T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/235 KARAR NO:2026/451 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ Asıl Dava Dosyası:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:13/10/2021 NUMARASI:2018/1176 Esas - 2021/892 Karar DAVA:İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) Birleşen Dava Dosyası:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2019/618 DAVA:İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklana…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/235 KARAR NO:2026/451 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ Asıl Dava Dosyası:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:13/10/2021 NUMARASI:2018/1176 Esas - 2021/892 Karar DAVA:İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) Birleşen Dava Dosyası:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2019/618 DAVA:İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:01/04/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Asıl Dava Dosyası:Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalının kooperatifin 390 nolu üyesi olduğunu, davacı kooperatif genel kurul kararı ile aidat ödenmesine ve miktarına karar verildiğini, genel kurul kararlarının sözleşme niteliğinde olduğunu, alınan karar üzerine davalının aylık 850,00-TL aidat ödemesi gerekirken her ay için eksik ödeme yaptığını, bu nedenle Bakırköy 10. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını ancak borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğunu bu nedenlerle davalının itirazının iptali ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı adına usulüne uygun olarak davetiye tebliğ edilmesine rağmen süresi içinde cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.Birleşen Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/618 Esas sayılı dava dosyasında;Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalının müvekkileri kooperatifin üyesi olduğunu, ödemesi gereken aidattan kaynaklı borcu olduğunu, borcunu ödemediğini, açılan icra takibine itiraz edildiğini, icra takibi her ne kadar 6.300,00 TL olarak açılmışsa da davalı aidat borcunun ana parasının 4.100,00 TL olduğunun tespit edildiğini belirterek icra dairesine yapılan itirazın talep miktarının faiz ve masrafları belirlenerek tespit edilen rakam üzerinden iptalini ve takibin devamını talep etmiştir.Cevap dilekçsi sunulmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Mali müşavir bilirkişi ...'dan rapor alındığı, raporun denetime ve hükme elverişli olduğu, alınan bilirkişi raporunda davacı kooperatifin kayıtlarının, Bakırköy 5 ATM dosyasındaki raporun incelendiği, 21.06.2015 tarihli Kooperatif Genel Kurulunda eski üyelerden 850,00 TL aidat alınmasına karar verildiği, bu aidat miktarının 05.06.2016 tarihine kadar geçerli olduğu, 05.06.2016 tarihinde yapılan genel kurul kararında 950 TL aidat alınmasına karar verildiği, bu kararın 21.05.2017 tarihine kadar geçerli olduğu, davalı tarafın 2 adet hissesinin bulunduğu ve 850 TL üzerinden aidat borcu tahakkuk edildiği, 850 TL miktarın iptali talep edilen karardan önceki genel kurul kararı olan 2014 yılı Genel Kurulu kararıyla da uyumlu olması sebebiyle genel kurul kararının iptali dosyasının sonucunun beklenilmesine gerek olmadığı, işleyecek faize ilişkin olarak ise kooperatif genel kurullarında kararlaştırılan faiz oranının, TBK 120. maddede düzenlenen temerrüt faizi oranı olacağı, dolayısıyla davacı kooperatifin genel kurullarında kabul edilmiş temerrüt faiz oranının, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata yani 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2/1. maddesine göre belirlenen yasal faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamayacağı ( Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/02/2015 tarih 2014/7422 E. 2015/766 K. Sayılı ilamı) hususları da dikkate alınarak, yıllık gecikme faizinin %18 üzerinden aylık faiz talebin % 1,5 oranında olması gerektiği, davacının asıl dosya yönünden yıllık %9 oranında birleşen dosya yönünden ise yıllık %18 oranında faiz talebinin yerinde olduğu, icra inkar tazminatına ilişkin, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirmesi gerektiği, buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda olmasının gerektiği, gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmesi gerektiği (Yargıtay HGK 2006/19-295, 2006/341), Kooperatif genel kurulu kararında takip konusu alacağın miktarının borçlu davalı tarafından bilinebilmesi için gerekli bütün unsurların bulunduğu, genel kurul kararına göre borçlu davalının borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün bulunduğundan, icra tazminatı talebinin de kabulüne'' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde; Birleşen dava yönünden mahkemenin bilirkişi raporuna neden itibar etmediğinin açıklanmadığı, borçların bir kısmı ödenmiş olmasına rağmen mahsup edilmediği, tespitlerin çelişkili olduğu ve hükme esas alınamayacağı belirtilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde. Asıl ve birleşen dava, kooperatif aidat alacaklarının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Birleşen davaya konu edilen Bakırköy 13.İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile; davacı tarafından Şubat 2017- Mart 2017-Nisan 2017-Mayıs 2017 ve Haziran 2017 dönemine ilişkin olarak 6.300,00 TL asıl alacak, 194,80 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.494,80 TL üzerinden asıl alacağın yıllık %18 faizi ile birlikte tahsili istemiyle 18/07/2017 tarihinde takip başlatılmıştır.Asıl davaya konu edilen Bakırköy 10.İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyası ile; davacı tarafından Ocak 2016-Ocak 2017 dönemine ilişkin olarak 12.324,00 TL (11.100,00 TL aidat+1.224,00 TL gecikme zammı) asıl alacağın yıllık %9 faizi ile birlikte tahsili istemiyle 07/04/2017 tarihinde takip başlatılmıştır. Ödeme emrinin tebliği üzerine davalı tarafından takibe itiraz edilmiş, eldeki dava İİK'nın 67.maddesi uyarınca hak düşürücü sürede açılmıştır. Davalı ... tarafından Bakırköy 5 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/654 E. sayılı dava dosyasında; 05/06/2016 tarihli Genel Kurul'un 3, 5 ve 6 nolu kararlarının usul ve esasa aykırı olduğuna ilişkin açtığı dava da mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda, kooperatifin 05/06/2016 tarihli genel kurulunun 5 nolu kararının "Ödemelerini zamanında yapmayanlardan aylık %2 oranında gecikme faizi alınmasına'' ilişkin kısmın iptaline karar verildiği, bu karara yönelik istinaf yasa yoluna başvurulması nedeniyle yapılan inceleme sonucunda (İstanbul Bölge Asliye Mahkemesi 17.Hukuk Dairesi 18.06.2020 gün ve 2017/2954 E 2020/983 K. ), davacının talebinin sadece 950 TL aidat alınmasına ilişkin 5 ve 6 nolu genel kurul kararının iptaline ilişkin olduğu, bu talebin aşılarak karar verilmesinin doğru olmadığını, bu nedenle istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemenin gönderdiği 09.07.2020 tarihli yazı ekinde gönderilen kesinleştirme şerhinde ise ilk derece mahkemesi kararının istinaf ilamı ile 18.06.2020 tarihinde kesinleştiği belirtilmiştir. Düzenlenen bilirkişi raporunda, asıl dava dosyası yönünden yapılan incelemede 2015 yılı Genel Kurul kararlarında zamanında aylık %2 oranında gecikme alınmasına karar verildiği, davacının bu oran nazara alınarak icra takibi başlattığı ve davacı kooperatifin ticari kayıtlarına göre davacının asıl dava dosyası yönünden 16.200,00 TL, birleşen dava dosyası yönünden ise 2.704,00 TL alacaklı olduğu görüş ve tespitinde bulunulmuştur. Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş ve davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:Birleşen dava yönünden inceleme:Mahkemece, harca esas değer 4.100,00 TL olan iş bu davada yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulüne dair karar verilmiş olup, işbu karara yönelik davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. maddesinde "Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.", aynı yasanın "Parasal sınırların artırılması" üst başlığı ile Ek Madde 1'de, "(1) 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz. (2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır." hükümleri yer almaktadır.İstinaf incelemesine konu kararın verildiği 13/10/2021 tarihinde istinaf kanun yoluna başvuru için parasal sınır 5.880,00 TL'dir. İşbu dosyada ise dava değeri 4.100,00 TL olduğundan kararın kesin olduğu anlaşılmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 346. maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusu ile ilgili ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmadan, istinaf incelemesine gönderilen dava dosyaları ile ilgili olarak aynı yasanın 352/1.b maddesi gereğince, istinaf mahkemesince karar verilir. Açıklanan nedenlerle; birleşen dava dosyası yönünden davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1.b maddesi uyarınca usulden reddine dair karar verilmiştir. Asıl dava dosyası yönünden inceleme:Davacı kooperatifin 05.06.2016 tarihinde yapılan 2016 yılı olağan genel kurul toplantısında, gündemin 5. Maddesi ile ödemelerini zamanında yapmayanlardan aylık %2 oranında gecikme faizi alınmasına oy çokluğu ile karar verilmiştir. 2016 yılı tahmini bütçe konusunda ise, 1 temmuz 2016 yılından itibaren yeni üyelerden 2.000,00 TL, eski üyelerden 950,00 TLŞ aidat alınmasına 1 ret oyuna karşılık 152 kabul oyuyla , oy çokluğu kabul edilmiş ve 21.06.2015 tarihinde gerçekleştirilen genel kurul kararında eski üyelerden 850,00 TL aidat alınmasına karar verildiği tespit edilmiştir.Asıl davaya konu edilen Bakırköy 10. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyasında ,davalının aylık 850,00 TL ödemesi gerekirken eksik ödendiği belirtilerek davalı aleyhine takip başlatılmış ve takibe itiraz edilmesi nedeniyle istinafa konu edilen itirazın iptali davası açılmıştır. İncelenen kooperatif kayıtları göre, davalı adına 2 hisse bulunmakta olup, yapılan tahsilatlar tenzil edilerek (mahsup işlemi ile) asıl alacak olarak 11.100,00 TL hesaplanmıştır. Asıl alacak talebinin kabulüne dair karar yerindendir.Ancak, temerrüt faizi yönünden mahkemenin tespiti yerinde değildir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 14/05/2015 tarihi 2015/1723 Esas 2015/3740 Karar sayılı ilamında; aidat ve işlemiş faizleri tasfiye giderlerine ilişkin, kooperatif genel kurulunca, ödeme günü belirlenerek, (belirlenmemişse ayın sonu ödeme günü olup) aidatın süresinde ödenmesine, süresinde ödenmemesi halinde ise temerrüt faizi uygulanmasına ilişkin alınan kararın kesinleşmesi halinde, bu kararın tüm ortakları bağlayacağı, bu durumda, genel kurulun belirlediği tarih, 818 sayılı BK'nın 101/2. (6098 sayılı TBK'nın 117.) maddesi hükmü karşısında, kesin vade olup, üyenin bir ihtarla ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek kalmadan, borcun ifasının istenebileceği belirtilmiştir. İlk derece mahkemesi tarafından temerrüt yönünden aksi yönde tespit yapmış ise de, bu konuya dair istinaf sebebi ileri sürülmediğinden sadece eleştri yapmakla yetinilmiştir. İş bu nedenle HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre;asıl dava dosyası yönünden davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Asıl dava dosyası yönünden davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Birleşen dava dosyası yönünden davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1.b maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye irat kaydına, 4- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 259,57 TL'nin mahsubu ile bakiye 472,43 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 6-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, 7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, asıl dava dosyası yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere, birleşen dava dosyası yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 352/1.b bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.01/04/2026