11. Hukuk Dairesi 2011/8496 E. , 2012/14666 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (ŞİŞLİ 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ) Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/02/2011 tarih ve 2010/812-2011/70 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dile…
**11. Hukuk Dairesi 2011/8496 E. , 2012/14666 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (ŞİŞLİ 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ) Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25/02/2011 tarih ve 2010/812-2011/70 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili nezdinde sigortalı işyerinin, bölgede yaşanan aşırı yağışlar nedeniyle ......,Barajının kapaklarının açılması, dereden taşan suyun da işyerini basması sonucu hasarlandığını, meydana gelen zararın karşılandığını ileri sürerek, sigortalıya ödenen 65.575,77 TL'nin ödeme tarihinden itibaren faiziyle birlikte ve idari yargıda açılan dava ile mükerrir olmamak kaydıyla tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, husumet itirazında bulunmuş, iddia edilen zararın hizmet kusuru oluşturacağını, bu tip davalarda idari yargının görevli olduğunu savunarak, davanın görev yönünden ve esastan reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, baraj su yolları, su şebekesi gibi yerlerin işletilmesi ve bakımı sırasında verilen zararların tazmini istemiyle açılacak davaların çözüm yerinin idari yargı olduğu, olayda hizmet kusuru ya da idarenin başka bir nedenle sorumluluğunun bulunup bulunmadığının denetiminin idari yargı yerlerinde yapılması gerektiği gerekçesiyle, davanın görev yeri nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalı işletmenin sorumluluğundaki barajdan sızan suyun davacının sigortalısının işyerine verdiği zararın rücuan tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın çözüm yerinin idari yargı olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir. Oysa, TTK'nın l8 nci maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi tacir sayılacakları belirtilmiş, aynı yasanın l2/ll nci maddesinde su, gaz, elektrik dağıtım, telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır. Davalı İSKİ Genel Müdürlüğü’nün kuruluşu hakkındaki 2560 sayılı Kanun’da bu kurumun genel kurul, yönetim kurulu ve genel müdürlük ile yönetileceği denetçileri vasıtasıyla denetim yapılacağı, yıllık faaliyet ve yatırımlarının bilançolarda belirlenip, genel kurulun onayına sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşebbüslerinde uygulanan bütçe formülüne göre düzenleneceği açıklandığına göre, bu kuruluşun özel hukuk hükümlerine göre idare edilen bir kamu kuruluşu olduğunun kabulü gerekir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da 2560 sayılı Kanuna tabi olan İSKİ Genel Müdürlüğü’nün "gördüğü hizmet kamu hizmeti ise de, faaliyetini özel hukuk kuralları altında yapması itibariyle TTK'nın l8/l'inci maddesi anlamında tacir sayılacağını ve tacir olan davalı ile davacı arasındaki haksız fiilden kaynaklanan (TTK'nın 3 ncü maddesi) davaya bakma görevinin adli yargının görevine girdiğini YHGK'nın 2l.09.l983 gün ve Esas l980/ll-272l Karar, l983/323 sayılı kararında benimsenmiştir. Her ne kadar 12.02.1959 gün 1958-17 Esas - 1959-15 Karar sayılı idari eylemlerle ilgili bir içtihadı birleştirme kararı varsa da 23.11.1981 tarihinde yürürlüğe giren 2560 sayılı Yasa'nın hükümleri karşısında bu içtihadı birleştirme kararının ASKİ ve İSKİ bakımından uygulama alanın kalmadığı sonucuna varılmalıdır. Nitekim bu kurallar, YHGK'nun 29.11.1995 gün 1995/11-647, 1043 Karar sayılı içtihadında aynen benimsenmiştir. Bu durumda tacir olan davalı İSKİ Genel Müdürlüğü ile davacının sigortalısı arasında haksız fiilden kaynaklanan davaya bakma görevinin adli yargıya ait olduğu gözönünde bulundurularak, işin esasına girilmesi, taraf delillerinin toplanarak hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ:Yukarıda açıklanna nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.