T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:09/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:21/06/2022 DAVA:Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:25/05/2018 ASIL DAVA:Limited şirket müdürünün sorumluluğundan kaynaklı tazminat davası BİRLEŞEN DAVA:Şirketin feshi, olmadığı takdirde ortaklıktan çıkm…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:09/02/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:21/06/2022 DAVA:Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:25/05/2018 ASIL DAVA:Limited şirket müdürünün sorumluluğundan kaynaklı tazminat davası BİRLEŞEN DAVA:Şirketin feshi, olmadığı takdirde ortaklıktan çıkma DAVA TARİHİ :25/05/2018(asıl dava)- 03/07/2018 (birleşen dava) KARAR TARİHİ:21/06/2022 GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:09/02/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Ana dava dosyasında: Davacı vekili; davalı şirkette ... ailesinin hisselerinin %75, davacıların hissesinin de %20 ..., %5 ...’ın olduğunu, şirket müdürününde hakim hisseye sahip ortaklardan ... olduğunu, şirketin Antalya Organize Sanayi Bölgesinde ... imalatı yapmakta olduğunu, davacı ...’ın 2010 yılından beri şirket çalışanı iken, şirket müdürünün haksız gerekçe ile Ağustos 2017 de ...’ın iş akdine son verdiğini, buna karşı da davacı tarafından Antalya 3.İş Mahkemesinde ... Esas sayılı dosya ile dava açıldığını, davacı ... tarafından şirkette bir takım usulsüzlükler tespit edildiğini, bunların dile getirilmesi üzerine şirket müdürü tarafından iş akdinin feshedildiğini, davacının şirketten uzaklaştırıldığını, şirketin hakim hisse sahibi ortaklar ve müdür tarafından zarara uğratıldığını, davalı şirket müdürünün kendi aile şirketleri olan ... Yapı AŞ e ... ... AŞ’de de ortak ve yetkili olduğunu, bu şirketler ile davalınında ortak olduğu dava dışı şirket zararına işlemler yapıldığının tespit edildiğini, ... Yapı AŞ'nin inşaat sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, ... Ltd Şti ile ticari ilişki içerisinde olduklarını, iki şirketin de yetkilisinin ... olduğunu, davalının müvekkillerinin de ortağı olduğu şirketin zararına kendi aile şirketlerine kayıtlı kayıtsız satışlar yaptığını, bu şirketin asıl faaliyeti olmamasına rağmen ... Ltd Şti’ne önemli ölçüde ham madde satışı yaptığını, davacıları ve şirketi zarara uğrattığını, bu hususların davacılar tarafından Antalya 17.Noterliğinin 08.09.2017 tarih ve ... yevmiye nolu, Antalya 16.Noterliğinin 29.11.2017 tarih ... yevmiye nolu ve Üsküdar 27.Noterliğinin 30.11.2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarlara konu edildiğini, şirket defterleri incelendiğinde durumun ortaya çıkacağını, ... Proje Ltd. Şti (... Yapı AŞ) 16.12.2010 tarihli ... seri nolu fatura ile sahibi olduğu ... evlerindeki ... nolu taşınmazı, ... seri nolu fatura ile de ... nolu taşınmazı ... İnş. Turz. Ltd. Şti’ne sattığını, bu taşınmazların ... Ltd. Şti tarafından da 01.08.2014 tarih ve ... seri nolu fatura ile ... İnş. Malz. Ltd. Şti’ne satıldığını, ancak şirketin bilançosunda bu 2 taşınmaz olmasına rağmen belirtilen taşınmazlardan ... nolu taşınmazın davalının aile şirketlerinden ... Yapı A.Ş. tarafından 3.kişilere satıldığını, ... nolu taşınmazın da tapusunun verilmediğini, davacıların tespiti sonrasında yaptıkları ihtar ile yıllar sonra ... nolu taşınmazın tapusunun şirkete devredildiğini, satılan ... yerine de başka bir tapu devri yapıldığını, bu geçen süreçte şirketin ... Euro gibi bir kaynağını kullanamadığını, şirket müdürü tarafından şirketin zarara uğratıldığını, davalı şirket müdürünün şirketteki müdürlükten kaynaklı tüm işlerini finans müdürü ve akrabası olan ...’ye gayri resmi olarak bıraktığını, banka talimatlarının dahi imza taklidi ile bu kişi tarafından yapıldığını, hesap verilmediği için şirketin parasının bu kişi tarafından nerelere harcandığı, kayıtlara geçip geçmediği yönünde şüplerinin bulunduğunu, davalı şirket müdürünün 30.06.2017 tarihli ara bilanço üzerinden bağımsız denetçiden rapor aldırarak şirketin borca batık olduğu derhal ortaklar kurulu toplantısı yapılarak sermaye artırımı yapılması yönünde karar aldırıldığını, ortaklar kurulunun 06.10.2017 de toplandığını, bu toplantıda davacıların muhalefet şerhine rağmen sermaye artırım kararı alındığını ancak tescilinin yaptırılamadığını, şirket müdürü tarafından 05.01.2018 de yeniden ortaklar kurulu toplandığını, bu toplantıda da davacıların bir çok talep ve muhalefetleri olmasına rağmen şirket müdürünün divan başkanlığında yapılan toplantıda bunların hiç tutanağa geçirilmediğini, bu kararların iptali için Antalya 2.Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosya ile dava açıldığını, şirketin borca batık olmadığının müvekkillerinin borçlu olduğu Antalya 2.İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyadan alınan raporla sabit olduğunu, şirketin 2013 ten beri zarar ettiğini, bu nedenlerle davalının müdürü olduğu ... İnşaat Malz. Plastik İnş. Taş. Kimya Endüstriyel Mak. San. Ve Tic. Ltd Şti’nde oluşturduğu 20.000,00 TL (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL) maddi zararın ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak TTK.555/1 fıkrası uyarınca ... İnşaat Malz. Plastik İnş. Taş. Kimya Endüstriyle Mak. San. Ve Tic. Ltd. Şti’ne ödenmesine, davalının dava sonuna kadar TTK m. 630/2-3 uyarınca şirket müdürlüğü görevinden alınması ile şirketi temsil yetkisinin tamamen kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; davalı şirkette ... ailesinin hisselerinin %75, davacıların hissesinin de %20 ..., %5 ...’ın olduğunu, şirket müdürününde hakim hisseye sahip ortaklardan ... olduğunu, şirketin Antalya Organize Sanayi Bölgesinde ... imalatı yapmakta olduğunu, davacı ...’ın 2010 yılından beri şirket çalışanı iken, şirket müdürünün haksız gerekçe ile Ağustos 2017 de ...’ın iş akdine son verdiğini, ...’ın daha öncesinde müvekkili şirket bünyesinde birleşen ... İnşaat Tur. inş. Malz. San. Ve Tic. Ltd. Şti.’nin hissedarı ve yetkilisi olduğunu, ancak ...’ın bu şirketi basiretli bir tacir gibi yönetemediğinden ve şirket müdürlüğünün kendisine yüklediği sorumluluk ve görevlerin gereğini yerine getiremediğinden anılan şirketin davalı şirket bünyesinde birleştiğini, ... İnşaat Tur. inş. Malz. San. Ve Tic. Ltd. Şti.’nin her ne kadar davalı şirket bünyesinde birleşmiş olsa da şirketin birleşmesi sonucunda davacının söz hakkının hiçbir zaman elinden alınmadığı, her ne kadar şirket müdürü ... de olsa şirket yönetimine ilişkin karar alınırken her zaman davacınında görüşünün alınarak hareket ettiğini, davacının göndermiş olduğu 24.07.2017 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde de “şirketin beyni" olduğunu söyleyerek bu hususu kabul ettiğini, ...’ın iş akdinin feshedildiği tarihe kadar tüm şirket işlemlerini takip ettiğini, sundukları fatura, irsaliye, çek görüntüsü ve sair belgelerde ...’ın elinden sadır imza niteliğinde paraflar olduğunun görüleceğini, yapılan tüm işlemlerin ...’ın kontrolünden geçtiğinin sabit olduğunu, davacıların kendilerine hesap verilmediği, şirket paralarının nereye harcandığı, kayıtlara geçip geçmediğini bilmedikleri yönündeki iddialarının geçerliliğinin bulunmadığını, davacılardan ...’ın 18.08.2017 tarihine değin davalı şirket çalışanı da olup bu tarihte kendisinin iş akdinin şirketin üretim ve yönetimine ait bilgi ve belgeleri üçüncü şahıslar ve kurumlarla paylaşması sebebiyle feshedildiğini, taraflar arasındaki husumetin de bu tarih sonrasında doğmaya başladığını, şirketin ... tarafından en iyi şekilde yönetildiğini ve her türlü ekonomik zorlukların şirket müdürü olan davalının üstün çabasi ile aşıldığını, şirketin strafor imalatı yapmakta olup alanında Antalya’nın hatırı sayılır şirketlerinden biri olduğunu, ancak son dönemde yaşanan ekonomik kriz, ticaret yapılan çok sayıda şirketin art arda batma noktasına gelmesi ve yukarıda bahsedildiği gibi hissedarlardan ...’