T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/345 KARAR NO: 2025/1188 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/12/2016 NUMARASI: 2014/362 Esas - 2016/974 Karar DAVA: Alacak Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraflar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı inc…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/345 KARAR NO: 2025/1188 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/12/2016 NUMARASI: 2014/362 Esas - 2016/974 Karar DAVA: Alacak Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün taraflar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TSMF) 13.02.2004 tarih ve 13 sayılı ve 09.02.2004 tarih ve 51 sayılı kararları ile ... grubuna ait şirketlere el koyduğunu, müvekkili şirketinde bu şirketlerden bir tanesi olduğunu, şirketin muhasebe kayıtlarının incelenmesi neticesinde kasada olması gereken nakit ve çek tutan ile mevcut arasında fahiş farklar tespit edildiğini, Şirket Denetim Kurulu tarafından hazırlanan Denetim Kurulu raporu uyarınca şirket kasa açığının fiktif olarak ödenmiş gösterilen apel ödemelerinden kaynaklandığını, ayrıca, resmi kayıtlarda yer alan şirket ortaklarının göstermelik ortak sıfatını taşıdıklarını ve şirketin belirli bir grup (hakim ortaklar)tarafından yönetildiğini, şirketin resmi kayıtlardaki ortaklan, üst düzey yöneticileri, hakim ortakları ve hakim ortaklar tarafından vekillerin birlikte hareket ettiklerini ve şirket zararından sorumlu olduklarını, 28.04.20000 -19.06.2001-30.04.2002-31.12.2003 tarihleri itibariyle toplam 296.500 TL’lik apel ödemesinin fiktif olarak ödenmiş gibi gösterildiğini, TKK 306 maddesi uyarınca apel yükümlülüğünü yerine getirmemiş iken getirilmiş gibi gösterilmesi suretiyle usulsüzlüğe karışarak, kusurlu davranan yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile söz konusu usulsüz fiilleri organize ve iştirak eden, onaylayan, yürüten ve talimat veren şirket muhasebe, fınans ve diğer ilgili departmanlarında görev yapan şirket çalışanlarının meydana gelen şirket zararından müşterek ve müteselsilen sorumlu olduklarını, söz konusu apel ödemelerinin sermaye artırımı tarihleri itibariyle şirket kasasına girmiş olması gerekliğinden TTK 140 ve 14Î maddeleri uyarınca sermaye artırım tarihleri itibariyle işleyecek kademeli ticari faizi ile birlikte şirket zararının tazminini talep etmenin zorunlu olduğunu beyanla 28.04.2000. 19.06.2001, 30.04,2002, ve 31,12.2003 tarihlerinden beri ödenmeyen toplam 296.500 TL apel ödemesinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 48,500 TL apel ödemesinin; hakim ortakların şirketin fiktif apel tahsilatının tamamından sorumlu olduklarının tespiti ve belirtilen tarihlerden itibaren işleyecek kademeli ticari faizi ile birlikle şirket ortakları, yönetim ve denetim kurulu üyeleri ve şirket çalışanları ile birlikte müştereken vc mütesellilen tahsiline, yönelim kurulunda yer almayan ortakların ödemekle yükümlü oldukları miktarların28.04.2000-19.06.2001- 30.04.2002 ve 31.12.2003 tarihlerinden itibaren işleyecek kademeli ticari faizi ile tahsiline; şirket ortaklarının bu muvazaalı iş ve işlemlerine iştirak eden yönetim ve denetim kurulu üyelerinin, hakim ortaklar ve şirket çalışanları ile birlikte müşterek ve müteselsil olarak şirket zararından sorumlu olduklarının tespitine ve sorumlu oldukları apel borçlarının 28,04.2000- 19.06.2001- 30.04.2002 ve 31.12.2003 tarihlerinden itibaren işleyecek kademeli ticari faizi ile tahsiline; söz konusu dönemlerde usulsüz fiilleri organize vc iştirak eden, onaylayan, yürüten ve talimat veren, şirket muhasebe, fınans vc diğer departmanlarda görev yapaıı vc şirket ortaklarıyla birlikte hareket ederek söz konusu işlemleri gerçekleştiren şirket çalışanlarının hakim ortaklar, yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile şirket ortakları ile birlikte müşterek ve müteselsil olarak şirket zararından sorumlu olduklarının tespiti ve sorumlu oldukları miktarlara ilgili yıllardan itibaren işleyecek kademeli ticari faizi ile birlikte tahsiline; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak şartıyla karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu şirkette 4857 sayılı İş Kanununun 2. maddesinde tanımlanan iş sözleşmesiyle ücreti karşılığı çalışan statüsünde görev yaptığını ve hiçbir zaman tahsilat ödeme muhasebe finansman işlemlerinde kendisine sorumluluk hak ve yetki verilmediğini, şirkete apel ödemelerinin yapılıp yapılmadığı konusunda bilgi yetki ve sorumluluk sahibi olmasının söz konusu olmadığını, şirket ortaklarının sermaye borçlarını ödemeye davet edecek ya da hesapları denetleyecek bu hesapları kaydedecek muhasebe, ortaklık, yöneticilik ve benzeri hiçbir şekilde görev yetki ve sorumluluğunun olmadığını, ayrıca denelim kurulunun tüm şirket ortaklarına yönelik açtığı bu davada davacı tüzel kişiliği aktif husumet ile temsil yeteneği bulunmadığını, aktif husumet ehliyetinin ortaklara, ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına ait olduğunu, bütün ortakların ittifakla şirketi zarar ettirmeleri durumunda dava hakkının alacaklılara ait olacağını, davanın davacı yönünden haksız ve hukuki bir yararı olmayan bir dava olduğu bu nedenle davanın esastan reddinin gerektiğini, kasa açıklarının sermaye apel borcundan doğduğunun nasıl tespit edildiğine dair hiç bir somut vakıa ve gerekçe gösterilmediği ve somut delil veya tespitlerin olmadığı, T.T.K. 285/1. maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle kanunen ödenmesi gereken herhangi bir tutarın mevcut olmadığı dolayısıyla TTK 306. maddesinin uygulanamayacağını, davacı ve vekillerinin zamanaşımı unsurunu dikkate almadıklarını