T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1194 Esas KARAR NO: 2026/368 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2021/144 Esas - 2023/170 Karar TARİH: 13/03/2023 DAVA : Tazminat (Ticari Niteliktekinde Haksız Fiilden Kaynaklanan 2918 S.K.Hariç) KARAR TARİHİ: 02/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verile…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1194 Esas KARAR NO: 2026/368 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2021/144 Esas - 2023/170 Karar TARİH: 13/03/2023 DAVA : Tazminat (Ticari Niteliktekinde Haksız Fiilden Kaynaklanan 2918 S.K.Hariç) KARAR TARİHİ: 02/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Türkiye genelinde 23 şubesiyle, yaklaşık 6000 ortağının eczanelerinde satışını yaptıkları ilaç ve ilaç dışı ürünlerin temini ve dağıtımını yaptığını, sattığı ilaç ve ilaç dışı ürünlerin bedeline karşılık ortağı eczacılardan kıymetli evrak aldığını ve alınan evrakları Kooperatifin genel müdürlüğüne ulaştırdığını, müvekkilinin ortağı olan eczacı ...'in aldığı ilaçların bedeline karşılık keşide edip ...Şubesine teslim ettiği, ... Bankası ... Şubesinin ... seri numaralı 17/01/2020 tarihli, 36.396,00 TL bedelli çekin, müvekkilinin .../İstanbul adresindeki genel müdürlüğüne kargoyla gönderildiğini, içerisinde çeklerin olduğu kargo paketinin müvekkili Kooperatife ulaşmaması üzerine, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/1023 E. sayılı dosyasıyla, ihtiyati tedbir talepli kıymetli evrak iptali (çek iptali) davası açılarak, Bakırköy Cumhuriyet Savcılığına 2020/16923 Soruşturma numarasıyla suç duyurusunda bulunulduğunu, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/1023 E. sayılı davada iptali istenen çeklerin; ' Keşidecisi ... olan, .......... Bankası A.Ş. ... Şubesi, ... seri numaralı, 17.01.2020 keşide tarihli, 36.396,00 TL çek, Keşidecisi ........olan, .... Bankası A.Ş......... Caddesi Şubesi, ..... seri numaralı, 17.01.2020 keşide tarihli, 31.486,00 TL bedelli çek, Keşidecisi ...... olan, ...Bankası A.Ş. ... Şubesi, ... seri numaralı, 17.01.2020 keşide tarihli, 120.521,00 TL bedelli çek, Keşidecisi ... olan, ... A.Ş. ..... Şubesi, ...seri numaralı, 17.01.2020 keşide tarihli, 145.752,00 TL bedelli çek, Keşidecisi ... olan, ... A.Ş. ...Şubesi, ... seri numaralı, 17.02.2020 keşide tarihli, 120.556,00 TL bedelli çek' olduğunu, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/1023 E. sayılı dosyasında, 27/12/2019 tarihinde çek bedellerinin dava sonuna kadar ödenmemesi yönünde ödeme yasağı ile kararının icrası yönünden muhatap banka şubesine müzekkere yazılmasına karar verildiğini, Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/1023 E. sayılı dosyasından ... Bankası ... Şubesine, ... seri numaralı 17/01/2020 tarihli, 36.396,00 TL bedelli çek hakkında, çekin başkalarına ödenmemesi hususunda ödeme yasağı kararı tebliğ edildiğini, ancak söz konusu tebliğe rağmen, çekin tahsil edildiğini davalının 11/02/2020 tarihinde dosyaya sundukları beyandan öğrendiklerini, davalı bankanın sunmuş olduğu 11/02/2020 tarihli dilekçede sistemsel hata nedeniyle dava konusu çekin sehven tahsil edildiğini beyan ettiğini, davalının çalışanının Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/1023 E. Sayılı dosyasından verilen ödeme yasağı kararını uygulamadığını ve sahte imza ve kaşe ile ciro edilen çekin bedelinin ödendiğini, söz konusu çeki tahsil eden .......Şti.'nin bahsi geçen kargo paketindeki diğer çekleri, diğer dava dışı bankalara ibraz ettiğini, fakat ödeme yasağı kararı nedeniyle tahsil edemediğinden kambiyo takibi başlattığını, müvekkili hakkında başlattığı kambiyo takiplerindeki ciroların müvekkilinin sahte imza ve kaşesi ile ciro edildiğinin tespit edildiğini, çeki ibraz eden ...Şti.'nin çeki kötü niyetle ele geçirip davalı bankaya ibraz etmesinde ve davalı banka çalışanının ödeme yasağı kararına rağmen çek bedelini ödemesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, belirterek sonuç olarak; 36.396,00 TL maddi tazminatın, olay tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın dava konusu edilen çekte bulunan diğer cirantalara karşı veya çeki tahsil eden...Şti.'ne karşı hiç bir yasal işlem başlatmadan, icra takibi veya dava açma yoluna gitmeden, doğrudan müvekkili bankaya karşı tazminat davası açma yoluna gittiğini, müvekkili bankaya karşı açılmış olan davanın hukuki temelden yoksun olduğunu, dava dışı çeki tahsil eden ...Şti.'ne ve çeki takas işlemine kabul ederek, müvekkili bankaya takas ortamında ibraz eden ... T.A.Ş.'ye karşılık davanın ihbar edilmesini talep ettiklerini, belirterek netice olarak; davanın, çekin arkasında kaşe ve imzası bulunan tüm ciranta şirketlere ve çeki tahsil eden ... T.A.Ş.'ye ihbar edilmesine, son aşamada ise haksız fiil unsurları tamamlanmadan ve davacının tüm hukuki başvuru yollarını tüketmeden açılan hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 13/03/2023 tarih ve 2021/144 Esas - 2023/170 Karar sayılı kararında; "........Davacı taraf, davalı bankaya dava açmadan önce çeki tahsil eden hamile karşı herhangi bir dava ya da takip açmamıştır. Yargıtay içtihatlarında da kabul edildiği üzere davalı bankanın sorumluluğunun doğabilmesi için öncelikle çeki tahsil eden hamile başvurulması gerekir. Bu başvurudan sonuç alınamaması halinde ise davalı bankaya karşı dava açılabilir. Hamile başvurmadan açılan dava, erken açılan dava niteliğindedir. Zira Yargıtay 11. HD’nin 2014/18048 Esas ve 2015/3486 Karar sayılı ilamında “Vekil konumunda olan davalı bankanın sorumluluğuna gidilebilmesi için, hamilin zayi nedeniyle kambiyo senedinden kaynaklanan alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlığı olduğu halde gerek kambiyo senedi borçlusu ve gerekse diğer müracaat borçlularından alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde çekin keşide tarihi ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir. Somut olayda, davacı tarafın müracaat borçlularına başvurup başvurmadığı ve başvurmuşsa akıbetinin ne olduğu dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde davalının eylemleri nedeniyle bir zarar meydana gelip gelmediğinin araştırılması ve oluşacak sonuç neticesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.” şeklinde karar verilmiştir. Yine Yargıtay 11 HD’nin 2016/5991 Esas ve 2018/250 Karar sayılı ilamında da “Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, karşılıksız çek için davacının evvela kendi akidinden alacağın tahsil yoluna gitmesi, tahsil edememesi halinde davalı bankaya müracaat etmesi gerekmektedir. Somut olayda davacı, keşideci ........ ve ciranta ... aleyhine çeke dayalı icra takibi başlatmışsa da, "işyerini ... isimli birine kiraladığı, kiracının kira parasını ödemediği, bir kaç ay sonra dava konusu çeki kendisine verdiği" yönünde beyanda bulunduğu hususu, davacının müştekisi olduğu İstanbul Anadolu 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/19 E.- 2015/51 K. sayılı kararından anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının öncelikle kendi akidi olan ...'dan alacağını tahsil yoluna başvurması, tahsil edememesi halinde davalı bankaya müracaat etmesi gerekirken, dava dışı ... hakkında müracaatta bulunmadan doğrudan davalı banka aleyhine dava açılması, erken açılan dava niteliğindedir. Bu durum karşısında, davalı Banka yönünden davanın erken açıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi gerekirken…” şeklinde karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; yukarıda açıklanan sebeplerle davacının, dava dışı cirantalara ve çeki tahsil eden hamile başvurmadan bankaya karşı açtığı işbu davanın reddine karar verilmiştir..."gerekçesi ile, '' 1-Davanın REDDİNE'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının elinden rızası dışında çıkan dava konusu çeke ilişkin çek iptali davasında ödeme yasağı tedbiri konulmasına rağmen davalı bankanın çek bedelini ibraz eden ihbar olunan ......Ltd.