Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/3705 E. , 2024/5163 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2021/3705 Karar No:2024/5163 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı (... Vergi Dairesi Başkanlığı) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Kimya Madeni Yağ İma
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2021/3705 E. , 2024/5163 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2021/3705 Karar No:2024/5163 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı (... Vergi Dairesi Başkanlığı) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Kimya Madeni Yağ İmalatı Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. adına Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (Kurul) ...tarih ve ... sayılı kararıyla 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu'nun 19. maddesi uyarınca verilen idari para cezasının kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen... tarih ve ... ana takip dosya numaralı ödeme emrinin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; ödeme emrinin dayanağını teşkil eden idari para cezası verilmesine dair Kurul kararının asıl borçlu şirkete 27/12/2012 tarihinde tebliğ edildiği, Kurul kararının iptali istemiyle dava açılmayarak idari para cezasının kesinleştiği, davacının 18/11/2009 tarihinden itibaren müdürü ve ortağı olduğu ... Kimya Madeni Yağ İmalatı Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin 02/10/2013 tarih ve 8417 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan ilanla 23/09/2013 tarihinde Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği, idari para cezasının tahsili amacıyla şirket adına düzenlenen 30/09/2013 tarihli ödeme emrinin şirketin tüzel kişiliğinin ortadan kalkmasından sonra 14/11/2014 tarihli yerel gazetede ilanen tebliğ edildiği ve yapılan mal varlığı araştırmaları neticesinde borcun şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığından bahisle kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, şirketlerin tüzel kişiliklerinin ticaret sicilinden terkin edilmeleriyle sona erdiği, bu tarihten sonra şirketin haklara sahip olmasının ve borçlu kılınmasının mümkün olmadığı, bunun sonucu olarak münfesih şirket adına tarh ve ceza kesme işlemleri tesis edilemeyeceği gibi ticaret sicilinden silindikten sonra hukuk aleminde var olmayan bir şirket adına ödeme emri düzenlenmesinin ve tebliğinin de mümkün olmadığı, Uyuşmazlıkta da, ticaret sicilinden kaydının silinmesinden sonra şirket adına ihbarname ve ödeme emri düzenlenip tebliği yoluna gidilmesinin hukuki sonuç doğurmasının mümkün olmadığı, öncelikle Mahkemeye başvurularak şirketin yeniden tescilinin sağlanması ve alacağın şirket adına kesinleştirilmesi, kesinleştirmeden sonra şirketten tahsili yoluna gidilmesi, tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin anlaşılması durumunda kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili yoluna başvurulması gerekirken bu yola başvurulmaksızın kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, idari para cezasının tahsiline yönelik olarak şirket adına düzenlenen ödeme emrinin ilanen tebliğ edildiği, yapılan mal varlığı araştırmasıyla kamu alacağının asıl borçlu şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine, alacağın şirketin kanuni temsilcisi olan davacıdan tahsili yoluna başvurulmasında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HaKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: 03/07/2024 tarih ve 32591 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 161 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 18. maddesiyle, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin Onikinci Bölümü'ne eklenen Geçici 2. maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde, 01/09/2024 tarihi itibarıyla vergi dairesi başkanlıklarının, bulundukları ilin adı ile Gelir İdaresi Başkanlığına bağlı defterdarlık olarak görevlerine devam edeceği kuralına yer verildiğinden, kapatılan Kahramanmaraş Vergi Dairesi Başkanlığı yerine Kahramanmaraş Defterdarlığının hasım mevkiinde olduğu görülerek dosyanın incelenmesine geçildi. İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacının 18/11/2009 tarihinden itibaren kanuni temsilcisi ve ortağı olduğu madeni yağ lisansı sahibi ... Kimya Madeni Yağ İmalatı Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. (...) hakkında, 2011 yılında yapılan tebliğe rağmen 2008, 2009 ve 2010 yıllarına ait bildirimlere ilişkin eksiklikleri tamamlamadığından bahisle 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinin (3) numaralı alt bendi uyarınca 308.194,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin alınan ... tarih ve... sayılı Kurul kararı, 27/12/2012 tarih ve 28510 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak ilanen tebliğ edilmiş, Kurul kararının iptali istemiyle dava açılmayarak idari para cezası kesinleşmiştir. ... şirketi 02/10/2013 tarih ve 8417 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan ilanla 23/09/2013 tarihinde Türk Ticaret Kanunu'nun Geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden re'sen terkin edilmiştir. Söz konusu idari para cezasının tahsili amacıyla ... adına düzenlenen 30/09/2013 tarih ve ... ana takip dosya numaralı ödeme emri 14/11/2014 tarihli yerel gazetede ilanen tebliğ edilmiş, yapılan mal varlığı araştırması neticesinde ...'in herhangi bir mal varlığına rastlanılmadığından borcun şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığından bahisle kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla... tarih ve ... ana takip dosya numaralı ödeme emri düzenlenmiştir. Davacı adına düzenlenen söz konusu ödeme emrinin iptali istemiyle de bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un mükerrer 35. maddesinde, "Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. " kuralı yer almakta olup, 55. maddesinde, kamu alacağını vadesinde ödemeyenlere 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir ödeme emri ile tebliğ olunacağı; 58. maddesinde ise, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde dava açabileceği kurala bağlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na 26/06/2012 tarih ve 6335 sayılı Kanun'un 38. maddesiyle eklenen Geçici 7. maddede, (1) 1/7/2015 tarihine kadar aşağıdaki halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır. a) 24/6/1995 tarihli ve 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince, sermayelerini anılan Kanun Hükmünde Kararname ile öngörülen tutarlara çıkarmamış anonim şirketler ile limited şirketler. b) Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya 1/7/2015 tarihine kadar münfesih olan anonim ve limited şirketler. c) Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre herhangi bir nedenle dağılmış olan kooperatifler. d) Sebebi ne olursa olsun aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantıları yapılamayan anonim şirketler ile kooperatifler. e) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış ancak genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoları veya son ve kati bilançosu genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin işlemi yapılamayan şirket ve kooperatifler. (2) Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz. (3) Bu madde kapsamındaki şirket ve kooperatifler; ilgili ticaret sicili müdürlüğünce resen veya herhangi bir kişi, kurum veya kuruluş tarafından kanıtlarıyla birlikte yapılacak bildirimleri de kapsayacak şekilde, ticaret sicili kayıtları üzerinden yapılacak incelemeyle tespit edilir. (4) Ticaret sicili müdürlüklerince; a) Kapsam dahilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. Ayrıca anılan ilan, bildirici niteliği haiz olarak ilgili ticaret ve sanayi odası veya ticaret, sanayi ya da deniz ticaret odasının internet sitesinde aynen yayımlanır. b) 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermaye artırımında bulunmayarak münfesih olan şirketlere yapılacak ihtarda; ortaklarından, yönetici veya denetçilerden ya da müdürlerinden tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurunun bildirilmesi, aksi takdirde, bu madde hükümlerine göre ticaret sicili kayıtlarından unvanın silineceği, şirkete ait malvarlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu açıkça yazılır. c) Bu fıkranın (b) bendinde belirtilen şirketler dışında kalan kapsam dahilindeki diğer münfesih şirketler ile kooperatiflerden ayrıca, faaliyetlerine devam etme isteğinde bulunmaları halinde münfesih olma nedenini ortadan kaldıran işlemlerin yapılarak ispat edici belgelerin bildirilmesi istenir. (...) (11) Dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen, süresi içinde cevap vermeyen veya tasfiye memurunu bildirmeyen yahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtlarıyla birlikte bildirmeyen şirket ve kooperatiflerin unvanı ticaret sicilinden resen silinir. Resen unvanı silinen şirket ve kooperatifler, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile ilgili odanın internet sitesinde ilan edilir. (12) Altıncı fıkranın (b) bendi, dokuzuncu fıkra ve onbirinci fıkra uyarınca ticaret sicilinden unvanları silinecek şirket veya kooperatiflerin borçları, unvanlarının silinmesine engel teşkil etmez. Ancak, ticaret sicilinden kaydı silinen anonim şirketler ve kooperatiflerin kanuni temsilcileri ile limited şirket ortaklarının, silinme tarihinden önceki kamu borçlarından doğan sorumlulukları, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında devam eder. (13) Bu madde uyarınca yapılacak tescil ve kayıt silme işlemleri her türlü harçtan, bu işlemler için düzenlenecek kağıtlar damga vergisinden müstesnadır. (14) Bu madde kapsamında Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanacak olan ilanlardan ücret alınmaz. (15) Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edilir. Bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder. Hazine bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmaz. Tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümleri uygulanır. Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir..." kurallarına yer verilmiştir. Diğer yandan, 5015 sayılı Kanun'un işlem tarihinde yürürlükte bulunan haliyle 19. maddesinde idari para cezaları, "İdari yaptırımlar" başlıklı 20. maddesinde ise esas olarak piyasa faaliyetinin (geçici veya süresiz) durdurulması ve lisans iptali hususları düzenlenmiştir. 7164 sayılı Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 33. maddesi ile, 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesi, "İdari yaptırımlar; tedbirler, lisans iptalleri ve idari para cezalarından oluşur. (...) Bu Kanuna göre idari yaptırımlar aşağıdaki usulde yürütülür: a) Lisans sahibi kişiler hakkında bu Kanuna, ikincil mevzuata veya lisans hükümlerine, Kurul kararlarına aykırı davranılması halinde; Kurul tarafından belirlenen niteliği itibarıyla düzeltme imkanı olan fiiller için ilgilisine Kurum veya Kurumca yetkilendirilen kuruluşlar tarafından, otuz gün içerisinde aykırılığın giderilmesi, aksi halde hakkında geçici durdurma yapılabileceği ihtar edilir. Verilen ihtar süresi sonunda mevzuata aykırı durumu devam ettirenlerin ilgili piyasa faaliyeti altmış gün süre ile geçici olarak durdurulur. Niteliği itibarıyla düzeltme imkanı olan fiilin tespit tarihinden itibaren iki yıl içerisinde tekrar edilmesi halinde ise ihtar işlemi uygulanmaksızın ilgili piyasa faaliyeti altmış gün süre ile geçici olarak durdurulur. Geçici durdurma süresince, tehlikeli eylemin veya kötüniyetin veya ürünlerde zarar oluşmasının önlenmesi ile faaliyetin durdurulmasına neden olan durumun ortadan kaldırılmasına ilişkin faaliyetler dışında hiçbir piyasa faaliyeti yapılamaz. Geçici durdurma süresi sonunda da tespit edilen aykırılıklar giderilmezse, faaliyetin durdurulmasına devam edilerek soruşturma başlatılır ve gerekli idari yaptırımlar uygulanır. (...)" şeklinde değiştirilmiştir. 7164 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile 5015 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 6. maddenin birinci fıkrasında, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurulca idari para cezası verilmemiş olan ve Kurul tarafından belirlenen niteliği itibarıyla düzeltme imkanı bulunan fiiller için, 20'nci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen ihtar yapıldıktan sonra sonucuna göre gerekirse idari soruşturma başlatılarak yaptırımlar uygulanır. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce lisansı sonlandırılan veya iptal edilenler hakkında düzeltme imkanı bulunan fiiller için herhangi bir idari işlem tesis edilmez." kuralına yer verilmiştir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde, "Kabahat" deyiminin, Kanun'un karşılığında idari yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği; 3. maddesinde, bu Kanun'un, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, diğer genel hükümlerinin, idari para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 5. maddesinde, 26/09/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı, kabahatler karşılığında öngörülen idari yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından ise derhal uygulama kuralının geçerli olduğu; bu maddenin atıf yaptığı 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ikinci fıkrasında, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı kurala bağlanmıştır. 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinde yer verilen kural kapsamında 14/03/2019 tarih ve 8487-3 sayılı Kurul kararı ile, "Enerji Piyasası Bildirim Yönetmeliği kapsamında petrol piyasasına ilişkin bildirimlerin süresi içerisinde yapılmaması" niteliği itibarıyla düzeltme imkanı bulunan fiiller arasında sayılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde, amme alacaklarının tahsili bakımından kanuni temsilcilerin sorumluluğu düzenlenmiştir. Bu madde gereğince bir tüzel kişiden tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tamamen veya kısmen tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından bu tüzel kişinin kanuni temsilcisi sorumlu tutulabilecektir. 