11. Hukuk Dairesi 2023/5328 E. , 2024/8293 K. MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1927 Esas, 2023/967 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/78 E., 2021/375 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafı…
**11. Hukuk Dairesi 2023/5328 E. , 2024/8293 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1927 Esas, 2023/967 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/78 E., 2021/375 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin babası ve şirket kurucusu olan ...'nun 30.07.2007 yılında vefat ettiğini, şirketin kurulmadan önce müvekkilinin babasının kendi adına döküm ve pompa işleri yaptığını, davalıların da babalarının yanında sigortalı veya sigortasız işçi olarak çalıştıklarını, şirketin kuruluşunda müvekkilinin babası ..., annesi ... ve davalıların bulunduğunu, davalıların ...'nun hisselerini sahte imzalarla kendi hisselerine kattıklarını ve ...'ın ölümünden sonra haksız olarak hisselerin tamamının davalıların hisselerine dahil edildiğini, devir 2011 yılından önce yapıldığı için 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 415 ve 416 ncı maddeleri uyarınca çıkarılan genelgeye uygun olması gerektiğini, oysa bu genelgeye uyulmadığını, 02.06.2007 tarihli iştirak taahhütnamesi devir ve ferağ ile bu devir ve ferağın kabul beyannamesindeki yapılan devrin sahte imza ile yapıldığını, hisse devirlerinden sonra şirketin Konya 2. Organize Sanayi Bölgesinde bulunan 40.000 m2'lik arsasının satıldığını ve parasının davalılar tarafından alındığını, ayrıca devirden sonra şirketin banka hesaplarındaki paralar ile çek, senet ve üretim hizmetleri alacakları, kirada olan taşınmazların kira paralarının davalılar tarafından paylaşıldığını, ...'nun ölümünden sonra müvekkilinden hile ve yanıltma, aynı zamanda tehditle toplantı için atıldığının söylenip kalan hisselerin de elinden alındığını ileri sürerek sahte olarak devredilen şirket hisselerinin iptali ile tereke üzerine geçirilmesine, geçirildikten sonra müvekkilinin hissesinin tespitine, haksız olarak şirket malvarlığından kaçırılan paraların da tespiti ile müvekkilinin alacağı olan şimdilik 30.000,00 TL'nin davalılardan müştereken tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde;davanın eksik harçla açıldığını, şirketin ödenmiş sermayesinin 4.000.000,00 TL olduğunu, harcın şirketin güncel değeri ve sermaye miktarına göre yatırılması gerektiğini, davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, davacının hile, tehdit yanılma hallerinden hangisine dayandığını açıklaması gerektiğini, devir tarihinden dava tarihine kadar yedi yıllık süre geçtiğinden davanın hakdüşürücü süre ve zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, davacı tarafın iradesinin sakatlanmış gösterdiği hisse devri ve ferağ akdinin hem davacının hem de davalıların müşterek mahalle komşuları olan davacı vekili Av. ... tarafından görülmüş,onaylanmış ve sonrasında müvekkili davacı yan tarafından imza edilmiş olduğunu, şirketin kuruluşunda ve sermaye artırımında davacının iddia ettiği gibi bir usulsüzlük bulunmadığını, davalılardan ...'nun davalı şirketteki hissesini, şirket ile alakalı bir mülahazadan dolayı 2006 yılında babası ...'ya devrettiğini, yine aynı mülahazalarla babasına devrettiği hisseleri 2007 yılında devralmış olduğunu, iki genel kurul arasında yapılan bu tasarrufların bir sonraki genel kurulun yapılması ile kendiliğinden ilan ve tescil gördüğünü, tarafların murisi ...'nun 30.07.2007 tarihinde vefat etmesinden sonra davacının hem şirketteki, hem de ...'nun şahsi mal varlığından kaynaklanan terekesindeki paylarını alması için harici taksim yapıldığını, davacının haklarının ödendiğini, davacının şirket payını devretmesi karşılığında Meram Sanayi'sinde bulunan dükkanın davacıya verildiğini, davacının davalılara olan 35.000,00 euro borcunun silindiğini, ayrıca 55.000,00 TL ödendiğini, dava dilekçesinde bahsedilen organize sanayisindeki arsa ile ilgili tasarrufun davacının kendi hisselerini devrettikten sonra gerçekleştiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların müşterek murisi ... tarafından davalı şirketteki 280.000 hissenin 02.06.2007 tarihli dosyada fotokopisi mevcut devir belgesi ile davalılardan ...'ya devredilmesi ve bu devir belgesinin sahte imza ile yapılması karşısında geçersiz olduğu iddiasıyla, davacının 1/8 miras payına isabet eden (280.000/8=) 35.000 hissenin davacı adına tescili ve davalıların davacı şirketin paralarını haksız olarak almaları nedeniyle, şimdilik 30.000,00TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesi (alacak) talebine ilişkin olduğu, şirket