Şti.'ne ödediğini, bankanın çeki denetleme yükümlülüğü bulunduğu ve en hafif kusurundan dahi sorumlu olduğunu, adam çalıştıranın sorumluluğu kapsamında sorumlu olduğunu, davacıya kargo ile gönderilen dava konusu çekinde aralarında bulunduğu çeklerin davacının çift imzayla temsil edildiği halde imza yetkililerinin imzasına benzemeyen sahte tek imza ve kaşeyle yapılan ciro ile ibraz edenin eline geçtiğini, diğer çeklere ilişkin açılan menfi tespit, istirdat ve imzaya itiraz davalarının davacı lehine kesinleştiğini, dava konusu olaya ilişkin olarak davacı....... hiçbir kusur sorumluluğunun bulunmadığını, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarıyla da kanıtlandığını ve dilekçede yer alan Yargıtay İçtihatları da iddialarının desteklemekte olduğunu, Mahkemece söz konusu içtihatlar gözetilmeksizin verilen kararı usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacının rızası dışında elinden çıktığı iddia edilen çeke ilişkin çek iptali davasında ödeme yasağı tedbiri verilmesine rağmen davalı banka tarafından çek bedelinin ödenmesi sebebiyle uğranılan zararın tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, dava konusu çekin keşideci tarafından kendileri lehine keşide edilerek kargo ile gönderildiğini, ancak kargonun kendilerine ulaşmadığını, bu sebeple suç duyurusunda bulunulduğunu ve çek iptali davası açıldığını, çek iptali davasında çek hakkında ödeme yasağı kararı verildiğini ve buna ilişkin müzekkerenin bankaya gönderildiğini, davacının çift imza ile temsil edilmesine rağmen tek ve sahte imza ile ciro edilen çekin ödeme yasağına rağmen denetlenmeden bankaca ödendiğini, bankanın ödemeyi sehven yaptığını kabul ettiğini, bu sebeple zararın bankaca karşılanması gerektiğini iddia etmiştir. Ancak davacı tarafından bankadan dava konusu zararı talep edebilmesi için bankanın kusurunu, zararı ve kusur ile zarar arasındaki illiyet bağını ispat etmesi gerekmektedir. Dava konusu çekin en son ciranta olan ihbar olunan ......Ltd.Şti. tarafından bankaya ibraz edildiği ve banka tarafından bedelinin ödendiği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin duruşmadaki beyanında ihbar olunana çek bedelinin ödenmesi sebebiyle istirdat davası açılmadığı anlaşılmıştır. Oysa davacı tarafından kargoda kaybedilen diğer çeklerde olduğu gibi çekin yetkili hamili olduğu ve rızası dışında elinden çıktığı iddiasıyle çek bedelini tahsil eden cirantaya çek bedelinin istirdadı davası açması, bu davanın sonucuna göre davanın ve takibin semeresiz kalması halinde tüm hukuki yollar tüketildikten sonra bankanın kusurlu olduğu iddiasıyla iş bu davanın açılması gerekmektedir. Davacı tarafından dava tarihi itibariyle zarar iddiası ispat edilemediğinden erken açılan iş bu davanın reddi kararı usul ve yasaya uygun olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri ve istinaf dilekçesinde belirtilen YHGK keşideci ile banka arasındaki ilişkiye ilişkin TTK'nın 812 maddesi dikkate alınarak muhatap bankanın keşideciye karşı sorumluluğuna ilişkin karar olup, somut uyuşmazlığa uygun olmadığından bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 621,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 110,45 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/03/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.