İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/01/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında 06.01.2015 tarihinde akdedilen sözleşme ile özel tasarım içki standı yapılması için yapılan anl…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1074 KARAR NO : 2026/107 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/02/2020 NUMARASI : 2018/532 Esas - 2020/222 Karar DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/01/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle,Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında 06.01.2015 tarihinde akdedilen sözleşme ile özel tasarım içki standı yapılması için yapılan anlaşma çerçevesinde müvekkilince standın üretilerek davalıya teslim edildiğini, davalı şirketin müvekkilince tasarlanan özgün ve yeni tasarım standını başka üreticilere haksız olarak ürettirdiğini ve kullanmaya devam ettiğini, bu suretle müvekkilinin tasanm haklarının ihlal edildiğini, gönderilen ihtarnameye verilen cevapta tasarım hakkının satın alındığı, üretilen standın da kalitesiz ve ayıplı olduğunu, hak devrine ilişkin yazılı bir sözleşmenin bulunmadığını, davalıya kesilen faturanın da stant üretimine dair kesildiğini tasarım devir bedeli gibi bir bedelin de tahsil edilmediğini, tasarımın hukuken koruma altında olduğunu ve haklarını ihlal ettiğini, davalının fiillerinin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini ve müvekkilinin FSEK kapsamında korunan haklarını da ihlal ettiğini tecavüz nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zararının da oluştuğunu belirterek tecavüzün tespiti, önlenmesiyle maddi ve manevi tazminat talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Davacının tüzel kişi olması nedeniyle FSEK kapsamında eser sahibi olamayacağını, eser sahibinin ancak bir gerçek kişi olabileceğini, davacının eser üzerindeki mali hakları veya bunları kullanma yetkisini devraldığına dair bir belge de sunmadığını, manevi hakların ise sahibinin rızası ile dahi devredilemeyeceğini, dolayısıyla davacı tüzel kişinin manevi haklara ilişkin bir talepte bulunamayacağını, stantların müvekkilleri firma tarafından verilen birebir ölçüler üzerine tasarlandığını, tasarımcıya herhangi bir serbesti veya özgünlük alanının bırakılmadığını, tüm alkollü içki stantlarının birbirine benzediğini hususiyetin bulunmadığını, ürün üzerinde kullanılan marka, logo, desen vb. unsurların müvekkillerine ait olduğunu, FSEK kapsamında korunamayacağını, davacının 554 sayılı KHK'ya dayanarak bir hak talebinde bulunamayacağını belirterek açılan davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...HMK 266-(1) maddesi çerçevesinde oluşturulan uzman heyetten alınan rapor açıklayıcı, denetlenebilir ve yol gösterici niteliktedir. Somut olay dahilinde taraflar arasındaki sözleşmeyle davalı firmanın ihtiyacı olan ve belirlenen spesifikasyonlarda, şartnamelerde, çizimlerde vb belirtilen özelliklerdeki malzemelerin sözleşmede belirtilen şartlar dahilinde davacı tarafından sağlanmasına dair taraflarca anlaşma yapıldığı uyuşmazlık konusu değildir. Öte yandan davaya konu edilen haksız rekabet iddiasına temel teşkil eden TTK 55/3-d ve 55/1-c fıkraları uyarınca ticari sırların ifşa edildiği sonucuna varılabilmesi için bu kavramın öncelikle toplumun bilgisi dahilinde olmaması, ekonomik bir değerinin olması, aleni olmaması ve rakip firmalar nezdinde bilinmemesi gereklidir. Raporda da ifade edildiği şekilde sadece deneyim ve tecrübelerden yola çıkılarak ticari sırların haksız şekilde ifşa edildiği neticesine varılamayacaktır. Uyuşmazlık konusu olayda sözleşme konusu stant üretim sisteminin bilinen ve uygulanagelen bir organizasyon sistemi