hisse devrinin iptali ve davacı adına tescili yönünden yapılan değerlendirmede; 24.03.2021 tarihli duruşmada 7/a nolu ara kararı ile davalılardan ... hariç, diğer davalıların husumet ehliyetinin ne olduğu hususunun davacı tarafa sorulduğu, davacı taraf bu konuda bir açıklama yapmadığı gibi, dava dilekçesi ve diğer tavzih beyanlarında da hisse devrinin iptali yönünden sadece ...'ya karşı dava açıldığı açıkça beyan edilmediğinden hisse devrinin iptali davasının da bütün davalılara karşı açıldığı sonucuna varıldığı, dava konusu 02.06.2007 tarihli belge ile ... tarafından devredilen 280.000 şirket hissesinin, sadece davalılardan ...'ya devredilmesi karşısında, ... dışındaki diğer 5 davalının bu talep ve dava yönünden pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı sonucuna varılarak, kendilerine karşı açılan bu davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği, Konya 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.05.2019 tarihinde kesinleşen 05.03.2019 gün ve 2015/1203 E., 2019/147 K. sayılı ilamı ile davalılardan ...'nun 02.06.2007 tarihli devir belgesindeki devreden ... adına yer alan imzayı kendisinin atmak suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu işlediği, bu hususun ayrıca ceza ilamına dayanak teşkil eden İstanbul Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'nin 08.08.2018 tarihli raporu ile de belirlendiği anlaşıldığından dava konusu 02.06.2007 tarihli devir belgesinin, ...'nun devreden ... yerine attığı sahte imza ile oluşturulduğu ve geçersiz bir devir belgesi olduğu sonucuna varıldığı, davalı taraf, her ne kadar bu hissenin önce ... tarafından babası ...'ya 2006 yılında devredildiğini ve 02.06.2007 yılında geri alınmış olunduğunu savunmuş ise de, belgenin ve devrin geçersiz olması karşısında bu savunmaya itibar edilmediği, bu belgeye karşı sadece davacı ...'nın hisse devrinin iptali davası açması, kendi hissesinin belirlenmesini istemesi karşısında davacı ...'nın devir belgesinde yer alan 280.000 hisseden kendi 1/8 miras payına isabet eden 35.000 hissenin kendi adına tescilini isteyebileceği sonucuna varıldığı, dava konusu 35.000 hissenin dava tarihi itibariyle değerinin, keşfe dayalı bilirkişi heyeti raporu ile 277.257,85 TL olduğunun belirlendiği, 30.000,00 TL'lik 2. alacak talebi ile birlikte toplam 307.257,85 TL'lik dava değeri üzerinden eksik harcın tamamlandığı, geçersiz devrin yapıldığı 02.06.2007 tarihi itibariyle davalı şirketin toplam hissesinin 2.000.000 ve toplam hisse tutarının da 2.000.000 TL olduğu, davacının hakkı olan 35.000 hissenin toplam hisse içindeki payının %1,75 olduğunun anlaşıldığı, Konya Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 30.03.2021 tarihli cevabi yazısında davalı şirketin toplam hisse tutarının 6.000.000 TL ve davalılardan ...'nun payının da 1.500.000 TL olduğunun anlaşıldığı, davalı şirketin toplam hisse miktarının 6.000.000 hisse ve davalılardan ...'nun hissesinin de 1.500.000/6.000.000 hisse olduğu sonucuna varıldığı, davacının davalı ...'dan 35.000 hisse hakkını alabilmesi için şirketin güncel hissesinin % 1,75'ini alması gerektiği, bunun da 6.000.000 hisse içerisinde (6.000.000 x % 1,75=) 105.000 hisseye karşılık geldiğinin belirlendiği, davacının ...'ya karşı açtığı hisse devrinin iptali davasının kabulü ile ...'nun davalı şirketteki güncel 1.500.000/6.000.000 hissesinden 105.000/6.000.000 hissenin davacı adına tesciline, kalan 1.395.000/6.000.000 hissenin ise davalılardan ... üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiği, davacı terditli olmayan 2. talebiyle, davalıların davalı şirketi zarara uğrattıklarını beyan ederek, davacının payına düşen şimdilik 30.000,00 TL. alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesini de istemiş ise de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 553/1. maddesi gereğince şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebileceği, pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebileceği, davacının, şirket zararının şirkete ödenmesini istemek yerine kendi adına tahsilini istemesi karşısında, şirketin zarara uğratılmasından doğan 30.000,00 TLlik alacak davası yönünden de davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davacı ...'nın, ... Pompa Döküm Mühendislik San. Tic. A.Ş.'deki ...'ya devredilen (35.000) hissenin iptali ile kendi adına tescili davasının davalılardan ... Pompa Döküm Mühendislik San. Tic. A.Ş., ..., ..., ... ve ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalılardan ... yönünden ise kabulü ile, ... Pompa Döküm Mühendislik San. Tic. A.