T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1263 KARAR NO: 2026/215 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/12/2021 NUMARASI: 2018/902 Esas - 2021/938 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 7.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2020/250 ESAS - 2021/307 KARAR SAYILI DAVASINDA D…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1263 KARAR NO: 2026/215 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15/12/2021 NUMARASI: 2018/902 Esas - 2021/938 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 7.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2020/250 ESAS - 2021/307 KARAR SAYILI DAVASINDA DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen karara karşı, asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşme kapsamında müvekkili şirket tarafından 14.05.2018 günü 453.120,00 USD ve yine 26.06.2018 günü 113.280,00 USD tutarlı faturalar tanzim edilerek davalıya gönderildiğini; daha evvel düzenlenen 04.01.2018 tarihli 633.660,00 USD tutarlı faturanın ödenmesine rağmen, bahse konu iki faturanın ödenmediğini; davalıya verilen hizmetlerin Sağlık Bakanlığı evraklarıyla sabit olduğunu; davalı şirkete ....... Noterliği'nden 08.08.2018 günü keşide edilen ihtarnameden de olumlu sonuç çıkmadığını; bunun üzerine ... Noterliği'nden 15.11.2018 günü keşide edilen ihtarnameyle müvekkili şirketin akdi ve hukuki sorumluluğu kalmadığını bildirdiğini; müvekkili şirket tarafından düzenlenen faturaların davalıya tebliğ edildiğini ve ticari defterlerine işlendiğini; faturaların ödenmemesi üzerine İstanbul/Anadolu ...... İcra Müdürlüğü'nde ... E. sayılı takip başlatıldığını; davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek, itirazın iptaliyle %20 oranında icra inkâr tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Asıl davada davalı vekili, savunmasında özetle; davacının dayandığı 28.12.2017 tarihli sözleşmenin yabancı dilde hazırlandığını; tercümesi yapılmaksızın dosyaya sunulduğunu; anılan sözleşmenin tercümesi yapılarak taraflarına tebliğinden sonra beyanda bulunma hakkının saklı olduğunu; davacının dava dilekçesinde dayandığı ve sunduğunu bildirdiği belgelerin yazılı örneklerinin kendilerine tebliğ edilmediğini; tebliğinden sonra beyanda bulunma hakkının saklı olduğunu; öncelikle davacının dava konusu faturaların düzenlenmesini gerektiren akdî ilişkiyi ve yükümlendiği hizmeti ifa ettiğini tartışmaya mahal vermeyecek derecede ortaya koyması gerektiğini; alacak likit olmadığından inkâr tazminatı istem koşulları oluşmadığından bahisle, yerinde olmayan davanın reddine, % 20 oranında kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı birleşen dosya davacı ise birleşen davada aynı sözleşme kapsamında beş adet ilaca dair lisans haklarının devri planlanmasına rağmen tek bir ilacın dahi ruhsatının alınamadığını, davalıya avans olarak 633.660 USD ödeme yapıldığını, davalı- asıl dosya davacı yanın 15.11.2018 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeden döndüğünü, sözleşmeden dönme halinde tarafların ifa yükümlülüğünden kurtulduğunu ve daha önce ifa etikleri edimleri geri isteyebileceklerini, davacıya avans olarak ödenen lisans bedelinin iadesi için başlatılan İstanbul Anadolu ..... İcra Müdürlüğünün ........ E. sayılı dosyası kapsamında sunulan haksız ve yasal dayanaktan yoksun itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkâr tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı vekili savunmasında özetle; davacı ile davalı arasında 28.12.2017 tarihli lisans ve tedarik sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak davacı yanca kasti ve iradi olarak ruhsat başvuru sürecinin yarıda bırakıldığını, davacı yanca yapılan ödemenin avans değil sözleşmenin 1. aşama bedeli olduğunu, söz konusu ihtarname ile müvekkilinin sözleşmeden döndüğü yolundaki iddiaların gerçek dışı olduğunu, davacının temerrüt hâlinde olduğunu, aynen ifa isteminden hiçbir zaman vazgeçmediklerini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamı, denetime uygun bulunan bilirkişi kök ve ek raporları bir bütün olarak değerlendirilmiş asıl dosyada davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, asıl alacak likit ve davalı itirazında haksız olduğundan asıl alacak üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmiş, asıl dosyada varılan sonuç nazara alındığında birleşen dosyadaki talebin yerinde olmadığı anlaşılmış , birleşen davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Yargıtay 13. HD. 2016/23646 E, 2019/12123 K. Sayılı ilamında ".....Buna göre, mahkemece harcın, dava tarihindeki kur karşılığı Türk lirası üzerinden karar tarihindeki nispi harç oranına göre alınması, yine davacı yararına kabul olunan kısmın dava tarihindeki kur karşılığı Türk lirası üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre,davacı yararına nispi vekâlet ücreti tayini gerekirken fazla ilâm harcı ve kabul olunan kısım için davacı yararına fazla vekâlet ücreti tayini usul