T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1001 KARAR NO : 2025/1831 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/02/2022 NUMARASI : 2019/614 E. - 2022/186 K. DAVA: Tazminat (Acentelik sözleşmesinden kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1001 KARAR NO : 2025/1831 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 28/02/2022 NUMARASI : 2019/614 E. - 2022/186 K. DAVA: Tazminat (Acentelik sözleşmesinden kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 10.07.20017 tarihinde süresiz şekilde düzenlenen acentelik sözleşmesi ile müvekkilinin davalı şirketin Yozgat ili acenteliğini üstlendiğini, sözleşmenin imzalanması sırasında Yozgat'ın durumunun göz önününe alınmaması sebebiyle müvekkilinin zararının arttığını ve müvekkilince 22.12.2018 tarihinde sözleşmenin feshedildiğini, kasa devrinin 04.01.2019 tarihinde gerçekleştirildiğini, davalı ile yapılan görüşmelerde, müvekkilinin araçlarının kiralık olarak kalmasının talep edildiğini ve müvekkiline günlük 85,00 TL teklif edildiğini, kabul edilmemesi üzerine günlük 155,00 TL ve KDV üzerinden araç kiralandığını, kiralık araçlar gelene kadar da müvekkilinin araçlarının kullanıldığını, kiralık araçların kira ve mazot parası ile sürücünün ücretinin davalı tarafından ödenmediğini, müvekkiline 20.11.2018 tarihinden itibaren hak ediş ödenmediğini, cari hesap sözleşmesinin 7. maddesine göre acentenin fiili çalıştığı aya ait hak edişlerin hesaplandıktan sonra düzenlenen faturaların davalıya verileceği, davalının da faturaları aldıktan 5 gün sonra ödeme yapacağının kabul edildiğini, buna rağmen davalının edimini yerine getirmediğini, acentelik sözleşmesinin Xvııı.kısmındaki fesih koşullarına göre davalının edimini yerine getirmemesinin haklı fesih nedeni olduğunu ve haklı fesih halinde uğranılan tüm zararların talep edilebileceğini, fesih sonrası kiralanan araçlar için fatura düzenlenmesinin istendiğini ancak ortada bir sözleşme olmaması nedeniyle fatura düzenlenemediğini, gider makbuzu ile ödeme yapılabileceğinin belirtilmesine karşın genel müdürlükle yapılacak görüşmelerin bahane edilerek bu miktarın da ödenmediğini, ayrıca müvekkilinin kullanılmaya devam eden aracının kaza yaptığını ve müvekkilinin kasko başvurusunun kargo araçlarına uygulanan muafiyet nedeniyle 3.000 TL ödenerek kapatıldığını, aracın hurdasına ise 15.000 TL verildiğini, muafiyetten kaynaklanan eksik ödeme nedeniyle müvekkilinin per olan aracı için gerçek zararını karşılayamadığını, müvekkilinin beş çalışanının kıdem tazminatının da ödenmediğini ileri sürerek, 100,00 TL kaza nedeniyle oluşan zararın, 100,00 TL demirbaş malzeme alacağı, 100,00 TL personel kıdem tazminatı, 100,00 TL iade edilen takip cihaz bedeli, 100,00 TL kesilen iadesi, 100,00 TL cari hesap alacağın olmak üzere toplam 600,00 TL'nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, sözleşmedeki delil şartı nedeniyle müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarının kesin delil olduğunu, davacının acentelik ilişkisine kendi isteği ile son verdiğini ve acenteliğin sonlandırılması talebinde haklı bir fesih nedenine dalanılmadığını, sözleşmede tarafların hak ve yükümlülükleri ile hangi hallerde sözleşmenin feshedilebileceğinin belirlendiğini, kaldı ki feshe neden yapılan hususlarda müvekkilinin fesih öncesi temerrüde düşürülmediğini, davacının basiretli tacir gibi hareket etmesi gerektiğini, fesih nedeni yapılan hususların haklı fesih nedeni olmamakla birlikte bu hususlarda ihtar da gönderilmediğini, acentelik sözleşmesi kapsamında müvekkilinin bağımsız olarak şubelerini işletmek