6. Ceza Dairesi 2012/16884 E. , 2012/16177 K. "İçtihat Metni" Hırsızlık suçundan sanık ... hakkında yapılan duruşma sonunda mahkumiyetine ilişkin SAKARYA Çocuk Mahkemesinin 05.03.2007 gün 2006/07-2007/37 sayılı kararı, Dairemizin 07.02.2012 gün 2007/16682-2012/1856 sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 28.03.2012 gün 2007/119876 sayılı yazı ile itiraz kanun yoluna başvurması üzerine, Dosya, Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle Ceza Genel Kuruluna
**6. Ceza Dairesi 2012/16884 E. , 2012/16177 K.** **"İçtihat Metni"** Hırsızlık suçundan sanık ... hakkında yapılan duruşma sonunda mahkumiyetine ilişkin SAKARYA Çocuk Mahkemesinin 05.03.2007 gün 2006/07-2007/37 sayılı kararı, Dairemizin 07.02.2012 gün 2007/16682-2012/1856 sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 28.03.2012 gün 2007/119876 sayılı yazı ile itiraz kanun yoluna başvurması üzerine, Dosya, Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle Ceza Genel Kuruluna intikal ettirilmiştir. 05.07.2012 gün 28344 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasanın 99-101. maddeleriyle 5271 sayılı CMUK.nın 308. maddesinde vaki değişiklik; Yargıtay Ceza Genel Kurulunca henüz karara bağlanmamış itiraz kanun yoluna konu edilen dava dosyalarının öncelikle özel Daire tarafından incelenmesini zorunlu kılması karşısında, anılan dosya, Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanlığı tarafından Dairemize gönderilmekle yeniden incelenerek, değerlendirilip, karara bağlanmıştır. T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yakınana ait fırının penceresinden saat 24.00-01.00 sularında içeriye girip çekmeceden 30 TL para ve (1) adet ekmek çalan sanığın hırsızlık suçunu işlediği kabulle TCK.142/1-b, 143, 31/3. maddeleri gereğince 1 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası verilip, yasal koşulları bulunmadığından aynı Yasanın 145 ve 5395 sayılı Yasanın 23. maddesinin uygulanmamasına hükmedilmiştir. Sanık müdafi hükmü temyiz etmiştir. 17.06.2007 günlü tebliğname ise; Onama istemlidir. Dairemizin 07.02.2012 gün 2007/16682-2012/1856 sayılı kararı ile “ Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; iddanamede 5237 sayılı TCK.nın 145. maddesinin uygulanması istendiği halde CMK.nın 226.maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması nedeni ile hükmün Bozulmasına denilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise; İddianamede TCK.nun 145. maddesinin uygulanması istenilmiş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.12.2010 gün ve 356-272 ile 20/12/2011 gün ve 281-289 sayılı kararlarında belirtildiği üzere sanık ve savunmanının TCK: 145. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı yönünde duruşmanın başından itibaren savunma olanağına sahip olduklarında anılan Bozma kararı kaldırılarak, hükmün Onanması istemi ile itiraz kanun yoluna gidilmiştir. Sanık 8-9 yıldır evden ayrı olup tren istasyonunun boş vagonlarında veya boş inşaatlarda yatıp kalktığını, olay günü saat 24.00 sularında, üşümüş ve aç olduğu için yakınana ait fırının açık penceresinden içeriye girip çekmecede bulunan paranın tamamı ile (1) ekmek alıp ayrıldığını savunmuş, sanık savunmanı da çalınan malın değerinin hafif olması nedeniyle öncelikle beraat aksi kanaatte ise lehe olan hükümlerin uygulanmasını talep etmiştir. Katılan ..., sanığın cezalandırılmasını talep ile uzlaşmak istemediğini açıklamıştır. TCK.nın 145. maddesi 765 sayılı TCK.nın 522. maddelerinde daha farklı olup, TCK.nın 145. maddesindeki değerin azlığı ile Yasa koyucunun neyi kast ettiği duraksamaları önleyen biçimde açığa kavuşturulmamış, rakamsal bir sınırlandırma getirilmemiş ve fakat Yargıca Yargılama konusunda maddi olayla igili davada ve değerlendirme yetkisi tanımıştır. Yasa koyucu Yargıcın takdirini soyut ve farklı bir disiplinle sınırlandırmamıştır. Oda az olarak kabul edilecek değeri yargıcın takdirinde, ceza verilmekten vazgeçilmesini gerektirecek ehemmiyetsiz ölçüde olması, yani değere dayalı ihlalin ceza vermeyi nesafeten haklı saydıracak alt düzeyde bulunmasıdır. Yargıç çalınan veya çalınmaya kalkışılan bu değerin azlığı ya da indirimli bir cezayla ya da suçun işlenmesindeki özellikler itibariyle ceza vermemekle değerlendirebileceklerdir. Yani TCK. 145. maddesinin uygulama koşullarının tayini yargıcın takdiri içinde olup, Yargıç bu değerlendirmeyi her somut olayda suçun işleniş şekli mağdur veya sanığın konumu, olayın gerçekleştiği yer ve zaman dikkate alarak, TCK.3 maddesini de gözeterek ceza adaletini sağlayacaktır. Yani TCK. 145. maddesinin iddaanamede gösterilip, gösterilmemesi de bu bağlamda yargıcın takdir yetkisini kullanmaya etkin olmadığı gibi sanık ve müdafi bu yönde savunma yapmaya duruşmanın her aşamasında sahip olmuşlar ve somut olaya göre de TCK.145.maddelerinin uygulama olanağı bulunmadığı anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görüldüğünden 1) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İTİRAZININ KABULÜNE, 2) Dairemizin 07.02.2012 gün 2007/16682-2012/1856 sayılı Bozma kararının kaldırılmasına, Dosya ve duruşma tutanaklarının içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara gerekçeye ve Hakimin takdirine göre sanık ... müdafinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğname gibi ONANMASINA, 24.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.