beyanla davacının herhangi bir hukuki mesnede dayanmayan tamamen soyut, haksız ve hukuksuz apel ve faiz dahil her türlü alacak taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tüzel kişiliğinin aktif husumet ile temsil yeteneği bulunmadığını ve dava hakkının şirket ortaklan ve şirketin alacaklılarına ait olduğunu, söz konusu davanın, dava şartı olan hukuki yarar nedeniyle esastan reddinin gerektiğini, ; TTK. 391/1 maddesi uyarınca sermaye artırımlarının geçersiz olduğu ve ortakların sermaye borcu doğmadığı, dava konusu şirketin R.T.U.K. tarafından sürekli denetlendiğini ve apel ödemelerinin tespitine dair mali müşavir raporlarının olduğunu, T.T.K. 285/1. maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle kanunen ödenmesi gereken herhangi bir tutarın mevcut olmadığı, dolayısıyla T.T.K. 306. maddesinin uygulanamayacağını, şirketteki ortaklık durumun göstermelik olduğunu, işini kaybetme endişesi ile kerhen ortak olunduğunu ve Haziran 2002 tarihinde ortaklığının sona erdiğini, herhangi bir şirket zararının şirketin asıl sahiplerinden talep edilmesi gerektiğini, ... Hizmetleri A.Ş.'de 15.03.1999-13.09.2003 tarihleri arasında ... Hizmetleri A.Ş.'de 31.05.2004'e kadar İş Kanunu'nda tanımlandığı şekilde çalıştığı dava konusu şirkette hiç bir zaman yönetici, deneti veya çalışan olarak görev yapmadığı ve hiç bir sorumluluk ve yetkisinin olmadığını beyanla davacının herhangi bir hukuki mesnede dayanmayan tamamen soyut, haksız ve hukuksuz apel ve faiz dahil her türlü alacak taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu şirketin ismini bile bilmediğini ve bu dava nedeniyle öğrendiğini, davacıların hiçbir kanıt göstermeden soyut ithamlarda bulunduklarını, müvekkili ile ... Hizmetleri A.Ş. arasında yapılan "Süresi Belirli Hizmet Sözleşmesi" ile müvekkilinin sadece sanatsal ve görsel yayını ile ilgili olduğunu, idari ve mali yetkisinin bulunmadığını, görevi konusunda R.T.Ü.K karşı sorumlu olduğunu, adı geçen sözleşmenin 05.11.2001 tarihinde imzalandığını, 29.12.2003 tarihinde feshedilmiş olduğunu, bu dönemde hiçbir idari ve mali işlem yapmadığını , belge imzalamadığını ve ortaklık ilişkisinin olmadığını, icra kurulu üyesi olarak tanımlanmakla beraber müvekkilinin böyle bir kuruldan haberinin olmadığıni, hiç bir toplantısına katılmadığını beyanla davacıların tüm soyut iddialarını kabul etmemekle birlikte, varsa davacı tarafın sunacakları kanıtlara cevap haklarını saklı tutmakla beraber, devamlı surette davacısı aynı ve genelde davalıları aynı olan tüm davaların davayı ilk gören mahkeme olan İstanbul 11. Ticaret Mahkemesinin 2005/ 929 sayılı dosyada birleştirilmesini; müvekkili açısından davanın reddini talep etmiştir,Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; HMUK 179-180. maddeleri uyarınca vakıaların ve delillerin açıkça yazılması ve mahkemeye sunulması gerektiğini, kanunun aradığı bu hususların dava dilekçesinde olmadığını, T. T. K. 309/son hükmüne göre dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, denetçilerin şirket adına dava açabilmeleri için genel kurulda karar alınması gerektiğini fakat dava dilekçesinde bu davaya dayanak genel kurul kararının bulunmadığını , davacının tüzel kişiliği aktif husumet ile temsil yetkisinin bulunmadığını, davanın haksız ve hukuki yararı olmayan bir dava olduğunu, davacının iddialarına göre ortakların taahhüt ettikleri hisse bedellerinin tamamını ödemeden sermeye artırımı yapıldığını, söz konusu durumda, T T K. 391. madde uyarınca sermaye artırımlarının geçersiz olması gerektiğini ve ortaklarının sermaye borcunun doğmadını, müvekkilinin dava konusu şirketin çalışanı, ortağı veya gizli ortağı ve yönetim kurulu üyesi olmadığını, ... Pazarlama AŞ.'de İş Kanunu çerçevesinde çalıştığını, şirkette usulsüz fiilleri organize eden, yürüten ve talimat veren hukuki ya da fiili konuma sahip olmadığını, yönetim kurulunu temsil veya ilzam yetkisinin olmadığını, davacı tarafın müvekkili sorumluluğunu gösteren bir delil sunmadığını beyanla haksız ve dayanaksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; özel hukuk tüzel kişiliği bulunan davacının iç denetim mekanizması tarafından hazırlanan denetim raporunun delil niteliği bulunmadığını ve dava konusu belgelerin tebliğ edilmediğini, dava konusu alacak ve faizin kaynağı, oranı ve nasıl hesaplandığının dava dilekçesinde belirtildiğini, müvekkilinin görev yaptığı sürece kasa açığı oluşmadığı ve varsa açığa ilişkin sorumluluğun kasa memuru veya muhasebede birimine ait olduğunu, dava açma hakkının varsa zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarında olduğunu, sıfat yokluğu yönünden davanın reddinin gerektiğini, iddiaların hukuki dayanaklarının ve sebeplerinin somut olmadığını beyanla haksız, yersiz ve hukuki dayanakları yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; hiçbir zaman ... A.Ş.'nin ortağı, yöneticisi denetçisi ve çalışanı olmadığını, hiçbir zaman tahsilat, ödeme, muhasebe, finansman işlemlerinde sorumluluk, hak ve yetkisi olmadığını, grup bünyesinde İş Kanunu hükümleri çerçevesinde ücreti karşılığı çalışan statüsünde olduğunu, davacı tüzel kişiliğinin aktif husumet ile temsil yetkisinin bulunmadığını, dava açma hakkının zarar gören ortaklara, ortaklığa ve ortaklık alacaklılarında bulunduğunu, T.T.K. 391 maddesi uyarınca şirketin sermaye artırımı yapabilmesi için sermayenin tamamının ödenmesinin şart olduğunu, esas sermaye ödenmeden sermaye artırımı yapılması durumunda sermaye artırımının geçersiz olacağını, dava dilekçesinin hukuki dayanak, somut delil ve tespitten yoksun olduğunu, apel ödemelerinin tespitine ilişkin mevcut mali müşavir raporlarının olduğu ve şirket defterlerinin esas alınması gerektiğini, T T K 309/4. maddesi gereği zamanaşımı söz konusu olduğunu, TTK. 285/1 maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle kanunen ödenmesi gereken herhangi bir tutarın söz konusu olmadığını beyanla davacının herhangi bir hukuki mesnede dayanmayan tamamen soyut ve haksız ve hukuksuz apel ve faiz dahil her türlü alacak taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; özel hukuk tüzel kişiliği bulunun davacının iç denetim mekanizması tarafından hazırlanan denetim raporunun delil niteliği bulunmadığını ve dava konusu belgelerin tebliğ edilmediğini, dava konusu alacak ve faizin kaynağı, oranı ve nasıl hesaplandığı dava dilekçesinde belirtildiğini, şirketi temsil ve ilzama yetkili olmadığını ve görev yaptığı sürece kasa açığı oluşmadığını ve varsa açığa ilişkin sorumluluğun kasa memuru veya muhasebe birimine ait olduğunu, dava açma hakkının varsa zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklarında olduğunu, sıfat yokluğu yönünden davanın reddinin gerektiğini, iddiaların hukuki dayanaklarının ve sebeplerinin somut olmadığını beyanla haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; T. T. K. 309. maddesi gereği zamanaşımının söz konusu olduğunu, T.T.K. 309. maddesi gereği dava açma hakkının şirketler ortakları ve alacaklılarında olduğunu, davanın aktif husumet sıfatının bulunmadığını, Grup bünyesinde İş Kanunu hükümleri çerçevesinde ücreti karşılığı çalışan statüsünde olduğuni ve ... A. Ş. adına çalışmada bulunmadığını, çalıştığı şirketlerde ödeme, tahsilat, satma, ihale, teklif alma ve verme gibi ticari faaliyet konularında yetkilendirilmediğini ve görevinin dayanak belgeler ile muhasebe defter kayıtlarının yapılması olduğunu , apel ödemelerinin fiilen gerçekleşip gerçekleşmediğini sorgulayacak konumda olmadığını beyanla öncelikle davanın husumet ve zamanaşımını nedeniyle; davacının herhangi bir hukuki mesnede dayanmayan tamamen haksız ve hukuksuz apel ve faiz dahil her türlü alacak taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın şekil şartlarının T.K 341’e dayandığı ve davanın görülebilmesi için genel kurul kararının olması gerektiğini, dava konusu denetim kurulu raporu ve diğer belgelerin taraflarına tebliğ edilmediğini, dava konusu şirkette figüran/hakim ortak ayrımının söz konusu olmadığını , verilen vekaletnamelerin belli işlerin yürütülebilmesi için düzenlendiğini ve herhangi bir kanununu ihlal etmediğini, TTK. 285/1, maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle kanunen ödenmesi gereken herhangi bir tutarın mevcut olmadığını dolayısıyla T.T.K. 306. maddesinin uygulanamayacağını, dava açma hakkının varsa zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarında olduğunı, sıfat yokluğu yönünden davanın reddinin gerektiğini, T TK. 140/4 gereği tazminat talebi için ihtarın şart olduğunu ve böyle bir ihtarın yapılmadığını, davacı tarafça talep edilen asıl alacak ve faiz oranının kaynağı, oranı ve nasıl hesaplandığının ifade edilmediğini ve iddianın hukuki dayanakları ile somutlaştırılması gerektiğini beyanla kanuni dayanaktan, hak ve nesafetten ve evrensel ilkelerden uzak olan, salt soyut dayanaksız ve mesnetsiz saptamalar içeren dava dilekçesini kabul etmedikleri; neticeten huzurdaki, haksız ve yasal mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; T.T.K. 309/4. Maddesi uyarınca davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, T.T.K. 309 maddesi uyarınca dava açma hakkının zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarında olduğunu , davacının davacı sıfat olmadığını, davacı şirketin yönetici ve denetçilerinin kayyım yöneticiler olduğunu, kayyım yöneticilerin Türk Medeni Kanunu uyarınca genel kurulda temsil ettiği hissedarlara karşı yetki kullanmasının hukuken ve ahlaken mümkün olmadığını, müvekkilinin ... A.Ş. ile hiçbir ilgisinin olmadığını, yönetici, denetçi veya çalışanı olmadığını, davacının iç denetim mekanizması tarafından hazırlanan denetim raporunun delil niteliği bulunmadiğı ve dava konusu belgelerin tebliğ edilmediğini beyanla dava dilekçesinin netice-i talep kısmının açıklattırılarak müvekkilinden kaç TL tazminat talep edildiğinin ve işbu tazminat bedelinin hangi sıfatı dolay ısı ile talep ve iddia edildiğinin somut olarak açıklattırılmasına (bu yöndeki beyanından sonra doğacak cevap hakları da saklı kalmak kaydı ile) öncelikle davanın zamanaşımı yönünden reddine; davanın davacı sıfatı yokluğu nedeni ile husumetten reddine; davanın davalı sıfatı yokluğu nedeni ile husumetten reddine, haksız ve mesnetsiz açılan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etimiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; özel hukuk tüzel kişiliği bulanun davacının iç denetim mekanizması tarafından hazırlanan denetim raporunun delil niteliği bulunmadığını ve dava konusu belgelerin tebliğ edilmediğini, müvekkilinin davacı şirketin hissedarı ya da yöneticisi olmadığını ve hangi sıfatla dava açıldığının anlaşılamadığını, dava açma hakkının varsa zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklarında olduğunu, sıfat yokluğu yönünden davanın reddinin gerektiğini beyanla davanın öncelikle husumet yönünden reddine; yersiz vc hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; özel hukuk tüzel kişiliği bulunun davacının iç denetim mekanizması tarafından hazırlanan denetim raporunun delil niteliği bulunmadığını ve dava konusu belgelerin tebliğ edilmediğini, müvekkilinin davacı şirketin hissedarı ya da yöneticisi olmadığını, yayınla ilgili koordinasyon görevi olduğunu ve mali sorumluluğunun olmadığını, müvekkili açısından davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, dava