ve yasaya aykırı olup.." belirtmiştir. Asıl dosyadaki talep 597.264,92 USD dir. Dava tarihi olan 28.12.2018 tarihindeki merkez bankası USD efektif satış kuru 5,2783 TL dir. Dava değeri ( 597.264,92 x 5,2783= 3.152.543,42 TL dir. ) 3.152.543,42 TL dir. Kabul edilen kısım ise 566.400x5.2783= 2.989.629,12 TL dir. Harç, vekalet ücreti ve yargılama gideri buna göre belirlenmiştir. Yine birleşen dosyadaki talep 707.939,03 USD'dir. Dava tarihi 08.07.2020 olup bu tarihteki merkez bankası USD efektif satış kuru 6,8750 TL dir. Birleşen dava değeri 4.867.080,83 TL dir. Her ne kadar birleşen davacı dava dilekçesinde harca esas değeri daha düşük belirtmişse de söz konusu hatanın ilgili tarafça dava tarihi yerine takip tarihindeki kur karşılığının dava dilekçesine yazılmasından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Döviz cinsinden başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istenmiştir.Dava tarihindeki kur üzerinden harç alınmalıdır. Dava açılırken eksik harç yatırılmıştır. Davanın değeri yukarıda yazıldığı gibidir. Tüm dosya kapsamı ve yukarıda yapılan tüm açıklamalar atıf yapılan emsal yüksek mahkeme kararları birlikte değerlendirildiğinden..." gerekçesiyle, mahkemenin 2018/902 Esas sayılı dosyası yönünden; davanın kısmen kabulü ile davalı tarafından İstanbul Anadolu...... İcra Dairesinin ... sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın asıl alacak 566.400 USD (Amerikan Doları) üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a. maddesi gereğince kamu bankalarının USD (Amerikan Doları) cinsinden vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmak suretiyle faiz işletilmesine, takibin bu şekilde devamına, fazlaya dair istemin reddine, davalının itirazında haksız ve alacağın likit olduğu anlaşıldığından asıl alacak olan 566.400 USD (Amerikan Doları)’nin (takip tarihi itibarıyla 566.400 USD x 5,2945 TL=2.998.804,80 TL karşılığı üzerinden) % 20 oranında olmak üzere hesaplanan 599.760,96 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine; birleşen İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/250 E sayılı davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl davada davacı- birleşen davada davalı .... Şti. vekili, istinaf başvurusunda bulunmuş ise de dosyaya ibraz edilen 19.01.2023 tarihli dilekçe ile istinaf başvurusundan feragat ettiklerini ve feragat dilekçeleri doğrultusunda işlem yapılmasını talep etmiştir. Dava dilekçesine ekli 24.12.2018 tarihli vekaletname örneğinden feragat yetkisinin olduğu anlaşılmıştır. Asıl davada davalı- birleşen davada davacı ...AŞ vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Ticari belge olan faturanın sözleşmenin kurulması ile ilgili olmayıp ifası ile ilgili bir belge olduğundan temel bir borç ilişkisinin varlığının şart olduğunu, fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunmasının ve faturanında bu sebeple düzenlenmiş olması gerektiğini, taraflar arasında sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belgenin fatura olmayacağını, faturanın tebliğ edilmesi ve itiraz edilmemiş olmasının yanlar arasındaki akdî ilişkinin kurulmuş ve iş bedelinin istenebilir olduğu, başka bir ifade ile faturanın verilmesine neden olan malın teslimi veya hizmetin yapılmış olduğunun kabulü anlamına gelmeyeceğini, TTK'nın 21/2. maddesi uyarınca faturaya itirazın teslim tarihinden itibaren seki gün içinde yapılması gerektiğini, faturanın içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belge olduğunu, huzurda görülen somut ihtilafta dava konusu faturaların düzenlenmesini gerektiren sözleşme ilişkisi ve bu ilişki kapsamında düzenlenen faturalar muhteviyatı malın teslimi veya hizmetin faturayı düzenleyen tarafından akdî ilişki ile öngörülen yükümlülüklerine uygun bir şekilde ifa edilip edilmediği, bu suretle faturalar konusu alacağın varlığı ile tahsilinin talep edilip edilemeyeceği noktalarında toplandığını, taraflar arasında akdedilen 28.12.2017 tarihli lisans devir sözleşmesi keşide edilen 15.11.2018 tarihli ihtarname ile Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Cihaz Kurumu nezdinde dava konusu ihtilafa ilişkin tüm kayıt ve yazışmaların önem arz edeceğini ve yol göstereceğini, taraflar arasında mutabakata varılan işin niteliği gereği davacı tarafından toplamda 5 adet moleküle ilişkin lisans haklarının devri planlamasına ve lisans devir ücretine mahsuben müvekkili tarafından davalı şirkete 633.660,00 USD avans ödemesi yapılmasına rağmen davacı tarafça müvekkiline bahse konu ilaçlara dair tek bir lisans devri dahi gerçekleştirilmediğini, dosyaya celp edilen Sağlık Bakanlığı yazılarında da anlaşılacağı üzere 28.12.2017 tarihli sözleşme kapsamında davacı şirketin müvekkili şirkete devretmeyi taahhüt ettiği, söz konusu ilaçların moleküllerinin farklı formlara ait lisanslarının müracaatlarını davacı tarafından tarafların mutabık kalınan süre içerisinde yapılmadığını, davacı tarafça yerine getirilmesi gereken bu sürecin kusuru nedeniyle geciktiğini, ek olarak ...... ve ......ilaçlarına ilişkin farklı formlar için dört müracaatın tamamının yasal süre içerisinde cevap verilmediği için bakanlık tarafından reddedildiğini, ...../... ilaçlarına ilişkin farklı formlar için yapılan 9 müracaatın tamamına ilişkin olarak dosya eksiklikleri olduğunun belirtildiğini son olarak..... adlı ilaç için hiç müracaat yapılmadığını, sonuç olarak ortak pazarlanan ürün lisanslarının alınamadığını ve ürünlerin tüm lisanslarını devredemediğini, sözleşme gereği dava konusu faturaların muhteviyatı olan lisans haklarının devir yükümlülüğünün davacı tarafça hiçbir tarih ve ve surette ifa olunamadığını, faturalardan dolayı müvekkilinin borçlu bulunmadığını, ruhsat sürecini takip etme yükümlülüğünün müvekkili üzerinde olduğuna dair mahkeme tarafından değerlendirmede bulunulmuş ise de eksik inceleme ile karar verildiğini, müvekkili şirketin kullanıcı ad ve şifresinin davacı şirkete verilmesi suretiyle davacı tarafça yapıldığını, müvekkili adına keşide olunan 15.11.2018 tarihli ihtarname ile davacının aynen ifa talep ettiğinin açıkça anlaşıldığını, ihtarnamede sözleşmeden dönme olarak yorumlanabilmesi için davacının aynen ifa ve gecikme tazminatı talep etme hakkından vazgeçtiğine dair bildirim bulunması gerektiği gerekçesiyle sözleşmeden dönülmediğini, feshin bozucu yenilik doğuran bir hak olduğunu, feshin 2018/11.ayında yapıldığını, fatura alacaklarının ise 2018 yılı 5.ve 6.ayına ilişkin olduğunu, fesih tarihinden önce muaccel olacak alacaklarının istenmesinde hukuken bir engel bulunmadığını, TBK 125.maddede seçimlik hakların düzenlendiğini, davacı tarafça dönülmek suretiyle sözleşmenin sonlandırıldığını ve seçimlik haklardan dönme hakkının kullanıldığını, sözleşme dikkate alındığında dava konusu faturaların sözleşme kapsamında belirlenen lisans devir bedellerine ilişkin olarak düzenlendiği nazara alındığında mahkeme gerekçesinde faturaların hizmet alacağına ilişkin olduğu şeklindeki tespit ve değerlendirmeye itibar olunamayacağını, dava konusu alacağın döviz olarak tahsiline karar verildiğini, TBK 99.maddede düzenleme mevcut olduğunu, somut olayda davacının takip talebi ve ödeme emrinde 3.195.188,15 TL'nin tahsilini talep ettiğini, bu suretle döviz alacağını takip tarihi itibariyle TL'ye çevirmek suretiyle TBK'nın 99/3 maddesi gereğince seçim hakkını ülke parası olan TL'den yana kullandığını, mahkemece TBK 99/3.maddesi gözetilerek davacının tercihinden dönmesinin mümkün bulunmadığı nazara alınarak takip tarihi esas alınmak suretiyle hesaplanacak TL karşılığı üzerinden hüküm tesisi gerekirken yabancı para üzerinden karar verilmesinin doğru olmadığını, icra inkar tazminatı kararının hukuka aykırı olduğunu, davacının müvekkili şirkete devretmeyi taahhüt ettiği ruhsatları başka ilaç firmalarına devrettiği, davacının herhangi bir zararının söz konusu olmadığını bu konuda dilekçelerine rağmen herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, eksik inceleme mahsulü olan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ederek, kararın kaldırılmasına, asıl davanın tümden reddine, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Asıl ve birleşen davalar, ticari satıma ilişkisi kapsamında doğan faturalara bağlı alacağı alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Asıl davada davacı- birleşen dosyada davalı vekili, yaptığı istinaf başvurusundan feragat etmiştir.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilince ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, 28.12.2017 tarihli lisans ve tedarik sözleşmesinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, asıl dosyada davacı olan şirketin sözleşme kapsamında edimlerini yerine getirip getiremediği, sözleşme kapsamında düzenlenen fatura alacaklarına hak kazanıp kazanamadığı, davacının icra takibi sonucunda mahkemece kurulan hükmün TBK'nın 99. maddesine uygun olup olmadığı, döviz cinsinden verilen hükmün usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı, davacının takip konusu alacağa hak kazanıp kazanamadığı, icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı, sonuç olarak asıl davada verilen kısmi kabul kararı ile birleşen davada verilen ret kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında 28.12.2017 tarihinde lisans ve tedarik sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmenin kapsamı, hakların tanınması ve lisans ücretlerinin 2. maddede düzenlendiği, 2.1.maddede; ... Şirketinin dosyaların tek sahibi olduğuna yer verildiği, 2.2.maddede; davacı şirketin davalı şirketi kabul eder ve davalı şirketin burada belirtilen koşullar altında davalının ortak pazarlama izinleri kapsamında ürünleri bölgesinde ticarileştirilmesine izin vermek için davacının dosyalarının kullanımına ilişkin münhasır, devredilemez bir lisans hakkını kabul edeceği, 2.3.bentte; her iki tarafında davalı şirketin ürünlerini bu anlaşma süresi boyunca yalnızca davacıdan satın aldığı tedarik koşullarını kabul edeceği, 2.4.maddede; tarafların