11. Hukuk Dairesi 2008/10821 E. , 2010/1459 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.06.2008 tarih ve 2008/117-2008/214 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakl…
**11. Hukuk Dairesi 2008/10821 E. , 2010/1459 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İskenderun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.06.2008 tarih ve 2008/117-2008/214 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı geminin müvekkiline sipariş etmiş olduğu özel karışımlı yakıtı satın almadığını, bu yakıtın başkasına satılmasının mümkün bulunmadığını, yakıtın satın alınmaması ve depolanması nedeniyle uğranılan zararın tahsili için başlatılan takibe davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı gemi donatanı acentesi vekili, yetki itirazı ile birlikte davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı donatan acentesinin ikametgâhının İstanbul olduğu gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliğine, talep halinde dosyanın İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, sipariş verilen yakıtın alınmadığı iddiasına dayalı alacak için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı vekili, icra takibi sırasında yetkiye ve borca, yargılama sırasında da icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine itiraz etmiştir. Bilindiği üzere, ödeme emri tebliği üzerine borçlu sadece yetki itirazında bulunmuş ise, alacaklı İİK.nun 50/2. maddesi uyarınca, bu itirazın kaldırılmasını ancak, icra hukuk mahkemesinden isteyebilir. Borçlu yetki itirazı ile birlikte borcun esasına da itiraz etmişse, alacaklı aynı kanunun 67/1. maddesi uyarınca icra hukuk mahkemesine başvurabileceği gibi, dilerse genel mahkemeye itirazın iptali davası da açabilir. Borçlu yetki itirazı ile birlikte borcun esasına da itiraz etmişse, tercih edilen icra hukuk mahkemesi tarafından önce yetki itirazı incelenip karara bağlanacaktır. Borçlunun yetki itirazı ile birlikte borca itiraz etmesi ve alacaklının da genel mahkemede itirazın iptali davası açması halinde, mahkeme icra dairesinin yetkisine karşı yapılan itirazı icra hukuk mahkemesi yerine geçerek çözümlemelidir. Zira, genel mahkemenin de yetki itirazını incelemeye yetkili olduğunun kabulü gerekir. Esasen icra hukuk mahkemesinden daha geniş yetkili olan genel mahkemenin yetki itirazını inceleyememesi için bir neden de bulunmamaktadır. Genel mahkemenin önce kendi yetkisine yönelik itirazı inceleyip karar bağlayacağı kabul edilirse, mahkeme yetkisizlik kararı verecek, yetkili mahkeme bu kez icra dairesinin yetkisiz olduğu, geçerli bir takip bulunmadığı gerekçesiyle itirazın iptali davasını reddedecektir. Bu durum ise Anayasa’nın 141/son maddesinde hüküm altına alınan usul ekonomisine de aykırı düşecektir. Dairemiz’in yerleşik uygulamasına göre de, borçlunun icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz etmesi halinde, itirazın iptali davasının dinlenebilmesi için, yetkili icra dairesinde mevcut bir takip bulunmalıdır. Dolayısıyla, mahkemenin önce icra dairesinin yetkili olup olmadığını incelemesi, icra dairesinin yetkili olmadığını tesbit etmesi halinde, itirazın iptali davasının da salt bu nedenle reddine karar vermesi gerekmektedir. Artık bu durumda, mahkemenin kendi yetkisine yapılan itirazı incelemesine gerek kalmamaktadır. İcra dairesinin yetkili olduğunun anlaşılması halinde, bundan sonra mahkemenin yetkisine yönelik itirazı incelemesi, sonucuna göre gerekli kararı vermesi gerekmektedir. Somut olayda, borçlu-davalı takip sırasında yetki itirazında bulunmuş, ayrıca borcun esasına da itiraz etmiştir. İcra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olmakla takip durmuş ve bu itiraz konusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olmakla yetki itirazı askıda beklemektedir. Davacı-alacaklı itirazı benimsemeyerek, takibin başlatıldığı yer itibariyle İskenderun Asliye 1. Hukuk Mahkemesi’nde işbu davayı açmıştır. Bu durumda, mahkemece, yukarıda açıklanan olasılıklara göre değerlendirme yapılıp, sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi, eksik incelemeye dayalı olup, öncelikle hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin (mahkemenin yetkisine ilişkin) tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, hükmün BOZULMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.02.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.