11. Hukuk Dairesi 2024/5169 E. , 2025/3408 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/842 Esas, 2024/1255 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17.Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/33 E., 2024/119 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafın
**11. Hukuk Dairesi 2024/5169 E. , 2025/3408 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13.Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/842 Esas, 2024/1255 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17.Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/33 E., 2024/119 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı yana sunduğu taşıma hizmeti nedeniyle birçok fatura keşide edildiğini, davalı yanın bu faturaları alıp kabul ettiğini ve bir miktar ödeme yaptığını, ancak kalan toplam 20.500,00 USD fatura bakiye alacağını ödemediğini, davalı yanın bu hizmetleri inkâr etmediğini, alacakların tarafların ticari kayıtlarında da mevcut olduğunu, müvekkilinin uzun süre davalı yanca oyalandığını, sonrasında davalı aleyhine takip başlatıldığını ancak davalı/borçlu bu takibe haksız olarak itiraz etmesi üzerine takibin durdurulduğunu, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın haksız olduğunu ileri sürerek davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına, haksız yere takibe itiraz eden borçlu davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1246. maddesinin birinci fıkrası hükmü ile navlun sözleşmelerinden ... bütün alacakların bir yılda zamanaşımına uğrayacağının düzenlendiğini, davacının taleplerinin tümünün zamanaşımına uğradığını, hak düşürücü sürelerin geçtiğini, icra takibine itirazında da açık ve net olarak zamanaşımı itirazında bulunulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının faturaları defterine kaydetmekle borç ilişkisini kabul etmiş olduğu, davalının ticari defterlerine kayıt tarihinin fatura tarihleri ile aynı olduğu, son düzenlenen fatura ve ticari deftere kayıt tarihi olan 29.10.2019 tarihinde borç ilişkisi ikrar edilmiş sayılmakla bu tarihte henüz başlayan zamanaşımının borç ikrarıyla birlikte kesildiği ve TTK'nın 1246. maddesinde düzenlenen 1 yıllık sürenin bu tarih itibariyle işlemeye başladığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 156. maddesinde yeni başlayan sürenin on yıl olacağı yönünde düzenleme mevcut ise de anılan maddenin borcun senetle ikrarı halinde söz konusu olacağı, eldeki olayda faturanın düzenlendiği ve deftere kaydedildiği tarihten itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresi uygulanacak olup icra takibinin başlatıldığı 03.03.2022 tarihine kadar zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında yazılı bir navlun sözleşmesinin bulunduğunun iddia edilmediği ve dosyaya böyle bir sözleşme ibraz edilmediği, davacının takip konusu ettiği açık hesaba konu ve ödenmemiş navlun faturalarının mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere 26.09.2016 ila 26.10.2019 tarihli oldukları, davalı tüm faturaların ticari defterlerine kaydedildiği, faturalarda vade kaydı bulunmadığı gibi, davacının navlun faturalarına konu taşımalarda boşaltma süresinin fatura tarihinden sonra dolduğuna dair bir iddiasının bulunmadığı, taraflarca aksi kararlaştırılmadığından, yine taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi de bulunmadığından, TBK'nın 90 maddesi uyarınca her bir fatura yönünden alacağın fatura tarihi itibariyle muaccel olduğu, temerrüt ile muacceliyet farklı kavramlar olup, davacı vekilinin TBK'nın 117 maddesi uyarınca davalının takipten önce temerrüde düşürülmemesi nedeniyle alacağın muaccel olmadığına dair istinaf sebebinin yerinde olmadığı, takip tarihinde dek yapılmış ve zamanaşımının kesilmesine neden olacak kısmi bir ödeme de bulunmadığı, takip tarihi olan 03.03.2022 tarihi itibariyle her bir faturaya konu navlun alacağı yönünden TTK'nın 1246 maddesinde düzenlenen bir yıllık zamanaşımı süresinin ayrı ayrı dolmuş olduğu, davalı yanın süresinde sunduğu cevap dilekçesi ile zamanaşımı def'ini ileri sürmüş olmasına göre, mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesinin hüküm ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, deniz taşıması nedeniyle meydana gelen cari hesap alacağının tahsiline yönelik başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 15.05.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.