T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2191 - 2025/2413 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2191 KARAR NO : 2025/2413 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/09/2023 NUMARASI : 2022/487 E. - 2023/319 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahke…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2191 - 2025/2413 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/2191 KARAR NO : 2025/2413 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/09/2023 NUMARASI : 2022/487 E. - 2023/319 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/09/2023 tarih ve 2022/487 E. - 2023/319 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2021/075591 sayısı ve “...” ibaresi ile 05. Sınıfta yaptığı başvurunun, davalının itirazları sonucunda reddedildiğini, müvekkilinin “...” ibareli seri markaları bulunduğunu, davalı yanın “...” markalarına dayalı olarak itiraz ettiğini, taraf markalarının benzer olmadıklarını, müvekkilinin markasının etken maddesi “sodyum bikarbonat” olan ve reçete ile satılan bir ilaç olduğunu, davalı yanın faaliyet alanının ilaç olmayan sabun, tıbbi bez, deri merhemi gibi ürünlerde olduğunu, markalar arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin markalarının esas unsurunun “...” olduğunu, müvekkilinin yıllardır “...” esas unsurlu seri markalar yarattığını, markaların hitap ettikleri tüketicilerin bilinçli tüketiciler olduğunu, taraf markalarının aynı ya da benzer hizmetlerden oluşmadığını, davalı yanın markasını salt şirket markası olarak kullandığını, bu isim altında ilaç üretmediğini, davalının kullanım ispatı yönünden sunduğu delillerin de bu hususu ortaya koyduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2022/M-12722 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, “...” ve “...” ibareli markalar arasında benzerlik ve karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu, başvuru konusu markanın görsel açıdan olduğu kadar işitsel ve kavramsal açıdan da iltibas teşkil edecek şekilde benzer olduğunu, tarafların aynı sektörde aynı tüketici kitlesine yönelik olarak faaliyet gösterdiğini, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraf markalarının 05. Sınıftaki malların tamamını birebir ihtiva ettiği, taraf markalarında benzer bulunan 05. Sınıftaki emtianın ilgili tüketicilerinin, söz konusu ürünlerin doğrudan tıbbi içerikli olmalarından kaynaklı genel anlamda profesyonel meslek mensupları olmaları nedeniyle yüksek düzeyde bilinç, dikkat ve özene sahip olduğu, dava konusu markanın “...” ibaresinden oluştuğu, anılan ibarenin bütün olarak bir anlama sahip olmadığı, uyuşmazlık konusu emtianın niteliği gözetildiğinde, tüketicinin markanın ön sesini oluşturan “...” ibaresini derhal algılayarak markayı “... – ...” şeklinde yorumlayacağı, zira “...” ibaresinin tıp/sağlık ile ilgili bir terim olduğu, “...” ibaresinin davacı yanın ticaret unvanının kılavuz unsuru ve aynı zamanda davacı yanın seri markalarının ana unsuru, başka bir ifadeyle yıllardır hali hazırda tescilli ve bir nevi çatı marka konumuna erişmiş bir ibare olmasının da etkisi olacağı, tüketici açısından dava konusu markanın “...” ve “...” ibarelerinin bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş bir marka olarak algılanacak olduğu, davacı yanın “...” ibaresinin tercih edilmesinin ardındaki sebep olarak “sodyum bikarbonat” içeren bir ürün üretimi yapmalarını gösterdiği, “...” ibaresinin doğrudan “bikarbonat” ibaresinin yerleşik kısaltması olarak algılandığını gösterir herhangi bir veriye ulaşılamadığı gibi sicil kayıtlarından “...” ibaresini içerir başvuruların neredeyse tamamının davalı yana ait başvurular olduğu, davalı yanın redde gerekçe markasının ise "... SAN. ve TİC. A.Ş." şeklinde olduğu, tüketicinin davalı yan markasını bu haliyle gözlemlediğinde, markanın asli unsurunu doğrudan “...” olarak algılayacağı, her iki markada da “...” ibaresinin bütün olarak yer aldığı, bu bütünde dava konusu markanın “...- ...” şeklindeki ikincil sözcüğü, davalı markasının ise doğrudan kendisini oluşturduğu, dolayısıyla harf dizilimsel anlamda ve ortak sözcük unsurundan kaynaklı bir görsel benzerliğin mevcut olduğu, bununla birlikte her ne kadar dava konusu markanın soldan sağa okuma ilkesi uyarınca “...-bi-kar” şeklinde telaffuz edilecek olduğu, başka bir ifadeyle ön sesinin “...” olduğu, bu haliyle davalı markasından uzaklaştığının kabulü gerekeceği iddia edilebilir ise de gerek “...” ve “...” ibarelerinin bağımsız ayırt edici karakterlerini korur şekilde bu bütünde var olması, gerek “...” ibaresinin davalı yanın “çatı” markası algısı yaratacak olması nedeniyle bu durumun işaretler arasındaki yüksek düzeyli fonetik benzerliği ortadan kaldırmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tescili talep edilen markanın esas unsurunun "..." olduğunu, “...” markasının, “sodyum bikarbonat” etken maddesinin “...” ifadesinden ve müvekkili şirketin ticaret unvanını ve seri markalarını oluşturan “...” ifadesinden yararlanılarak oluşturulduğunu, ilaç markalarında etken maddenin bir kısmına yer verilmesi oldukça yaygın bir uygulama olup, o ilacın hangi endikasyonda kullanıldığını gösterdiğini, davalının markasını herhangi bir üründe/malda kullanılmadığını, taraf markalarının birbirleri yerine kullanılma, benzer ihtiyaçları giderme, birbirleri ile rekabet etme ya da aynı tüketici profiline hitap etme gibi ihtimalleri bulunmadığını, markaların hitap ettiği tüketici profilinin birbirinden farklı olduğunu, tüketicilerin bu iki ürünün üreticisi arasında bağlantı kurması yahut bu iki markanın bir seri marka imajı yansıttığını düşünmesinin söz konusu olmayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı markası kapsamında 05. Sınıfta yer alan malların, davalı yana ait önceki tarihli marka kapsamında yer alan mallar ile aynı tür olduğu, davacının "..." ibareli marka başvurusu ile davalının "..." ibareli tescilli markası arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında bulunan esas unsurların "..." ibaresi olduğu, davacı başvurusundaki ... ibaresinin çatı markası olarak bulunduğu, diğer yandan “...” ibaresinin doğrudan “bikarbonat” ibaresinin yerleşik kısaltması olarak algılandığını gösterir herhangi bir veriye dosya kapsamında ulaşılamadığı, “...” kavramının doğrudan jenerik ya da kimsenin tekeline bırakılamayacak işaretlerden olarak değerlendirilmesinin mümkün olmayacağı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davacının marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalının tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 12/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.