ürünün satışı, pazarlanması ve dağıtımı konusunda anlaştıkları, davalının yalnızca davacı ... tarafından tedarik edilen ve satılan ürünlerin davalının ticari markaları uyarınca bu sözleşme hükümlerine uygun olarak pazarlama, tanıtım, dağıtım, satış öncesi ve/veya satış sonrası hizmetleri yürütmeyi kabul edeceğine, 2.12.maddede lisans ücretlerine yer verildiği, davacı tarafından bu anlaşma kapsamında davalıya verilen haklar göz önüne alındığında davalının davacıya davalı tarafından taksit ve kilometre başlarına göre 2.350.000,00 USD tutarında ödeme yapmayı kabul edeceği bu ödemeye KDV'nin hariç sayılacağı ve her taksit için Ardı Farma'dan orjinal faturayı aldıktan sonra bir ay içinde ödeneceğinin belirtildiği, 2.13.maddede; bununla birlikte ürünler için ortak pazarlama yetkilerinin bir veya daha fazlasının bölgede yetkili otoriteyi izin başvurusu tarihinden itibaren üç ay içinde alınamaması halinde tescilli ürünlerin yürürlük tarihinden en fazla bir ay ve bu anlaşmanın imzalandığı tarihte hala kayıtlı olmayan ürünler için pazarlama izni onay tarihinden sonraki bir ay içinde davalının anlaşmadan ilgili ürünleri çıkaracağı, kısmen sözleşmeyi sonlandıracağı veya bu sözleşmeyi tamamen feshedebileceği, herhangi bir ürün için ortak pazarlama izni alınmaması durumunda ve davacının ödenen lisans ücreti taksitlerinin %100 KDV ile birlikte davalıya iade edeceğine yer verildiği, 4.maddede ürünlerin tedarik ve depolanmasının düzenlendiği, 6.maddede; öngörme ve siparişe yer verildiği, 6.2.maddede; davalının ürünlerin tahmini 5 yıllık satış miktarlarının belirtildiği, en az %65'nin veya 68.'nin brüt kar marjını tutması koşulu ile %75 ni elde etmeyi taahhüt edeceği hususlarının ifade edildiği, ürün kalitesi ve taleplerinin 7.maddede yer aldığı, satış şartlarına 9.maddede yer verildiği, 9.1.maddede davalının zorunlu kurum indirimlerini, ürünlerin satış fiyatlarına uygulamak zorunda olduğu, 9.2.maddede pazarlama avantajları için ürünler için zorunlu olmayan diğer satış fiyatı indirimlerinin her iki tarafça dikkate alınacağının belirtildiği, 10.maddede; ödeme başlığı ile 10.1.maddede; davalının ürün bitmiş, paketlenmiş form olarak tedarik etmesi için davacı şirketi ödeyeceği bedelin ek(b) belirtilen fiyat olacağının ifade edildiği, 10.2.maddede; davalı şirketin bu anlaşma kapsamında satın alınan ürün için davacı şirkete ödeme yapacağı, bu ödemenin herhangi bir tartışmasız fatura ile ilgili olarak davacı şirketin nakit elektronik ödeme veya banka çekleri yolu ile proforma faturası eşliğinde davalıya teslim edildiği tarihten itibaren 60 gün içinde hesaptan hesaba yapılacağı hususlarına yer verildiği, 10.3.maddede; davalı şirketin bir faturanın herhangi bir bölümüne itiraz ederse davalının bu tartışmalı toplamın 7 günü içinde davacı şirketi bilgilendireceği, mesele çözülene kadar bu bedeli ödemekle yükümlü olmayacağı, makul çabanın gösterileceği, anlaşmaya varılamazsa 18.2.uyarınca çözüleceği, sözleşmenin sonrası ve etkili yükümlülüklerin 13.maddede düzenlendiği, 13.1.maddede; anlaşmanın yürürlük tarihinde yürürlüğe gireceği, sözleşme hükümlerine uygun olarak daha önce feshedilmediği sürece her ürün lansmandan sonra 5 yıl boyunca yürürlükte kalacağı, 13.2.maddede; temerrüte düşmeyen tarafın hangi durumlarda sona ermeden sözleşmeyi feshedebileceğine yer verildiği ve anlaşmanın herhangi bir hükmünün ihlal edilmesi ve telafi etmemesi durumunda ihlali olmayan tarafın bildirimi takip eden 90 gün içinde bu tür ihlaller önlenmez veya düzeltilmez ise diğer taraftan tasfiye durumunda şirketin ihlalden etkilenmesi halinde diğer tarafın talep ettiği yükümlülüklere uymayı kabul etmesi gerektiği, tarafların yasada veya hakkaniyete sahip oldukları diğer ve hak ve çözümlere helal getirmeksizin kendi takdirine bağlı olarak sözleşmeyi 90 gün öncesinden yazılı bildirimde bulunarak sona erdirebileceği, anlaşmanın bu madde uyarınca davalı tarafından feshedilmesi durumunda davalının alınan ürün için alınmış fakat ödenmemiş tüm meblağlarını davacıya ödeyeceği ve diğer hususlara yer verildiği, tazminatın 20.2.maddede düzenlendiği, sözleşmenin 21 maddeden oluştuğu, sözleşmenin ekinde ek-A olarak lisans ücretleri başlığı ile ...'nın anlaşmanın uygulanmasında ...'ya ödeyeceği, lisans ücretlerinin KDV hariç tablo şeklinde belirtildiği, molekül başlığı altında 5 adet ilaç adı ile karşısında lisans ücretlerinin Dolar bazında gösterildiği ve toplam bedelin 1.790,00 USD olduğu, bu miktarın her ürün için ne şekilde ödeneceğinin devamında yer aldığı, %30'nun anlaşma imzalandıktan sonra %30'nun ortak pazarlama yetkisi için bölgedeki yetkili otoriteye başvuru üzerine %20sinin ürün ortak pazarlama yetkilendirmesinin başarılı bir şekilde verilmesi durumunda %20 nin ise ürünün bölgede ilk satın alma siparişinin teslimi üzerine şeklinde belirlendiği, ek (b)'de arz fiyatlarının gösterildiği, sipariş miktarlarının ve lansman tarihleri ile diğer teknik sözleşme başlığı altında yer verildiği, tarafların