ın kişisel olarak kar sağlamak amacıyla şirket zararına hareket etmesi nedeniyle şirket sermayesinin bir kısmını kaybettiği, aynı dönemde şirketin bankalar ile yapmış olduğu şifahi görüşmeler neticesinde şirketin anılan bankalardaki halihazırda bekletilen kredilerinin ve devam eden kredi uygulamalarının genel müdürlük kararıyla durdurulduğunu, durumun şirket müdürüne bildirildiğini, bu durumu gösteren ihtarname örneklerinin dilekçe ekinde sunulduğunu, limited şirketlerde sermaye kaybı ve borca batıklık durumlarında anonim şirketlere ilişkin hükümlerin uygulanacağının düzenleme altına alındığını, ... İnşaat Malzemeleri ... Kimya Endüstriyel Makine Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin son sermaye artırımından önceki sermayesinin 5.150.000TL olduğunu, sermayenin 5.150.000TL tutarında olmasına rağmen, şirketin özvarlığının ... tutarında olup, sermayenin yüzde elli birinin karşılıksız kaldığını, davalı şirket müdürü tarafından TTK 376 uyarınca sermaye artırımının iyileştirici önlem olarak genel kurulun onayına sunulduğunu, sermaye artırımına katılmak hususunda tüm ortakların rüçhan hakkının mevcut olup, şirket müdürü davalı tarafından tüm ortaklara rüçhan hakkının kullanımı hususunda gerekli ihtarların çekildiğini ve bu hakkın kullanımı için Kanun’da geçen 15 günlük süre verildiğini, şirketin mali tablolarının giderek kötü bir hale gelmesi, şirketin nakit ihtiyacının olması ve vadesi gelmiş borçların bulunması sebebiyle; müvekkili şirket müdürü tarafından şirkete ait ödemelerin yapıldığını, müvekkili tarafından şirkete verilen nakit paranın tahsil edilmesi, şirketin mali durumunu daha kötü hale getirecek nitelikte olup; şirketin özvarlıgının güçlendirilmesi amacıyla sermayeye eklenmesi yoluna gidildiği ve diğer tüm ortaklara da bu hususta rüçhan hakkının tanındığını, müvekkili tarafından TTK 376 uyarınca genel kurula mali tabloların düzeltilmesi için gerekli iyileştirici önlemlerin sunulduğu ve söz konusu sermaye artırımının da genel kurul tarafından kabul edildiğini, şirket bilançosunun çıkarılması neticesinde şirketin borca batık hale gelmesini önlemek amacıyla bu süreçte şirket müdürü olan ...'in borçların ödenmesi için şirket hesaplarına nakit para yatırdığı, şirketin mali yoksunluktan çıkarılması için alınacak tedbirler konusunda acele davranılması gerektiği hususunun şirket hissedarlarına Antalya 17. Noterliği’nln 16.11.2017 tarih, ... yevmiye no’lu ihtarnamesi bildirildiğini, TTK m. 633 ve 376 gereğince şirket müdürünün bu durumda yapması gereken şirketin mali durumunun düzeltilmesi için gerekli önlemlerin alınması için genel kurulu toplantıya çağırmak ve gerekli önlemlerin alınmasını sağlama olduğunu, müvekkil şirket adına yetkili ... tarafından Antalya 17. Noterliği’nin 20.12.2017 tarih, ... yevmiye no’lu ihtarnamesi ile ortaklara genel kurul için çağrı yapılmış ve bu çağrıda finansal tablolar, yıllık faaliyet raporu, bilançolar, sermaye artırımını evraklarının şirket merkezinde pay sahiplerinin incelemesine açık bulunduğunun da bildirildiğini, 05.01.2018 tarihli Genel Kurul Kararı ile sermaye artırımına gidildiğini, şirketin işleyişini sekteye uğratan davacılardan ... hakkında Antalya C.Başsavcılığı’nın ... soruşturma sayılı dosyası ile şikayette bulunulduğunu, soruşturmanın halen devam ettiğini, dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesini, aksi halde esasa ilişkin itirazları dikkate alınarak hukuki dayanaktan yoksun, haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen ... Esas sayılı dava dosyasında; Davacı vekili; davalı şirkette ... ailesinin hisselerinin %75, davacıların hissesinin de %20 ..., %5 ...’ın olduğunu, şirket müdürününde hakim hisseye sahip ortaklardan ... olduğunu, şirketin Antalya Organize Sanayi Bölgesinde ... imalatı yapmakta olduğunu, davacı ...’ın 2010 yılından beri şirket çalışanı iken, şirket müdürünün haksız gerekçe ile Ağustos 2017 de ...’ın iş akdine son verdiğini, buna karşı da davacı tarafından Antalya 3.