T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1607 KARAR NO : 2025/1654 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 27/05/2025 NUMARASI : 2024/294 Esas - 2025/366 Karar DAVA: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davan…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1607 KARAR NO : 2025/1654 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 27/05/2025 NUMARASI : 2024/294 Esas - 2025/366 Karar DAVA: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, hükmedilen faiz miktarı yönünden davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında düzenlenen kredi sözleşmeleri ile davalının, müvekkil bankadan kredi kullanarak borçlandığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine müvekkilince tahsilde tekerrür olmamak üzere İstanbul Anadolu Banka Alacakları İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasından başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, kredi sözleşmesi ve ödeme tablosunda kesin vade bulunması nedeniyle kat ihtarı olmaksızın da TBK'nın 90. maddesine göre temerrüt faizi talep edilebileceğini, ayrıca TTK'nın 1530/2. maddesi gereğince de temerrüt oluştuğundan ayrıca bir temerrüt ihtarına gerek bulunmadığını ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20`sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Taraf teşkili sağlanmış, taraf delilleri celp edilmiş, uyuşmazlığın çözümü için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi raporunda özetle; davacı/alacaklı banka ile davalı kredi lehtarı (asıl borçlu) şahıs firması arasında Genel Kredi Çerçeve Sözleşmesi akdedildiğini, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerin kararlaştırılan süre içerisinde ödenmemiş oldukları nazara alındığında, kullandırılan kredilere ait delil mahiyetindeki bilgi ve belgeler de temin edilip dosya içeriğinde mevcut olduğundan, davacı bankanın davalı aleyhinde takip ve dava hakkının bulunduğu kanaati edinildiğini, Mahkememizce raporun benimsenmesi halinde; fazlaya ait 11.428.25 TL'nın (75.084,36 - 63.656,11= ) reddi durumunda, takip tarihinden itibaren asıl alacak tutarı 57.993,08 TL tamamen ödeninceye kadar tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla sözleşmesel ve HGK içtihadı uyarınca belirlenen yıllık %32,40 oranında işleyecek temerrüt faizi ve bu faiz üzerinden %5 gider vergisi (BSMV) ile birlikte istenilebileceğini, davalı esnaf ve sanatkarlar kooperatifi üyesi olması nedeniyle ticaretle iştigal etmekte oldukları anlaşıldığından, konunun 6502 sayılı TKHK kapsamında nitelendirilemeyeceğinin söylenebileceğini bildirmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 88 ve 120. maddelerindeki faizle ilgili sınırlama tacirlerin ticari işleri hakkında uygulanmaz. Zira, 6102 sayılı TTK'nın 8/1. maddesi hükmüne göre 'ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenir.' Somut olayda; dayanak sözleşme 'genel kredi sözleşmesi' olup, kullandırılan kredilerin ticari nitelikte olduğu, 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. maddeleri hükümlerinin ticari işlerde uygulanamayacağı, sözleşmede belirtilen oranda akti ve temerrüt faizi talep edilebileceği anlaşıldığından, bilirkişi raporu ile belirlenen faiz oranı hükme esas alınmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişiden alınan rapor içeriğine göre; davalı ile davacı banka arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiği, davacı banka tarafından kullandırılan kredilerin davalılar tarafından ödenmediği, davacı bankanın bakiye alacağının denetime elverişli bilirkişi raporu ile toplam 63.656,11TL olarak tespit edildiği..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul Anadolu Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibine yönelik itirazının 57.993,08 TL asıl alacak, 5.393,36 TL işlemiş faiz ve 269,67 TL BSMV olmak üzere toplam 63.656,11 TL üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 32 oranında temerrüt faizi uygulanarak takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmolunan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece talep edilen 87.097,86 TL alacağın 63.656,11 TL'si kabul edilirken 23.441,75 TL'sinin reddedildiğini, kararın işlemiş faizin reddine ilişkin kısmının yasa ve yerleşik Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, zira taraflar arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine takip başlatıldığını ve davalının haksız itirazı üzerine bu davanın açıldığını, hükme esas alınan raporda, genel kredi çerçeve sözleşmesine uygulanacak faiz oranı bakımından %32,40 oranının kabul edildiğini, oysa müvekkilinin talep ettiği temerrüt faizi oranların mevzuata uygun olduğunu, mahkemece genel kredi çerçeve sözleşmesi incelenmeden, yalnızca genel hükümlere göre temerrüt faizi oranın tespit edilmesinin hatalı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede öngörülmüş ödeme süresi bulunduğundan TBK'nın 90.maddesi ile TTK'nın 1530/2. maddesi uyarınca ödeme süresi geçmekle borçlunun temerrüte düştüğünü, bu nedenle temerrüte düşüldüğü tarihten itibaren temerrüt faizinin uygulanarak alacağın belirlenmesi gerektiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında düzenlenen kredi sözleşmeleri ile ticari kart