TC Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumuna 20.04.2018 tarihinde başvuruda bulundukları, başvurularında ilaçların belirtildiği, 21.05.2018 tarihinde davacı şirket tarafından ...için tedarik anlaşma beyanı verildiği, ilgili makama yönelik dilekçelerin birden fazla kez ibraz edilmiş olduğu, davacı ve dava dışı ...... Ltd Şirketi tarafından .... Noterliğinde düzenlenen 08.08.2018 tarihli ihtarnamenin davalı şirkete gönderildiği, söz konusu ihtarnamade; şirkete gönderilen fatura bedellerinin vadesinin geçmiş olmasına rağmen halen ödenmediğinin tespit edildiği, cari hesap borcunun kapatılmasının taraflar arasındaki projenin devamı açısından büyük önem arz ettiği, aksi durumun tarafların ve projenin zarara uğramasına sebep olacağı, bu sebeplerle borcun 7 gün içinde ödenmesinin talep edildiği, 15.11.2018 tarihli ihtarnamede ise cari hesap borcunun ödenmediği, gönderilen ihtarnamenin tebliğ edilmiş olmasına rağmen şirkete ödeme yapılmadığı ve cari hesap alacağı ile ilgili olarak yasal yollara başvurulacağı, 90 gün geçmiş olduğu, bu süre içerisinde ödeme yapılmadığı gibi ticari ilişkiye dair herhangi bir işlem ve eylemin gerçekleştirilmediği, müvekkili şirketler tarafından muhatap şirkete keşide edilen faturalara konu müvekkili şirketin ruhsat sahibi olduğu Farmakoloji ürünlerle ilgili olarak muhatap şirket ile müvekkili şirketler arasında yapılmış olan tüm yazılı ve sözlü anlaşmalara ilişkin müvekkili şirketin herhangi bir akdi ve hukuki sorumluluğunun kalmadığını tüm yasal yollara başvurma hakları saklı kalmak kaydıyla ihtaren bildirildiği, davacı şirket tarafından davalı birleşen dosya davacı şirket adına 14.05.2018 tarihli satışa ilişkin olarak üç adet ürünle ilgili toplam 453.120,00 USD KDV ile karşılığı 1.957.478,40 TL tutarında e-fatura düzenlediği, 04.01.2018 tarihinde beş adet ürüne ilişkin olarak ürün geliştirme lisans aşama adı altında toplam 633.660,00 USD karşılığı 2.383.638,82 TL tutarında fatura düzenlediği, davacı şirket tarafından davalı şirket adına İstanbul Anadolu ........ İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 23.11.2018 tarihinde 566.400,00 USD asıl alacak ile 30.864,92 USD işlemiş faiz olmak üzere 3.195.188,15 TL'nin tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ilamsız icra takibinde bulunduğu, davalı şirketin icra dairesinin yetkisine ve borca itirazı üzerine asıl dosyada davacı şirket tarafından İİK 67.maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde itirazın iptali davasının açılmış olduğu, davalı karşı davacı şirketin ise 08.07.2020 tarihli dilekçe ile davacı birleşen dosyada davalı şirkete karşı ortak pazarlama yetkilendirme işlemlerinin sağlık bakanlığından alınması gereken resmi izinlerinin takibinin davacı şirket tarafından taahhüt edildiği, Sağlık Bakanlığına müracaatların iletildiği, dosya yetersizliği ve eksiklikleri nedeniyle müracaatların bakanlık tarafından reddedildiği iddia edilerek toplamda 5 adet ilaca dair lisans haklarının devri planlamasına ve lisans devir ücretine mahsuben müvekkili tarafından davalı şirkete 633.660,00 ABD Doları avans ödemesi yapılmasına rağmen bahse konu ilaçlara dair tek bir lisans devrinin gerçekleştirilmediği, buna rağmen davalı tarafından 15.11.2018 tarihli ihtarnamede sözleşmeden dönüldüğü belirtilerek avans ödemesi olan 663.660,00 USD asıl alacak ile 74.279,03 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 707.939,03 USD alacağın tahsili amacı ile İstanbul Anadolu ..... İcra Müdürlüğünün ...... Esas sayılı dosyasında 29.03.2019 tarihinde ... Şirketi aleyhine ilamsız icra takibi başlattığı, davalı şirketin borca ve takibe itirazı üzerine birleşen dosya davacısının İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/250 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davasını açtığı, her iki davanın 08.04.2021 tarihinde birleştirilmiş olduğu anlaşılmıştır. Tarafların dosyaya delillerini ibrazı ve ilgili delilerin dosya içerisine celbi sonrasında bilirkişi raporları alınmıştır. 18.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda; incelenen davacı defterlerinde, isteme dayanak faturaların yer aldığı; defterlerin usul ve yasa'ya uygun tutulup lehine delil teşkil ettiği; davalının ticari merkezinin ......'da olduğu; talimat yoluyla ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılması gerekip gerekmediğinin takdirinin mahkeme'ye ait olduğu; ancak, ...... Vergi Dairesi'nin yukarıda tanıtılan yazısı içeriğine nazaran, davacının istemine dayanak yaptığı faturaların, davalı tarafından BA formunda beyan edildiği görülmekle, ticari kayıtlarına aktardığı sonucuna varıldığı; faturaların iade edilmemesine göre, aleyhine delil teşkil ettiği; davacının itirazın iptaline ilişkin takip dosyasındaki istem biçiminde, (7/D-a) sayılı bentte açıklanan nedenlerle, çelişki bulunduğu açıklattırılması gerekip gerekmediğinin takdirinin mahkeme'ye ait olduğu; buna göre; davacının takibinde USD alacağının fiili ödeme