7. Hukuk Dairesi 2010/3046 E. , 2011/2004 K. "" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 159 ada 1 parsel sayılı 5609.25 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ... ile ölü oldukları belirtilerek ..., ..., ..., ... ..., ... ve ... adına hisseleri oranında tes…
**7. Hukuk Dairesi 2010/3046 E. , 2011/2004 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 159 ada 1 parsel sayılı 5609.25 m2 yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ... ile ölü oldukları belirtilerek ..., ..., ..., ... ..., ... ve ... adına hisseleri oranında tespit edilmiştir. Davacı ... satın almaya, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve miras hakkına dayanarak davalı ...'ın hissesine yönelik olarak, davacı ... ise satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davalı ... hissesine yönelik olarak ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonucu davacıların davasının reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece, davacı ...'ın 24.11.2008 günlü oturumda verilen kesin süreye uymadığı gerekçesiyle keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına, mevcut delillere göre de ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğine ve usül hükümlerine uygun düşmemiştir. HUMK'un 163. maddesi hükmüne göre kanunda belirtilen süreler kesindir. Bu süreler içinde yapılması gereken işlemler yapılmazsa o hak düşer. Hakim de yargılama sırasında taraflara vereceği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Verilen ara kararında sürenin kesin olduğu belirtilmemişse süreyi geçiren taraf yenisini isteyebilir. Bu istem üzerine verilecek ikinci süre kesindir. Yine öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre, kesin süreden söz edilebilmesi için öncelikle verilen sürenin yapılması istenilen işlerin yerine getirilebilmesine uygun makul bir süre olması, yapılması istenilen işlerin neler olduğunun, kesin süreye uymamanın hukuki sonuçlarının açıkça ve hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ara kararında gösterilmesi, kesin süreye uymamanın hukuki sonuçları konusunda kendisine kesin süre verilen tarafın uyarılması, uyarı yapıldığının da tutanağa geçirilmesi zorunludur.