İş Mahkemesinde ... Esas sayılı dosya ile dava açıldığını, davacı ... tarafından şirkette bir takım usulsüzlükler tespit edildiğini, bunların dile getirilmesi üzerine şirket müdürü tarafından iş akdinin feshedildiğini, davacının şirketten uzaklaştırıldığını, şirketin hakim hisse sahibi ortaklar ve müdür tarafından zarara uğratıldığını, davalı şirket müdürünün kendi aile şirketleri olan ... Yapı AŞ e ... ... AŞ’de de ortak ve yetkili olduğunu, bu şirketler ile davalınında ortak olduğu dava dışı şirket zararına işlemler yapıldığının tespit edildiğini, ... Yapı AŞ'nin inşaat sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, ... Ltd Şti ile ticari ilişki içerisinde olduklarını, iki şirketin de yetkilisinin ... olduğunu, davalının müvekkillerinin de ortağı olduğu şirketin zararına kendi aile şirketlerine kayıtlı kayıtsız satışlar yaptığını, bu şirketin asıl faaliyeti olmamasına rağmen ... Ltd Şti’ne önemli ölçüde ham madde satışı yaptığını, davacıları ve şirketi zarara uğrattığını, bu hususların davacılar tarafından Antalya 17.Noterliğinin 08.09.2017 tarih ve ... yevmiye nolu, Antalya 16.Noterliğinin 29.11.2017 tarih ... yevmiye nolu ve Üsküdar 27.Noterliğinin 30.11.2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarlara konu edildiğini, şirket defterleri incelendiğinde durumun ortaya çıkacağını, ... Proje Ltd. Şti (... Yapı AŞ) 16.12.2010 tarihli ... seri nolu fatura ile sahibi olduğu ... evlerindeki ... nolu taşınmazı, ... seri nolu fatura ile de ... nolu taşınmazı ... İnş. Turz. Ltd. Şti’ne sattığını, bu taşınmazların ... Ltd. Şti tarafından da 01.08.2014 tarih ve ... seri nolu fatura ile ... İnş. Malz. Ltd. Şti’ne satıldığını, ancak şirketin bilançosunda bu 2 taşınmaz olmasına rağmen belirtilen taşınmazlardan ... nolu taşınmazın davalının aile şirketlerinden ... Yapı A.Ş. tarafından 3.kişilere satıldığını, ... nolu taşınmazın da tapusunun verilmediğini, davacıların tespiti sonrasında yaptıkları ihtar ile yıllar sonra ... nolu taşınmazın tapusunun şirkete devredildiğini, satılan ... yerine de başka bir tapu devri yapıldığını, bu geçen süreçte şirketin ... Euro gibi bir kaynağını kullanamadığını, şirket müdürü tarafından şirketin zarara uğratıldığını, davalı şirket müdürünün şirketteki müdürlükten kaynaklı tüm işlerini finans müdürü ve akrabası olan ...’ye gayri resmi olarak bıraktığını, banka talimatlarının dahi imza taklidi ile bu kişi tarafından yapıldığını, hesap verilmediği için şirketin parasının bu kişi tarafından nerelere harcandığı, kayıtlara geçip geçmediği yönünde şüplerinin bulunduğunu, davalı şirket müdürünün 30.06.2017 tarihli ara bilanço üzerinden bağımsız denetçiden rapor aldırarak şirketin borca batık olduğu derhal ortaklar kurulu toplantısı yapılarak sermaye artırımı yapılması yönünde karar aldırıldığını, ortaklar kurulunun 06.10.2017 de toplandığını, bu toplantıda davacıların muhalefet şerhine rağmen sermaye artırım kararı alındığını ancak tescilinin yaptırılamadığını, şirket müdürü tarafından 05.01.2018 de yeniden ortaklar kurulu toplandığını, bu toplantıda da davacıların bir çok talep ve muhalefetleri olmasına rağmen şirket müdürünün divan başkanlığında yapılan toplantıda bunların hiç tutanağa geçirilmediğini, bu kararların iptali için Antalya 2.Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosya ile dava açıldığını, şirketin borca batık olmadığının müvekkillerinin borçlu olduğu Antalya 2.İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyadan alınan raporla sabit olduğunu, şirketin 2013 ten beri zarar ettiğini, davalı şirketteki hakim hisse sahibi “...” ailesinin davacıyı şirketten uzaklaştırmak için her türlü yola başvurduğunu, sermaye artırımını dahi bunun için bir araç olarak kullandığını, yıllardar ortaklar kurulunun toplanamamış olmasına rağmen sadece sermaye artırımı yapmak için ortaklar kurulunu toplantıya çağırdıklarını, son toplantıda da tek taraflı sahte tutanak ile sermayeyi arttırma yoluna gittiklerini, bu güne kadar hiçbir şekilde davalı şirkette kar dağıtımı yapılmadığını, taraflarınca şirket müdürünün şirketi uğratmış olduğu zararlar sebebi ile Antalya 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. Nolu dosya ile dava ikame edildiğini, ortaklığın müvekkilleri açısından çekilmez hale geldiğini ve işbirliğinin ortadan kalktığını gösterdiğini, bu sebeplerle şirketin feshini, bu mümkün olmazsa davacıların ortaklık paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenmesi ile ortaklıktan çıkmaya karar verilmesini, 6102 sayılı TTK 636/3 maddesi uyarınca davalı şirketin haklı nedenlerle feshine, mahkemenin haklı sebeplerin