tarihindeki karşılığının tahsilini istemesi halinde, takip tarihi itibariyle asıl alacak miktarının 566.400,00 USD, takip tarihine kadar birikmiş faiz alacağının 14.474,67 USD olduğu; bu ihtimalde belirlenen asıl alacağına, takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa m.da hükmü uyarınca kamu bankalarının vadeli mevduatlara uyguladığı en yüksek faizin yürütülmesini isteyebileceği; davacının TBK.m.99 hükmü uyarınca, takip tarihinde Türk Parası yönünden seçimlik hakkını kullanmış olması yönünde, asıl alacak miktarının 2.998.804,0 TL, takip tarihine kadar birikmiş faiz alacağının 76.636,12 TL olarak hesaplandığı; bu ihtimalde ise, asıl alacağına takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmesini isteyebileceği belirtilmiştir. Davacı vekilinin talebi üzerine mahkemece 04.12.2019 tarihli ara karar ile; 597,264,92 USD üzerinden ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmiştir. İstinaf talebi Dairemizin 2020/1560 Esas, 2020/1113 Karar sayılı kararı ile ihtiyati haciz kararına karşı itirazın reddine ilişkin 13.03.2020 tarihli ek karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacı vekili davalı vekilinin iddiası ve iddiaları üzerine 08.09.2020 tarihli dilekçe ile beyanda bulunmuştur. Söz konusu beyanında; davalı tarafın faturaları tebliğ aldıktan sonra TTK 21/2 gereği 8 gün içerisinde itiraz etmediğini ve içeriğini kabul etmiş sayılacağını, sözleşmeye istinaden 5 adet ürün geliştirme lisansı birinci aşama bedeli olan 1 nolu 633.660,00 USD faturanın davalı tarafça müvekkili şirkete ödendiğinin ticari kayıtlardan anlaşıldığını, 2.aşama bedeli olan 453.120,00 USD lik fatura ile 113.280,00 USD faturaya konu yükümlülüklerin ifa edildiğini ve davalı tarafa tebliğ edildiğini, davalının BA kayıtları ile ticari kayıtlarına işlediğini, hizmet almadığına dair herhangi bir belge sunulmadığını, davalının başvuruyu yarıda kesmesi nedeniyle ürün ruhsatlanma sürecini tamamlayamadığını, davalının kasti ve iradi olarak ruhsat başvuru sürecinin tamamlanması için söz konusu ürünlerin ortak pazarlama ruhsatını alamadığını ayrıca bakanlık tarafından nihai olarak ret edilmiş bir ürününde bulunmadığını, sözleşmenin 28.sayfasında bulunan ek-A lisans bedeli başlıklı ekinde sözleşme konusu 5 adet ilacın lisansın ortak pazarlama yetkisinin verilmesi karşılığı ödeme koşullarının düzenlendiğini, kurumun Beşeri Tıbbi Ürünleri Ruhsatlandırma Yönetmeliği kapsamında 13 ve 14 maddeleri uyarınca inceleme yaptığını, eksikliğinden iade edildiğini, bir tanesinin ise ruhsat kayıt ücreti yatırılmadığından iade edildiğini, davalı tarafından ruhsat başvurusundaki eksikliklerin giderilmediğini, müvekkilinin sözleşmeden döndüğü beyanının doğru olmadığını, kendi kusurundan faydalanmaya çalıştığını beyan etmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; davacı tarafın dava konusu fatura içeriği hizmeti sunduğuna sözleşmeden kaynaklanan edimlerini eksiksiz yerine getirdiğine dair tek bir somut delilin bulunmadığını, fatura içeriği hizmetin verilmediğinin bizzat davacı tarafça keşide olunan ihtarnamede net bir şekilde kabul edildiğini, müvekkili şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen ticari defterlerinde kayıtlı iade faturalarının bulunduğunu, BA ve BS formlarının celp ve tetkiki suretiyle sonuca gidilmesi gerekir iken incelemenin eksik ve hatalı olduğunu belirterek yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmasını talep etmiştir. Taraflara ait BA ve BS formlarının tamamı ilgili vergi dairelerinden dosya içerisine celp edilmiştir. 26.04.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda; talimat yolu ile davalı defterleri üzerinde yapılan incelemeye dayalı olarak düzenlenen 05.01.2021 tarihli raporda; davalının ticari defterlerine göre takip tarihinde davacıya cari hesap borç bakiyesinin 566.400,00 USD olduğu, davalı tarafın takip sonrasında 28.11.2018 günü iki adet faturaya karşılık aynı tutarda iki adet iade faturası düzenlediği ve cari hesap bakiyesinin (0) olarak kayıtlı olduğunun mütalaa edildiği, davacının takip başlattıktan sonra daha önceden teslim aldığı faturalar için 6 ay sonra iade faturası kesmesi nedeniyle önceki kesinleşen faturalar kapsamında davacının alacağının oluşmadığının ispat yükünün davalıya ait olduğu; mücerret defter kaydına iade faturasını işlemesinin yeterli olmadığı belirtilmiştir. Davacı vekili bilirkişi raporuna karşı beyanında; raporun icra takibine konu faturaların doğruluğunu ve her iki tarafın ticari kayıtlarında var olduğunu tespit ettiğini, davalı tarafından yapılan bir ödeme olmadığını, davalı tarafça BA formunda beyan edildiğinin belirtildiğini ifade ederek, itirazın iptali ile %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporuna karşı itirazında; kök rapora karşı itirazlarını tekrar ederek müvekkili şirketin lisans bedelinin %30'unu avans ödemesi olarak yapmasına karşı davalının hiçbir ürün için müvekkiline ortak pazarlanan ürün ruhsatı alıp devretmediğini belirterek, uzman