11. Hukuk Dairesi 2009/3696 E. , 2010/10277 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02.02.2009 tarih ve 2008/1308 - 2009/153 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar Tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm
**11. Hukuk Dairesi 2009/3696 E. , 2010/10277 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Gaziantep 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02.02.2009 tarih ve 2008/1308 - 2009/153 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar Tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirket nezdinde sigortalı bulunan emtianın davalıların maliki ve sürücüsü oldukları araçta taşındığı sırada meydana gelen trafik kazası sonucu hasarlandığını, hasarlanan emtia bedelinin müvekkili tarafından sigortalıya ödendiğini, bu suretle sigortalının haklarına halef olunduğunu, davalıların oluşan zarardan sorumlu olmaları nedeniyle haklarında icra takibine geçildiğini, ancak davalıların haksız olarak takibe itirazda bulunduklarını ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ..., 31 kolinin hasar gördüğünü savunmuş, diğer davalı davaya yanıt vermemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile, 2.759,00 TL'nın 23.03.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken müteselsilen tahsil edilecek şekilde itirazın iptali ile takibin devamına, inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalılar temyiz etmiştir. 1-Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HUMK’nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır.Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir.Aksi halde yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı Kararı’nda da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir. Somut olayda dava, itirazın iptali istemine ilişkin olup, itirazın iptali davasının amacı borçlunun itirazı sonucu duran bir icra takibinin devamını sağlamaktır.Bu durumda mahkemece takibe tamamen veya kısmen haksız olarak itiraz edildiği sonucuna varılması halinde haklılık durumuna göre itiraz sonucu duran icra takibinin devamına olanak verecek şekilde hüküm kurulması gerekmektedir.Oysaki mahkemece kısa kararda 2.759,00 YTL’nin faiziyle tahsiline denilmek suretiyle itirazın iptali davasında tahsile ilişkin hüküm kurulmuş, gerekçeli kararda ise bu miktarın tahsiline olanak verecek şekilde itirazın iptali ile takibine devamına karar verilerek kısa kararda tahsil, gerekçeli kararda ise itirazın iptaline ilişkin hüküm tesis edilmek suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılması doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu yönden bozulması gerekmiştir. 3-Bozma neden ve şekline göre de davalıların temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.10.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.