6102 sayılı Kanun'a 6335 sayılı Kanunla getirilen Geçici 7. madde ile, maddede belirtilen şirketlerin kolaylaştırılmış tasfiye veya tasfiyesiz şekilde ticaret sicilinden terkin edilebilme yolu açılmış, bu şekillerde terkin edilen şirketlerin varlıklarını sürdürmelerinde hukuki menfaati bulunanlara ihya davası açma imkanı tanınmıştır. Aynı düzenleme uyarınca, ticaret sicilinden unvanları re'sen silinen şirketlerin borçları unvanlarının silinmesine engel teşkil etmeyecek, ticaret sicilinden kaydı silinen şirketlerin kanuni temsilcileri ve ortaklarının, silinme tarihinden önceki kamu borçlarından doğan sorumlulukları 6183 sayılı Kanun kapsamında devam edecektir. Olayda, ... hakkında idari para cezası uygulanmasına yönelik Kurul kararının iptali talebiyle dava açılmadığı, ...'in tüzel kişiliğinin, söz konusu idari para cezasının tahsili amacıyla ödeme emrinin düzenlenip tebliğ edilmeden önce 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7. maddesi uyarınca 23/09/2013 tarihinde ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği, şirket hakkında davalı idarece yapılan mal varlığı araştırması sonucunda herhangi bir mal varlığına rastlanılmadığının bildirildiği, yine şirketin 18/11/2009 tarihinden itibaren kanuni temsilcisi ve ortağı olan davacının da şirketin herhangi bir mal varlığına sahip olduğu yönünde iddiasının bulunmadığı anlaşılmaktadır. İdare mahkemesince, münfesih şirket adına tarh ve ceza kesme işlemleri tesis edilemeyeceği gibi ticaret sicilinden silindikten sonra hukuk aleminde var olmayan bir şirket adına ödeme emri düzenlenmesinin ve tebliğinin mümkün olmadığı, davalı idarece ihya yoluna başvurularak şirketin yeniden tescilinin sağlanması ve alacağın şirket adına kesinleştirilmesi gerektiği belirtilmişse de ... hakkında verilen idari para cezasına ilişkin Kurul kararının 27/12/2012 tarih ve 28510 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak tebliğ edildiği ve Kurul kararının iptali istemiyle dava açılmayarak idari para cezasının şirketin hukuki varlığı sona ermeden önce kesinleştiği anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, ... hakkında yapılan mal varlığı araştırması sonucunda herhangi bir mal varlığının bulunamaması, dolayısıyla kamu alacağının asıl borçlu şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması karşısında, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinde şirketin hukuki varlığını sürdürmesinde menfaati bulunanlar açısından bir hak olarak düzenlenen ihya müessesesinin, kanuni temsilci ve ortakların da bu hakka sahip olduğu gözetildiğinde, ödeme emrinin tebliği sağlanmak üzere davalı idareye getirilecek bir yükümlülük olarak yorumlanamayacağı değerlendirilmektedir. Bu itibarla, kamu alacağının asıl borçlu şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyeceği anlaşıldığından, dava konusu ödeme emrine konu idari para cezasının kesinleştiği tarih itibarıyla tüzel kişiliği devam eden şirket hakkında ödeme emri düzenlenmesine ve tebliğine gerek olmaksızın kamu alacağının kanuni temsilciden tahsili yoluna başvurulabileceği sonucuna varıldığından, İdare Mahkemesinin aksi yöndeki gerekçesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. Öte yandan, ödeme emrinin dayanağı olan tahakkuk işlemine karşı dava açılmaması, 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya kısmen zamanaşımına uğradığı yolundaki itirazlarının yargısal incelemesinin yapılmasına engel teşkil etmemektedir. Ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davalar, 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesi gereğince davacının "böyle bir borcu olmadığı" şeklindeki itirazı kapsamında değerlendirilmelidir. Bu kapsamda, ödeme emrinin dayanağını teşkil eden kamu alacağının maddi kaynağına ilişkin hukuka uygunluk denetiminin yapılması ve borcun tahakkukundan önceki aşamaya ilişkin hukuka aykırılık iddialarının incelenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, ödeme emrine karşı açılan davalarda kamu alacağının tahakkukundan önceki aşamaya ilişkin hukuka aykırılık iddialarının değerlendirilmesi çerçevesinde, idari para cezası açısından öngörülen ihtar müessesesinin lehe kanun teşkil edip etmediğinin irdelenmesi gerekmektedir. 