T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1585 - 2025/1604 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2025/1585 ( G E R İ Ç E V İ R M E ) KARAR NO : 2025/1604 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/04/2025 ESAS NUMARASI : 2023/216 E 2025/303 K DAVANIN KONUSU : Sözleşmenin İptali KARAR TARİHİ : 18…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1585 - 2025/1604 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2025/1585 ( G E R İ Ç E V İ R M E ) KARAR NO : 2025/1604 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/04/2025 ESAS NUMARASI : 2023/216 E 2025/303 K DAVANIN KONUSU : Sözleşmenin İptali KARAR TARİHİ : 18/12/2025 YAZILDIĞI TARİH : 24/12/2025 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 25/04/20218 tarihli Mülkiyeti Muhafaza Kaydıyla Satış Sözleşmesinin feshi ile sözleşme konusu aracın müvekkili kuruma iadesi ve ayrıca sözleşme tarihinden başlamak üzere iade tarihine kadar geçecek süre içerisinde mahrum kalınan kar/kira bedeli ve amortisman masraflarına karşılık fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek enflasyon oranındaki faizi ile davalıdan tahsil edilmesi, aksi kanaat halinde ise satış sözleşmesine konu aracın satış tarihinde mevcut halinin günümüz piyasasında güncel değerinin tespiti ile sözleşme bedelinin güncel değere uyarlanarak davalı kurumdan vade tarihinden itibaren başlamak üzere enflasyon oranındaki faiziyle beraber tahsiline ya da müvekkilinin munzam zararı hesaplanmak suretiyle zararının tazmin edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili; husumet ve zaman aşımı itirazlarının olduğunu, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, borcun ödendiğini, davacı tarafından fesih talebinde bulunulmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda; hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğu sonucuna varılan 26/07/2024 tarihli bilirkişi heyeti ek raporu ve 14/12/2024 tarihli bilirkişi heyeti 2.ek raporu doğrultusunda; davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, davanın kabulü ile toplam 65.550,53 TL tutarındaki alacağın 100,00 TL’sinin dava tarihi olan 28/03/2023 tarihinden itibaren 65.450,53 TL’sinin ise ıslah tarihi olan 14/02/2025 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine şeklinde hüküm tesis edildiği görülmüştür. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili; mahkemece aracın teslim tarihinden iade tarihine kadar geçecek süre içerisinde mahrum kalınan kar/kira bedeli ve amortisman masraflarının tazmin edilmesine dair hüküm kurulmadığını, mahkemece araç iadesine ilişkin değerlendirme yapılmadan doğrudan bilirkişi marifetiyle sözleşmeye ilişkin değerlendirme ve hesaplama yapılarak karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, talepleri gibi kabulüne karar verilmesini istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık; davacının alacağının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava; taraflar arasındaki sözleşmeye konu aracın satış tarihindeki mevcut değerinin tespiti ile davalı kurumdan tahsili ve munzam zararın tahsili istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Mahkeme kararının gerekçeli olması zorunluluğu 6100 sayılı HMK'nın 297.maddesi yanında Anayasa'nın 141.maddesinde de belirtilmiştir. Bu zorunluluk 141/3.maddede, "Bütün Mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." şeklinde ifade edilmiştir. Yine 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/(1)-c.maddesinde hükmün kapsamı belirlenirken "c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri(n)..." de kararda bulunması gerektiği net olarak belirlenmiştir. Buna göre, bir mahkeme, hükmünde; tarafların iddia ve savunmalarının özetini yapmalı, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıaları belirledikten sonra, bu vakıalar hakkında toplanan delilleri de belirtip, delilleri tartışmasını yapmalı ve deliller doğrultusunda sabit görülen vakıaları açıklayarak, bunlardan çıkarılan sonuçlar ile hukuki sebepleri tek tek ve net olarak hükümde göstermelidir. "Gerekçe" olarak isimlendirilen bu kısmın yazılmasının farklı nedenleri bulunmakta olup, her şeyden önce davanın tarafları bakımından yazılması zorunludur. Gerekçe sayesinde taraflar, mahkemenin, kararı hangi somut verilere dayanarak, bu verileri nasıl yorumlayarak ve hangi hukuksal düzenlemeleri esas alarak verdiğini görebileceklerdir. Böylece mahkeme kararını sadece sonuç olarak değil, verilme dayanak ve nedenleri ile -her yönü ile- denetleyebileceklerdir. Tarafların mahkeme kararlarını tüm yönleri ile denetleyebilir olmaları, adil yargılanma hakkının da bir gereğidir. Adil yargılanma hakkı Anayasamızın 36/1.maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenmiş olup, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin muhtelif kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında, kararın gerekçe içermesinin adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden biri olduğu kabul edilmiştir. Gerekçe, aynı zamanda, kararın yargısal denetimi aşaması bakımından da gerekli olup, üst derece mahkemesinin hukuka uygunluk denetimini doğru şekilde yapabilmesi için de yazılmak zorundadır. Hatta Yargıtay'ın pek çok kararında "...hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçenin bulunması.."nın zorunlu olduğunu belirterek "...maddi olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı açıklamayan sadece yapılan yargılamayı özetleyen gerekçenin de yeterli olmadığı(nı) ve doktrinde zahiri gerekçe (görünürde gerekçe) olarak adlandırıldığı(nı)..." bu şekilde yazılan gerekçenin dahi yeterli olamayacağını,"...tarafların mahkemece hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilmeleri ve Yargıtay'ın kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığının denetlenmesi ancak kararın gerekçeli olmasıyla mümkün...olacağı(nı), ...gerekçesi olmayan ya da görünürde gerekçeli olan kararların Yargıtay'ca denetimi yapılamayacağı(nı)..." kabul etmiştir. Nitekim 07.06.1976 gün ve 1976/3-4 E., 1976/3 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan “Gerekçenin ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir.” şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır. Bu anlatımlar ışığında somut olaya gelince; mahkemece yukardaki hükümlere uygun bir gerekçenin bulunduğundan söz edilemeyecektir. Tüm bu nedenlerle, yukarıda belirtilen hususları içermeyen yerel mahkeme kararının gerekçeli karar şeklinde yazılması ve taraflara tebliği için mahal mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 18/04/2025 tarih 2023/216Esas 2025/303 Karar sayılı kararının gerekçe içermemesi ve usul ve yasaya aykırı olduğunda, istinaf denetimine elverişli şekilde gerekçeli olarak yazılması ve taraf vekillerine usulüne uygun tebliğinden sonra inceleme yapılmak üzere dosyanın yeniden Dairemize gönderilmesi için mahal mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, HMK'nın 352.maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda 18/12/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır