T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/803 Esas KARAR NO : 2025/1829 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2023/76 Esas- 2024/170 Karar TARİH: 12/02/2024 DAVA: Menfi Tespit (Alım Satım) KARAR TARİHİ: 06/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olma…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/803 Esas KARAR NO : 2025/1829 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2023/76 Esas- 2024/170 Karar TARİH: 12/02/2024 DAVA: Menfi Tespit (Alım Satım) KARAR TARİHİ: 06/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin kumaş imalatçısı olduğunu ve davalı şirket ile aralıklarla tedarik sözleşmesi yaparak boyalı polyester iplik temin ettiğini ve aralarındaki ticari ilişkinin bu yönde olduğunu, davalı tarafından 2.3 ton ipliğin müvekkiline partlar halinde ifasının gerçekleşmesi hususunda anlaştıklarını, akabinde davalının bu ifayı gerçekleştirdiğini, son olarak 826,32 kg ipliğin de teslimininin gerçekleştiğini, son teslimde müvekkili tarafından teslim alınan ipliklerin teslim sırasında kontrol edildiğini ancak ilk incelemede gözle görülen bir ayıbın olmadığını, ipliklerdeki ayıbın kullanım/işleme sonrasında tespit edildiğini, müvekkilinin davalıdan aldığı boyalı polyester olarak nitelendirilen ipliklerle kumaş imalatının gereği olarak farklı türde iki iplikle birlikte işleyerek üç iplikli örme mamul kumaş üretimi gerçekleştirdiğini, kumaşın üretim sonrası test ve kontrollerinin de yapıldığını ancak bu aşamada bir bulguya rastlanmadığını, müvekkilinin 3. kişi tacir müşterisine ürettiği mamul kumaşın satışını gerçekleştirmesi akabinde, müşterisinin kumaş üzerindeki işlemlerinin ardından kumaşta ayıp niteliğinde lekelenme benzeri bulguların oluştuğunu tespit ettiğini, söz konusu lekelenme benzeri bulguların kumaş fikse ve yıkama işleminden sonra daha da belirginleşmesi nedeniyle ilk aşamadaki test ve incelemelerde saptanamadığının anlaşıldığını, müvekkili tarafından üretilen kumaşın satın alan müşteri tarafından ayıplı olması nedeniyle iade edildiğini, müvekkilinin davalının kusurlu davranışı nedeniyle zararının ve ticari kaybının meydana geldiğini, gizli ayıbının tespitinin ardından davalı şirketle iletişime geçilerek bildirimde bulunulduğunu, müvekkilinin, davalının ayıptan sorumluluğu kapsamında zararlarının tazminini talep etmişse de davalı taraftan herhangi bir olumlu geri dönüş alamadığını, gerek ipliğe ödediği bedel gerek kumaş üretim faaliyeti gerekse de üçüncü kişi ile yaptığı sözleşmede davalı tarafın kusuru nedeniyle ifasını gerçekleştirememesinden kaynaklı zararı ve ticari kaybının söz konusu olduğunu, hak kaybına uğranmaması adına İstanbul Teknik Üniversitesi Tekstil Teknolojileri Ve Tasarım Fakültesine uzman görüşü amacıyla başvurulduğunu, başvuru neticesinde ayıbın iplikten kaynaklı olduğunun anlaşıldığını, müvekkiline iade edilen mala binaen davalı tarafa uğradığı zarar nedeniyle ayıp oranında reklamasyon faturası kesildiğini, ardından zararın tahsili için Bakırköy 21. Noterliği'nin 23/12/2022 tarihli ihtarnamesi ile bildirimde bulunulduğunu, bunun üzerine davalının reklamasyon faturasının kesilmesi ve taraflar arasında mevcut bir uyuşmazlık olmasına rağmen, fatura alacağı adı altında Bakırköy 4. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını ancak usulsüz tebligat yapıldığını ve İcra Hukuk Mahkemesinin 2023/4 Esas sayılı dosyası ile usulsüz tebligattan şikayet başvurusunda bulunulduğunu, aynı zamanda icra takibinin durdurulması amacıyla Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/5 Değişik İş sayılı kararı ile tebdir alındığını ve tüm dosya borcunun teminaten ilgili icra dosyasına yatırıldığını, bu kapsamda tedbir kararının devamını talep ettikleri beyanla Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/5 Değişik İş sayılı tedbir kararının devamına, takip konusu alacağı kabul etmemek kaydıyla öncelikle borç doğmadığından, taahhüt edilen edim gereği gibi ifa edilmediğinden/ayıplı ifa edildiğinden borçlu olunmadığının tespitine, aksi kanaatte olunacak ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla uğranılan zarardan kaynaklı müvekkili lehine doğan alacak takas-mahsup kapsamında değerlendirilerek, bu suretle davalıya borçlu olunmadığının tespite, icra dosyasına ödenen bedelin dava sonunda iadesine, kötü niyetle başlatılan Bakırköy 4. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yönelik %20'den aşağı olmamak üzere davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, hesaplanacak zarar bedelinin kalan kısmının ise fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren devlen bankalarının ABD dolar birimine açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz işletilmek kaydıyla şimdilik 100 doların fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile aralarında süregelen bir ticari ilişki bulunduğunu, bu ticari ilişki çerçevesinde iplik alım satımı gerçekleştiğini, davacı yanın uyuşmazlığa konu 08/10/2022, 10/10/2022, 11/10/2022 fatura tarihli malların sevkiyatından tam 17 gün sonraya tekabül eden 27/10/2022 tarihinde satılan ipliklerde ayıp niteliğinde lekelenmeler olduğunu ileri sürerek borcunu ödemekten imtina ettiğini, yine de ispat külfetini yerine getirmek maksadıyla İstanbul teknik Üniversitesi Tekstil Teknolojileri ve Tasarımı Fakültesi Tekstil ve Konfeksiyon Kalite Kontrol ve Araştırma Laboratuvarı'ndan söz konusu örnek kumaştan inceleme yapılmasını ve hatanın kaynağının belirlenmesi için başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin başvurusu üzerine düzenlenen 14/11/2022 tarihli 1. raporun özeti itibariyle "kumaştaki hataların birden çok iplik üzerinde damlama sonucu lekeleme" ve "hatanın örme ve sonrası işlemlerden kaynaklandığı" yönünde olduğu, rapor sonrası dahi davacının ikna olmadığını ve kendisinin de yine İTÜ laboratuvarlarına 21/11/2022 tarihinde aynı kumaş ve uyuşmazlık için başvuruda bulunduğunu, davacı yanın başvurusu üzerine 07/12/2022 tarihinde verilen raporun özetinin ise: "laboratuvarımızda 2.5 g/L yağ sökücü ile 60 derecede yapılan yıkama neticesinde kumaştaki lekelerin çıktığı tespit edilmiştir." yönünde olmakla "hatanın boya terbiye ve sonrası işlemlerden kaynaklandığı kanaatine varıldığının beyan edildiğini, sonrasında tarafların ek rapor talebinde bulunduğu, ortak düzenlenen ek raporda hatanın kumaştan kaynaklandığının tespit edildiğini, hatanın boya terbiye işlemleri sırasında gerçekleştiğini, boya terbiye işlemlerinin iplik değil kumaşa uygulandığını, ayıp/lekelenmenin davacının hatalı işlemleri sonucu ortaya çıktığını, taraflar arasında anlaşma olmaksızın yahut davacı tarafından hatanın müvekkiline ait olduğu ispatlanmaksızın düzenlenen reklamasyon faturasının gerçeğe aykırı olduğunu ve tek başına ayıbı kanıtlamaya yeterli olmadığını, davacının davalı tarafından düzenlenen e-faturalara itiraz etmediğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin ikinci fıkrasına göre faturayı alan kişinin aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde herhangi bir itirazının olmaması halinde bu durumun faturayı kabul etmek anlamına geleceğini beyanla haksız ve mesnetsiz işbu davanın reddi ile müvekkilinin alacaklı olduğunun tespitine, Bakırköy 4. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasındaki tedbirlerin kaldırılmasına ve takibin devamına, İİK md 72/4 uyarınca müvekkilinin alacağının geciktirilmesi sebebiyle davacı/borçlunun alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 12/02/2024 tarih 2023/76 Esas- 2024/170 Karar sayılı kararında;"Dava, davacının, ayıplı ifa iddiası ile davalı tarafından açılan takibe yönelik Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında davalıya borçlu olunmadığının tespiti ile icra dosyasına ödenen bedelin dava sonunda iadesi istemine ilişkindir...Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, icra dosyası, fatura dökümleri, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen; taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğunun her iki tarafın kabulünde olduğu, ticari ilişki içerisinde davacı şirketin davalı şirketten 2.3 ton iplik satın aldığı, parça parça teslimi yapılan ipliklerden son parti olarak 826,32 kg ipliğin de teslimininin gerçekleştiği hususlarının tarafların kabulünde olduğu, ihtilafın son partide eslim edilen 826,32 kg ipliğin ayıplı olup olmadığı, taahhüt edilen edimin ayıplı ifa edilmesi halinde borçlu olunmadığının tespiti ve uğranılan zarardan kaynaklı davacı lehine doğan alacağın takas-mahsup kapsamında değerlendirilerek bu suretle davalıya borçlu olunmadığının tespiti, hesaplanacak zarar bedelinin kalan kısmına ilişkin olarak da şimdilik 100,00 USD ödenmesi istemlerinden kaynaklandığı, bu hususların davaya konu edildiği anlaşılmıştır. Davacı şirket tarafından adına düzenlenen faturanın, tarafların incelenen ticari defter kayıtlarına göre; faturanın davacı ve davalı tarafın yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği ve bu konuda tarafların ticari defterlerinin birbirini teyit ettiği, davacı şirketin 6102 sayılı T.T.K.’nın 21/2 madde hükümleri çerçevesinde dosya münderacatında bu faturaların içeriğine itiraz ettiklerine dair bir belgeye rastlanmadığı, takibe konu fatura hakkında davacı ve davalı tarafından mutabık olunduğu tespit edilmiştir. Davacı vekili her ne kadar teslim edilen 826,32 kg ipliğin ayıplı olduğunu beyan etmiş ise de, Mahkememizce alınan ve hükme esas alınabilecek teknik içeriği barındıran bilirkişi raporuna göre, kumaşlarda lekelenme bulunduğu, lekelenmenin noktasal ve çizgi halinde periyodik olmadığı, 2,5 g/L yağ sökücü ile 60 derecede yapılan yıkama neticesinde kumaştaki lekelerin çıktığı, hataların çok büyük bir kısmının polyester iplikte görülmesine rağmen bazı hataların da diğer iplikler üzerinde görüldüğü, ayrıca hataların örme ilmeklerinin sadece dış kısmında görüldüğü, Kumaş doku tekniği irdelendiğinde, polyester ve dokuda yer alan diğer iplikler teknik zorunluluk gereği kumaşın hem iç hem dış kısmında doku yapısı içinde yer almaktadır, lekelenmelerin noktasal ve çizgi halinde periyodik olmadığı ve hataların örme ilmekler sadece dış kısmında görüldüğü referans alındığında hatanın iplik kaynaklı olmadığının tespit edildiği, dava konusu edilen faturalara ilişkin olarak teslim edilen ipliğin ayıplı olmadığı kanaatine varılarak, davacının borçlu olunmadığının tespiti ve uğranılan zarardan kaynaklı davacı lehine doğan alacağın takas-mahsup kapsamında değerlendirilerek bu suretle davalıya borçlu olunmadığının tespiti, hesaplanacak zarar bedelinin kalan kısmına ilişkin olarak da şimdilik 100,00 USD ödenmesi istemlerinin reddi ile davalı tarafın yargılama sırasında icra dosyasına yatan para üzerindeki tedbirin kaldırılmış olması ve yatan paranın İcra Hukuk Mahkemesi kararı üzerine iade edilmiş olması sebebiyle davalının İİK 72/4 maddesi kapsamında tazminat talebi uygun görülmeyerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile, ''1-Davanın reddine2-Davacının takas-mahsup talebinin reddine3-Davalının İİK 72/4 uyarınca tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin kararı eksik inceleme neticesinde hatalı olarak verildiğinden istinaf incelemesi neticesinde kararın kaldırılması gerektiğini, dava konusu uyuşmazlığın müvekkilinin davalıdan aldığı boyalı polyester olarak nitelendirilen iplik ile kumaş imalatının gereği olarak farklı türde iki iplikle birlikte davalıdan aldığı polyester ipi işleyerek üç iplikli örme mamul kumaş üretimi gerçekleştirmesi ve bu üretimin ardından kumaşta ayıp niteliğinde lekelenme benzeri bulguların oluşması neticesinde müvekkilin zarara uğraması ve bu kapsamda müvekkilinin Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası kapsamında borçlu olmadığının tespiti ile uğradığı zarara ilişkin maddi tazminat talebinden ibaret olduğunu;6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Ayıptan Sorumluluk” başlıklı 219. maddesi kapsamında; satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da ayıpların varlığını bilmese dahi kusursuz olarak sorumlu olduğunu, dolayısıyla işbu dosya kapsamında davalının müvekkiline ayıplı mal sattığı sabit olduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerekmekte iken eksik ve hatalı inceleme ile reddine karar verilmesinin bozmayı gerektirdiğini;Tüm dosya kapsamında tek bir bilirkişi raporu alınmış olmakla, alınan raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olmadığını, zira davanın esasını müvekkilinin davalıdan aldığı iplikle ürettiği kumaşta meydana gelen ayıbın oluşturduğunu, bilirkişi tarafından söz konusu ayıba ilişkin hiçbir inceleme yapılmaksızın rapor tanzim edildiğini, bilirkişi tarafından yapılan incelemede, dosyada hali hazırda mevcut bulunan 14.11.2022 tarihli İTÜ test raporu, 07.12.2022 tarihli rapor, 02.02.2023 tarihli rapor ve Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/155 D.İş sayılı dosyası bilirkişi raporlarının ilgili kısımlarına değinilerek, bu raporlarda belirtilen hususlar "referans alındığında hatanın iplik kaynaklı olmadığı görüş ve kanaatine iştirak edilmiştir." şeklinde görüş belirtildiğini, dosyaya kendileri tarafından 09/10/2023 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi de sunulmuş olmakla eksik inceleme olduğu belirtilerek ek rapor talebinde bulunulduğunu ancak bu talebin de ilk derece mahkemesi tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini;Her ne kadar dosyada söz konusu ayıba ilişkin alınan raporlar ibraz edilmiş olsa da, -kabul anlamına gelmemekle birlikte- mahkemece yapılması gerekenin söz konusu raporlara itibar edilmeden önce, bizzat araştırma yapılarak maddi vakıanın tespit edilmesi olduğunu, akabinde çıkan sonuç ile dosya kapsamındaki hususlar değerlendirilerek bir karara varılması gerekmekte iken ilk derece mahkemesi tarafından kumaşa ilişkin hükme esas alınabilir bir tespitin bulunmadığı bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmaması gerektiği kanaatinde olduklarını, bu kapsamda eksik ve hatalı inceleme neticesinde kurulan ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep ettiklerini;Bilirkişinin, bilirkişilik görevini yerine getirmeksizin dosya muhteviyatında mevcut raporlara iştirak ettiğini bildirmekle yetindiğini, ancak ayıbın örme öncesinde mi yoksa sonrasında mı yapılan işlemlerden kaynaklandığının ancak bilirkişi tarafından bizzat kumaş ve iplik örnekleri üzerinde test yapılması sonucunda tespit edilebilecek nitelikte olduğunu, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından da 15/05/2023 tarihli duruşmanın 5 nolu ara kararında "Bilirkişi incelemesinin 12/07/2023 günü saat 14:30 te icrasına, bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmesine" karar verilerek bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmiş olmasına karşın, bilirkişi tarafından bu hususa riayet edilmeksizin rapor hazırlandığını ancak buna rağmen ilk derece mahkemesinin yine bu karara dayalı olarak hüküm kurduğunu, rapor mevcut haliyle ne dosya kapsamını aydınlatmaya ne de ilk derece mahkemesinin taleplerini karşılamaya yetmediğinden asıl örnekler üstünde ve yerinde inceleme yapılarak yeniden rapor düzenlenmesi gerekmekte olduğu açıkken, bu rapora dayalı verilen hükmün eksik inceleme neticesinde verilmiş olduğunu;Kaldı ki bilirkişinin esas aldığı ve kumaşta inceleme dahi yapmaksızın dayanarak rapor tanzim ettiği raporlara bakıldığında, işbu raporların da eksik incelemeler sonucu düzenlendikleri ve ayıbı tespitte yetersiz kaldıklarının görüldüğünü, müvekkili tarafından davalı şirketten birçok kez iplik alındığını, bu ipliklerin devamlı olarak kumaş üretiminde kullanıldığını, davalıdan 2.3 ton iplik satın alındığını ve bu 2.3 ton ipliğin yalnızca son teslim edilen 826,35 kglık partisinde müvekkilinin bu sorunla karşılaştığını, bakıldığında davalının iddiasının kabulü ile müvekkilinin kötü niyetli olarak işbu davayı açtığı ihtimali değerlendirildiğinde ise, bu takdirde müvekkili tarafından 2.3 ton ipliğin tamamı bakımından bu kötü