niteliğinde olduğu tespit edilmektedir. Sistem dahilinde sır teşkil edebilecek gizli bilgilerin olmadığı da ifade edilmiştir. Sözleşme ilişkisi nazarında tanzim olunan fatura nedeniyle de yetkisiz yararlanma halinden söz edilemeyecektir. Diğer yandan davacı aynı zamanda kötüleme yoluyla haksız rekabetin oluştuğu iddiasına dair bunu destekler nitelikte somut bir delile tesadüf edilmediği görülmekle sübut bulmadığı takdir edilen davanın reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı ...'in stand tasarım hakkını satın almadığını, tasarım hakkının davalı ...’e devredilmediğini, davalı için tasarlanan ürünün hizmet bedelinin ödendiğini, aksi hali düşünmenin işi tasarım olan davacı şirketin varlık amacını ortadan kaldıracağını, davalı ...'in cevap dilekçesinde tasarımın kullanım hakkını devraldığını beyan etmediğini, aynı tasarımı bir başka firmaya yaptırmasının gerekçesini, usulüne uygun bildirimde bulunmadığı ayıplı mal iddiasına dayandırdığını, ortada tasarım hakkının devri yok iken davalı dahi cevap dilekçesinde böyle bir iddiada bulunmamışken bilirkişilerin tespitine dayanarak hüküm verilen mahkeme kararının kabulünün mümkün olmadığını, maddi tazminat istemlerinin davalı ...’in haksız rekabet hükümlerine aykırı davranarak yapmış olduğu eylem neticesinde davacının elde etmekten yoksun kaldığı kar miktarı olduğunu, bu hususun ancak davalı ...’in defter ve belgeleri ile kanıtlanabileceğini, mahkeme tarafından bu hususlar değerlendirilmeyerek eksik inceleme sonucu hüküm tesis edildiğini, davalı ...'in içkilerinin sergilenmesi için davacıdan ebatlarını bildirdiği şekilde içki standı tasarlamasını ve üretimini yapmasını istediğini, tarafların bu konuda sözleşme yaparak anlaştığını, ancak daha sonra davalı ...'in, tasarım konusunda ödüller almış davacının tasarladığı ürünün aynısını bir başka firmaya yaptırarak İzmir Havaalanında sergilediğini ve bu hususun bilirkişi marifetiyle de tespit edildiğini, tasarımın tescilsiz olduğunu ve davalı tarafından satın alınmadığını, tasarımın ilk defa ... İçki ile yapılan sözleşme neticesinde piyasaya sürüldüğünü, tasarımın özgün bir tasarım olduğunu, kullanım hakkının devri söz konusu olmadığını, davalı ...'in davacının tasarımını kullanım hakkı olmamasına rağmen birebir aynısını ürettirerek kullanmakta ve kullanmaya devam etmekte olduğunu, davalının bu haksız eylemine son vermesini ve hukuken öngörülen yaptırımlara başlanmasının talep edildiğini, ancak bu taleplerin mahkemece reddedildiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, haksız rekabet teşkil eden eylemlerin tespiti, önlenmesi maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, davacı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa konu uyuşmazlık temelde; davaıya isnat edilen eylemlerin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı noktasındadır. Haksız rekabeti düzenleyen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nun 54/2 maddesi "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." şeklinde haksız rekabeti tanımlamış, 55. Maddesinde sayılan bazı hallerin haksız rekabet hallerinin başlıcaları olarak örnek kabilinden sayılmıştır. Aynı yasanın 56. Maddesi ise "Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse; a) Fiilin haksız olup olmadığının tespitini, b) Haksız rekabetin men'ini, c) Haksız rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, haksız rekabet yanlış veya yanıltıcı beyanlarla yapılmışsa bu beyanların düzeltilmesini ve tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise, haksız rekabetin işlenmesinde etkili olan araçların ve malların imhasını, d) Kusur varsa zarar ve zıyanın tazminini, e) Türk Borçlar Kanununun 58 inci maddesinde öngörülen şartların bulunması halinde manevi tazminata verilmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir. Davacı lehine ve (d) bendi hükmünce tazminat olarak hâkim, haksız rekabet sonucunda davalının elde etmesi mümkün görülen menfaatin karşılığına da karar verebilir. " düzenlemesini içermektedir. Haksız rekabet varlığı için rekabet ilişkisi, yarar sağlama, kusur ve zarar gerekli olmamakla birlikte tazminat davaları bakımından davalının kusuru aranmaktadır. Diğer dava türleri için ise kusur aranmaz. Yine Tespit, men ve eski hale iade davaları bakımından zararın varlığı dava şartı değildir. Zararın varlığı sadece tazminat davaları bakımından rol oynar (TK 56/1-d).Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Haksız fiillerde ispat yüküyle ilgili özel düzenleme getiren Türk Borçlar Kanunu’nun 50. maddesi gereği zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.TTK'nın 58'nci maddesinde haksız rekabet nedeniyle zarar gören kimsenin maddi tazminat isteyebileceği belirtilmiştir. Kural olarak böyle bir istemin kabul edilebilmesi için haksız rekabeti oluşturan eylemin ve davacının uğradığı zararın kanıtlanması gereklidir. Bu şekildeki tazminat davasında asıl olan, haksız rekabet nedeniyle davacının aktifinde azalma olduğunun iddia ve ispat edilmesidir. Ancak, bu tür zararın ispat edilmesindeki güçlüğü dikkate alan kanun koyucu, TTK'nın 58/e maddesinde eylemin mali bakımından karşılıksız kalmaması bakımından haksız rekabette bulunanın davranışı sonucu elde etmesi mümkün bulunan menfaatin karşılığını da maddi tazminat olarak hükmetme yetkisini hakime vermiştir. Manevi tazminata hükmedilebilmesinin temel şartı ise haksız rekabet fiilinin davacının kişilik haklarına zarar vermiş olmasıdır.Eldeki dava ilk önce İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Mahkemesinde haksız rekabete ilişkin talepler yanında sınai mülkiyet kanunu, fikri ve sınai haklar kanunu ve 554 sayılı endüstriyel tasarımların korunması hakkında kanun hükmünde kararnameden kaynaklı talepler de içerek şekilde açıldığı, ilk derece mahkemesince haksız rekabete ilişkin talepler yönünden dosya tefrik edilerek iş bu inceleme konusu olan İstanbul 10. Asliye Ticaret mahkemesine gönderildiği, diğer talepler yönünden ise davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf üzerine İstanbul Bölge Adliye mahkemesince kaldırma kararı verildiği, dosyanın İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2021/310 Esasına kaydedildiği, mahkemece 2022/92 K. sayılı ilhamı ile: FSEK ve 554 s.KHK birlikte değerlendirildiğinde dava konusu stant tasarımının “eser” olarak nitelendirmeyeceği bu nedenle sübut bulmayan davanın reddine" karar verildiği, kararın istinafı üzerine İstanbul BAM 16 HD. 2023/82 E. 2024/227 K. Sayılı ilamı ile; Alınan bilirkişi raporları ile dava konusu standın, seri olarak ve işlevine uygun nitelikte üretilen tasarım ürünü olduğu, alınan her iki bilirkişi raporunda da sanat eseri sayılmasını gerektirecek estetik özelliklere sahip olmadığının tespit edildiği, bu konuda her iki bilirkişi raporu arasında bir çelişki bulunmadığı, bu nedenle davacının bu stant tasarımı üzerinde FSEK’ten kaynaklanan mali ve manevi bir hakkının mevcut olmadığı, ayrıca davacı tüzel kişi olduğundan FSEK’te korunan manevi hakların da sahibi olamayacağı kanaatine varılmakla, davacı vekilinin buna ilişkin istinaf talepleri yerinde bulunmamıştır. Dava açıldığı tarihte yürürlükte olan 554 sayılı KHK’nın 5. maddesi uyarınca yeni ve ayırt edici niteliklere sahip tasarımların belge verilerek korunacakları belirtilmiş olup, davaya konu stant tasarımının tescilsiz tasarım olması