açma hakkının varsa zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarında olduğunu, sıfat yokluğu yönünden davanın reddinin gerektiğini, iddiaların kanuni dayanaktan uzak olduğunu ve soyut ve mesnetsiz saptamalar olduğunu beyanla davanın öncelikle husumet yönünden reddine; koşulları oluşmadığından, haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile Özel hukuk tüzel kişiliği bulunan davacının iç denetim mekanizması tarafından hazırlanan denetim raporunun delil niteliği bulunmadığını ve dava konusu belgelerin tebliğ edilmediğini, müvekkilinin davacı şirketin hissedarı ya da yöneticisi olmadığını, müvekkili açısından davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, müvekkilinin ödemekle yükümlü olduğu apel mikiarının olmadığı ve davanın hukuki dayanağının olmadığını, T.T.K. 309 gereği dava açma hakkının varsa zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarında olduğunu, sıfat yokluğu yönünden davanın reddinin gerektiğini, iddiaların kanuni dayanaktan uzak, soyut ve mesnetsiz saptamalar olduğunu beyanla davanın öncelikle husumet yönünden reddine, koşulları oluşmadığından, haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Özel hukuk tüzel kişiliği bulunun davacının iç denetim mekanizması tarafından hazırlanan denetim raporunun delil niteliği bulunmadığını ve dava konusu belgelerin tebliğ edilmediğini, müvekkilinin davacı şirketin hissedarı ya da yöneticisi olmadığını, müvekkili açısından davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, müvekkilinin ödemekle yükümlü olduğa apel miktarının olmadığını ve davanın hukuki dayanağının olmadığını, T.T.K. 309 gereği dava açma hakkının varsa zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarında olduğunu, sıfat yokluğu yönünden davanın reddinin gerektiğini, iddiaların kanuni dayanaktan uzak olduğu ve soyut ve mesnetsiz saptamalar olduğunu beyanla davanın öncelikle husumet yönünden reddine, koşulları oluşmadığından, haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; özel hukuk tüzel kişiliği bulunun davacının iç denetim mekanizması tarafından hazırlanan denetim raporunun delil niteliği bulunmadığını ve dava konusu belgelerin tebliğ edilmediğini, müvekkilinin davacı şirketin hissedarı ya da yöneticisi olmadığını, müvekkili açısından davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, müvekkilinin ödemekle yükümlü olduğu apel miktarının olmadığını ve davanın hukuki dayanağının olmadığını, T.T.K. 309 gereği dava açma hakkının varsa zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklılarında olduğunu, sıfat yokluğu yönünden davanın reddinin gerektiğini, iddiaların kanuni dayanaktan uzak olduğunu ve soyut ve mesnetsiz saptamalar olduğunu beyanla davanın öncelikle husumet yönünden reddine, koşulları oluşmadığından, haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Özel hukuk tüzel kişiliği bulunan davacının iç denetim mekanizması tarafından hazırlanan denetim raporunun delil niteliği bulunmadığını ve dava konusu belgelerin tebliğ edilmediğini, müvekkilinin davacı şirketin hissedarı ya da yöneticisi olmadığını, müvekkili açısından davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, müvekkilinin ödemekle yükümlü olduğu apel miktarının olmadığını ve davanın hukuki dayanağının olmadığını, TTK 309 gereği dava açma hakkının varsa zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklarında olduğunu, sıfat yokluğu yönünden davanın reddinin gerektiğini, iddiaların kanuni dayanaktan uzak, soyut ve mesnetsiz saptamalar olduğunu beyanla davanın öncelikle husumet yönünden reddine, koşulları oluşmadığından, haksız , yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Özel hukuk tüzel kişiliği bulunan davacının iç denetim mekanizması tarafından hazırlanan denetim raporunun delil niteliği bulunmadığını ve dava konusu belgelerin tebliğ edilmediğini, müvekkilinin davacı şirketin hissedarı ya da yöneticisi olmadığını, müvekkili açısından davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, müvekkilinin ödemekle yükümlü olduğu apel miktarının olmadığını ve davanın hukuki dayanağının olmadığını, TTK 309 gereği dava açma hakkının varsa zarar gören pay sahipleri ve şirket alacaklarında olduğunu, sıfat yokluğu yönünden davanın reddinin gerektiğini, iddiaların kanuni dayanaktan uzak olduğunu ve soyut ve mesnetsiz saptamalar olduğunu beyanla davanın öncelikle husumet yönünden reddine, koşulları oluşmadığından, haksız , yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı şirketin hissedarı ya da yöneticisi olmadığını, müvekkili açısından davanın hangi sıfat açıldığının anlaşılamadığını, davanın hukuki dayanağı olmayan tespitlerle, şirket ortağı ya da yöneticisi olmayan kişileri sorumlu tutarak açılmasının mümkün olmadığını, müvekkili açısından davanın pasif husumet yönünden reddinin gerektiğini, TTK 309 gereği şirket adına açılacak davaların muhatabının yönetim kurulu üyeleri olduğunu, yönetim kurulu üyesi veya denetçi sıfatı olmayan müvekkili hakkında dava ikame edilmesinin mümkün olmadığını, davanın aktif husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, TTK 309/4 gereği davanın zamanaşımına uğradığını, özel hukuk kişiliği bulunan davacının iç denetim mekanizması tarafından hazırlanan denetim raporunun delil niteliği bulunmadığını ve dava konusu belgelerin tebliğ edilmediğini, müvekkilinin ödemekle yükümlü olduğu apel miktarının olmadığını ve davanın hukuki dayanağının olmadığını, iddiaların kanuni dayanaktan uzak olduğunu beyanla davanın öncelikle usulden reddine, koşulları oluşmadığından haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ticaret ortaklıklarında şirket zarar gören ortakları