İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 03/02/2026 YAZIM TARİHİ : 04/02/2026 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile açılan alacak davasında 22/05/2025 tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, ........ plakalı aracı 24.0…
T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ..... (...) ÜYE : ..... (...) ÜYE : ..... (...) KATİP : ..... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/05/2025 NUMARASI : ... Esas - ... Karar DAVACI : ........ VEKİLİ : Av..... İSTİNAF EDEN DAVALI: ........ VEKİLİ : Av..... İHBAR OLUNAN: ........ VEKİLİ : Av..... DAVA : Alacak İSTİNAF KARARININ KARAR TARİHİ : 03/02/2026 YAZIM TARİHİ : 04/02/2026 Davacı tarafından davalı aleyhine Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası ile açılan alacak davasında 22/05/2025 tarihinde tesis edilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karara karşı davalının istinaf kanun yoluna başvurması üzerine, üye hakimin görüşleri alındıktan sonra dosya incelendiğinde; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, ........ plakalı aracı 24.02.2011 tarihinde Konya ....Noterliği'nin ........ yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile davalı şirketten satın alındığını, müvekkili şirket aleyhine dava dışı ........ Şti. tarafından Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. ... K. sayılı dosyası ile; kendilerine dava dışı, dava konusu aracı devrettikleri ........ tarafından Konya .... Asliye Hukuk Mahkemesi ... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, açılan davada aracın yurtdışından ikinci el iken sıfır araç gibi ithal edildiğini, düşük değer gösterilerek yurda sokulduğunu bu nedenle de kaçak araç olarak değerlendirildiğini, Bakırköy .... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyası ile aracın satılması ve devredilmesine engel olmak amacı ile 12.11.2015 tarihinde tedbir konulduğunu ve konulan tedbir neticesinde müsadere edileceği çıkacak müsadere kararı ile araç üzerindeki mülkiyet hakkının vermiş olduğu hakları kullanamayacağı gerekçesi ile araç satım sözleşmesinin feshi ile satış bedeli olan 95.000,00 TL'nin TBK'nun Zapta Karşı Tekeffül hükümleri olan 214, 218 ve diğer hükümleri gereğince ödeme tarihi olan 12.01.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile kendilerinden tahsilinin talep ve dava edildiğini, kendilerine açılan işbu davanın müvekkili şirkete ihbar edildiğini, Konya ....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ve Ankara BAM 4. Hukuk Dairesi'nin ... E. ... K. sayılı dosyası ile yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, taraflar arasında düzenlenen 12.01.2012 tarihli araç satış sözleşmesinin feshine, davacının aracı iadesi koşulu ile 80.805,44 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiğini, söz konusu mahkeme ilamının Konya .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamlı icraya konulduğunu, dava dışı ........ Şti. tarafından 25.12.2017 tarihinde 123.300,00 TL'nin icra dosyasına ödendiğini, akabinde araç davacı şirketten alındığı için ........ Şti. tarafından davacı şirkete rücu davası açıldığını, müvekkili şirketin, dava konusu aracı 24.02.2011 tarihinde Konya .... Noterliği'nin ........ yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile davalı şirketten satın aldığını ve gerek alımında gerek trafik tescil işlemlerinin yapılması sırasında normal prosedür uygulandığını, herhangi bir sorun yaşanmadığını, dava konusu araç müvekkili şirket tarafından satın alınıncaya kadar birçok kez el değiştirdiğini, tescil işlemi yapıldığını, müvekkili şirketin aracı alırken trafik tescil kayıtlarına güvenerek aracı aldığını, müvekkilinin araçtaki bu durumu bilmesinin mümkün olmadığını, davalı şirketin, müvekkilinin uğramış olduğu zarardan sorumlu olduğunu, ortaya çıkan durumun müvekkili şirketin aracı satın almadan öncesine dayandığını, müvekkilinin aracın hukuki olarak ayıplı olduğunu bilebilecek durumda olmadığını, bu sebeplerle taraflar arasındaki araç satış sözleşmesi feshedilerek, müvekkili şirketin uğramış olduğu zararın giderilmesi gerektiğini, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; öncelikle müvekkili şirketin alacağının semeresiz kalmaması ve hükmü müeccel alacakları için davalı şirketin tespit edilecek taşınmaz ve araçlarına ihtiyati haciz konulmasına, müvekkilinin uğramış olduğu 164.819,79 TL zararın ödeme tarihi olan 08.07.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu aracın satışının üzerinden geçen zamanın göz önünde bulundurulmasını, 1 ve 5 yıllık zamanaşımlarının dolduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya dayanak Bakırköy .