için tacirlere devir ettiğini ve işi kendi çalıştırdığı personel yerine kar elde etme gayesi güden acenteler aracılığıyla faaliyetini yürüttüğünü, bu nedenle uzun süre çalışmanın sağlanması için süresiz sözleşmeler yapıldığını, işin gerektirdiği malzeme ve personel teminin acentenin sorumluluğunda olduğunu, tacir olan acentenin sözleşmenin sonuçlarını bilip uyması gerektiğini, davacının ... plakalı aracı için kasko sigortasınca verilen hasar bedelini yetersiz görerek talepte bulunduğunu, bu zarara bizzat davacının neden olduğunu, aracın davacıdan kiralanarak kargo aracı olarak kullanılmasına rağmen bu durumun davacı tarafından kasko sigortacısına bildirilmemesi nedeniyle kasko tarafından ödenmeyen kısmın müvekkilinden istenemeyeceğini, zira hiç kimsenin kendi kusurundan faydalanarak talepte bulunamayacağını, davacının araçlarının düşük fiyatla kiralandığına ilişkin iddianın yerinde olmadığını, araçların yol ve güzergaha göre yakıt hesaplanarak kiralama bedelinin belirlendiğini, hak edişlerin sözleşmeye göre zamanında ödendiğini ve müvekkil şirketin davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, aksine bağımsız tacir olarak davacının ödemesi gerekip de fesih sonrası müvekkilinin ödemek durumunda kaldığı bedeller nedeniyle davacının borçlu olduğunu, cari hesapta yapılan kesintilerin, acentelik sözleşmesi hükümlerine uygun olduğunu, acentenin kullanımındaki araçların masraflarından davacının sorumlu olduğunu, acentenin personelinin kıdem tazminatı ile ilgili taleplerinin yersiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tarafların iddia ve savunmaları, acentelik sözleşmesi, alınan bilirkişi raporları ile dosyamız kapsamında bulunan tüm bilgi ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde; taraflar arasında kargo acentelik sözleşmesi akdedildiğinin iki tarafın kabulünde olduğu, davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği iddiası ile yukarıda ayrıntıları verilen maddi tazminat kalemlerinin davalıdan tahsili talebiyle işbu alacak davasının açıldığı, alınan 27/09/2021 tarihli bilirkişi heyet raporuna göre fesih tarihinde davacının davalıya 11.916,16 TL borçlu olduğu, acentelik sözleşmesinin 39/a maddesine göre acente olan davacının kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmeden davalıdan ödeme yapılmasını talep edemeyeceği, bu nedenle davacının sözleşme feshinin haksız olduğu, ayrıca bir an için davacının feshinin haklı olduğu kabul edilse bile acentelik sözleşmesinin 41.maddesine göre davacının davalıya 30 gün süreli ihtar çekmesi gerektiği, ancak buna ilişkin belge bulunmadığının anlaşıldığı, yalnızca yeni acentelik sisteminin kendilerine uygun olmadığına dair ihbarın dosyaya sunulduğu, işbu ihbarın da yükümlülüklerin yerine getirilmemesine ilişkin olmadığına ilişkin tespitler içerdiği, işbu bilirkişi raporunun dosyamız kapsamı ile uyumlu ve denetime elverişli olması nedeniyle rapora itibar edilerek davacının sözleşme feshinin haksız olduğu ve davalıdan alacağının bulunmadığı..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkilinin sözleşmeye uygun bir şekilde sözleşmeyi feshetmemesi nedeniyle davanın reddine karar verildiğini, şirketin el değiştirmesi sonucu acentelere mail ile dayattığı yeni şartlar altında çalışıp çalışmayacaklarının sorulması üzerine acentelerin bu şartları kabul etmeyerek sözleşmeyi feshettikleri hususun gözden kaçırıldığını, şirketin kargo niteliğine bakılmaksızın kargo başı 2 TL gibi bir ücretle acenteleri çalıştırmak istemesi nedeniyle bu şartlarda çalışma imkanı kalmadığını, adeta acentelere çalış ya da sözleşmeyi feshet dayatması yapıldığını, şirketin ülke genelindeki 800 den fazla acentesinden 640 acentesinin bu nedenle sözleşmeyi feshettiğini, sözleşmenin haklı neden olmaksızın feshedildiği kabulünün yerinde olmadığını, Davalının sözleşme ve buna bağlı ticari ilişkinin genel geçer kurallarını aniden değiştirerek bu şekilde zararına çalışmayı istemesi ile acenteliğin haklı nedenle bırakıldığını, feshin haksız olması halinde davalının sözleşmeye göre cezai şart talebinde bulunabileceğini, bu şekilde bir talepte bulunulmamasının da feshin haklı olduğunu gösterdiğini, müvekkilinin iradesi dışında dayatılan şartlarda çalışmaya zorlanamayacağını, Fesih haksız olsa bile bu bir işçi alacağı davası olmayıp akdin feshi ile müvekkilin alacaklı olduğu alacak kalemlerinin de bulunabileceğini, bu kalemlerin belirlenerek sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ödenmesi gerektiğini, acentenin kuruluşunda davalı tarafından 4 adet bilgisayar, banko, kantarlı terazi, barkod okuyucu, barkod yazıcı, yazıcı, 3 adet el terminali, masa, 4 adet arvento takip cihazı gibi demirbaşlar 3.411 Euro karşılığında müvekkiline verildiğini, sözleşmenin feshi ile bu malzemelerin tutanak karşılığı Ankara Bölge Müdürlüğüne teslim edildiğini, bunların müvekkiline hem satıldığını hem de kullanım bedelinin yansıtıldığını, fesihle malzemenin iade alınmasına rağmen bedelinin ödenmediğini, bunun gibi iade edilen arvento takip cihazının bedelinin ödenmediğini, acentenin açılışında, acente için gerekli tüm ekipmanların davalı tarafından tedarik edilerek kurulumu yapıldığını, sözleşme uyarınca bu demirbaş bedellerinin müvekkilinden tahsil edildiğini, ayrıca sözleşme süresince demirbaş kullanım bedeli olarak da müvekkilinin hak edişlerinden kesinti yapıldığını, cari hesaptan kaynaklanan hak edişin ödenmediğini, personel tazminatlarının sözleşmeye aykırı olarak müvekkiline ödetildiğini, davalı şirket müvekkilin 2018 yılı Ekim, Kasım ve Aralık hak edişlerini ödemediği gibi bu hak edişlerden mahsup ederek ödemesi gereken işçi alacaklarının da ödenmediğini ve bunların müvekkilince ödendiğini, sözleşmenin iptalinden sonra müvekkilinin araçlarının günlük 155 TL kiralama bedeli, şoför ücreti, yakıt gideri karşılığında kiralanmasına rağmen ödenmediğini, kiralık bir aracın kazası nedeniyle sigortanın eksik yaptığı ödemenin de tamamlanmadığını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasındaki acentelik sözleşmesinin haklı nedenle feshine dayalı olarak davacının kazaya uğrayan kiralık aracı nedeniyle sigortanın yaptığı eksik ödemeden kaynaklanan zarar, cari hesap alacağı, personel kıdem tazminatı alacağı, iade edilen takip cihazı alacağı ve demirbaş malzeme alacağının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında acentelik sözlemesi düzenlenmiştir. TTK nın 121/1 maddesine göre, belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir. Taraflar arasında düzenlenen 10.07.2017 tarihli acentelik sözleşmesi, sözleşmenin 2. maddesine göre süresiz şekilde düzenlenmiştir. Sözleşmenin konusu 3.maddede düzenlenmiştir. Acente sözleşmesinin yanı sıra taraflar arasında acentelik sözleşmesi ek protokolü, yatırım katkı payı ödenmesi hakkında protokol ... Kargo kalite ilkeleri ile acentelik sözleşmesi ek protokolü cari hesap sözleşmesi de düzenlenmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 41. maddesinde sözleşmenin feshi koşulları düzenlenmiş olup, sözleşmenin 42.vd.maddelerine göre davalının defterleri kesin delil niteliğindedir. Davacı tarafından gönderilen yazı ile 31.12.2018 tarihi itibariyle acenteliğin sona erdirilmesi talep edilmiştir. Yazı