bilirkişi heyetinden rapor alınıp davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 04.08.2021 tarihli 2. Ek bilirkişi raporunda; daha önce asıl dava kapsamında kök ve ek rapor düzenlendiği, anılan raporlardan sonra ... tarafından açılan davanın işbu dosya ile birleştirildiği; uyuşmazlık kapsamında, Sağlık Bakanlığı'ndan ruhsatlandırma aşamalarının sorulduğu; asıl davanın davacısı tarafından, düzenlenen faturaların sözleşmenin kararlaştırması gereği imza tarihinde ödenmesi gereken % 30 lisans ücreti ve etkili otoriteye başvuru itibariyle ödenmesi gereken diğer % 30'a karşılık geldiği; sözleşmede ödenen tutarların iadesinin istenebilmesinin ruhsatlandırma aşamasında bir imkansızlığın ortaya çıkmasına bağlı olduğu; yukarıda ilaç bazında yapılan irdelemede, başvuruların üsülen uygun görüldüğü; ruhsatlandırma sürecinin başlatılması için ücretin yatırılmasının istenildiği; diğer bir kısmında ise eksikliklerin tamamlanmasının istenildiği; ...'nın bu kapsamda, yükümlülüğün ... firmasında olduğu yönünde savunması bulunmadığı gibi, birleşen dava dilekçesinde de davacının taahhüdü kapsamında bulunduğunu bildirmesi yanı sıra esasen de, asıl davaya konu takip açılana kadarda herhangi bir uyarı ve ihtarda bulunmadığı; sözleşmenin feshi ya da kısmi fesih hallerinde, ...'ya iadesi talep hakkı tanındığı; ancak bu hakkın ...'dan kaynaklı ruhsat alımına engel durum için cari olduğu; vaki kararlaştırma ve mevcut delil durumu dikkate alınarak asıl ve birleşen dava kapsamında yapılan incelemede; asıl dava yönünden; daha önce düzenlenen kök ve ek rapordaki görüşlerin cari olduğu; birleşen dava yönünden; asıl davada varılan sonuç gereği, birleşen davadaki talep, koşulunun gerçekleşmediği; mahkeme'nin asıl davadaki bilirkişi görüşünü uygun görmemesi halinde, birleşen davada, davacının 04.01.2018 tarihli faturayı iade etmediği; ticari defterinde (diğer iade faturalarının kabulünün benimsenmesi halinde) borç/alacak bakiyesinin sıfır olduğu dolayısıyla birleşen davaya konu yaptığı itirazın iptali dosyasında yer alan 633.660,00 USD'nin ticari defter kayıtlarında alacak olarak gösterilmediği, yine kabul biçimi itibariyle de, temerrüt ihtarı yer almadığı belirtilmiştir. Tarafların ek rapora beyan ve itirazları sonrasında mahkemece yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden asıl davanın takip konusu asıl alacak üzerinden kısmen kabulüne, birleşen davanın ise reddine dair hüküm tesis edilmiştir. Taraflar arasında, lisans ve tedarik sözleşmesi mevcuttur. Söz konusu sözleşme iki taraflı bir sözleşme olup, her iki tarafa edimler yüklemektedir. Sözleşme kapsamında ve sözleşmenin ekindeki ek A'da yer alan lisans ücretlerinin ne şekilde ödeneceği düzenlenmiştir. Lisans ücretlerinden %30'nun anlaşma imzalandıktan sonra ödeneceği belirtilmiştir. Bu ödemenin birleşen dosya davacısı tarafından yerine getirilmiş olduğu tartışmasızdır. %30 oranındaki ödemenin ortak pazarlama yetkisi için bölgedeki yetkili otoriteye başvuru üzerine diğer %20 oranların ise yetkilendirilmenin başarılı bir şekilde verilmesi ve siparişin teslimi üzerine olduğu ifade edilmiştir. TBK'nın 123. maddesinde, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde süre verilmesi düzenlenmiştir. TBK'nın 123. maddesinde, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan birinin temerrüde düştüğü takdirde, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verilebileceği veya uygun bir süre verilmesinin hâkimden isteyebileceğine yer verilmiştir. Somut olayda Sağlık Bakanlığı yazı cevaplarından, reddedilen başvuruların sözleşme konusu ilaçların üretim lisansı başvurusu mu yoksa ortak ürün pazarlama yetkisi almasına ilişkin olduğu anlaşılamamakta ise de asıl davada davacı- birleşen davada davalı tarafından ortak ürün başvurusu yapıldığı ve bu nedenle lisans kullanım ücretinin ikinci kısmına ilişkin doğan alacak bedelinin faturalandırıldığı iddiasına karşın 08/08/2018 tarihli ihtarnamenin TBK'nın 125. maddesi kapsamında kabul edilmesi zorunludur. Diğer taratan, TBK'nın 125/1 fıkrası gereğince temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, ayrıca borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Davacı- birleşen dosyada davalı şirket 15/11/2018 tarihli ihtarname ile sonuç olarak taraflar arasında yapılmış tüm yazılı ve sözlü anlaşmalara ilişkin herhangi bir akdî ve hukuki sorumluluğunun kalmadığını bildirmiştir. TBK'nın 125/2.maddesindeki seçimlik haklarından sözleşmeden dönme hakkını kullanmıştır. Dönmenin sonuçları aynı maddenin 3. fıkrasında düzenlenmiştir. Dava konsu sözleşme üç aşamalı atipik sözleşmedir. Ancak ikinci aşamaya geçilmekle sürekli edimli sözleşme vasfını haiz olacaktır. Somut davada davacı başvuruları neticeye ulaşmamıştır. İkinci aşamaya geçilememiştir. Ani edimli sözleşmede ise iradenin geriye etkili sonuç doğurduğu sözleşmenin ihtarnamenin tebliğ ile birlikte sözleşme tarihi olan 28/12/2017 tarihinden itibaren ortadan kalktığı davalının lisans