11. Hukuk Dairesi 2009/6003 E. , 2010/11909 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Fatih 2.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.12.2008 tarih ve 2008/508 - 2008/1505 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm
**11. Hukuk Dairesi 2009/6003 E. , 2010/11909 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Fatih 2.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.12.2008 tarih ve 2008/508 - 2008/1505 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının sorumluluğundaki kanalizasyonun yağmur sonrası geri tepmesi sonucu müvekkiline sigortalı dairenin hasara uğradığını, 1.623,60 YTL hasar bedelinin müvekkilince sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, bu meblağın davalıdan rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın görev ve esas yönünden reddini istemiştir. Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı yaptığı itirazları karşılayan denetime elverişli aynı bilirkişiden ek ya da başka bir bilirkişiden yeni bir rapor alınmak suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda sigortalı konutun bulunduğu parselin atık su bacasına geri tepmeyi engelleyici sistemin yapılmaması nedeniyle hasarın meydana geldiği, bunda da davalının kusur ve sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davacıya sigortalı konuta davalıya ait kanalizasyon şebekesinden geri teptiği iddia edilen suların verdiği zararın rücuen tazmini istemine ilişkindir. BK’nun 58. maddesi “bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazadaki kusurundan dolayı mesul olur” hükmünü içermektedir. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre BK'nun anılan maddesindeki sorumluluk objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin, yani davalının kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki de, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdırlar. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması veya üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması gerekmektedir. Ancak; imal olunan şey malikinin ek kusuru varsa, illiyet bağının kesilmesi malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Davalıya ait atık su kanalizasyon borusu da madde de açıklanan "imal olunan şey" kavramına dahil olup, davalı bu boruların kötü yapılmasından veya muhafazasından kaynaklanan zarardan kusursuz sorumludur. Somut olayda, davacıya sigortalı konutun bulunduğu apartmanın yönetimi tarafından binanın önündeki sokakta yapılan kaldırım düzenlemesi sırasında binaya ait atık su borusuna zarar verildiği belirtilerek davalıya başvuruda bulunulmuş ve davalı tarafından bu başvuru üzerine gerekli arıza tamir edilerek, binaya ait atık su parsel baca çıkışı yeninden yapılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, sigortalı konutun bulunduğu apartmanın atık su giderinin yasak olmasına rağmen yağmur suyu hattına bağlandığı, kaldırım düzenlemesi sırasında verilen zararın tamiri sırasında davalının görevi olmadığı halde binaya ait atık su gideri parsel bacasını yeniden inşa ettiği, bina sahipleri tarafından parsel çıkışına bu bacadan suyun geri gelmesini engelleyici sistemin yapılmadığı, bu nedenle davalı tarafından yayınlanan Deşarj Yönetmeliği'nin 10. ve 13. maddelerine göre oluşan zarardan davalının sorumluluğunun bulunmadığı belirtilmiştir. Ancak, mahkemece, sigortalı işyerinin bulunduğu binanın parsel çıkışında atık suların geri tepmesini önleyecek sistemin mevcut olmadığı belirlenmiş ise de, yapılan keşifte parsel bacasında geri tepmeyi engelleyici sistem olmadığı halde atık su akışının normal olduğu ve geri tepmenin olmadığı, zararın ise yağan aşırı yağmur nedeniyle davalıya ait borudaki debinin artması sonucu suların geri gelerek sigortalı konuta zarar verdiği belirlenmiştir. Bu durumda zarar, aşırı yağan yağmur nedeniyle debinin yükselmesinden dolayı davalının kanalizasyon borusunun yetersiz kalması veya borunun tıkanması sonucu oluştuğu anlaşılmaktadır ki, bu halde, sigortalı binada geri tepmeyi engelleyici sistemin olmaması, davalının kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmaz, zira bu durumda davalının sorumluluğunu gerektiren illiyet bağı kesilmemiştir. Kaldı ki, sigortalı konutun bulunduğu binanın parsel bacası da verilen zarar nedeniyle davalı tarafından yeniden inşa edilmiş olup, geri tepmeyi engelleyici sistemin olmadığını gören davalının anılan yönetmelik gereği bina maliklerine bu sistemin yapılmasını zorunlu kılması ve buna ilişkin gerekli işlemleri yapması gerekirdi. Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, oluşan zarardan davalının BK’nın 58. maddesi hükmüne göre kusursuz sorumlu olduğunun kabulü ile oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.