ile ortaklığın zarar verdiği ortaklık alacaklılarının dava açma hakları olduğunu, denetim kurulu üyelerinin dava açma haklarının olmadığını, davanın zamanaşımı yönünden reddinin gerektiğini, T.T.K. 391. maddesi gereği şirketlerin sermaye artırımına gidebilmesi için esas sermayeye karşılık olan hisse senetlerinin tamamen ödenmiş olması gerektiğini ve belirtilen tarihlerde yapılan sermaye artışlarının hukuki işlem doğurmadığını ve geçersiz olduklarını, davaya dayanak denetim raporunun delil niteliği olmadığını beyanla herhangi bir hukuki mesnede dayanmayan tamamen soyut ve haksız açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; ... AŞ.'de 17.11.2005 tarihinde görevine son verildiğini, muhasebe çalışanı olarak ödeme ve tahsilatlara ilişkin yetki ve sorumluluğunun olmadığını, söz konusu işlemlerin başka servis tarafından yürütüldüğünü, günlük muhasebe kayıt işlemlerinden sorumlu olduğunu ve dava konusu işlemlere ilişkin bilgisi, iştiraki ve eylemi olmadığını beyanla yargılama neticesinden ortaya çıkacak gerçeklerden de anlaşılacağı üzere suçsuzluğunun kanıtlanacağını; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davaya konu şirkette 4857 sayılı iş kanununun 2. maddesinde tanımlanan iş sözleşmesiyle ücreti karşılığı çalışan statüsünde görev yaptığını, görev yaptığı sürece ödeme, tahsilat, satın alma ve satma, ihaleye girme ve teklif verme yetkisinin olmadığını ve karar verme pozisyonunda görev almadığını, şirket ortağı olmadığını dolayısıyla davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı şirketin hissedarı ya da yöneticisi olmadığını, müvekkili açısından davanın hangi sıfatla açıldığının anlaşılmadığını, hukuki dayanağı olmayan tespitlerle, şirket ortağı ya da yöneticisi olmayan kişileri sorumlu tutarak dava açılmasının mümkün olmadığını, müvekkili açısından davanın pasif husumet yönünden reddinin gerektiğini, TTK 309 gereği şirket adına açılacak davaların muhatabının yönetim kurulu üyeleri olduğunu, yönetim kurulu üyesi veya denetçi sıfatı olmayan müvekkili hakkında dava ikame edilmesinin mümkün olmadığını, davanın aklif husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, T.T.K. 309/4 gereği davanın zamanaşımına uğradığını, özel hukuk tüzel kişiliği bulunun davacının iç denetim mekanizması tarafından hazırlanan denetim raporunun delil niteliği bulunmadığı ve dava konusu belgelerin tebliğ edilmediğini, müvekkilinin ödemekle yükümlü olduğu apel miktarının olmadığını ve davanın hukuki dayanağının olmadığını, iddiaların kanuni dayanaktan uzak olduğunu beyanla davanın öncelikle usulden reddine; haksız, yersiz vc hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir,Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı şirketin hissedarı ya da yöneticisi olmadığını, müvekkili açısından davanın hangi sıfatla açıldığının anlaşılamadığını, davanın hukuki dayanağı olmayan tespitlerle, şirket ortağı ya da yöneticisi olmayan kişileri sorumlu tutarak açılmasının mümkün olmadığını, müvekkili açısından davanın pasif husumet yönünden reddinin gerektiğini, TTK 309 gereği şirket adına açılacak davaların muhatabının yönetim kurulu üyeleri olduğunu, yönetim kurulu üyesi veya denetçi sıfatı olmayan müvekkili hakkında dava ikame edilmesinin mümkün olmadığını, davanın aktif husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, özel hukuk tüzel kişiliği bulunan davacının iç denetim mekanizması tarafından hazırlanan denetim raporunun delil niteliği bulunmadığını ve dava konusu belgelerin tebliğ edilmediğini beyanla müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin HUMK'a uygun olarak düzenlenemediğini ve dava dilekçesinin iptalinin gerektiğini, aktif ve pasif sıfat yokluğu yönünden itiraz etliklerini, T.T.K. 309 gereği dava açma hakkının paydaşlar ve şirket alacaklılarına ait olduğunu, davacının davacı sıfatının olmadığını, dava konusu şirkettin hissedarı, denetçisi, yöneticisi olmadığını ve apel ödeme yükümlülüğünün olmadığını, davada adı geçen denetim kurulu raporunun davacı şirket tarafından hazırlandığını ve delil niteliği olmadığını, davacı şirketin T.T.K. 140/4 maddesi gereği tazminat talep edebilmesi için ihtar şartı olduğunu, fakat tarafına ihtar yapılmadığını beyanla davanın zamanaşımı yönünden reddine, davanın davacı sıfatı yokluğu nedeniyle husumetten reddine, davanın davalı sıfatı yokluğu nedeniyle husumetten reddine, haksız vc mesnetsiz açılan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı şirketin hissedarı ya da yöneticisi olmadığını, müvekkili açısından davanın hangi sıfat açıldığının anlaşılamadığını, davanın hukuki dayanağı olmayan tespitlerle, şirket ortağı yada yöneticisi olmayan kişileri sorumlu tutarak açılmasının mümkün olmadığını, müvekkili açısından davanın pasif husumet yönünden reddinin gerektiğini, TTK 309 gereği şirket adına açılacak davaların muhatabının yönetim kurulu üyeleri olduğunu, yönetim kurulu üyesi veya denetçi sıfatı olmayan müvekkili hakkında dava ikame edilmesinin mümkün olmadığını, davanın aktif husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, TTK 309/4 gereği davanın zamanaşımına uğradığını, özel hukuk tüzel kişiliği bulunan davacının iç denetim mekanizması tarafından hazırlanan denetim raporunun delil niteliği bulunmadığını ve dava konusu belgelerin tebliğ edilmediğini, müvekkilinin ödemekle yükümlü olduğu apel miktarının olmadığını ve davanın hukuki dayanağının olmadığını, iddiaların kanuni dayanaktan uzak olduğunu beyanla davanın öncelikle usulden reddine, koşulları oluşmadığından haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; şirket adına, denetçiler aleyhine dava açılabilmesi için T.T.K. 341 maddesi uyarınca genel