11. Hukuk Dairesi 2010/9569 E. , 2012/13208 K. MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu(Kapatılan) Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/03/2010 tarih ve 2008/37-2010/12 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/09/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av....... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre da…
**11. Hukuk Dairesi 2010/9569 E. , 2012/13208 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Beyoğlu(Kapatılan) Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/03/2010 tarih ve 2008/37-2010/12 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/09/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av....... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin dünyaca ünlü müzik eserleri yayımcısı ve editörü olup, Serge Prokofieff’in “Romeo ve Juliet” isimli eserine ilişkin mali hakları Serge Prokofieff’in mirasçıları ile akdedilen bir sözleşme ile devralarak söz konusu eser üzerindeki mali hakların sahibi haline geldiğini, ayrıca Aram Khatchatourian’a ait “Spartacus” adlı eserine ilişkin mali hakları Aram Khatchatourian’ın mirasçısı ile akdettiği bir sözleşme ile devralarak söz konusu eser üzerindeki mali hakların da sahibi bulunduğunu, müvekkilinin bunların yanında bu eserlerin Türkiye’de temsil hakkının da sahibi olduğunu, davalı İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin müvekkilin tüm mali haklarına sahip olduğu dava konusu “Romeo ve Juliet” ile “Spartacus” adlı eserleri izin almaksızın kullandığını öğrendiğini, dava konusu eserlerden “Romeo ve Juliet” adlı eseri 14, 17 ve 21 Mayıs 2005 tarihlerinde Atatürk Kültür Merkezinde, 1 Temmuz 2005 tarihinde ise 12. Aspendos Uluslararası Opera ve Bale Festivali kapsamında müvekkilden izin almaksızın kullandığını, davalının 12. Aspendos Festivali kapsamındaki kullanımının ayrıca daha sonra TRT’de yayınlandığını, dava konusu “Spartacus” adlı eseri 14. Aspendos Uluslararası Opera ve Bale Festivali kapsamında 30 Haziran 2007 tarihinde davacıdan izin almaksızın kullandığını, daha sonra TRT’de yayınlandığını, müvekkilinin ayrıca söz konusu eserlere ilişkin tüm mali haklara sahip olduğu gibi bu eserlerin notalarının da aslını veya çoğaltılmış nüshalarını basmak, çoğaltmak, kiralamak, ödünç vermek, satışa çıkarmak, Türkiye’ye ithal etmek veya diğer yollarla dağıtmak hakkına da münhasıran sahip olduğunu,“Spartacus”, ve “Romeo ve Juliet” adlı klasik müzik eserlerinin bir orkestra ile temsil edildiğini, orkestranın söz konusu eseri çalabilmesi için ise her bir orkestra elemanının kullandığı müzik enstrümanına uygun olarak hazırlanmış notalara ihtiyacı bulunduğunu, ancak bu notalar sayesinde her bir orkestra elemanının orkestrayı yöneten şefin talimatlarını yerine getirebileceğini, söz konusu eserin orkestradaki her bir enstrüman için ayrı ayrı hazırlanmış şekildeki notaları olmadan icra ve temsil edilmesi mümkün olmadığı gibi müzik eseri ile dansçıların senkronizasyonun da mümkün olmadığını, bu kullanımla ilgili olarak müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalı idarenin söz konusu tecavüz fiillerini bilinçli olarak gerçekleştirdiğine ilişkin kanıtın ise davalının daha önce müvekkilin Türkiye’deki haklarını takip eden şirketle, söz konusu şirketin haklarını takip ettiği başka eser sahiplerine ilişkin olarak yapmış olduğu sözleşmeler olduğunu, söz konusu sözleşmeler incelendiğinde davalının söz konusu eserler için temsil ücreti (Grand Rights) ve nota kirası ödemeyi kabul ettiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla FSEK m. 68 uyarınca müvekkili her bir eser için davalı yan ile ayrı ayrı sözleşmeler yapmış olsaydı her bir eserin ayrı ayrı kullanımları için isteyebileceği bedellerin tespitiyle, bu bedellerin üç katının davalıdan tazminini ve bu bağlamda “Spartacus” adlı eser için tespit edilen bedelin tazmini için şimdilik 5.000 Euro’nun ve yine “Romeo ve Juliet” adlı eser için tespit edilen bedelin tazmini için şimdilik 5.000 Euro’nun davalının izinsiz temsil tarihinden itibaren bankaların Euro için bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasıyla hesaplanacak faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, davacı vekili 12.3.2010 havale tarihli dilekçe ile de, “Romeo ve Juliet” adlı