varlığına kanaat getirmesi fakat şirketin feshini uygun bulmaması halinde TTK 636/3 maddesi de izin verdiği üzere, müvekkillerinin karar tarihine en yakın tarihteki paylarının gerçek değerinin fazlaya ilişkin haklı saklı kalmak kaydı ile şimdilik 20.000,00 TL' nin (bilirkişi raporu ile belirlenecek payın gerçek değerine göre arttırılmak üzere) faizi ile kendilerine ödenmesi ile davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmasına, 6102 sayılı TTK 630/2 maddesi gereğince şirket müdürünün temsil yetkilerinin sınırlandırılmasına, müvekkillerinin çıkma halinde hisseleri oranında ortaya çıkacak alacaklarının, ayrılma akçelerinin teminatını oluşturmak üzere şirketin aktifinde yer alan menkul ve gayrlmenkulleri üzerine takdiren teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; Davacı yanca açılmış olan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, şirketin bir aile ortaklığı olarak kurulup devam ettiğini, ortaklıktan çıkmak isteyen davacıların, diğer iki şirket ortağı ile akraba olduklarını, şirketin öncesinde davacı ... tarafından yönetilmekte iken davacının kötü yönetimi ve kararları neticesinde şirket yönetiminin değişerek ...' in yönetmesine ...'ın yöneticilik sıfatının kaldırılmasına, resmi kurum ve kuruluşlarda imza yetkilisinin ... iken şirketin yönetim ve idaresi, üretim bandı ve de personel istihdamı, mal alım satımının ...’ın kontrolünde gerçekleştirilmesine karar verildiğini, ...’ın şirket ile ilgili olarak gerek üretimdeki gerekse pazarlamadaki bilgi ve donanımını üçüncü kişilerle paylaşmış olması sebebiyle iş akdinin feshi sonrasında davacı ... ve annesi diğer davacı ...’ın şirketin ortaklarına şirketteki hisselerini satmak istediklerini dile getirdiklerini, bunun üzerine şirket ortaklarından afaki meblağlar talep etmeleri üzerine ödeyemeyeceklerini, dilerlerse hisselerini başka birilerine de satabilecekleri denildiğinde hisseleri alacak yeni alıcıları bulamamaları üzerine bir takım işlemlere giriştiklerini, şirket ortağı ve de şirket müdürü ...’in şirketin darboğaza girmesi üzerine şirkete ... TL para aktarımı yaptığını, bu aktarımı yapmasının sebebinin şirketin çalışmasının önünü açmak ve de şirket ana sermayesinin günden güne erimesi karşısında önlem almak olduğunu, şirket ana sermayesinin ... TL’den ... TL ye çıkarılmasına karar alındığı şirket adına yetkili ... tarafından Antalya 17. Noterliği’nin 20.12.2017 tarih, ... yevmiye no’lu ihtarnamesi ile ortaklara genel kurul için çağrı yapıldığı ve bu çağrıda finansal tablolar, yıllık faaliyet raporu, bilançolar, sermaye artırırını evraklarının şirket merkezinde pay sahiplerinin incelemesine açık bulunduğu da bildirildiğini, müvekkili şirket yetkilisi tarafından hissedarlara gönderilen ihtarnamede, şirketin mali tabloları değerlendirildiğinde yapılacak bir sermaye artırımının şirketin sermaye kaybının önüne geçeceğini, bu nedenle yapılacak sermaye artırımında rüchan haklarını kullanıp kullanmayacaklarını, kullanmaları halinde ise nakdi artırıma katılacakları tutarı bildirmek üzere tebliğden itibaren 15 gün süre verildiğini, ancak davacıların işbu sermaye artırımına katılacaklarını ve hangi tutarda katılacaklarına ilişkin bir bildirimde bulunmadıklarını, 6102 sayılı TTK’mn sermaye artırımına ilişkin şirket ana sözleşmesi değişikliğinin ne şekilde yapılacağının açıkça düzenlendiğini, genel kurulun sermaye artırımına ilişkin kararıyla, ortakların yeni payları almaya ilişkin rüçhan hakkı, ancak haklı sebeplerin varlığında ve 621 inci maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde öngörülen nisapla sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir. Şirket sermayesinin artırılması durumunda şirketin özvarlığı ... TL’ye yükseltilecek olup, sermaye artırımı sonucunda sermaye ve yedek akçelerin toplamının en az yarısının korunacağı, şirket sermayesinin karşılıksız kalmayacağının raporla tespit edildiğini, Antalya 4.