kurul izni gerektiğini, T.T.K. 309/4 uyarınca zamanaşımının dikkate alınmadığını, T T. K. uyarınca ibranın gerçekleştiği yıllara ait olarak şirket adına sorumluluk ve tazminat davası açılmasının ve tazminat talebinde bulunmalarının mümkün olmadığını, şirketin zarara uğratılması durumunda aktif husumet ehliyetinin zarar gören ortaklara, ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına ait olduğunu, davacı tüzel kişiliğinin aktif husumet ile temsil yeteneğinin bulunmadığını, TT.K. 391 maddesi gereği sermaye artırımları gerçekleşmediği için ortakların sermaye, apel borcunun bulunmadığını, kasa açıklarının sermaye apel borcundan doğduğunun nasıl tespit edildiğine ilişkin hiçbir somut vakıa ve gerçekten bahsedilmediğini, T.T.K. 285/1. maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle kanunen ödenmesi gereken herhangi bir tutarın mevcut olmadığını dolayısıyla T. T.K. 306. maddesinin uygulanamayacağını, dava dilekçesi ve eklerinde, iddiaları defter ve belgeler üzerinde ispatlayan herhangi bir somut delil ve tespit olmadığını beyanla davacının herhangi bir hukuki mesnede dayanmayan tamamen soyut ve haksız ve hukuksuz apel ve faiz dahil her türlü alacak taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; T.T.K. 309 maddesi uyarınca davacı tarafın, davacı olma hak ve yetkilerinin olmaması nedeniyle aktif husumet yönünden davanın reddinin talep edildiğini, müvekkillerinin görev, nitelik ve konum itibari ile davacı tarafın dava konusu dayanağı yasa maddelerinin uygulanmasına olanak olmadığı dolayısıyla husumet yönünden itirazları olduğunu, davacı tarafın atadığı kurul tarafından hazırlanan raporun hukuki delil niteliği olmadığını, müvekkilinin ...A.Ş. de çalıştığı ve kendi başına karar verme, alma iletme ve uygulama gibi bir yetkisi olmadığını, müvekkilinin davacı şirkete ne gibi zararları eylemlerde bulunduğunu, illiyet bağı, şahsi sorumluluk sınırının somut deliller ile açıklanması gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını beyanla hukuki ve yasal nedeni olmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştirDavalı ... cevap dilekçesinde özetle; çalıştığı şirketlerde ödeme yapma, tahsilat, satın alma, satma. ihaleye girme, teklif verme gibi pozisyonlarda bulunmadığını ve işbu davada ne ile itham edildiği ve kusurunun ne olduğunu anlayamadığını, anılan şirkette ortaklık ve yönetim kurulu üyeliklerinin tamamen kaydı olduğu ve işini kaybetme korkusu ile gerçekleştirildiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Hız vekili cevap dilekçesinde özetle; çalıştığı şirketlerde ödeme yapma, tahsilat, satın alma, satma, ihaleye girme, teklif verme gibi pozisyonlarda bulunmadığını ve işbu davada ne ile itham edildiğini ve kusurunun ne olduğunu anlayamadığını, anılan şirkette ortaklık ve yönetim kurulu üyeliklerinin tamamen kaydı olduğunu ve işini kaybetme korkusu ile gerçekleştirildiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; T T.K 309 maddesi uyarınca davacı tarafın, davacı olma hak ve yetkilerinin olmaması nedeniyle aktif husumet yönünden davanın reddinin talep edildiğini, müvekkilinin davacı şirketin çalışanı, ortağı veya yönetim kurulu üyesi olmadığını, müvekkilinin T.T.K. 306 maddesinde yazılı şahıslardan olmaması nedeni ile davalı sıfatına haiz olmadığını ve husumet yönünden itirazlarının bulunduğunu, davacı tarafından atanan kurulca hazırlanan denetim raporunun delil niteliği bulunmadığını, T.T.K. 309/4 maddesi uyarınca davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, T.T.K. 285/1. maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle kanunen ödenmesi gereken herhangi bir tutarın mevcut olmadığı dolayısıyla T.T.K. 306. maddesinin uygulanamayacağını, T.T.K. 140. maddesi gereği şirketin tazminat talep edebilmesi için ihtar şartının olduğunu ve müvekkiline ihtar yapılmadığın beyanla önceliklc husumet itirazlarının kabulü ile, davanın davacı ve davalı sıfatı yokluğu nedeniyle reddine; zamanaşımı yönünden ve esasla reddine; dava dilekçesinin HUMK göre açıklattırılmasma karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin borçlu sıfatının olmadığını ve davanın husumetten reddinin gerekliğini, davacı şirket ... A.Ş. İle müvekkili arasında hizmet ilişkisi bulunmadığını, şirkette görev yapmadığı gibi şirketi temsil ve imza yetkisi olmadığını, T.T.K. 309. maddesi gereğince davacının davacı sıfatı olmadığını, sıfat yokluğundan davanın reddinin gerektiğini, T. T.K. 309/4. maddesine göre zamanaşımı suresinin dolduğunu, T.T.K. 391/1. maddesi gereği sermaye artırımlarının geçersiz olduğunu, T.T.K. 140 ve 141. maddeleri gereği şirketin tazminat talep edebilmesi için ihtar şartının olduğunu ve müvekkiline ihtar yapılmadığını beyanla müvekkili aleyhine açılan davanın öncelikle husumetten reddine; davacı sıfatı yokluğundan husumetten reddine; zamanaşımı yönünden reddine; haksız ve mesnetsiz açılan davanın esasian reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... mirasçıları ..., ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde özetle; T. T.K. 309/4. maddesine göre davacı talebinin zamanaşımına uğradığını, T.T.K. 309. maddesi gereğince davacının davacı sıfatı olmadığını, müteveffa ...'