7164 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önce, 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinde idari para cezaları, 20. maddesinde ise diğer yaptırımlar düzenlenmiş olup, idari para cezalarının da idari yaptırım oldukları hususunda tereddüt bulunmamakla birlikte, 5015 sayılı Kanun'da idari para cezaları ile diğer yaptırımlar farklı usul ve esaslara bağlanmıştır. Bu bağlamda 5015 sayılı Kanun'un 19. maddesinde, 15 günlük süre içerisinde aykırılığın giderilmesi yönünde yapılması gereken ihbar, idari para cezası verilebilmesinin ön şartı olarak belirtilmediği halde, idari para cezası dışındaki idari yaptırımları düzenleyen 20. maddesinin önceki metninde, lisans iptali için aykırılığın giderilmesi yönünde 15 günlük süre tanıyan ihbar yapılması zorunlu görülmüştür. Daha da önemlisi, ilgiliye verilen 15 günlük süre içerisinde aykırılıklar giderildiği takdirde piyasa faaliyetinin geçici olarak durdurulmasına karar verilemeyeceği anlaşılmakla birlikte, söz konusu aykırılığın verilen süre içerisinde giderilmiş olması idari para cezası verilmesine engel değildir. Başka bir anlatımla, ilgilinin mevzuata aykırı fiili hem idari yaptırım uygulanmasını hem de idari para cezası verilmesini gerektiriyorsa, aykırılığın verilen süre içerisinde giderilmesi durumunda ilgilinin piyasa faaliyetinin geçici olarak durdurulması ve lisans iptali gibi yaptırımlar uygulanmayacak, ancak söz konusu mevzuata aykırılık nedeniyle idari para cezası uygulanabilecektir. Değişiklikten sonra ise, 5015 sayılı Kanun'un 20. maddesinde yapılan yeni düzenleme ile, idari yaptırımlar sayılmış ve idari para cezalarının da 20. maddedeki hükme tabi olacağı belirtilmiştir. Bu itibarla, 19. maddede yer verilen idari para cezalarına ilişkin fiillerden Kurul tarafından belirlenen "niteliği itibarıyla düzeltme imkanı olanlar" için otuz günlük süre içerisinde aykırılığın giderilmesi, aksi halde hakkında geçici durdurma yapılabileceğinin ihtar edileceğine ilişkin düzenlemenin, idari para cezaları yönünden cezalandırılmadan önce mevzuata aykırı davranışta bulunan kişi veya kişilere söz konusu aykırılığın ortadan kaldırılması için tanınmış bir imkan olduğu, bu yönüyle ihtarın kişinin cezalandırılabilmesine ilişkin bir ön şart teşkil ettiği ve anılan Kanun değişikliğinin failin lehine olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, niteliği itibarıyla düzeltme imkanı bulunan fiilleri işleyenlerin önceki kanun döneminde doğrudan idari para cezasına muhatap oldukları halde, söz konusu kanun değişikliğinden sonra aynı fiilleri işleyenlerin ihlalin ortadan kaldırılması hususunda ihtar edilmelerinin öngörülmesi, böylelikle ihtar edilen kişilerin söz konusu ihlali ortadan kaldırarak ceza almaktan kurtulabilmelerine imkan tanınması karşısında, ihtar müessesesinin maddi hukuka etkisinin bulunduğu ve lehe kanun kapsamında belirtilen fiilleri önceki kanun döneminde işleyenler yönünden de geçmişe etkili olarak uygulanması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Öte yandan, 7164 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile 5015 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 6. maddenin birinci fıkrasında, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurulca idari para cezası verilmemiş olan ve niteliği itibarıyla düzeltme imkanı bulunan fiilleri işleyenler için nasıl bir usul izleneceği öngörülmüş; ikinci fıkrasında ise maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce Kurul tarafından karara bağlanmış idari para cezalarının tahsiline ilişkin kurallara yer verilmiştir. Söz konusu geçici maddede, niteliği itibarıyla düzeltme imkanı bulunan fiilleri kanun değişikliğinden önce işleyen ve haklarında idari para cezası uygulanan kişiler yönünden ne gibi bir işlem yapılacağı açıklanmamış olmakla birlikte, yeni düzenlemede yer alan ihtar müessesesi lehe kanun niteliğinde olduğundan, yargı aşamasındaki idari para cezaları ile ilgili olarak yargı yerleri tarafından lehe kanun hükümlerinin belirtilen kişiler hakkında da uygulanması gerektiği açıktır. Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde, 5015 sayılı Kanun'da yapılan değişiklik uyarınca alınan düzenleyici Kurul kararıyla niteliği itibarıyla düzeltme imkanı olan fiiller arasında sayılan "Enerji Piyasası Bildirim Yönetmeliği kapsamında petrol piyasasına ilişkin bildirimlerin süresi içerisinde yapılmaması" fiili nedeniyle idari para cezası verilmeden önce ihtarda bulunma şartının yerine getirilmesi ve lehe kanun niteliği taşıyan söz konusu kuralın davacıya da uygulanması gerekmektedir. Bu durumda, idari para cezasının tahsiline yönelik olarak düzenlenen ödeme emrine karşı açılan işbu davada, ödeme emrinin dayanağı idari para cezasının uygulanmasına esas teşkil eden hükümdeki lehe olan değişikliğin 6183 sayılı Kanun'un 58. maddesi kapsamında "böyle bir borcu olmadığı" iddiası kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, dava konusu ödeme emrinin iptaline ilişkin idare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuki isabetsizlik bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 02/12/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.