içeriğinden zarar eden hesapların olumlu yönde güncellenmesi beklenirken şubenin bulunduğu coğrafi konum dikkate alınmadan yapılan hesaplamanın acenteyi zarar ettireceği belirtilmiştir. Ancak bu tarihten önce sözleşme şartlarında davalı tarafından davacı aleyhine sözleşmenin ağırlaştırıldığı ve bu ağırlaştırılma nedeniyle davacının davalıyı temerrüde düşürmek için TTK'nın 18. maddesine göre bir ihtar gönderdiği kanıtlanmamıştır. İlk derece mahkemesince feshin haklı olmadığı sonucuna varılarak davacının tüm talepleri reddedilmiştir. Ancak dava dilekçesinde ileri sürülen talepler davacı tarafından sunulan 28.09.2020 tarihli dilekçe ile açıklanmıştır. Acentelik sözleşmesinin feshi hâlinde feshe bağlı alacaklar talep edilebileceği gibi esasında feshe bağlı olmayan alacaklar da talep edilebilir. Bu kapsamda davacının cari hesap alacağı feshin haklılığına ve haksızlığına bağlı değildir. Fesih haksız olsa dahi bir cari hesap alacağı varsa bu miktar talep edilebilir. Bu nedenle talep edilen her bir alacak kaleminin ayrı ayrı feshe bağlı alacak olup olmadığı değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkemece taraflar arasındaki sözleşme ve protokol hiç bir şekilde değerlendirilmemiştir. Bu kapsamda davacının demirbaş malzeme alacağı ile demirbaş malzeme kullanım bedeli ve takip cihazına ilişkin bedelin sözleşmenin hangi hükmünden kaynaklandığı sorulmalıdır. Davacının feshi üzerine davalının da bu feshi kabul etmesi nedeniyle bu kalemlere yönelik sözleşme hükümleri değerlendirilerek sözleşmede ne gibi bir düzenleme yapıldığı değerlendirilmeli, malzemelerin sözleşme gereğince davacıya ait olması ve bedelinin davacı tarafından ödendiğinin belirlenmesi hâlinde, fesih ile bunların davalıya teslim edildiğinin belgeleriyle kanıtlanması hâlinde feshin haklılığından veya haksızlığından bağımsız olarak davacının alacaklı olabileceği değerlendirilmelidir. Bunun yanı sıra, bu istek kalemleri yönünden sözleşmede varsa farklı bir hüküm ve düzenleme bu husus da mahkemece değerlendirilmelidir. Talep edilen kıdem tazminatının taraflar arasındaki sözleşmede kime ait olduğu değerlendirilmelidir. İşçilik alacağı kapsamında olan bu tazminattan davacının sorumlu olması hâlinde davalı tarafından yapılan kesintinin yerinde olacağı, aksine bu bedelle davalının sorumlu olması halinde ise bu kesintinin yapılmaması gerektiği sonucuna varılması söz konusu olacaktır. Ancak mahkemece yukarıda belirtilen alacak kalemleri yönünden hiç bir değerlendirme yapılmadan feshin haklı olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. Son olarak, sözleşmenin feshinden sonra davacının araçlarının kiralanarak kullanıldığı ve bu kullanım sırasında meydana gelen zararlar için tazminat talebinde bulunulmuştur. Görüldüğü gibi fesih tarihinden sonraki bir sebebe dayanan bu alacak yönünden feshin haklı veya haksız olduğunun bir önemi bulunmamaktadır. Kiralama sözleşmesi ve şartları değerlendirilerek bu hususta davalının bir kusuru bulunup bulunamadığı, kazanın davalının kusurundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı ile kasko sigortasındaki aracın kullanım durumunun belirtilmesinin davalının kusuru olup olmadığı değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekmektedir. Mahkemece belirtilen hiç bir hususun ve sözleşme hükmünün değerlendirilmeden sadece feshin haklı olmadığı belirtilerek feshe bağlı olmayan alacakların da bu kapsamda reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafça yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 20.11.2025 KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.