ın şirketin hissedarı, denetçisi veya çalışanı olmadığını dolayısıyla apel ödeme yükümlülüğünün olmadığını ve davalı sıfatı taşımadığını, husumet yönünden davanın reddinin gerektiğini, T.T.K. 309. maddesi uyarınca denetçilerin davacı sıfatı olmadığını, davacı olmayan tarafın dava konusu alacağı 3. kişiye temlik etmesinin yasal dayanağının olmadığını, davacı tarafça hazırlanmış olan teftiş kurulu raporunun hukuki delil niteliği olmadığın, TTK. 140/4. maddesi gereği şirketin tazminat talep edebilmesi için ihtar şartının olduğunu ve müvekkiline ihtar yapılmadığını beyanla haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddi ile; dava dilekçesinin netice-i talep kısmı açıklattırılarak; müteveffa ... mirasçılarından kaç Tl. talep edildiğinin vc işbu tazminat talebinin hangi sıfatı dolayısıyla talep ve iddia edildiğinin somut olarak açıklattırılmasına (bu yöndeki beyanından sonra doğacak cevap haklan saklı kalmak kaydı ile); öncelikle davanın zamanaşımı yönünden reddine; davanın davacı sıfatı yokluğu nedeniyle husumetten reddine; davanın davalı sıfatı yokluğu nedeniyle husumetten reddine; haksız yersiz ve mesnetsiz açılan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı şirketin hissedarı ya da yöneticisi olmadığını, müvekkili açısından davanın hangi sıfat açıldığının anşılamadığını, davanın hukuki dayanağı olmayan tespitlerle, şirket ortağı ya da yöneticisi olmayan kişileri sorumlu tutarak açılmasının mümkün olmadığını, müvekkili açısından davanın pasif husumet yönünden reddinin gerektiğinı, TTK 309 gereği şirket adına açılacak davaların muhatabının yönetim kurulu üyeleri olduğunu , yönetim kurulu üyesi veya denetçi sıfatı olmayan müvekkili hakkında dava ikame edilmesinin mümkün olmadığını , davanın aktif husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, T T.K. 309/4 gereği davanm zamanaşımına uğradığını, özel hukuk tüzel kişiliği bulunun davacının iç denetim mekanizması tarafından hazırlanan denetim raporunun delil niteliği bulunmadığını ve dava konusu belgelerin tebliğ edilmediğini, HUMK 186. maddesi gereği davacının iki seçim hakkından hangisini seçtiğinin sorulması gerektiğini, müvekkilinin ödemekle yükümlü olduğu apel miktarının olmadığı ve davanın hukuki dayanağının olmadığını beyanla davanın öncelikle usulden reddine; koşulları oluşmadığından, haksız, yersiz ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin yeminli mali müşavir olarak ... şirketler grubunda kadroda yer almaksızın dışarıdan pasif vergi danışmanlığı hizmeti verdiğini, T.T.K. 309/4 gereği davanın zamanaşımına uğradığını, TTK. 309 gereği davacının davacı sıfatı olmadığını, müvekkilinin adı geçen şirkette hissedar, denetçi. yönetici veya çalışanı olmadığını ve apel ödeme yükümlülüğünün olmadığını, dolayısıyla davalı sıfatına haiz olmadığını ve davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, davacı şirket yönetici ve denetçilerinin kayyım yöneticiler olduğunu, kayyım yöneticilerin yetkilerini temsil ettiği hissedarların rızası dışında veya onlara karşı kullanamayacağını, kayyım yöneticilerin dava etmelerinin yersiz, usulsüz ve hukuk dışı olduğunu, davacının kontrol mekanizması tarafından hazırlanan denetim raporunun delil niteliği bulunmadığını ve dava konusu belgelerin tebliğ edilmediğini, TTK 140/4. maddesi gereği şirketin tazminat talep edebilmesi için ihtar şartının olduğu ve müvekkiline ihtar yapılmadığını beyanla haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddi ile, dava dilekçesinin netice-i talep kısım açıklattırılarak müvekkilinden kaç TL tazminat talep edildiğinin vc işbu tazminat talebinin hangi sıfatı dolayısıyla talep ve iddia edildiğinin somut olarak açıklattırılmasına (bu yöndeki beyanından sonra doğacak cevap hakları saklı kalmak kaydı ile); öncelikle davanın zamanaşımı yönünden reddine; davanın davacı sıfatı yokluğu nedeniyle husumetten reddine; davanın davalı sıfatı yokluğu nedeniyle husumetten reddine; haksız yersiz ve mesnetsiz açılan davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; şirkete el konulduğu tarih itibariyle yapılmış şirket kasası ile fiziki sayım ve tespit sonuçlarını içeren envanter kaydı veya sayım tutanağı olmadığını, davacı şirketin muhasebe içi ve dışı envanterinin genel kabul görmüş muhasebe kavramları TTK. ve VUK hükümlerine uygun yapıldığını gösterecek delil ve kanıtlar ileri sürmesi gerektiğini beyanla hukuki ve yasal dayanağı olmayan ve usul hükümlerinde dc aykırı olarak açılan ve davacı tarafça kanıtlanamayan davanın öncelikle aktif ve pasif husumet yönünden, bilahare esas dava nedenleri yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; temlik edenin dava hakkı ve davacı sıfatı olmadığını , dolayısıyla dava konusu alacağın 3.kişiye temlik edilmesinin yasal dayanağı olmadığını TMSF tarafından teslim alınan şirkette kasa sayımı yapılıp yapılmadığı ve varsa kasa açığının sermaye borcundan doğduğunun nasıl tespit edildiğinin açıklanmadığını, Bankalar Kanunun 17/a maddesi gereği ispat gereğinin müvekkilinde olması için adı geçen şirkette yönetici veya denetçi olması gerektiğini, müvekkilinin davacı şirketin ortağı, yöneticisi veya denetçisi olmadığını, doğrudan davanın tarafı olan kişi yada kişiler tarafından hazırlanan raporların delil olarak kabul edilemeyeceğini, TMSF tarafından sunulan delillerde müvekkilinin adının geçmediği dolayısıyla pasif husumet yönünden davanın reddinin gerektiğini beyanla hukuki ve yasal dayanağı olmayan ve usul hükümlerine aykırı olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Somut olayda, davacı ticari defterlerindeki kayda göre, 14.02.2004 tarihinde kasa sayım noksanı beyanıyla, Kasa Sayım ve Tesellüm Noksanları hesabına 44.361,56 TL 'Lik bir mahsup muhasebe işlemi yapılmış, ardından iptal edilmiştir. 