sözleşmeleri kapsamında davacı banka tarafından kullandırılan kredilerin geri ödenmemesi üzerine, davacı bankaca hesabın İİK'nın 68/b maddesine göre kat edilerek borçlunun temerrüte düşürülmediği ve doğrudan takip başlatıldığı anlaşılmıştır. Bankalar kural olarak mevduat kabul etme ve kredi verme ile iştigal ettiğinden bankanın temel geliri verilen para karşılığı alınması kararlaştırılan akdi faizdir. Ancak banka borcunun ödenmemesi üzerine bankaca borçlunun temerrüte düşürülmesi halinde sözleşmede kararlaştırılan temerrüt faizi de talep edilebilir. TBK'nın 117. maddesine göre muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile temerrüte düşer. Bu açıdan, bankanın esasında temerrüt öncesi de akdi faiz talep edebileceği ve bu faizin de taraflar arasındaki sözleşme ile belirlenmesi karşımında bankanın faiz alacağından mahrum kaldığı söylenemez. Ancak bankanın temerrüt koşullarını oluşturması halinde bu kez de çoğu zaman akdi faizden daha yüksek oranda belirlenen temerrüt faizini talep edebileceğini kuşkusuzdur. Davacı vekili, temerrüt ihtarına gerek bulunmadığını, zira TBK'nın 90 ve TTK'nın 1530. maddesine göre borcun ödenmemesi ile temerrüt oluştuğunu ileri sürmektedir. TTK'nın 1530.maddesinin tedarik sözleşmesine ilişkin olması ve taraflar arasında bu tür bir sözleşmenin bulunmaması nedeniyle anılan maddenin uygulama yeri bulunmamaktadır. Diğer yandan taraflar arasında kredi borcunun belirli vadelerde ödenmesine ilişkin sözleşme bulunmaktadır. Borcun vadesinde ödenmemesi üzerine bankanın TBK'nın 117.maddesine ve İİK'nın 68/b maddesine uygun şekilde bir temerrüt ihtarı ile borçluyu temerrüte düşürmesi gerekmektedir. Aksi halde, muaccel bir borcun borçlusuna ihtar gönderilmeden borçlunun temerrütünden söz edilemeyeceğinden, banka alacağının taraflar arasında kararlaştırılan ve bankanın verdiği kredinin geri ödenmesinde uygulanacak olan akdi faiz ile paranın talep edilmesi gerekmektedir. Davacı ise yukarıda belirtilen TBK'nın 90 ve TTK'nın 1530. maddelerine göre belirlediği temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faizi uygulamış ve alacağı bu şekilde belirleyerek talep etmiştir. ...lu Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, takip alacaklısı tarafından 24.10.2022 tarihinde 63.232,93 TL asıl alacak, 11.287,08 TL işlemiş faiz ve 564,35 TL gider vergisi toplamı 75.084,36 TL alacağın tahsili için ilamsız takip başlatılmıştır. Ödeme emrinin borçluya 14.01.2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu tarafından 18.01.2023 tarihli itiraz dilekçesi ile borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu, itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır.Takip talebinde toplam 75.084,36 TL talep edilmesine rağmen dava değeri 87.097,86 TL olarak gösterilmiştir. Takip miktarı ile harca esas değer arasındaki farkın açıklanması için mahkemece süre verilmiştir. Davacı vekilinin sunduğu 26.09.2024 tarihli beyan dilekçesinde, emsal Yargıtay kararları ve açıklamaları gereğince dosyada KGF tazmininden kaynaklı tahsilat göründüğü, icra takibinin bu tutar üzerinden açılsa da gerçek bir tahsilat olmaması nedeniyle itirazın iptali davasında dava değeri kredi çekilen şubeden alınan tutara istinaden açıldığının belirtildiği görülmüştür. İtirazın iptali davası takibe sıkı sıkıya bağlı olup, takip konusu edilmeyen bir miktarın itirazın iptali davasına konu edilmesi mümkün değildir. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, taraflar arasındaki kredi sözleşmesi incelenmiş, borçluya kullandırılan taksitli esnaf ve sanatkar kredisine ilişkin belgeler incelenmiş ve faiz oranı banka kayıtları ile sözleşmelerden belirlenmiştir. Faiz oranın tespiti ve uygulanmasında Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.05.2019 tarih ve 2017/19-1650 E. Ve 507 K. sayılı kararı ile Yargıtay 19.Hukuk Dairesin temerrüt faizinin oranı ve başlangıç tarihine ilişkin 2018/2511 E.,2019/3854 K., sayılı kararları dikkate alınarak işlemiş akdi faiz oranı sözleşmeye göre belirlenmiştir. Mahkemece, ticari işlerde faizin serbestçe kararlaştırılabileceğine ilişkin TTK'nın 7. maddesi dikkate alınarak, bu tür kredi faizlerinde uygulama yeri bulunmayan TBK'nın 88 ve 120. maddeleri uygulanmamıştır. Mahkemece, taraflar arasındaki sözleşmeye uygun şekilde faiz oranına göre hesap yapan bilirkişi raporunun esas alındığı, yukarıda yapılan açıklamalara göre de borçlunun temerrütünün takip ile başladığı, takip öncesinde borçlunun temerrüte düşürülmemesi nedeniyle sözleşme ile belirlenen akdi faiz ile takip tarihindeki alacağın belirlenmesi ve takip ile temerrütün oluştuğu dikkate alınarak bu tarihten itibaren temerrüt faizi uygulanması yerinde olduğu, mahkemece alacağa uygulanan faiz oranlarının da taraflar arasındaki sözleşmeye uygun şekilde benimsendiği, davacının bir kısım talebinin esasen takibe konu olmaması nedeniyle itirazın iptali davasına konu olamayacağı anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru dilekçesinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir. HÜKÜM: Açıklanan bu gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 22.10.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava değeri itibariyle karar kesindir.