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E. Sayılı dosyası ile müvekkili şirket müdürü olan ... hakkında şirketi zarara uğrattığından bahisle tazminat istemiyle dava açıldığını, bu sebeplerle şirket işleyişinin normale dönmesi için ivedilikle dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edilmesine, şirket merkezi, şirket ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme ve irdeleme yapılmak suretiyle rapor tanzim edilmesine, akabinde davalı müvekkil şirkete atanmış olan kayyum görevine son verilmesine, davacı ortakların iç dengeleri bozmak ve suni sebepler yaratmak suretiyle ortaklık ilişkisinden çıkma girişimlerinin yasada belirtildiği üzere haklı gerekçelerle açılmamış olması sebebiyle ortaklıktan çıkma ve şirketin feshi taleplerinin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... davalı şirketin bilirkişi raporlarıyla tespit edildiği üzere ... TL öz varlığının bulunduğu, şirketin 31/12/2020 tarihi itibariyle dönem net karının 3.031.751,87 TL olduğu, öz varlığa sahip, faaliyetlerine devam eden, borçlarını ödeyebilen ve karlılık durumunda bulunan şirket yönünden haklı sebeple feshe ilişkin yasal koşulların bulunmadığı, davacıların çıkma istemine ilişkin olarak da, davalı şirket ortağa aynı zamanda müdürünün kusurlu hareketleri gösterilmiş ise de; bu hareketlerinde davacı tarafça ispatlanamadığı, taraflar arasındaki geçimsizliğin mevcut hali ile şirketin işleyişine engel teşkil edecek nitelikte olmadığı, dolayısıyla hem şirketin feshi hem de davacılar yönünden şirketten çıkma ile çıkma payının ödenmesine ilişkin talepleri yönünden yasal koşulların oluşmadığının kabulü gerekmiştir. Açıklanan gerekçelerle asıl dava ve birleşen dava yönünden aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. ..." şeklinde karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin 09/09/2022 tarihli ek kararında özetle; Birleşen ... Esas sayılı dosyasının 04/07/2018 tarihli tensip tutanağının 11 nolu ara kararı ile (davalı şirkete mali müşavir ...'nun denetim kayyımı olarak atanmasına, kayyıma aylık 1.000,00 TL ücret takdirine, kayyım ücretinin davalı şirket tarafından karşılanmasına, kararın Antalya Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirilmesine" karar verildiği, ancak şirket feshini gerektirir haklı bir durumun davacılar tarafından ispatlanamadığı, ortaklıktan çıkma taleplerinin yasal koşullarının oluşmadığı gerekçeleriyle birleşen davanın da reddine karar verildiği anlaşılmıştrı. Ancak birleşen davanın reddine dair karara rağmen denetim kayyımı yönünden hüküm tesis edilmediği, tedbir niteliğindeki denetim kayyımının görevinin sonlandırılmasına ilişkin HMK'nun 305/A maddesi gereği ek kararı verilmesi gerektiği anlaşılmış olmakla aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin iş adamı kararı ilkesini gerekçe göstererek sorumluluk davasının reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira iş adamı kararı ilkesinin mevzuatta yasal bir düzenlemesi bulunmadığını, sadece TTK'nın 369. maddesinin gerekçesinde anonim şirket yönetim kurulu üyelerine atıf yapıldığını, bu ilkenin Limited Şirket müdürlerini kapsayan bir ilke olmadığının açık olduğunu, zira Limited Şirketlerde müdür bulunduğunu ve müdürün sorumluluğunun TTK 626. maddede düzenlendiğini, davalının müdür olduğu şirketi zarara uğrattığının bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu, zararın oluşmasında davalının kötüniyetli davranışlarının tanık anlatımlarıyla da ispatlı olmasına rağmen bu anlatımlara gerekçeli kararda yer verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinin zararın tespit edilmesine rağmen HMK'nın 107/2. maddesine göre harcı tamamlamak üzere süre vermemesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek davalının sorumluluğunun TTK 626. maddeye göre değerlendirilmesi gerektiğini, birleşen dava yönünden kararın gerekçelendirilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesinin birleşen dava yönünden sadece TTK'nın ilgili maddelerini yazmakla yetinerek fesih/ortaklıktan çıkma koşullarının gerçekleşmediğini belirtip davanın reddine karar verdiğini, oysa tüm iddiaların delillerle ispatlı olduğunu, bu nedenle birleşen dava yönündeki kararın gerekçesiz olduğunu, ilk derece mahkemesinin karara en yakın tarihte ortaklık paylarının gerçek değerini HMK 107/2'ye göre tespit ettirmemesinin