31.03.2004 tarihinde aynı tutarla ilgili yeniden kayıt yapılmış, 01.05.2004 tarihinde Kasa Sayım ve Tesellüm Noksanları Hesabına 4.668,34 TL'lik ikinci bir fiş düzenlenmiş, böylece toplam 49.029,30 TL'lik Kasa Sayım Noksan hesap bakiyesinin oluştuğu tespit edilmiştir. Davacı şirket 296.500 TL apel ödeme noksanı olduğunu iddia etmiş is ede, 49.029,30 TL'den fazla kasa açığı olduğunu ispatlayacak bilgi ve belge davacı tarafça sunulmamıştır. Ayrıca, apel ödemelerinden dolayı kasa açığı, Denetim Raporunda 124.000 TL olarak belirtilmiş, ancak şirketin defter ve kayıtlarında 49.029,90 TL olarak tespit edilmiştir. Bu durumda şirketin kaydi ve fiziki kasa tutarları arasındaki farkın, yani kasa açığının kaynağı tespit edilmemiş, bu belirsizliğin şirketin defterlerinin gereği gibi tutulmadığından kaynaklandığı kanaatine varılmıştır. Bu durumda , kanunen tutulması gereken defterlerin mevcut olmaması, düzensiz tutulması veya yasal süresi içinde saklanmaması nedeniyle meydana gelen zararlarda TTK'nun 336/1,3 mad. Uyarınca yönetim kurulu üyelerinin sorumlu olacağı tartışmasızdır. Dolayısıyla, davacı şirketin mevcut açık sebebiyle oluşan 49.029,30 TL zarardan davalı yönetim kurulu üyeleri, ortakları ( ..., ..., ..., ..., ..., ... ) ile bu kişileri yönlendirdikleri yönünde mahkemede kanaat oluşturan şirket pay sahipleri ( hakim ortakları, ..., ..., ..., ..., ..., ...) sorumlu olduğu ve söz konusu zararı tazmin etmekle yükümlü oldukları, anılan kişilerin kusursuz olduklarını ispatlayamadıkları anlaşılmakla anılan davalılar yönünden davanın kısmen kabulü gerekmiştir. Bunun dışındaki diğer davalıların dava konusu şirketin yönetim kurulu üyeleri ve pay sahibi olmadıkları, ayrıca apel ödemelerini tahsil konusunda yetkilendirilmedikleri anlaşılmakla, meydana gelen zarardan dolayı sorumlulukları bulunmadığı kanaatine varılmakla bu kişiler hakkındaki davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ve davalılar ... ile ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı... istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesi, ihtar başlıklı duruşma gün ve saatini içeren sözlü yargılama ve hüküm aşamasına geçileceğine dair tarafına tebliğ yapılmadığını, ayrıca bilirkişi raporlarının kendisine tebliğ edilmeden iade olduğunu, dosyadaki tüm tebligatların 2000 yılının Eylül ayında iş akdimin feshedildiği ... Gazetesi adresine yapıldığını, konuyla ilgili SGK Hizmet Dökümünü de dosyaya sunduğunu, kendisine sadece gerekçeli kararın tebliğ edildiğini, davanın devamı süresince ikametgah bilgilerinin Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünde kayıtlı olduğunu, bu durumun rapor olarak dosyaya sunduğunu, tüm bu sebeplerle usulsüz tebligat itirazında bulunduğunu, ayrıca hukuki dinlenilme hakkının ihlâl edildiğini, davacıların soyut ithamlarda bulunduğunu, iç denetim mekanizması tarafından hazırlanan denetim raporunun delil niteliği bulunmadığını, ayrıca ödemekle yükümlü olduğu Apel miktarı bulunmadığını ve ayrıca açılan davanın hukuki dayanağının da bulunmadığını, şirkette çalışan bir işçi olduğunu, şirkette yönetici ve hissedar statüsü bulunmadığını, TTK m. 309'a göre şirket adına açılacak davaların muhatabının yönetim kurulu üyeleri olduğunu, bu nedenle davanın husumet yokluğundan reddini talep ettiğini, kamuoyunda ... Grubu olarak bilinen şirkette işçi olarak çalışmaktayken, patron işverenlerin alt şirketlerinde ortak olarak ya da yönetici olarak gerçekte iş yapmadığını, kendisin tarafından imzalanan evrakların imzalamalısınız denilen evraklar olduğunu ve işinden olmama korkusu altında alınan imzalar olduğunu, gerçek iradesini yansıtmadığını, bu nedenle iddialar ile alakası ya da bilgisi bulunmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Hükmün taraf vekillerince istinafı üzerine dosya Dairemize gönderilmiş ise de; Davanın ilk olarak açıldığı İstanbul 14 Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/01/2008 tarih ve 2005/994 E. 2008/26 K. Sayılı mahkemenin" davanın kesin yetkili olan şirket merkezinde açılması gerektiği, Bakırköy Asliye Ticaret mahkemesinin faaliyete geçmesi nedeniyle dosyanın Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine devrine ilişkin kararının temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09/02/2010 tarih ve 2008/1005 Esas, 2010/1462 Karar sayılı ilamı ile onama kararı ile kesinleşmesi üzerine ilk derece mahkemesince dosya Bakırköy tevzi bürosuna gönderilmiş, dosya Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/503 esasına kaydedilmiş, bilahare asliye ticaret mahkemelerin tek hakimli hale gelip bilahare heyet haline gelmesi nedeniyle dosya değişik esas numaraları olarak sonuç olarak Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/362 Esas 2016/974 Karar dosyası ile yürütülmüş ve nihai karar verilmiştir.6100 sayılı HMK geçici 3. Maddesine göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı kanunun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı yasa ile yapılan değişiklikten önceki 427 ile 454. madde hükümlerinin uygulanmaya devam edileceği belirtilmektedir.Somut uyuşmazlıkta, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 09/02/2010 tarih ve 2008/1005 Esas, 2010/1462 Karar sayılı ilamı ile onama kararına uymak suretiyle devam eden yargılama sonucu karar verildiği anlaşılmakla hüküm temyize tabi olduğundan dosyanın temyiz işlemleri ikmal edilmek üzere İlk derece Mahkemesine iadesine karar verilmiştir. (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/3238 E. 2022/1021 K. Sayılı ilamı)KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK geçici 3. maddesi değişik 2. Fıkrası gereği hüküm temyiz kanun yoluna tabi olduğundan dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay 11. Hukuk Dairesine gönderilmek üzere MAHALLİNE İADESİNE,İstinaf yoluna başvuran taraflarca yatırılan peşin istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine,HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan yapılan ön inceleme sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 23/09/2025