niyet gösterilebilecekken yalnızca 826,32 kg kısmı için bu yola başvurulmasının hayatın olağan akışına aykırı olacağını, bilirkişi tarafından bu hususlar dikkate dahi alınmadığı gibi eksik inceleme iddialarının bulunduğu raporlar esas alınarak eksik inceleme neticesinde düzenlenen bir yeni rapor oluşturulduğunu; Bilirkişinin yerinde inceleme yapmadığı gibi kendilerinden kumaşa ve ipliğe yönelik olarak inceleme yapılabilecek numune talebinde bulunmadığını, dolayısıyla bilirkişinin görmediği bir kumaş ve iplik hakkında ne şekilde kanaate ulaşarak düzenlediği anlaşılamayan rapora dayanılarak hüküm kurulmaması gerektiğini, hal böyleyken bilirkişi tarafından yapılan tespitleri kabul etmediklerini ve söz konusu tespitlere dayalı olarak düzenlenen bilirkişi raporunu ve rapor kapsamında tespit edilen hatanın iplik kaynaklı olmadığı görüşünü ve bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme ile kurulan ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılması gerektiğini; Kaldı ki dosya kapsamındaki raporlara bakıldığında İstanbul Teknik Üniversitesi Tekstil Teknolojileri ve Tasarım Fakültesine uzman görüşü amacıyla başvurulduğunu ve başvuru neticesinde ayıbın iplikten kaynaklı olduğu şeklinde rapor hazırlandığını, raporun sonuç bölümünden de görüleceği üzere: "Laboratuvarımızda hatalı bölgeden alınan numuneler incelenmiş olup, hataların yağ lekesi şeklinde olduğu ve sadece 75/36 polyester bej rengi boyalı iplikte görüldüğü tespit edilmiştir. Laboratuvarımızda yapılan incelemeler neticesinde; bölüm elemanlarımızdan oluşan uzman kurulumuz sözkonusu hatanın 75/36 polyester bej rengi iplikten kaynaklandığı kanaatine varılmıştır." denildiğini, davalı tarafından müvekkiline teslimi gerçekleşen boyalı polyester iplikte ilk görüşte tespit edilemeyen ve kullanım sonrası meydana gelen ayıp söz konusu olduğunu, iplikte kullanılan boya veyahut yağ tarzı hammaddenin gerekli nitelikleri taşımaması veya davalı tarafından doğru yöntem dahilinde işlenmemesi veyahut da iplikte kullanılmaması gereken yabancı bir madde bulunması, aldatma suretiyle rejenere(geri dönüşümden temin edilen) kalitesiz iplik üretimi ve böylelikle işlenen kumaşın fikse ve yıkama işlemlerinin ardından bu kumaşın önü ve arkasında lekelenmeler oluştuğunun düşünüldüğünü, dolayısıyla böyle bir ayıbın bilirkişi eliyle tespitinin ancak kumaş ve iplik üzerinde ayrıntılı inceleme yapılması ile mümkün olduğunu, hal böyleyken bilirkişinin rapor incelemelerini dahi eksik yaptığı ve bu kapsamda iddia ve taleplerini dikkate almaksızın ve ek rapor talepleri hiçbir gerekçe sunulmaksızın reddedilerek işbu hatalı rapora dayalı kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini; Bilirkişi raporunun yalnızca kumaş bakımından değil ticari defter ve kayıtlara ilişkin tespitler bakımından da hükme esas alınabilir nitelikte olmadığını, fatura alacağı borcunun davalının taraflar arasındaki sözleşme kapsamında taahhüt ettiği edimi tam ve gereği gibi ifa ettiği durumda doğabilecek bir alacak olduğunu, davalı tarafından sözleşme konusu edimin ayıplı olarak ifa edildiğini, bu kapsamda ayıplı ifa dolayısıyla müvekkili tarafından haksız bir şekilde sözleşme konusu bedelin ödenmesinin kendisinden beklenemeyeceğini; Müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarında bulunan hususların ayrıntılı olarak açıklanmadığını, defterlerde tam olarak hangi tarafın ne kadar alacaklı olduğuna ilişkin açık bir tespitte bulunulmadığını, müvekkili şirkete ait defter bilgilerine ilişkin kısımda "22.11.2022 tarihi itibariyle davalı tarafın 321.466,55 TL davalı tarafın hesap dökümlerine göre alacaklı olduğunun görüldüğü" yazıldığını ancak müvekkili şirket kayıtlarının muhtevasına değinilmediğini, raporun bu kısmı ile de eksik ve açıklamaya mecbur olduğundan ticari kayıtlar bakımından düzenlenen kısma ilişkin olarak da ek rapor tanzim edilmesi zaruri ikeni rapora dayalı olarak hüküm kurulmuş olmasının kararın kaldırılması gerektiğini gösterdiğini; Müvekkili