nedeniyle 554 sayılı KHK kapsamında korunması mümkün değildir. Dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren SMK’nun 56. maddesi uyarınca tescilsiz tasarımların da bazı şartların mevcut olması halinde SMK kapsamında korunacağı düzenlenmiştir. Kural olarak kanunlar geriye yürümez ve ileriye etkili olarak sonuç doğurur ise de, TBMM’nin geçmişe etkili olacak şekilde kanun çıkarmasına da bir engel bulunmamaktadır. Ancak 6769 sayılı SMK’nun tescilsiz tasarımların korunmasını düzenleyen 56 ve devamı maddelerinin yürürlük tarihi konusunda özel bir düzenleme yapılmadığı için Resmi Gazetede yayını tarihi itibariyle yürürlüğe girdiği, bu nedenle yürürlük tarihinden önce açılan bu davada SMK hükümlerinin uygulanamayacağı kanaatine varılmakla, davacı vekilinin buna ilişkin istinaf talepleri de yerinde bulunmamıştır. Davaya konu tescilsiz tasarımların genel hükümlere göre, yani TTK’nun 56 ve devamı maddelerinde düzenlenen haksız rekabet hükümleri uyarınca korunması mümkünse de, haksız rekabet iddiasıyla açılan dava bu davadan tefrik edildiğinden, ilk derece mahkemesince tasarım hakkına tecavüz ve FSEK’ten kaynaklanan haklara tecavüz iddiasıyla açılan davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, işbu davada tasarım hakkının davalı tarafça davacıdan devralınıp alınmadığının incelenmesine de gerek bulunmadığı kanaatine varılmakla, davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine' karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/2981E. 2025/1207 K. Sayılı ilamı ile temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına kesin olarak karar verildiği görülmektedir. Bu durumda davacının bahsi geçen kararlara dayanak mevzuat gereği korunmaya değer bir tasarım ve eserinin bulunmadığı kesinleşmiş yargı kararı ile sabit hale gelmiştir. Davacının davalıya isnat ettiği haksız rekabet eylemleri yönünden dosya içeriğine uygun denetime elverişli bilirkişi raporunun dosyaya kazandırıldığı görülmektedir. TTK 55/3-d üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek isnadı yönünden; stant, çizim, tasarım, spesifikasyon ve yapım (üretim) sisteminin ... teşkil etmediği; bunun az çok bilinen ve uygulanan bir organizasyon sistemi olduğu; bu sistemde sır teşkil edebilecek gizli bilgilerin bulunmadığı ya da önemli olmadığı; davalı şirketin bu sistemi alıp davadışı meçhul bir üreticiye götürdüğünün sabit olmadığı anlaşılmakla yasanın bu hükmünü ihlal eder bir davranış bulunmamaktadır. TTK 55/1-a-1 “Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek” haksız rekabet teşkil etmektedir. Kötülemenin içeriği yanlış veya yanıltıcı ise ya da gereksiz yere incitme amacına sahip ise haksız rekabet olarak nitelendirilebilir. Bu unsurlardan birini sağlamayan açıklamalar niteliği itibariyle kötülemeden kaynaklanan haksız rekabetin oluşmasına neden olmayacaktır. Davalı şirketin davacının itibarını diğer firmalar nezdinde kötü gösterdiğine dair bir bir delil mevcut değildir. TTK 55/1-c başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma haksız rekabet olarak düzenlenmiştir. Bu kapsamda 55/1-c-1"Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak" suretiyle haksız rekabet açısından yapılan değerlendirmede; davacının yasal mevzuat gereği korunmaya değer bir tasarım ve eserinin bulunmadığı kesinleşmiş yargı kararı ile sabit olduğu, ayrıca davacıya tasarım için ayrı üretim için ayrı ücret ödendiği, yetkisiz kullanımdan bahsedilemeyeceği anlaşılmakla bu maddeyi ihlal eder bir haksız rekabet eylemi bulunmamaktadır.TTK 54 kapsamında dürüstlük kuralına aykırı bir davranışta ispat edilmemiş olmakla davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/01/2026