ve harcı tamamlattırmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira ortaklıktan çıkma davalarında karar tarihine en yakın tarihteki hisse değerinin tespiti ve harcın tamamlattırılmasının yasal zorunluluk olduğunu, ilk derece mahkemesinin haklı sebeplerin varlığına rağmen davanın reddine karar verip başka bir çözüm üretmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, haklı sebeplerin delillerle ispatlı olmasına rağmen davanın reddinin yasaya aykırı olduğunu, birleşen dava kapsamında fesih veya ortaklıktan çıkarılma ile paylarının gerçek değerlerinin ödenmesini talep ettiklerini, müvekkillerinden ...'a iftira atılıp iş akdinin haksız feshedildiğini ve bu durumun mahkeme kararıyla ispatlandığını, davalı şirket müdürünün usulsüzlükler sebebiyle şirketi zarara uğrattığını (gayrimenkul devirleri ve hammadde alımları yoluyla) bilirkişi raporlarıyla tespit edildiğini, davalı şirket müdürünün yasaya aykırı şekilde toplantı tutanağı düzenleyip tescil ettirdiğini, banka kayıtları ile şirket defter kayıtları arasında uyumsuzluklar bulunduğunu ve sürekli sermaye artırımlarıyla müvekkillerinin sermayelerinin eritilmeye çalışıldığını, müvekkillerinin bilgi alma hakkının engellendiğini ve fabrikaya alınmadıklarını, hakim hisse sahibi ortakların müvekkillerini şirketten uzaklaştırmak ve sermayelerini eritmek için muvazaalı işlemler yaptığını belirterek, ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak davalı şirketin feshine, mümkün olmadığı takdirde ortaklık paylarının güncel değerlerinin tespit edilerek faiziyle birlikte müvekkillerine ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkarılmalarına karar verilmesini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. Davacılar vekili 09/09/2022 tarihli ek karara karşı istinaf dilekçesinde özetle; kayyıma ödenen 48.000,00-TL ücretin müvekkillerinden tahsiline yönelik kuralan hükmün usul ve yasaya aykırı olduğunu, re'sen atanan kayyım ücretinin HMK'nın 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden olmadığını, denetim kayyımının görevine ek karar ile son vermesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Asıl dava, limited şirket müdürünün sorumluluğundan kaynaklı tazminat istemine; birleşen dava limited şirketin haklı nedenlerle feshi, olmadığı takdirde çıkma payı ödenerek ortaklıktan çıkma istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile asıl davanın ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Asıl davaya yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bilimsel yöntemlere, oluşa uygun ve denetime açık hüküm kurmaya elverişli olmasına, anonim şirketlerde yöneticilerin özen ve bağlılık yükümlülüğünü, tedbirli bir yönetici gibi hareket etmeleri gerektiğini düzenleyen TTK'nın 369. maddesinin, limited şirketler hakkında da uygulanmasının mümkün olmasına ( EKŞİ, Dağlar, "Limited Şirketlerde Yönetim Organı: Müdür", Yetkin Yayınları-2019, s. 122), kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacılar vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Birleşen davaya yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; 6102 sayılı TTK'nın 636/3. maddesinde; Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebilir. Şirketler hukuku bakımından şirketin devamlılığının sağlanılması esas olup; düzenleme uyarınca, ekonomik değer taşıyan şirketin feshi yerine şirketi ayakta tutacak diğer çözüm yollarının hakimce değerlendirilmesi zorunlu kılınmıştır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 02/06/2014 tarih, 2014/3669 Esas - 2014/10238 Karar sayılı ilamı). Haklı nedenler kanunla tanımlanmadığı için her somut olayın özelliğine göre mahkemelerce takdir edilecektir. Pay sahibinin hakkını sürekli ve ciddi şekilde ihlal eden durumlar, şirketin ortak amacının gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığı haller haklı sebep olarak kabul edilmelidir. Limited şirketler sermaye yanında şahsi ilişkilerin ağırlık taşıdığı şirketlerdir. Haklı nedenin oluşabilmesi için bu şahsi ilişki nedeni ile şirket ortakları arasında huzursuzluğun bulunması ve bu durumun çekilemez hale gelmesi gerekir. Şirket