tarafından davalıdan satın alınan 2.3 ton ipliğin tamamının kumaş üretiminde kullanıldığını, bu 2.3 ton ipliğin kullanıldığı kumaş türü aynı olmakla birlikte tüm ipliklere aynı işlemlerin uygulandığını, ancak 2.3 ton ipliğin 826,32 kglık son teslimat partisi ile üretilen kumaşlarda yer alan ayıpların müvekkilinin aynı iplikle üretimini yaptığı aynı tür kumaşların hiçbirinde ortaya çıkmadığını, bu kapsamda müvekkili tarafından aynı işlemlerin uygulandığı aynı tür ipliklerden bir kısmının düzgün bir kısmının ayıplı olmasının müvekkilinden kaynaklandığının kabulünün imkansız olduğunu; İlk derece mahkemesi kararının gerekçesine bakıldığında da yalnızca bilirkişi raporunda yapılan tespitlere değinildiği, bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulduğunu, bunun dışında hiçbir dayanak bulunmadığını, kendileri tarafından bilirkişi raporunun eksik olduğu ve ek rapor alınması gerektiği belirtilmiş olmasına karşın mahkemece taleplerinin tamamen haksız ve hukuka aykırı bir şekilde reddedildiğini, tek bir bilirkişi raporu alınarak raporun hükme esas alınabilirliğini dikkate alınmaksızın, hüküm tesis edildiğini, salt bu hususun dahi eksik inceleme neticesinde verilen kararın kaldırılmasını gerektirdiğini beyanla Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/76 E. ve 2024/170 K. sayılı ve 12/02/2024 tarihli kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin iddia edilen ayıpta kusurunun bulunmadığı bilirkişi raporları ile sabit olduğundan "davanın reddi" kararının onanması gerektiğini, öte yandan Mahkemece tazminat talebinin reddine dair verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında tazminat talebinin; Davalı tarafın yargılama sırasında icra dosyasına yatan para üzerindeki tedbirin kaldırılmış olması ve yatan paranın İcra Hukuk Mahkemesi kararı üzerine iade edilmiş olması sebebiyle davalının İİK 72/4 maddesi kapsamında tazminat talebi uygun görülmeyerek..." gerekçesi ile reddedildiğini;İlk derece mahkemesinin kararında görüleceği üzere tazminat talebinin ret sebebinin gerekçelendirilmediğini, yargılama aşamasında teminatın kaldırılması ve davacıya iade edilmesinin sebep gösterildiğini, ancak kanun hükmünde ve uygulamada menfi tespit davasında uygulanan tedbir sebebi ile alacağına kavuşamayan alacaklının uğradığı zarar sebebi ile tazminat talep edebileceğinin düzenlendiğini, İİK'nın 72. maddesinde ve uygulamada tedbirin yargılama boyunca sürmesi koşulunun yer almadığını, menfi tespit davasında tazminata hükmedilmesi için tedbirin alacaklının alacağına kavuşmasına engel teşkil etmesinin yeterli olduğunu; Davacı borçlunun menfi tespit davası açmadan 2 hafta önce Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/5 D.İş sayılı kararı ile "icra dosyasında bulunan parannın alacaklıya ödenmemesi"ne ilişkin ihtiyati tedbir kararını, 04.01.2022 tarihinde taraflarınca başlatılan Bakırköy 4. İcra Dairesinin ... E. Sayılı dosyasına sunduğunu ve tedbir uygulandığını ancak davacı/ borçluya ait banka hesabından Türk Ekonomi Bankası tarafından ilgili icra dosyasına 05.01.2024 tarihinde 231.640,96 TL ödeme yapıldığını, davacı tarafından alınan ihtiyati tedbir kararı uygulanmasa idi alacaklarına kavuşacaklarını ve müvekkilinin mağduriyet yaşamayacağının aşikar olduğunu;Öte yandan İcra Hukuk Mahkemesince verilen takibin durdurulmasına ilişkin kararın, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen "icra dosyasında bulunan parannın alacaklıya ödenmemesi" kararından sonra verildiğini, bu meyanda icra dosyasına yatan paranın kendilerine ödenmemesinin menfi tespit öncesinde alınan ihtiyati tedbir kararı sebebiyle olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonrasında alacaklarının tespit edildiğini ve davanın reddedilmesine karşın lehlerine tazminata hükmedilmemesinin bu sebeplerle hukuka aykırı olduğunu beyanla Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/76 E. 2024/170 K. sayılı gerekçeli kararında "davanın reddine" ilişkin kararının onanmasına, tazminat taleplerinin kabulü ile kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve ayıp nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebine ilişkindir.Davacı taraf, davalıdan kumaş üretmek amacıyla boyalı polyester iplik satın aldığını, davalının teslim ettiği ipliklerin, iki ayrı iplikle birlikte örülerek kumaş üretildiğini, bu kumaşların müşterilere satıldığını ancak müşterinin kumaş üzerinde lekelenme olduğunu bildirerek kumaşları iade ettiğini, üretilen kumaşta yer alan lekelenmelerin davalıdan satın alınan ipliklerden kaynaklandığını, satın alınan ipliklerin ayıplı olduğunu, bu nedenle zarara uğradığını iddia ederek davacının ödenmeyen iplik bedelinin tahsili talebiyle başlattığı icra dosyası nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve ayıp nedeniyle uğranılan zararın davalıdan tazminine karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davacının ürettiği kumaşlarda oluşan lekelenme hatasının satış konusu polyester ipliklerden değil, davacının kumaş üretimi sırasında uyguladığı işlemlerden veya dış etkenlerden kaynaklandığını beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemece alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme neticesinde düzenlendiği, kumaş numuneleri üzerinde inceleme yapılmadığı, İTÜ'den alınan raporlar ve değişik iş dosyasındaki rapor esas alınarak bir kanaat bildirildiği ve bu raporun eksik ve hatalı olduğu, raporun mali inceleme kısmının da eksik olduğu, Mahkemece ek rapor taleplerinin gerekçesiz olarak reddedildiği ve bilirkişi raporu hükme esas alınarak hatalı şekilde karar verildiğine;Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davacının talebi ile dava konusu icra takibi ihtiyati tedbir kararı ile durdurulmuş, dosyaya gelen paranın ödenmemesi sebebiyle davalı taraf zarara uğramış olmasına rağmen, Mahkemece İİK'nın 72. maddesine aykırı olarak kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verildiği, kararın bu kısmının kaldırılması gerektiğine ilişkindir.Dosya kapsamının incelenmesi ile; öncelikle davalı tarafça, ayıplı olduğu iddia edilen kumaşlardaki ayıbın neden kaynaklandığının tespiti için rapor düzenlenmek üzere İTÜ Tekstil Teknolojileri ve Tasarım Fakültesi Tekstil ve Konfeksiyon Kalite Kontrol ve Araştırma Laboratuvarı'na başvurulduğu, üç kişilik bilirkişi heyetince, kumaştan numune alınması ve laboratuvar ortamında incelenmesi neticesinde düzenlenen 14/11/2022 tarihli raporda; kumaştaki hatanın örme ve sonrasındaki işlemlerden kaynaklandığının tespit edildiği, davalının başvurusu üzerine düzenlenen aynı tarihli ek raporda; boya terbiye işlemlerinin kumaşa uygulandığının beyan edildiği, daha sonra davacı tarafından da aynı laboratuvara ayıbın neden ve kimden kaynaklandığının tespitine yönelik rapor talebi ile başvurulduğu, laboratuvar tarafından düzenlenen 07/12/2022 tarihli raporda; kumaştaki hatanın boya, terbiye ve sonrasındaki işlemlerden kaynaklandığının tespit edildiği, davacının talebi ile düzenlenen 09/12/2022 tarihli ek raporda ise; hatanın polyester bej rengi iplikten kaynaklandığının açıklandığı, bundan sonra davalı tarafça aynı laboratuvara, iki rapor arasında çelişki oluştuğu yönünde başvuru yapılarak, çelişkinin giderilmesi konusunda rapor düzenlenmesinin talep edildiği, laboratuvar tarafından düzenlenen 02/02/2023 tarihli raporda; tarafların başvuruları üzerine düzenlenen ilk raporlarda esasen aynı kanaatin bildirildiği ve bu kanaatin hatalı olmadığı, davacı tarafın 09/12/2022 tarihli başvurusu ile hatanın sadece polyester bej iplikte görüldüğü belirtilerek, bu durumun ek rapor ile tespit edilmesinin istenmesi üzerine, polyester ipliklerde yoğun lekeler olduğu tespitine dayalı hatanın, polyester bej rengi iplikten kaynaklı olduğuna dair ek raporun tanzim edildiği, sonuç olarak her iki taraftan gelen kumaşlar üzerindeki hatalı bölgelerden alınan numunelerin yeniden incelenmesi ile hatanın örme işlemi sırasında ve/veya kumaş oluşumunun ardından dış kaynaklı