İSTİNAF KARAR TARİHİ : 05/12/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 05/12/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; 28/07/2022 tarihinde davalının sevk ve idaresindeki ...…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 05/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 07/05/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ...... VEKİLİ : Av.... DAVALI : 1-...... VEKİLİ : Av.... DAVALI : 2-...... VEKİLİ : Av... DAVA : TAZMİNAT İSTİNAF KARAR TARİHİ : 05/12/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 05/12/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesiyle özetle; 28/07/2022 tarihinde davalının sevk ve idaresindeki ...... plakalı kamyonun yaya olarak bulunun müvekkili ......' e çarptığını, müvekkilinin bu kaza neticesinde hayati tehlikesinin bulunacak şekilde iş ve çalışma gücünü tamamen bitirecek şekilde yaralandığını, diğer davalı sigorta şirketinin ise kazaya karışan kamyonun trafik sigortacısı olduğunu, sigorta şirketine yönelik olarak 14/02/2022 tarihinde başvuru gerçekleştirildiğini, müvekkilinin kaza nedeniyle uğradığı iş ve çalışma gücü kaybının, SGK tarafından karşılanmayan tedavi ve yol giderlerinin, ekonomik geleceğinin sarsılması gibi bedeni hasarlar ve diğer maddi zararların davalılarca karşılanmadığını, kaza nedeniyle başlatılan soruşturmanın Ereğli (Konya)... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile kovuşturma aşamasına geçildiğini, kazanın sürücü ......' nin dikkatsiz ve tedbirsiz araç kullanımı nedeniyle meydana geldiğini, müvekkilinin traktörünün tekerinde meydana gelen arıza nedeniyle yolun olabildiğinde sağ tarafına çekili vaziyette yardım beklediğini, yardıma gelen ......, ......, ...... ve ......' ın tanık olarak dinlenmesini talep ettiklerini, sayılan şahıslarla birlikte müvekkilinin traktörün tekerindeki arızayı giderdikleri sırada davalının dikkatsiz ve tedbirsizliği nedeniyle müvekkiline çarptığını, müvekkilinin kazadan sonra yoğun bakım ünitesinde yaşam mücadelesi verdiğini, zararın tespiti için müvekkilinin tedavi gördüğü hastanelere müzekkere yazılmasını talep ettiklerini, müvekkilinin taburcu olduktan sonraki tedavilerinin devam ettiğini, bedeni hasarlar nedeniyle yatağa ve bakıma muhtaç bir şekilde hayatını sürdürdüğünü, müvekkilinin çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşan bir kişi olduğunu, kazancının asgari ücretin üzerinde olduğunu, kaza nedeniyle hem kendisi hem de oğullarının tarla ve hayvanların bakımına yetişemediğini, tarlalardaki ürünlerin hasat bile edilemediğini, müvekkilinin sağlığında çektiği kredilerin kaza nedeniyle ödenememesi nedeniyle icra takibine maruz kaldığını, müvekkilinin uğradığı kazanç kayıplarının tespiti için o yıl ektiği yerleri gösterir çiftçi kayıt belgelerinin ve hayvan pasaportlarının ilgili kurumdan getirtilmesini talep ettiklerinden bahisle müvekkilinin haksız fiil nedeniyle gerçekleşen kazanç kaybı zararının tespitinden sonra artırılmak üzere şimdilik 100,00 TL kazanç kaybının davalı şirket yönünden temerrüt, davalı kişi yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte müvekkiline ödettirilmesine, müvekkilinin haksız fiil nedeniyle gerçekleşen iş ve çalışma gücü kaybı zararının tespitinden sonra artırılmak üzere şimdilik 100,00 TL iş gücü ve çalışma gücü zararının davalı şirket yönünden temerrüt, davalı kişi yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte müvekkiline ödettirilmesine, müvekkilinin haksız fiil nedeniyle gerçekleşen ekonomik geleceğin sarsılması zararının tespitinden sonra artırılmak üzere şimdilik 100,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan zararın davalı şirket yönünden temerrüt, davalı kişi yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte müvekkiline ödettirilmesine, müvekkilinin haksız fiil nedeniyle gerçekleşen beden hasarı zararının tespitinden sonra artırılmak üzere şimdilik 100,00 TL beden hasarı zararının davalı şirket yönünden temerrüt, davalı kişi yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte müvekkiline ödettirilmesine, müvekkilinin haksız fiil nedeniyle gerçekleşen ve SGK nın karşılamadığı yol ve bakım gideri zararı dahil diğer tüm maddi zararların tespitinden sonra artırılmak üzere şimdilik 100,00 TL tedavi, yol