ortakları arasındaki sorunlar özellikle ortaklar arasındaki çekişme, bu tür şirketler bakımından haklı sebep teşkil eder( Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24/01/2023 tarih 2021 5774 esas 2023/472 karar; 24/02/2021 tarih 2019/2942 Esas - 2021/1647 Karar sayılı ilamları). Bununla birlikte haklı nedenlerin ortaya çıkmasında davacı ortağın kendi eylem ve işlemlerinin katkısının bulunmaması, diğer bir anlatımla feshe dayanak gösterilen haklı nedenlerin diğer ortaklardan kaynaklandığının kanıtlanması gerekir. Hiç kimsenin kendi eylem ve işlemlerine dayanarak kendisi lehine sonuç çıkaramayacağı ilkesi de bunu gerektirmektedir (Emsal nitelikte içtihat için bknz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28/03/2019 tarih ve 2017/3460 Esas - 2019/2407 Karar, 13/11/2018 tarih ve 2016/14541 Esas - 2018/6990 Karar sayılı ilamları). Bu açıklamalar sonrasında somut uyuşmazlığa dönüldüğünde; taraflar arasında karşılıklı şikayetlerle açılan soruşturma dosyalarının varlığı, davacılardan ...'ın genel müdürlük görevine son verilerek işten çıkarılması sonrasında diğer tarafın şikayeti ile iş ve çalışma hürriyetini ihlal suçundan yargılanarak hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, yine bu sebeple alınan tedbir kararı ile davacı ...'ın fabrikaya girişinin engellenmesi, tanık beyanlarına göre ortaklar arasında ...'ın işine son verilmesinden evvel başlayan anlaşmazlıkların bulunması sebebiyle ortaklar arasında karşılıklı güven olgusunun zedelendiği ve bu itibarla davada haklı nedenlerle fesih koşullarının gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Ortaklar arasındaki husumetin ortaya çıkmasına davacıların sebep olduğunu gösteren herhangi bir delil de bulunmamaktadır. Haklı nedenlerle fesih koşullarının gerçekleştiği sabit ise de fesih son çare olduğundan; dosya içerisinde yer alan bilirkişi raporlarına göre öz varlığa sahip, faaliyetlerine devam eden, borçlarını ödeyebilen ve karlılık durumunda bulunan şirketin, haklı nedenle feshi yerine davacı ortakların pay bedellerinin taraflarına ödenmesi suretiyle ortaklıktan çıkarılmalarına karar verilmesinin somut olaya uygun olacağı gözetilmeksizin ortaklıktan çıkma talebinin reddedilmesi doğru görülmemiş, davacıların bu yöne ilişen istinaf başvuruları kabul edilmiştir (benzer yönde karar için bknz Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 02/06/2014 tarih, 2014/3669 Esas - 2014/10238 Karar; 24/02/2021 tarih 2019/2942 Esas - 2021/1647 Karar sayılı ilamları) Mahkemece yapılacak iş, davacı ortakların ortaklık paylarının karar tarihine en yakın gerçek değerlerinin hesaplanmasına yönelik bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesidir. Davacılar vekilinin ek karara istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde; birleşen davaya yönelik yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacılar vekilinin kayyım tedbirinin kaldırılmaması gerektiğine dair istinaf sebebi yerinde görülmemiş, kayyım ücretinin karşı taraftan tahsil edilmesi gerektiğine dair yargılama giderine ilişen istinaf sebebinin ise, konunun, verilecek yeni kararla değerlendirilebilecek nitelikte olması nedeniyle şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir. Sonuç olarak, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin 09/09/20222 tarihli ilk derece mahkemesinin ek kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Davacılar vekilinin ilk derece mahkemesinin asıl dava hakkındaki kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 3-Davacılar vekilinin ilk derece mahkemesinin birleşen dava hakkındaki kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 4-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 21/06/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 5-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 6-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacılara İADESİNE, 7-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 8-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 9-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 10-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. ...