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının derdest olduğunu, bu dosyanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, aracın davalı tarafından ithal edildiğini, gümrükten çıkarılmadığını, davacının yaptığı gibi ikinci el sahibi konumunda alındığını, dolayısıyla davacının yaşadığı mağduriyetin kaynağının davalı değil söz konusu aracı ithal eden gümrük işlerinde usulsüzlük varsa, usulsüzlük yapan kişi veya kurumlar olduğunu, Gümrük ve Ticaret Bakanlığına karşı zararın tazmini için dava yoluna gitmesi gerektiğini, aracın satın alındığı tarihteki değerinden dava açılmasının doğru olmadığını, davanın kabulü halinde aracın kullanımından kaynaklı olarak günlük kullanma bedelinin hesaplanarak dava değerinden düşülmesi gerektiğini, davanın aracın davacıya satılmadan önce davalı tarafından dava dışı ........'dan satın alındığını, davanın bu kişiye ihbar edilmesi gerektiğini belirterek davanın usulden reddine, bu mümkün olmaz ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; ".....Somut olayda davacı, TBK'nın 227. Maddesi uyarınca sözleşmenin feshedilmesini ve uğramış olduğu zararın tazminini istemiştir. Davaya konu aracın ayıplı olması nedeniyle, davacının Konya .... İcra Müdürlüğü'nün 2019/6996 sayılı takip dosyasında ödeme yapmak zorunda kaldığı, TBK'nın 229. Maddesi gereğince, ayıplı mal nedeniyle davacının satış bedelinin iadesini ve ayıp nedeniyle uğradığı zararın tahsilini isteme hakkının bulunduğu; ancak, aracın kullanımında olduğu süreçteki elde ettiği yararları davalıya iade etmesi gerektiği anlaşılmıştır. 02/05/2025 tarihli bilirkişi raporu ile davaya konu aracın davacı kullanımında iken elde ettiği yararlanma bedelinin 128 günlük elde etmiş olduğu faydanın-yararlanma bedelinin -semen'in 128 X 60,00 = 7.680,00 TL olduğu belirtilmiş, bedelin ekonomik koşullar dikkate alındığında dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan değerlendirmede; davacının talep ettiği tutar üzerinde bilirkişi raporu ile tespit edilen bedelin tenzili neticesinde davacının talep edebileceği tutarın 157.139,79 TL olduğu sonucuna ulaşımış ve bu tutar üzerinden davanın kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiştir...." gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 157.139,79 TL'nin 08/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 1 ve 5 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, dayanak olarak gösterilen Bakırköy .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, gerçek zararın kapsamı ve miktarının ceza davasının sonucuna bağlı olduğunu, müvekkilinin sorumluluğunu gerektiren hiçbir eylemin bulunmadığını, söz konusu aracın müvekkili tarafından ithal edilmediğini, olayda asıl kusurlu olanın Gümrük ve Ticaret Bakanlığı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasına, haksız ve dayanaksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davalıdan satın alınan aracın ayıplı olması nedeniyle dava dışı üçüncü kişiye ödenen bedelin rücuen tahsili istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın "Zapttan Sorumluluk" başlıklı 214. maddesi uyarınca satış sözleşmesinin kurulduğu sırada var olan bir hak dolayısıyla, satılanın tamamı veya bir kısmı bir üçüncü kişi tarafından alıcının elinden alınırsa satıcı, bundan dolayı alıcıya karşı sorumlu olur. Alıcı, elinden alınma tehlikesini sözleşmenin kurulduğu sırada biliyor idiyse satıcı, ayrıca üstlenmiş olmadıkça bundan dolayı sorumlu olmaz. Satıcı, üçüncü kişinin hakkını gizlemişse, sorumluluğunu kaldırma veya sınırlama konusunda yapılmış olan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Aynı Yasa'nın "Ayıptan Sorumluluk" başlıklı 219. maddesinde ise, "Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." hükmü düzenlenmiştir. Yargıtay HGK'nın 2011/19-597 E- 2012/80 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere, ayıba karşı tekeffül ya vaat olunan vasıfların bulunmaması ya da satılanın lüzumlu vasıflarının olmaması sebebiyle gerçekleşir. Ayıba karşı tekeffül borcu, satıcının mülkiyeti geçirme borcunun tamamlayıcısıdır. Çünkü satımda alıcının amacı, istediği maksat için kullanabileceği yararlı bir malın mülkiyetine sahip olmaktır. Satıcı, malın değerini veya yararını azaltan eksikliklerin bulunmadığını ayrıca garanti etmese bile bu borç kanunen mevcuttur. Bu nedenle satıcının bu borcunu kanuni bir borç olarak nitelendirmek mümkündür. Satıcı satış sözleşmesine konu taşınır malın niteliği ve kullanım amacı bakımından malın değerini ve kullanım amacını azaltan veya ortadan kaldıran mülkiyet hakkının sonucu olan tasarrufi işlemler yapmasını engelleyen bir eksikliğin bulunmamasını sağlama borcu altındadır. Satıcının bu borcunun söz konusu olabilmesi için satılanda bu çeşit eksikliklerin var olduğunu bilmesi gerekmediği gibi, satılandaki bulunması gereken vasıfları ayrıca vaad etmesine de gerek yoktur. Ayıp maddi şekilde olabileceği