ve bakım gideri dahil olmak üzere diğer maddi zararlarının davalı şirket yönünden temerrüt, davalı kişi yönünden kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte müvekkiline ödettirilmesine, müvekkilinin haksız fiil nedeniyle gerçekleşen acı, elem, ıstırap, keder, bozulan ailevi durumu ve sağlığı nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 180.000,00 TL manevi zararın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalı ......' den alınarak müvekkiline ödettirilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 13/10/2023 havale tarihli talep artırım dilekçesi ile özetle; öncelikle müvekkilinin ekonomik durumu göz önüne alınarak teminatsız olarak ihtiyati tedbir talep ettiklerini, 100,00 TL olan geçici iş göremezlik tazminatı taleplerini 17.445,01 TL olarak davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz, davalı ...... yönünden haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tazminine, 300,00 TL olan sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerini 537.826,70 TL olarak davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz, davalı ...... yönünden haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tazminine, 100,00 TL olan tedavi, yol ve bakım gideri taleplerini 5.600,00 TL tedavi gideri, 647.878,50 TL bakıcı gideri olarak davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz, davalı ...... yönünden haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tazminine, davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik, tedavi, yol ve bakıcı gideri taleplerimiz yönünden tedavi klozuna ilişkin poliçe limiti olan 430.000,00 TL ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasını, aynı şekilde davalı sigorta şirketinin sürekli iş göremezlik talepleri yönünden sakatlık klozuna ilişkin poliçe limiti olan 430.000,00 TL ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasını talep ettiklerininden bahisle dava değerlerini manevi tazminat dahil 1.388.750,21 TL olarak belirlediklerini, bu bedel üzerinden davalarının kabulünü talep etmiştir. Davacı vekili 20/03/2025 havale tarihli talep artırım dilekçesi ile özetle; 17.445,01 TL olan geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinde artış yapmadıklarını, 537.826,70 TL olan sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerini 962.538,44 TL olarak davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz, davalı ...... yönünden haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tazminine, 5.600,00 TL olan tedavi gideri tazminatı kaleminde artık yapmadıklarını, 647.878,50 TL olarak talep ettikleri bakıcı gideri tazminatını 1.150.401,36 TL olarak davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz, davalı ...... yönünden haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tazminine, davalı sigorta şirketinin geçici iş göremezlik, tedavi, yol ve bakıcı gideri taleplerimiz yönünden tedavi klozuna ilişkin poliçe limiti olan 430.000,00 TL ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasını, aynı şekilde davalı sigorta şirketinin sürekli iş göremezlik talepleri yönünden sakatlık klozuna ilişkin poliçe limiti olan 430.000,00 TL ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasını talep ettiklerininden bahisle dava değerlerini manevi tazminat tutarı dahil 2.315.984,81 TL olarak belirlediklerini, bu bedel üzerinden davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ......vekili cevap dilekçesiyle özetle; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin taleplerin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğradığını, dava konusu trafik kazasının anılan zamanaşımı süreleri geçtikten sonra işbu davanın açıldığı, bu nedenle zamanaşımı itirazları doğrultusunda işbu davanın reddinin gerektiğini, yeni düzenlemeye göre zarar görenlerin doğrudan dava açma hakkının ortadan kaldırıldığını, dava öncesinde sigorta şirketine başvuru zorunluluğunun getirildiğini, başvurunun tam yapılması gerektiğini, hasar başvuru kapsamında davacı taraftan kalıcı maluliyet oranını belirtir sağlık kurulu raporu talep edilmiş ise de eksikliğin tamamlanmadığını, bu nedenle müvekkili şirket nezdinde davacıda meydana geldiği iddia olunan maddi zararın tespiti için aktüerya hesabının mümkün olmadığını, bu nedenle müvekkili şirketin temerrütünden bahsetmenin mümkün olmadığını, davacının müvekkili şirkete resmi bir başvuru yapmadığını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafından dosyaya sunulan tedavi evraklarının yargılama neticesinde müvekkili şirket aleyhine verilecek olası bir hükme esas teşkil etmesinin hukuken mümkün olmadığını, maluliyet oranının Yargıtayca da kabul edildiği üzere Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu marifetiyle tespit ettirilmesi gerektiğini, somut olayda trafik kazasının anlatıldığı gibi husule gelmediğini, müvekkilinin bu nedenle ZMMS kapsamında bir sorumluluğunun bulunmadığını, araç sürücüsünün ehliyetinin olmaması nedeniyle müvekkilinin herhangi bir ödeme sorumluluğunun bulunmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek üzere müvekkili şirketin ZMMS uyarınca sigortalısının kusuru ile 3. şahıslara verilen zararı poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere tazmin etmekle mükellef olduğunu, kusur oranlarının tespiti için hem Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesinden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasının zorunluluk arz ettiğini, geçici iş göremezlik giderleri ve geçici iş göremezlik dönemine tabi geçici bakıcı tazminat taleplerinin ZMSS genel şartları gereğince teminat dışı olduğunu, bu nedenle müvekkilinin tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik talepleri nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacı tarafın geçici iş göremezlik nedeniyle doğan zararlardan tedavi giderleri kapsamında olması nedeniyle müvekkili sigorta şirketinin sorumlu olmadığını, bu kalemden Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olduğunu, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatlar tespit edilerek müvekkili şirket aleyhine hükmedilecek olası bir tazminattan mahsup edilmesi gerektiğinin son derece açık olduğunu, bu kapsamda tazminat hesabının da uzmanlık gerektiğinden hazine müşteşarlığı tarafından kabul edilen bir aktüer uzmanının seçilerek anılan hesaplamaların yaptırılması gerektiğini, ayrıca yine dava konusu trafik kazası ile ilgili açılmış bulunan ceza davasının da bu dava da doktrin ve yerleşik Yargıtay uygulaması uyarınca bekletici mesele yapılması gerektiğini, dava konusu poliçenin 01/06/2015 tarihinden sonra tanzim edildiğinden eldeki uyuşmazlıkta 01/06/2015 tarihli genel şartların uygulanması gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle beraber bir an için söz konusu görülen davanın haklı olduğu varsayılsa bile müvekkili şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğundan bahisle öncelikle zamanaşımı nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddine, davacı uhdesinde meydana gelen zararlardan müvekkili şirketin ZMMS poliçe teminatı kapsamında sorumluluğu bulunmadığı nedeniyle haksız davanın reddine, müvekkili şirketin aleyhine hüküm kurulacak olması halinde SGK tarafından yapılan/yapılacak ödemelerin müvekkili şirketin sorumluluğundan tenziline, harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...... vekili cevap dilekçesiyle özetle; 28/07/2021 günü saat 09:20 sıralarında müvekkilinin sürücüsü olduğu ...... plakalı kamyonun seyir halinde iken davacı ...... isimli yol kenarında lastik tamir ettiği sırada aniden yola çıkması ile müvekkilinin davacının ağır kusuru nedeniyle davacıya çarptığını, bu kaza nedeniyle Ereğli (Konya)...Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyası ile yargılamanın devam ettiğini, trafik kazalarında kusurun temel öge olduğunu, tazminat hesaplarının genellikle kusur oranları üzerinden hesaplandığını, kusursuz sorumluluklarda dahi bazı ayrık durumlar dışında bir kusur ölçücünün belirlenmesi gerektiğini, davacıların dava konusu kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurlu olduğunu iddia ettiklerini, ancak davacıların kusur oranına ilişkin bir iddialarının gerçeği uygun olmadığından taraflarınca kabul edilmediğini, davacıların iddiasının yalnızca olay yerinde düzenlenen trafik kazası tespit tutanağına dayandığını, kaza tespit tutanağının mahkeme tarafından karar verilmesi için yeterli delil niteliğini arz etmediğini, ayrıca kaza tespit tutanağına göre davacının asli kusurlu olduğunu, mahkemece alınacak bilirkişi raporu tespitleri ile müvekkilinin kusursuzluğunun tespit edileceğini, bu nedenle davacının kaza tespit tutanağına dayanarak müvekkiline kusur izafe etmesinin ve bu kusur doğrultusunda talep edilen tazminatların kabulünün mümkün olmadığını, dava konusu kazanın davacının kusurlu hareket nedeniyle yaşandığını, meydana gelen kazada müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, kazanın meydana geldiği yerde hız sınırlarının 80 km olduğu, müvekkilinin kullandığı kamyonun hızının ise 50-60 km civarında olduğunu, müvekkilinin hızının takograf ile ölçüldüğünü, müvekkilinin kullandığı kamyonun trafik sigortasının ve fenni muayenesinin bulunduğunu, lastiklerinin mevsim şartlarına uygun olduğunu, ceza dosyasındaki tanık ifadelerinden de anlaşılacağı üzere davacının yola bakmadan yolu kontrol etmeden kendi can güvenliğini ve trafik güvenliğini tehlikeye atarak yolun trafik durumunu kontrol etmeden aniden sebepsizce yola fırladığını, bu esnada davacının müvekkilinin aracına çarptığını, müvekkilinin tüm tedbirleri almasına rağmen davacının kusuru ile dava konusu kazanın meydana geldiğini, gerekli olması halinde dosyanın kusura ilişkin olarak ATK ndan yeniden rapor aldırılmasını talep ettiklerini, müvekkilinin kusursuz olması nedeniyle maddi ve manevi tazminatların reddedilmesi gerektiğinden bahisle maddi ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın esastan reddine, yargılamam giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Somut olayda, davacıya atfı mümkün bir müterafik kusur tespit edilmediğinden hesaplanan tutardan müterafik kusur indirimi yapılamayacağı kabul edilmiştir. Davacı vekili, 20/03/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile sürekli iş göremezlik tazminatı istemini 962.538,44 TL'ye, geçici iş göremezlik tazminatı istemini 17.445,01 TL'ye, bakıcı gideri tazminatı istemini 1.150.401,36 TL'ye ve tedavi gideri tazminatı istemini 5.600,00 TL'ye çıkarmıştır. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davaya konu trafik kazasının oluşmasında davalı ......'nin % 40 oranında kusurlu olduğu, kaza neticesinde yaralanan davacının davalı ......'nin % 40 oranındaki kusuruna isabet eden sürekli iş göremezlik zararının 1.123.928,88 TL, geçici iş göremezlik zararının 17.445,01 TL, bakıcı gideri zararının 1.424.672,70 TL ve tedavi gideri zararının 5.600,00 TL olduğu, davalı ......'nin kazaya karışan aracın sürücüsü ve işleteni olması nedeniyle bu zarardan sorumlu olduğu, yine davalı ......A.Ş.'nin de kazaya karışan aracın ZMMS sigortacısı olması nedeniyle poliçe limitine kadar olan zarardan sorumlu olduğu sonucuna varıldığından, taleple bağlılık ilkesi de gözetilerek davacının maddi tazminat davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Kazanın oluş şekli ve sonucu, tarafların kusur oranları, paranın alım gücü, tarafların sosyal ekonomik durumları, manevi tazminatın tatmin ve caydırıcılık fonksiyonu dikkate alınarak davacının manevi tazminat davasının da kabulüne karar vermek gerekmiş ve; DAVACININ MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 962.538,44 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 17.445,01 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 1.150.401,36 TL bakıcı gideri tazminatı ve 5.600,00 TL tedavi gideri tazminatı olmak üzere toplam 2.135.984,81 TL tazminatın, davalı ......A.Ş.'nin sorumluluğu (sakatlanma teminat klozu limiti nedeniyle 430.000,00 TL, sağlık gideri teminat klozu limiti nedeniyle 430.000,00 TL olmak üzere toplam) 860.000,00 TL ile sınırlı olması kaydıyla, davalı ......A.Ş. yönünden 02/03/2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte, davalı ...... yönünden ise 28/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, DAVACININ MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ ile, 180.000,00 TL manevi tazminatın 28/07/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ......'den alınarak davacıya verilmesine" şeklinde hüküm kurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ...... vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilin meydana gelen trafik kazasında kusursuz olduğunu, kazanın meydana geldiği yol yerleşim yeri dışı ve kazaya karışan müvekkilin kamyonu için hız limitinin 80 km/h olduğunu ancak olay esnasında müvekkilin hızının zaten 50-60 olduğunu, ayrıca davacı müvekkilin aracının yan tarafına çarptığını, sadece bu durum bile yayanın müvekkilin görüş alanından çıktıktan sonra aracın yanına çarpması tüm kusurun davacı yayada olduğunu gösterdiğini, yine müvekkilin bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere kamyonun trafik sigortası ve fenni muayenesi bulunduğunu ve lastiklerinin mevsim şartlarına uygun olduğunu, 14.08.2023 tarihli İstanbul Teknik Üniversitesinden alınan bilirkişi raporunun kusur belirlemesinin son derece hatalı ve çelişkili olup söz konusu raporun hükme esas alınmasının hukuka,kanuna,hakkaniyete aykırı olduğunu, kusur belirlemesine ilişkin raporlar arasında çelişkiler giderilmeden dosyada karar verildiğini, davacı tarafın dosyada daha öncesinde dava değerini arttırarak ıslah hakkını kullandığını bu sebeple ikinci kere dava değerini arttırarak ikinci kere ıslah yapmasının mümkün olmadığını, bakiye yaşam süresinin tespitinde TRH 2010 yaşam tablosunun esas alındığını, bakiye yaşam süresinin tespitinde PMF 1931 Yaşam tablosunun dikkate alınmasının gerekirken yerel mahkemece TRH 2010 yaşam tablosuna göre karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kararda müterafik kusur indirimi yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, manevi tazminat ve tazminat miktarlarının kabul edilemeyeceğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı 07/05/2025 tarihli kararının istinaf incelemesi neticesinde tüm yönüyle bozularak ortadan kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak haksız davanın ve tüm taleplerin reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. ...... A.Ş vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna esas maluliyet raporunun yetkili merci tarafından düzenlenmediğini, raporun kabulünün mümkün olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, maluliyet oranının Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu marifetiyle tespit ettirilmesinin gerektiğini, haksız eylem sonucu yaralanma ve maluliyet sebebiyle açılacak davalarda, tazminatın denkleştirilmesi kuralı gereğince, olay sebebiyle elde edilen kazanımların tazminat tutarından indirilmesi ile haksız eylem sonucu gerçekleşen gerçek zararın belirlenmesi ve ona göre tazminata hükmedilmesinin gerektiğini, bu kapsamda tazminat hesabı da uzmanlık gerektirdiğinden Hazine Müsteşarlığı tarafından kabul edilen bir aktüer uzmanı seçilerek anılan hesaplamalar yaptırılmalı, konuda uzman olmayan hukukçulara bu görevin tevzi edilmemesi gerektiğini, müvekkil şirketin zorunlu Mali Mesuliyet sigortasından doğan sorumluluğunun sigortalının kusuru oranında olduğunu, sigortalı araç sürücüsüne izafe edilen kusur oranının taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, müvekkil şirket nezdinde sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması sebebiyle yapılacak istinaf incelemesi neticesinde işbu haksız ve hukuka aykırı kararın kaldırılarak müvekkil şirket açısından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle haksız ve hukuka aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Davacı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; davalı araç sürücüsü ve sahibi ......'nin %40 kusurlu bulunduğunu ve aktüerya bilirkişisi tarafından yapılan hesaplama doğrultusunda karar verildiğini, davalının kusurunun fazla olduğunu, alacaklarının miktarının daha fazla olduğunu, davacının kusursuz olduğunu, davacının sürekli iş göremezlik oranının %100 olduğunu, sigorta şirketinin daha fazla sorumlu olduğunu, harç yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden lehlerine olmak üzere incelenmesine talep ve beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizin ilamı ile verilen kaldırma ve gönderme kararı üzerine mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen kararın davacı, davalı ...... ile dava dışı ...... tarafından istinafı üzerine yapılan inceleme sonunda; - Dava dışı ......'nın davanın tarafı olmayıp aleyhine de herhangi bir hüküm kurulmadığından esas ve karar numarası doğru olmakla birlikte tarafları da tutmayan istinaf dilekçesinde hukuki yarar bulunmadığından usulden reddine karar verilmiştir. Bunun dışında; Daire kaldırma kararında belirtilen kusur durumuna göre davalının belirlenen kusuruna göre alınan maluliyet ve aktüer raporlarına göre dava dilekçesi ile davalının kusuruna münhasıran belirlenen tazminat miktarları gözetilerek hüküm kurulmasına; davacının, daha düşük hesaplama yapılan ve istinaf dilekçesinde itirazına konu edilmeyen, ıslah dilekçesinde de PMF yaşam tablosuna göre yapılan hesabı göz önünde bulundurulan, ayrıca davalı tarafının da lehine olması nedeniyle netice itibariyle PMF yaşam tablosu nazara alınarak karar verilmiş olmasına; tarafların sair itirazlarının Dairemizin önceki kaldırma kararında değerlendirilerek reddedilmiş olup yeniden incelenmesinin mümkün olmamasına göre, tarafların bu hususlara yönelen itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. -Davalı ......'ın ikinci kez ıslah olamayacağına yönelik itirazının değerlendirilmesinde; 6100 sayılı HMK’nin belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesinde” (1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu hükme göre belirsiz alacak davasının alacak miktarının veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenemediği ya da imkânsız olduğu hallerde olanaklı olduğu anlaşılmaktadır. Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK 107.maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK 176 ve devamı maddelerine göre bir kezde ıslah edebilir. Buna göre somut olayda, dava dilekçesinin ve bilirkişi raporlarından sonra sunulan artırım dilekçesinin içeriğinden davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığından, davacının belirsiz alacak isteminde önce artırım sonra ıslah olarak kabul edilecek dilekçelerine binaen karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. - Ayrıca, davacı yaya olması nedeniyle genel kusuru dışında olaya etki eden herhangi bir müterafik kusuru olmadığından buna yönelik davalının itirazı yersizdir. - Davalı ......'ın manevi tazminata yönelik tarafların itirazında; 6098 sayılı TBK.nın 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Yargıtay’ın 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkim; Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözeterek, hukuk ve adalete uygun hak ve nesafet kurallarına göre uygun miktarda tazminat takdir etmesi gerekmektedir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların değerlendirilmesi gerekir. Hakim manevi tazminata hükmederken; tarafların kusur durumu, kusur derecesi, ekonomik ve sosyal durumları, zarar ile olay arasındaki illiyet bağı, ölüm halinde kaza ile ölüm arasında illiyet bağının bulunması, olayın tarihi, olayın ağırlığı, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, davacı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak davacılar için zenginleşme, davalılar için yoksulluğa neden olmayacak şekilde belirlenmelidir. Somut olayda; yukarıda belirtilen manevi tazminat kriterleri, meydana gelen olayın ve davalının fiilin niteliği, olayın oluş yer ve şekli, kusur durumları, oluşan sürekli ve geçici maluliyet durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda, belirlenen manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete göre uygun olduğu görüldüğünden, buna yönelik davalı itirazının reddine karar verilmiştir. Bu halde, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davacı ve davalı ......'nin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-......'nın istinaf talebinin usulden REDDİNE, 2-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından, davacı ve davalı ...... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE, 3-Davacı tarafından yatırılan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-Davalı ......'nin istinaf talebi yönünden karar ve ilam harcı olarak 158.204,92 TL alınması gerektiğinden peşin olarak yatırılan 39.551,23 TL'nin mahsubu ile bakiye 118.653,69 TL istinaf karar harcının bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yasa yoluna başvuran ...... tarafından peşin olarak yatırılan, başvuru harcı dışında kalan, istinaf karar harcının talep halinde ......'ya iadesine, 6-Davalı ...... tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların bu davalı üzerinde bırakılmasına, 7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.05/12/2025 ... Başkan ... e-imzalı ... Üye ... e-imzalı ... Üye ... e-imzalı ... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.