T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2026/392 KARAR NO :2026/396 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2026/102 (Derdest) ARA KARAR TARİHİ:11/02/2026 DAVA:Sözleşmeden Kaynaklanan Maddi Tazminat KARAR TARİHİ:18/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Mü…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO :2026/392 KARAR NO :2026/396 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2026/102 (Derdest) ARA KARAR TARİHİ:11/02/2026 DAVA:Sözleşmeden Kaynaklanan Maddi Tazminat KARAR TARİHİ:18/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin kozmetik alanında Türkiye'nin önde gelen şirketlerinden olup 22 markanın Türkiye resmi distribütörü olduğunu, ..., ... gibi platformlarda aktif olarak yer aldığını, davalı ... ile 2016 yılından bu yana ticari bir ilişkisi olduğunu, 2019 yılından bu beri ... adlı internet sitesinde ... ve ... adlı parfümeri mağazaları bulunduğunu, müvekkili tarafından satılan 4 adet ürün için orijinal ürün olmadığı iddiası ile yapılan şikayet sonucu 48 ihlal puanı bareminin aşıldığı gerekçesiyle 02/10/2025 tarihinde müvekkiline ait mağazaların süresiz bir şekilde kapatılmasına karar verildiğini, karara itiraz etmiş ise de itirazlarının reddedildiğini, gönderilen ihtarnameye rağmen mağazaların açılmadığını, davalı tarafından ileri sürülen gerekçelerin objektif kriterlere dayanmadığını, müvekkilinin kusurunu ortaya koyan somut bir tespit içermediğini, müvekkili tarafından satılan parfümlerinin tamamının orijinal olduğunu, müvekkilinin ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ... İthalat gibi platformlarda da mağazası bulunmasına rağmen bu platformlardan herhangi bir şikayet almadığını, mağazanın süresiz olarak kapatılmasına dair kararın ölçülülük ilkesine uymadığını, kapatma kararı nedeniyle müvekkilinin maddi zarara uğradığını beyan ederek; teminatsız olarak müvekkilinin ... bünyesindeki iki mağazasının yeniden açılması ve satış yapmasının sağlanmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini, yargılama neticesinde müvekkiline ait mağazalarının kapatılması kararının kaldırılarak mağazaların kullanıma açılmasına, uğradığı maddi zararın tazmini amacıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın mağazaların kapatıldığı tarihten itibaren işleyecek olan avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemenin 11/02/2026 tarihli kararı; "...Dava dilekçesine eklenen bilgi ve belgeler de incelendiğinde; henüz yargılamanın başında olunması, yargılamada toplanacak deliller sonrası talepte bulunulabileceği, tarafların haklılık durumu, yapılan yargılamayla belirlenecek olup şu aşamada yaklaşık ispat koşulları sağlanamadığı anlaşılmakla uyuşmazlık konusu yargılamaya muhtaçtır. Dosyanın bulunduğu aşama itibariyle ihtiyati tedbir şartları oluşmadığından talebin reddine..." karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek, müvekkilinin sattığı ürünlerin son kullanma tarihi olan ürünler olduğunu, mağazasının kapatılması ise müvekkilinin ürün satışlarının azaldığını ve ürünlerin zayi olma durumu ortaya çıktığını beyan ederek, kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İhtiyati tedbir, HMK'da "Geçici Hukuki Korumalar" başlığı altında 389-399 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Geçici hukuki korumalardan biri olan ihtiyati tedbir; kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca, davacı veya davalının (dava konusu ile ilgili olarak) hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş, geçici nitelikte geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır.6100 sayılı HMK'nın 389/1 maddesinde "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.'', HMK'nın 390/1 maddesinde "İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilir.", HMK'nın 390/3 maddesinde "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'', HMK'nın 391/1 maddesinde "Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir" düzenlemelerine yer verilmiştir.İhtiyati tedbir verilebilmesinin en önemli şartlarından biri, ihtiyati tedbir sebebinin mevcut olmasıdır. Kanunda bu husus genel olarak düzenlenmiş, hakime oldukça geniş bir takdir alanı bırakılmıştır. (m. 389/1). Kanun, burada "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından" söz etmektedir. Bu hüküm dikkate alındığında, mevcut durumun değişmesi halinde hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşması, hakkın elde edilmesinin tamamen imkansız hale gelmesi, gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğması tehlikesi varsa, ihtiyati tedbir sebebi var kabul edilecektir.İhtiyati tedbirler, hakkın yada hak sahibinin karşı karşıya olduğu somut ve güncel tehlikenin bertaraf edilmesini, bu tehlikenin yol açabileceği telafisi mümkün olmayan zararların veya tehlikenin önlenmesini yada durdurulmasını amaçlar. Tehlikenin bertaraf edilmesi şeklinde ifade edilebilecek kurumsal amacın ihtiyati tedbirlerin işlevsel amaçları ile somutlaştırılması, ihtiyati tedbirlerin türleri, koşulları ve içeriğinin belirlenmesine de yön verecektir. İşlevsel olarak ihtiyati tedbirlerin amacının ilk bakışta bir teminat ve koruma sağlama olduğu söylenebilir. Ancak bu, her zaman doğru değildir. İhtiyati tedbire duyulan ihtiyaç ve onun zaman içinde gösterdiği gelişme ile farklı hukuki sorunlarda farklı uygulama alanları bulması sebebiyle müddeabihi nasıl dava sonunda icra edilebilir halde kalması için güvence altına alınmasının yanında, hukuki ilişkinin düzenlenmesi ve talebin geçici icrası da ihtiyati tedbirin işlevsel amaçları haline gelmiştir. (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.III, s.2462, 2463).İhtiyati tedbir talep eden taraf, tedbire esas olan hakkını, ihtiyati tedbir sebep veya sebeplerini, keza davanın esası yönünden de haklılığını ispat etmelidir. Ancak burada tam ispat aranmayıp yaklaşık ispatla yetinilecektir (m. 390/3). Yani, ispatı gereken hususların tam olarak değil; kuvvetle muhtemel gösterilmesi yeterlidir... yaklaşık ispat ispatsızlık veya sadece talepte bulunanın beyanlarıyla yetinileceği anlamına gelmemektedir. Talep eden, ispat ölçüsü düşürülmüş olsa dahi, bir ispat faaliyetinde bulunmak, bu çerçevede delillere dayanmak ve tam olmasa da iddia ettiği hususların gerçekliğini kuvvetle muhtemel olduğunu gösterecek şekilde ispat etmek durumundadır. Şu halde, ispat ölçüsünün düşürülmesi, tedbirin koşullarının, özellikle tedbire esas olan hakkın hüküm altına alınabilmesi için maddi hukuk kurallarında öngörülen koşul vakıaların bir kısmının incelenmeyeceği ya da üstün körü inceleneceği anlamına gelmemektedir. Zira ispat ölçüsü, incelemenin kapsamına değil, hakimdeki usuli kanaatin derecesine ilişkindir... Şüphesiz, talep eden bir ispat faaliyetinde bulunmuşsa bunu tam ispat seviyesinde aramamak gerekir; fakat tamamen ispatsız veya delile dayanmayan bir faaliyet de afaki tehlike olgusuna dayanılarak yeterli kabul edilemez (Pekcanıtez Usul, Cilt.III, s.2476, 2477). İhtiyati tedbirin teminat amaçlı, düzenleme amaçlı ve eda amaçlı olmak üzere üç ana amacı gerçekleştirmek üzere verilmesi mümkündür. Düzenleme amaçlı ihtiyati tedbir türünde geçici bir durum adli yoldan düzenlenmekte, ihtiyati tedbir hukuki ilişkiyi yeniden inşa etmektedir. Düzenleme amaçlı ihtiyati tedbirlerde gelecekte yerine getirilecek bir edimin teminat altına alınmasından çok hukuki barışın muhafazası hedef alınmaktadır. Eda amaçlı ihtiyati tedbir ise, bir hakkı geçici olarak gerçekleştirmeye yöneliktir. Yani alacaklının geçici olarak tatmini söz konusudur.Davalı e-ticaret pazar yeri ve hizmet sağlayıcısı, davacı ise davalının sağladığı platformda e-ticaret faaliyeti yürüterek müşterilere e-ticaret hizmeti veren satıcıdır. Davacı taraf, soyut şikayetler sebebiyle platformda bulunan mağazalarının haksız olarak kapatıldığını ileri sürmektedir. Davacının sunduğu kayıtlara göre mağazaların kapatılma gerekçesi satmış olduğu ürünlerin orijinal olmaması sebebiyle müşterilerden gelen şikayetlerdir. Somut olayda; dosya kapsamında yer alan kayıtların ihtiyati tedbir kararı verilmesi için yaklaşık ispata elverişli olmadığı anlaşılmakla ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davacı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının ve istinaf karar harcının Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 18/03/2026