gibi, hukuki veya ekonomik bir ayıp şeklinde de ortaya çıkabilecektir. Satım sözleşmesinin yerine getirilmesi için geçirilen hakkın, objektif bir hukuk kuralından ötürü sakatlanmış bulunması, satılanın objektif bir hukuk kuralı nedeniyle öngörülen amaca hizmet edememesi “hukuki ayıp” olarak nitelendirilmektedir. Satılanın değerine ve ondan beklenen yarara etki eden ve objektif hukukun koyduğu bir takım sınırlama ve yasaklardan doğan eksiklikler “hukuki ayıp” olarak ifade edilebilir. Hukuki ayıp, satılanın mutlaka alıcının elinden alınması sonucunu doğurmaz. Bu hal satıcının zapta karşı tekeffül sorumluluğuna değil, ayıba karşı tekeffül sorumluluğuna yol açar. Ancak, bu ayıbın sözleşmede yarar ve hasarın alıcıya geçmesi anında satılanda var olması, mevcut ayıbın gizli olması ve o malın değerini veya kullanım amacını ciddi surette azaltması veya kaldırması gereklidir. Ayıba karşı tekeffül borcu koşullarının gerçekleşmesiyle, alıcı 6098 sayılı TBK'nın 227 vd. maddeleri kapsamında kendisine tanınan seçimlik haklarını satıcıya karşı kullanabilecektir. Alıcının satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme hakları mevcuttur. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde ise, dava konusu aracın hukuken ayıplı olduğu, davacının satın aldığı mal üzerinde kendisinin herhangi bir kusuru olmaksızın tasarruf hakkının kısıtlandığı, ortaya çıkan hukuki ayıptan ayıba karşı tekeffül hükümleri uyarınca davalının sorumlu olduğu, burada davalının hukuki ayıbın ortaya çıkmasında kusurlu olup olmamasının sonuca etkili olmadığı, ceza davasının da işbu davaya herhangi bir etkisinin bulunmadığı, bu itibarla ceza davasının sonucunun beklenilmesine gerek olmadığı, 6098 sayılı TBK'nın 229. maddesi uyarınca satış sözleşmesinden dönen alıcının, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlü olduğu, Türk Borçlar Kanunun 231/son maddesi uyarınca davalı ağır kusurlu olduğundan zamanaşımına yönelik istinaf talebinin yerinde olmadığı, davalının faizin başlangıç tarihine ve aracın iade edilmesi koşulu ile karar verilmesine yönelik açık bir istinaf talebinin bulunmadığı, dava dışı ........ tarafından, dava dışı ........ Şti. aleyhine açılan davada Konya .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... E-... K sayılı ilamı ile davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine de, Ankara Bam 4. HD'nin ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği ve verilen kararın Yargıtay 13. HD'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile onanarak 15.6.2020 tarihinde kesinleştiği, dava dışı ........ Şti. tarafından bu dosyanın davacısı ........ aleyhine açılan davada Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/04/2019 tarih ... Esas - ... Karar ilamı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, bu karara karşı taraflarca yapılan istinaf başvurusunun dairemizin 23/09/2022 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile esastan reddine karar verildiği, bu kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06.06.2024 tarih ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile onandığı anlaşılmakla, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf istemleri nazara alındığında, Konya .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar, Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas ... Karar, Ankara Bam 4. HD'nin ... Esas ... Karar, dairemizin ... Esas ... Karar sayılı dosya kapsamları, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile yine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2012/24939 Esas-2013/7047 Karar, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2022/2345 Esas - 2022/3539 Karar sayılı ilamları da göz önünde bulundurulduğunda, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatine varıldığından davalının istinaf başvuru talebinin HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalının istinaf başvuru talebinin ESASTAN REDDİNE, 2- Alınması gereken 10.734,21 TL harçtan peşin alınan 2.683,56 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.050,65 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3- İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına, 4- İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4.maddesi gereğince kararın dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına, 6- Dava dosyasının temyiz edilmeden kesinleşmesi halinde ilk derece mahkemesine gönderilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda verilen kararın HMK'nın 361/1 maddesi gereğince; taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde dairemize, temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçe ile temyiz kanun yoluna başvurma talebinde bulunulabileceğine 03/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır .....