11. Hukuk Dairesi 2011/1981 E. , 2012/7450 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/11/2010 tarih ve 2010/569-2010/499 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, ince…
**11. Hukuk Dairesi 2011/1981 E. , 2012/7450 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/11/2010 tarih ve 2010/569-2010/499 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirket tarafından müvekkilinden para tahsil edildiğini ancak geri ödenmediğini, bu nedenle müvekkili tarafından Hechingen Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan alacak davasının kabulüne karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini ileri sürerek, Hechingen Asliye Hukuk Mahkemesi kararının ve usulüne uygun onaylanmış tercümesinin tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, yabancı mahkemenin kararını gıyapta verdiğini ve müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığını, kararın TTK’nun 329/1 ve 405/2. maddelerine ve kamu düzenine aykırı olduğunu, kanuna karşı hile yoluyla alınmış bir karar olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Hechingen Asliye Hukuk Mahkemesince verilen karara konu teşkil eden hususun Türk mahkemelerinde de çekişme konusu olduğu ve açılan bu davaların, TTK’nun 329/1 ve 405/2. maddelerinde düzenlenen, anonim şirketlerin kendi hisselerini temellük edemeyecekleri ve pay sahiplerinin sermaye olarak şirkete verdiklerini geri isteyemeyecekleri ilkeleri gereği reddedildiği, tenfize konu edilen söz konusu yabancı mahkeme kararının, Türk mahkemeleri tarafından verilen kararlarla açıkça çeliştiğinden TC. Anayasası’nın kanun önünde eşitlik ilkesine ve kamu düzenine aykırı olduğu, yabancı mahkemenin gıyapta verdiği kararın tebligat hukuku açısından davalının savunma hakkını kısıtladığı, 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku hakkındaki kanunun 38. maddesindeki tenfiz şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.