Ş.'deki davalılardan ...'ya ait olan güncel 1.500.000/6.000.000 hissenin iptali ile 105.000/6.000.000 hissenin davacı ... adına tesciline, kalan 1.395.000/6.000.000 hissenin davalılardan ... üzerinde bırakılmasına, davacı ...'nın, 30.000,00 TL'lik alacak davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş karar davalılar vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, dava dilekçesi ve tavzih dilekçelerine göre davacı tarafın talebinin şirket ortağı ve tarafların müşterek murisi olan ...'ya ait şirket hissesinin davalı ...'ya devrine ilişkin işlemin iptali ve şirketin uğradığı 30.000,00 TL zararın tazmini talebine ilişkin olduğu anlaşıldığından mahkemenin uyuşmazlığı bu şekilde belirlemesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, mahkemece toplanan delillere göre ve özellikle Konya 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2019 tarih, 2015/1203 E. ve 2019/147 K. sayılı kararına göre şirket ortağı ve tarafların müşterek murisi olan ...'ya ait şirket hissesinin davalı ...'ya ilişkin belgenin sahte olduğunun ve devrin geçersiz olduğunun sabit olduğu, bu nedenle mahkemece davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2 nci maddesi gereğince birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her red sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunması gerektiğinden ve dava konusu somut olayda tüm davalılar yönünden ret sebebi ortak olduğundan mahkemece davalılar lehine tek vekâlet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, buna göre davalılar tarafça ileri sürülen istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı, gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalılar vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, usulsüz pay devrinin iptali ve şirketin uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 74 üncü maddesi, 6102 sayılı Kanun'un 553/1 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Dava, usulsuz olarak devredilen şirket hisselerinin iptali istemine ilişkin olup, davacının dava dilekçesinde babası ve şirket kurucusu olan muris ...'nun 30.07.2007 yılında vefat ettiğini, 02.06.2007 tarihli iştirak taahhütnamesindeki sahte imza ile devir ve ferağ ile murisin şirket hisselerinin devredildiğini ileri sürerek devredilen şirket hisselerinin iptali ile tereke üzerine geçirilmesini istemiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 640 ıncı maddesine göre birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana geleceği, mirasçıların terekeye elbirliğiyle sahip olacakları, sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf edecekleri ve 4721 sayılı Kanun’un 702/1 inci maddesinde ise elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkının, ortaklığa giren malların tamamına yaygın olduğu düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre miras ortaklığı mirasın tümü üzerinde söz konusu olduğundan, tereke payları ayrılmaksızın ortaklığa dahil olan mirasçılara aittir. Tereke üzerinde ortaklık devam ettiği sürece, mirasçıların somut ve bağımsız payları mevcut değildir. Bu durumda 4721 sayılı Kanun'un 640/3 madde ve fıkrası uyarınca yetkili mahkemece terekeye temsilci tayin ettirilmesi suretiyle davanın görülmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta, dosyadaki 02.06.2007 tarihli iştirak taahhütnamesi ile mirasçılık belgeleri üzerinde yapılan incelemede; taahhütnamede devralan kişi olan ... ile davacı ve diğer davalıların da muris ...'nun mıraşçıları olduğu görülmüştür. Gerek devralan ... gerekse diğer davalı mirasçıların davanın reddini istemiş olmaları ve dava dilekçesinde tereke adına hisselerin iptali ile devredilmesi istendiğinden, davacı ile diğer davalı mirasçılar arasında menfaat çatışması bulunduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, davacının dava dilekçesindeki talebi nazara alınarak terekeye mümessil tayini suretiyle tereke adına davanın tereke temsilcisi huzuru ile görülmesi gerekirken yargılama sırasında usulsuz olarak yapıldığı anlaşılan birden fazla tavzih dilekçeleri nazara alınarak ve mirasçılar arasında menfaat çatışması dikkate alınmadan tereke adına hissenin geri tescilinin talep edildiği davada davacıya ait miras hissesi oranında şirket hisselerinin iptaline hükmedilmesi doğru olmadığından ve öncelikle davada aktif dava ehliyetinin resen nazara alınması gerektiğinden kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2.Bozma sebebine göre davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalıların temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulen BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, 26.11.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.