bulaşmayla olabileceği, iplik kaynaklı olmayacağının açık olduğunun tespit ve mütalaa edildiği, davacının başvurusu üzerine Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/155 değişik iş sayılı dosyasından alınan teknik bilirkişi raporunda; ham ve işlem görmüş kumaşlar üzerinde yapılan inceleme neticesinde, hatanın iplik kaynaklı olmadığı, örme işlemi sırasında veya örme sonrasında kumaş yüzeyine leke yapıcı bir maddenin teması ile oluşmuş olabileceğinin tespit edildiği, Mahkemece alınan teknik bilirkişi raporunda da aynı kanaatin bildirildiği, her ne kadar davacı vekili tarafından, Mahkemece atanan bilirkişinin numune üzerinde inceleme yapmadığı, raporun eksik incelemeye dayalı olduğu yönünde istinaf sebebi ileri sürülmüş ise de, tarafların başvurusu üzerine kumaş numunelerinin laboratuvar ortamında incelenmesi neticesinde düzenlenen uzman heyet raporlarının mevcut olduğu, Mahkemece atanan bilirkişi tarafından bu incelemenin ötesinde bir inceleme veya yeniden laboratuvar ortamında inceleme yapılamayacağı, dosyada mevcut raporların tamamında, kumaş üzerindeki lekelenmelerin örme ve sonrası işlemlerden kaynaklandığı yönünde kanaat bildirildiği, birbiri ile çelişen bir rapor bulunmadığı, aynı bilirkişiden alınacak ek raporun dosyaya herhangi bir katkısı olmayacağından Mahkemece bu gerekçe ile davacı vekilinin ek rapor talebinin reddi ile davalı tarafça satılan kumaşın gizli ayıplı olmaması ve davacının, adına düzenlenen ve ticari defterlerine işlediği fatura bedelinden sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.İİK'nın 72. maddesi uyarınca menfi tespit davasının alacaklı lehine sonuçlanması ve alacaklı tarafça cevap dilekçesi ile talep edilmiş olması halinde, Mahkemece yargılama sırasında tedbiren takibin durdurulmasına karar verilmiş ise alacağın %20'si oranında tazminata hükmedilmesi gerekir. Açıklanan yasal düzenlemede ihtiyati tedbir kararının yargılama boyunca devam etmesi gerektiğine dair bir şart mevcut olmayıp, dava lehine sonuçlanan alacaklının, ihtiyati tedbirin devamı sırasında alacağını tahsil edemeyeceği ve bundan dolayı bir zarara uğrayacağı açıktır. Somut olayda Mahkemenin, 03/02/2023 tarihli ara kararı ile Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/5 değişik iş sayılı dosyasından verilen ihtiyati tedbir kararının devamına karar verildiği, davalının cevap dilekçesi ile davacı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiği ve davanın davalı alacaklı lehine sonuçlandığı sabit olup, davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken, Mahkemece, yargılama sırasında ihtiyati tedbir kararının kaldırılmış olduğundan bahisle ve yasa gereği davalı alacaklının muhtemel zararını karşılamak için alınan teminatın, davalının muvafakati olmaksızın davacı tarafa iade edilmesine dair hatalı ara karara dayanılarak reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/02/2024 tarih, 2023/76 Esas ve 2024/170 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 3-Davanın REDDİNE,4- 76.000 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 5-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcının peşin olarak yatırılan 6.506,53 TL harçtan mahsubu ile kalan 5.891,13 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 6-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,7-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,8-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 60.960,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Artan gider bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 10-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,11-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 12-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 13-Davalı tarafından sarf edildiği anlaşılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 14-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,15-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 06/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.