tarihli kararlarına yer verildiği üzere bankanın iflası halinde yürütülecek prosedür açısından Fon'a bir kısım yetkiler verilmiş ise de, özünde tasfiye işlemleri İİK hükümleri gereğince yapılmakta olup, Fon'un yanında İflas Dairesinin de bir kısım yetkileri devam etmektedir. İİK'nın 235.maddesinde sıra cetveline itiraz davasının iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesinde açılacağı açıkça düzenlemiş ve Uyuşmazlık Mahkemesinin emsal kararları ile yargı yolu görev uyuşmazlığında adli yargının görevli olduğuna karar verilmiştir. Yapılan açıklamalar uyarınca somut dava yönünden adli yargı görevlidir.Sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davası açma süresi, İİK 235.maddesi uyarınca 15 gündür ve özel dava şartı niteliğindedir. Bu süre iflas masasına başvurulduğu sırada tebliğ masrafının yatırılması halinde sıra cetvelinin tebliğ tarihinden aksi halde son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. Davacı tarafından 7550 kayıt numarasıyla iflas masasına yapılan başvuru sırasında tebliğ masrafı yatırıldığı, sıra cetvelinin 31/12/2024 tarihinde tebliğ edildiği, işbu davanın davanın 15 günlük hak düşürücü süre içinde açıldığı tespit edilmiştir. Uyuşmazlık davacının elinde bulundurduğu müflis ... Bankası hisse senetlerinin bedelini iflas masasına kaydettirip kaydettiremeyeceği noktasında toplanmaktadır.Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin Anonim Şirketler hakkında verdiği aşağıdaki kararına göre; "...davacının anonim ortaklıktaki payı hisse senedine bağlanmıştır. Ortakların payları için ödediği hisseler ortaklığın sermayesini oluşturur. Sermaye payı ise ortaklığa verilmiş bir borç olmadığından, ortaklığın iflâsı halinde hisse senedi sahipleri kural olarak iflâs alacaklısı olamazlar. Diğer bir anlatımla, hisse senedinin değerini iflâs masasına alacak olarak kaydettiremezler (Pekcanıtez, Hakan; Anonim Ortaklıkların İflâsı, Ankara 1991, sh. 68; Atalay, Oğuz; Anonim Ortaklıkların İflâsı, İzmir 1996, sh. 204). Hisse Senedi sahipleri kanununda yazılı şartların bulunması halinde kâr payı, hazırlık dönemi faizi, yan edim yükümlülüklerinin karşılıkları ve sermaye azaltılmasında iadesine karar verilmiş, sermaye pay miktarı için doğmuş alacaklarını iflâs masasına alacak olarak yazdırabilirler.Davacı ise, ...hisse senetlerinin bedelinin iflâs masasına kaydını talep ettiğinden, davacının iflâs masasına kaydı gereken alacağı bulunmamaktadır. Ancak, pay cetveline göre paylaşım yapıldıktan ve İİK.nun 196. maddesi uyarınca faiz ödemelerinden sonra masada para kalması halinde, hisse senedi sahiplerine ödeme yapılması mümkündür." (Yargıtay 19.HD., 10.6.1996, E.1996/2968, K.1996/4360 - YKD., Ocak 1997/1, s.81-82 ; Doç. Dr. Timuçin MUŞUL, Gerekçeli - Notlu - İçtihatlı İcra ve İflâs Kanunu ve İlgili Mevzuat, 3. Baskı, İstanbul-2004, s.615).Yine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 02/05/2023 tarihli 2022/687 E. 2023/1559 K. sayılı kararında; "...TTK'nın 329'uncu maddesinde; belli istisnalar haricinde şirketin kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği öngörülmüş, buna paralel olarak TTK'nın 405/2 maddesinde ise "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; tasfiye payına müteallik hakları mahfuzdur." hükmüne yer verilmiştir. Bu nedenle, anonim şirket ortağı ödediği sermaye miktarı için şirketten alacaklı olamaz. Zira, ortakların payları için yapılan ödemeler ortaklığın sermayesini oluşturur. Sermaye payı ise ortaklığa verilmiş bir borç olmadığından ortaklığın iflası halinde ortaklar kural olarak iflas alacaklısı olamazlar. Diğer bir anlatımla, ortaklar ödedikleri sermaye borcunu iflas masasına alacak olarak kaydettiremezler. Ancak, pay cetveline göre paylaşım yapıldıktan ve İİK'nın 196'ncı maddesi uyarınca faiz ödemelerinden sonra masada para kalması halinde pay sahiplerine ödeme yapılmasının mümkün olabileceği hususları gözetilmelidir..." şeklinde karar verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 480/3. maddesinde "Pay sahipleri sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemezler; tasfiye payına ilişkin hakları saklıdır." hükmüne yer verilmiştir. TTK'nın 480/3.maddesi ve yukarıda yer verilen Yargıtay kararlarından anlaşılacağı üzere; davacının, anonim şirket ortağı olarak ödediği sermaye miktarının ortaklığın sermayesini oluşturduğu, ortaklığa verilmiş bir borç olmadığı, bu nedenle davacıyı iflas alacaklısı haline getirmeyeceği, yani davacı ortağın, ödediği sermaye payını iflas masasına alacak olarak kaydettiremeyeceği anlaşılmakla, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir. İlk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının ve istinaf karar harcının Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince iadesine,4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 7550 sayılı Yasa'nın 20.maddesi ile değişen 6100 sayılı HMK'nın Ek 1.maddesi ve HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 03/12/2025