eser için İstanbul’da sergilenen üç temsil için 9000 Euro’dan 27.000 Euro, Aspendos’daki temsil için 12.500 Euro, “Spartacus” isimli eserin Aspendos’daki temsili için 6.000 Euro’nun dikkate alınarak toplamda 45.500-Euro’nun üç katı olan 136.500 Euro’nun ve beş temsil için oluşan nota kirası 7500 Euro’nun da ilavesi ile toplam 144.000 Euro’nun davalının izinsiz temsil tarihinden itibaren bankaların Euro için bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasıyla hesaplanacak faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TL’sı karşılığının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, 14, 17, 21 Mayıs 2005 ve 01 Temmuz 2005 tarihlerindeki temsiller açısından alacak hakkının zamanaşımına uğradığı için davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 70/2 maddesi ile Borçlar Kanununun 60. maddesi gereği davanın 1 yıllık süre içinde açılmadığını, 30.06.2007 tarihinde ‘Spartacus’ adlı eserin davalı tarafça temsil edilmediğinden davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, mali haklar ancak yetki verilen meslek birliği aracılığı ile takip edilebileceğinden, davacının dava açma hakkının olmadığını, temsil sayısı, elde edilen hasılat ve müvekkilinin bir kamu hizmeti ifa ediyor olması dikkate alınarak tazminatın makul bir şekilde belirlenmesi gerektiğini, sunulan genel yayım sözleşmelerinin 1993 tarihli olduğu için mirasçıların yaşayıp yaşamadığının ve halen temsil hakkına sahip olup olmadığının tespiti gerektiğini, eserlerin, dört kez temsil edilip toplam hasılatın 11.907,50 TL olduğunu, “Spartacus” adlı eserin İstanbul Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü tarafından sergilenmediğini, Krasnador Grigorovich Bale topluluğu tarafından temsil edilen ‘Spartacus’ adlı eserin temsilinde İstanbul Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü orkestrasının sadece kullanıldığını savunarak davanın reddine talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, normal hayat tecrübelerine göre bu eserlerin hak sahiplerinin yüzyılın başlarında yaşamış oldukları ve sıkı ispat kurallarına bağlanarak bu şahısların yaşadığı ülkelerde bizim ülkemizdeki gibi veraset belgesi uygulaması bulunmadığından ve beyana müstenit olarak ilgili ülkelerin vatandaşlarına belge verdiği hususu gözetildiğinde, davalının eser üzerinde hak sahipliğini mutlak suretle veraset yada benzeri misasçılık belgesi ibrazına bağlanması hususundaki davalı itirazı yerinde görülmediği, FSEK 11. madde uyarınca dava konusu eserlerin hak sahiplerinin davacı olmadığının aksi ispat edilemediği, FSEK 76/2 ve TRİPS metninin 43. maddesi göz önünde tutularak davacının sunduğu belgelerin aksi davalı tarafından ispat edilemediğinden davacının sunduğu belgelere göre hak sahipliğini ispat ettiği, “Romeo ve Juliet” isimli eserin aralıklarla temsil edildiği düşünülürse, işlenen suçun zincirleme suç olduğu, zincirleme (müteselsil) suçlarda zamanaşımı fiilin (teselsülün) bittiği tarihte işlemeye başlayacağı, bu yüzden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre zamanaşımı süresinin sekiz yıl olduğu, “Spartacus” adlı eser açısından ise, bir defa temsil söz konusu olduğu ve bunun da 30.06.2005 tarihinde gerçekleşmiş bulunduğu için zamanaşımının yine sekiz yıl olarak hesap edilmesi gerektiği, davanın ise 11.06.2008 tarihinde açıldığı anlaşıldığından 8 yıllık sürenin henüz dolmadığı, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde, hak takibinin sadece meslek birliği aracılığıyla yapılmasına ilişkin bir düzenleme olmadığı, davacının tek başına dava açmaya yetkili olduğu, davalının izinsiz olarak “Romeo ve Juliet” isimli eserin, İstanbul’da 14.05.2005, 17.05.2005, 21.05.2005 tarihlerinde ve 01.07.2005’de Aspendos’da, “Spartacus” adlı eseri ise 30.06.2007 tarihinde Aspendos’da temsil ettiği, 5 ayrı ihlalin sabit olduğu, davacının maddi tazminat istemini FSEK 68/I. maddesine göre talep ettiğinden MESAM tarafından verilen telif bedelinin (ve dolayısıyla Kanunun 68/I hükmüne göre taraflar arasında sözleşme bulunsaydı dikkate alınabilecek bedelin) gişe hâsılatı üzerinden hesaplanması somut uyuşmazlıkta doğru görülmediği, davacının, arada sözleşme bulunsaydı talep edebileceği bedeli hesap ederken, hem eserlerin kullanımına ilişkin bedeli hem de nota kirasını talep ettiği, Türk uygulamasında nota kirasına ilişkin yoğun bir uygulamadan bahsetmenin mümkün olmadığı, nota kirası olarak alınan meblağın, eserin notalarının aktarıldığı kitapçığın kiralanması, geçici süreli yararlanılmasının karşılığı olduğu, TRT Genel Müdürlüğü ‘nün 22.10.2008 tarihli yazısına göre eserlerin TRT tarafından ne kaydı ne de yayını yapıldığı bildirildiğinden davacının bu iddiasının subut bulmadığı, davalının davacının eserler üzerinde hak sahibi olduğu eserler açısından eserlerin temsili için önceden izin almadığı gibi mali hak bedellerini (telif hakkı) ödediğine ve bu mali hakların davacıya ait olmadığına ilişkin hiçbir belge sunmadığı, bu durumda temsilleri izinsiz gerçekleştirdikleri kabul edilerek davalının eyleminin FSEK 24. madde kapsamında mali haklara tecavüz oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının üzerinde hak sahibi olduğu “Romeo ve Juliet” ve “Spartacus” adlı eserler açısından davacıdan izin alınmaksızın eserlerin temsil edilmiş olması nedeniyle davacıya ait eserlere tecavüz edildiğinin tespitine, davacının eserler üzerindeki mali haklarına tecavüzün sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla talep ettiği FSEK. 68 madde kapsamındaki her bir eser için davalı ile sözleşme yapmış olsa idi talep edeceği maddi tazminatın “Spartacus” isimli eser açısından 4500 Euro, keza “Romeo ve Juliet” isimli eser açısından İstanbul’daki her üç temsil için her biri 8.000 Euro’dan 24.000 Euro, “Romeo ve Juliet” isimli eser açısından Aspendos’daki temsil için 10.000 Euro olmak üzere toplam 38.500 Euro telif tazminatının FSEK 68.madde gereğince üç katı olan (38.500X3=115.500) 115.500 Euro tazminatın temsil tarihinden itibaren “Romeo ve Juliet” isimli eserin, İstanbul’da 14.05.2005, 17.05.2005, 21.05.2005 tarihlerinde ve 01.07.2005’de Aspendos’da, “Spartacus” adlı eserin ise 30.06.2007 tarihinde Aspendos’da temsili nedeniyle devlet bankaların Euro için bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasıyla hesaplanacak faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığının davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, 5 performans için oluşan nota kiralama ücretinin hükmedilen telif tazminatının miktarı ve davacının talebi gözetilerek 7500 Euro olarak kabulü ile temsil tarihinden itibaren devlet bankaların Euro için bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasıyla hesaplanacak faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Davacı vekili, müvekkilinin Serge Prokofieff’in “Romeo ve Juliet” isimli eserine ilişkin mali hakları Serge Prokofieff’in mirasçıları ile akdedilen bir sözleşme ile devralarak söz konusu eser üzerindeki mali hakların sahibi haline geldiğini, ayrıca Aram Khatchatourian’a ait “Spartacus” adlı eserine ilişkin mali hakları Aram Khatchatourian’ın mirasçısı ile akdettiği bir sözleşme ile devralarak söz konusu eser üzerindeki mali hakların da sahibi bulunduğunu, müvekkilinin bunların yanında bu eserlerin Türkiye’de temsil hakkının da sahibi olduğunu, davalı İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin müvekkilin tüm mali haklarına sahip olduğu dava konusu “Romeo ve Juliet” ile “Spartacus” adlı eserleri izin almaksızın kullandığını öğrendiğini ileri sürerek FSEK m. 68. maddesinden kaynaklanan maddi , manevi tazminat ve eserlerin nota kira bedelinin tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, 19.01.2009 tarihli dilekçesi ile Devlet Opera Balesi Genel Müdürlüğüne ait 18.03.2008 tarihli İç Genelgeyi sunarak husumet itirazında bulunmuş ve davanın İstanbul Devlet Opera Balesi aleyhine açıldığını, oysa müdürlüğün tüzel kişiliğinin bulunmadığını, müdürlüğün Devlet Opera ve balesi Genel Müdürlüğüne bağlı olduğunu savunarak davanın öncelikle husumetten reddine karar verilmesini talep etmiştir. Bilirkişi raporunda bu konuda değerlendirilme yapılmamış, mahkemece de bu husus üzerinde durulmadan işin esası hakkında karar verilmiştir. Husumet itirazı, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de resen dikkate alınabilir. Bu itibarla mahkemece, öncelikle husumet itirazının çözümlenerek işin esasına girilmesi gerekirken, bu husus hiç tartışılmadan yazılı gerekçelerle karar verilmesi doğru görülmemiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.