kullanım ücretlerini ödeme borcundan kurtulduğu ve sözleşme imza aşamasında ödediği lisans kullanım bedelinin %30'unun iadesini talep edebileceği, davacının ise sözleşmeden dönmesi nedeniyle aynen ifayı talep etme hakkı olmadığı gerekçesi ile asıl davanın reddine, birleşen davanın asıl alacak yönünden kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, sözleşmenin ve hukuki ihtilafın hatalı değerlendirilmesi neticesi verilen hüküm yerinde görülmemiştir (Emsal Yargıtay .Hukuk Dairesinin 2025/608 Esas,2025/3354 Karar 13/10/2025 tarihli ilamı). Ancak yapılan hata dosya kapsamı gereğince yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyeceğinden, hükmün düzeltilerek esas hakkında karar verilmesi uygun görülmüştür.Açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı birleşen dosyada davalı vekilinin istinaf başvurusunun 19.01.2023 tarihli dilekçesiyle istinaf kanun yolundan feragat etmiş olmasından dolayı HMK'nın 349.maddesi uyarınca feragat nedeniyle reddine; asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2. maddesi gereğince kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davalarda verdiği istinafa konu kararın kaldırılmasına, asıl ve birleşen davalar hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine ve neticede davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun, 19.01.2023 tarihli dilekçesiyle istinaf kanun yolundan feragat ettiğinden, HMK'nın 349. maddesi uyarınca feragat nedeniyle reddine; asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin asıl ve birleşen davalarda verdiği istinafa konu kararın kaldırılmasına, asıl ve birleşen davalar hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda; A-ASIL DAVADA: 1-Davanın reddine, 2-Alınması gereken 732,00 TL harcın, peşin olarak alınan 38.589,89 TL harçtan mahsubu ile artan 37.857,89 TL harcın, hüküm kesinleştiğinde ve talep hâlinde, davacı tarafa iadesine, 3-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, iş bu hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince hesaplanan 457.374,46 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına 5-Asıl dosyada davalı tarafça yapılan toplam 1.281,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Kararın kesinleşmesi ve talep halinde HMK 333. maddesi gereğince artan gider avanslarının yatıran taraflara iadesine, B-BİRLEŞEN DAVADA: 1-Birleşen davanın kısmen kabulü ile davalı borçlunun İstanbul Anadolu ....... İcra Müdürlüğünün ...... Esas sayılı ilamsız icra takibine yaptığı itirazın İİK'nın 67/1 maddesi kısmen iptali ile 633.660,00 USD asıl alacağın icra takip tarihinden itibaren işleyecek ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak temerrüt faziyle birlikte tahsili için takibin devamına, fazlaya ilişkin itirazın iptali talebinin reddine, 2-Likit alacağa yönelik haksız itiraz nedeniyle İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, hükmolunan döviz alacağının takip tarihindeki Türk lirası karşılığı olan 3.523.529,80 TL'nin %20'si oranında hesaplanan 704.705,96 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gereken 240.692,32 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 47.543,88 TL' nin mahsubu ile bakiye 193.148,44 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 47.543,88 TL peşin karar harcı giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 53,00 TL diğer yargılama giderlerinin, takdiren 50,00 TL'lik bölümünün davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, iş bu hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 500.058,87 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddedilen miktar üzerinden AAÜT gereğince hesap ve takdir edilen 66.085,76 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan gider ve delil avanslarından artan kısımların, yatıran taraflara iadesine, C-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Asıl davada davacı- birleşen davada davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; asıl davada davacı- birleşen davada davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince asıl davada davacı- birleşen davada davalıya iadesine, b-Asıl davada davacı- birleşen davada davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, c-Asıl davada davalı- birleşen davada davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; asıl davada davalı- birleşen davada davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştikten sonra ve talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince, asıl davada davalı- birleşen davada davacı tarafa iadesine, d-Asıl davada davalı- birleşen davada davacı tarafından harcanan 220,70 TL harç gideri, 105,60 TL posta gideri olmak üzere toplam 326,30 TL kanun yolu giderinin, asıl davada davacı- birleşen davada davalıdan alınarak, asıl davada davalı- birleşen davada davacıya verilmesine, 8-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, 9-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,12.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.