11. Hukuk Dairesi 2023/3246 E. , 2024/4362 K. MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI :2022/895 Esas, 2023/351 Karar HÜKÜM :Asıl dava kısmen kabul, birleşen dava ret İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2020/588 E., 2021/788 K. BİRLEŞEN DOSYA :Karacabey 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/91 E. sayılı dosyası Taraflar arasındaki asıl ve birleşen alacak davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince as…
**11. Hukuk Dairesi 2023/3246 E. , 2024/4362 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI :2022/895 Esas, 2023/351 Karar HÜKÜM :Asıl dava kısmen kabul, birleşen dava ret İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI :2020/588 E., 2021/788 K. BİRLEŞEN DOSYA :Karacabey 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2013/91 E. sayılı dosyası Taraflar arasındaki asıl ve birleşen alacak davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince asıl davada davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı-birleşen davada davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf isteminin esastan reddine, asıl davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak sureti ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu taşınmaz üzerine 06.10.1996 tarihinde 15 yıl süreli olarak müvekkili lehine intifa hakkı tesis edildiğini, taşınmazın davalı şirket tarafından 10.02.2004 tarihinde intifa ile yükümlü olarak satın alındığını, 16.08.2004 tarihli işleticilik sözleşmesi uyarınca 5 yıl süre ile akaryakıt istasyonu işleticiliğinin davalıya bırakıldığını, anlaşma süresi sonunda davalının 16.08.2009 tarihinde taşınmazı müvekkiline teslim etmediği için ihtarname keşide edildiğini, davalının 18.08.2009 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, haksız işgalini sürdürdüğünü ve dava dışı şirketin bayisi olarak faaliyetini sürdürdüğünü, Rekabet Kurumu'nun ilgili tebliğleri gereğince 5 yılı aşan bayilik sözleşmeleri ve buna bağlı intifa sözleşmelerinin 8.09.2010 tarihine kadar geçerli sayılacağını, 16.08.2009-18.09.2010 tarihleri arasında davalının taşınmazı haksız olarak işgal ettiğini ve müvekkilinin bundan dolayı maddi zarara uğradığını ileri sürerek işleticilik sözleşmesinin 18. maddesi uyarınca 100.000,00 USD ceza koşulu alacağından şimdilik 5.000,00 USD'sinin, işleticilik sözleşmesinin 12. maddesi uyarınca taşınmazın teslim edilmemesi nedeniyle 390 gün için hesaplanan 199.000,00 USD'den şimdilik 5.000,00 USD'lik kısmının ve haksız işgal nedeniyle şimdilik 5.000,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren yürütülecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan 15 yıl süreli intifa hakkı şerhinin kaldırılmadığını ve müvekkilinin mağduriyetine neden olduğunu, bu nedenle intifa hakkının kaldırılması istemiyle dava açıldığını, ardından da bu dava devam ederken Rekabet Kurulu kararına dayanılarak da dava açıldığını, açılan davanın kabul edilerek usulünce kesinleştiğini ancak buna rağmen davalının intifa hakkını kaldırmadığını, ilk açılan dosyadaki taleplerinin sadece ilk davanın açıldığı tarihe kadar olan zarar ziyanı kapsadığını, o tarihten intifanın kaldırıldığı tarihe kadar olan kısım için işbu davayı açmak zorunda kaldıklarını savunarak davaların aralarındaki hukuki irtibat gereği birleştirilmesine ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın 28.08.2009 tarihinden itibaren işleyen ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazında bulunduklarını, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 16.08.2009 tarihinde sona erdiğini, davacıya ihtarname keşide edilerek intifanın fekkinin istenildiğini, davacı buna uymadığından Karacabey 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/969 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını ve ihtiyati tedbir kararı alındığını, davacının intifa şerhini kaldırmayarak yasal koşullara ve mahkeme kararına aykırı davrandığını, istemin yasal dayanağının bulunmadığını, intifa sözleşmesinin sona ermesinden sonra dava açılamayacağını, davanın zamanaşımına uğradığını, dosyaların birleştirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazında bulunduklarını, harcın eksik yatırıldığını, ayrıca davacı tarafından işbu dosyanın birleştirilmesi istenen dosyanın red kararı sonuçlandığını ancak davacı tarafından 18.08.2009 tarihinden 18.09.2010 tarihine kadar dava konusu taşınmazın haksız kullanımı nedeniyle doğan zararları ve davacının taraflar arasındaki sözleşmeyi ihlal etmiş olması sebebiyle doğan alacaklarının tazmini için davacı aleyhine alacak davası ikame ettiklerini ve söz konusu davanın derdest olup eldeki dava ile aralarında bulunan hukuki ve fiili irtibat gereği birleştirilmeleri gerektiğini savunarak öncelikle davanın yetkisizlik nedeniyle İstanbul Mahkemelerine gönderilmesine, aksi halde eksik harcın tamamlatılmasına ve eldeki davanın İstanbul 40. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/388 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 16.08.2009 tarihi itibariyle süre bitmesiyle sona erdiğinden davalının bu tarihten sonra keşide ettiği fesih ihtarnamesinin sonuç doğurmayacağı, bu durumun işleticilik anlaşmasının 18. maddesine aykırılık oluşturmadığı ve sözleşmenin ihlali olarak değerlendirilemeyeceği, sonucuna varıldığı, işleticilik sözleşmesinin 12. maddesinde sözleşmenin 5 yıllık sürenin bitiminde sona ermesi halinde ve yeni bir sözleşme bağıtlanmadığı takdirde işleticinin satış yerini derhal terk ve BP'ye teslim edeceği kararlaştırıldığı, dosya içeriği deliller ile bu durumun gerçekleşmediği, 5 yıllık sürenin sonunda davalı işleticinin, işletmeyi terk etmediği belirlenmiş bulunduğundan sözleşmenin 12. maddesine dayalı ceza koşulu isteminin yerinde olduğu sonucuna varıldığı, davalı-birleşen davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi inceleme sonucu; 199.000,00 USD'lik cezai şartın davalı birleşen davacı şirketin ekonomik yönden mahvına sebep olacağı kanaatine varılmakla, cezai şarttan hakkaniyet indirimi yapılarak davacı yararına 50.000,00 USD cezai şarta hükmedilmesi gerektiği, birleşen davada, intifa hakkı sona ermesine rağmen birleşen davalının intifa şerhinin terkini ile ilgili işlem yapmadığı ve intifa hakkını kaldırmadığından birleşen davacının maddi ve manevi zararına yol açtığı iddiası ile maddi ve manevi tazminat isteminde bulunulduğu ancak dava konusu taşınmazın intifa hakkının devamı nedeniyle birleşen davacının maddi zararının varlığı, miktarı ve birleşen davalı eylemi ile illiyet bağı kanıtlanamadığından maddi tazminat isteminin, davacı şirketin kişilik haklarının zedeleyici nitelikte bir eylemi kanıtlamadığından manevi tazminat istemi reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne davacının kar yoksunluğu ve sözleşmenin 18. maddesine dayalı ceza koşuluna ilişkin tazminat isteminin reddine, sözleşmenin 12/2 maddesine dayalı istem yönünden davanın kısmen kabülü ile 50.000,00 USD'nin 10.10.2009 temerrüd tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüf Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin (a) bendi gereğince yürütülecek faiziyle birlikte davacı yararına davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine, davalının haksız işgaline dayalı istem yönünden davanın kabulü ile 169.000,00 TL'nin 10.10.2009 temerrüd tarihinden itibaren yürütülecek avans faiziyle birlikte davacı yararına davalıdan tahsiline, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; istinaf mahkemesince cezai şart olarak nitelendirilen 199.000,00 USD alacağın tenkisinde dava tarihin dikkate alınması gerektiği kabul edilmişken yerel mahkemenin fiili ödeme tarihindeki kura göre yapılan hesaplamayı hükme esas almasının yerinde olmadığını, müvekkilinin alacağının ödenmemesinin davalının kendi kusurundan kaynaklanmakta olup kendi kusurlu davranışı ile dava tarihinden sonra maddi durumunun bozulması, ekonomik olarak zor durumda olmasının sonuçlarına müvekkilinin katlanmasının beklenemeyeceğini, davalının ödüllendirilir gibi cezai şarttan tenkis yapılmasının yerinde olmadığını, dava tarihi olan 2011 yılına göre cezai şartın davalının ekonomik mahvına yol açmayacağını, sözleşmenin 18. maddesine dayalı cezai şart talebinin reddinin yerinde olmadığını, davalının sözleşmeye aykırı olarak satış yerini terk etmediğini ve müvekkiline teslim etmediğini, taleplerinin kabulü gerektiğini, kar kaybı talebinin reddinin yerinde olmadığını, mahkemenin kararının aksine bayilik sözleşmesinin asgari 5 yıl süre ile kurulması zorunluluğu olmadığını, sektörde 6 ay için bile bayilik sözleşmesi yapılabildiğini, davalının haksız kullandığı akaryakıt istasyonunun İzmir-İstanbul karayolu üzerinde çok işlek bir yerde olduğunu, satış hacmi itibarı ile kısa süreli bayilik sözleşmesi ile işletilmesinin gerçekçi olduğunu, bununla birlikte müvekkilinin istasyonu bayilik ilişkisine girmeksizin kendisinin de bizzat işletebileceğini belirterek kararın kaldırılmasını, tüm taleplerin kabulüne karar verilmesini istemiştir. 2.Asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bayilik sözleşmesi ile intifa sözleşmesi birleşik sözleşmeler olup bayilik sözleşmesinin sona ermesi ile intifa sözleşmesinin de aynı anda ortadan kalktığını, davaya konu 16.08.2004 tarihli bayilik sözleşmesi 16.08.2009'da sona erdiğinden intifanın da bu tarihte sona erdiği ve bu tarihten sonra müvekkilinden ecrimisil talep edilemeyeceğini, müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, sözleşmenin 12.maddesindeki cezai şartın ahlaka ve adaba aykırı olduğunundan reddi gerektiğini, cezai şart miktarının müvekkilinin ekonomik mahvına sebep olacağı ve bu nedenle ahlaka ve adaba aykırı bir şart olarak değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkilinin sözleşmenin ayakta olduğu sürece edimlerini yerine getirdiğini, cezai şartın tümden reddi gerektiğini, birleşen dava yönünden deliller toplanmadan karar verildiğini, intifanın terkin edilmesi gereken tarih ile resmen terkin edildiği tarih arasında davalı tarafından ödenmesi gereken bedelin hesaplanması, intifanın tesis tarihi ile terkin edilmesi gereken tarih arasında davacı karşı davalının ödemesi gereken gerçek intifa bedelinin hesaplanması, müvekkilinin bayilik sözleşmesi nedeni ile taşınmaza yaptığı masrafların tespiti, bayilik sözleşmesi süresince emsal akaryakıt istasyonlarının kazançları mukayeseli olarak incelenerek müvekkilinin emsal istasyonlara göre uğradığı kar kazanç prim kaybının hesaplanması için müvekkilinin defterlerinin incelenmesini talep ettiklerini, davalının intifayı süresinde terkin etmediğinden müvekkilinin bu yöndeki taleplerinin yerina getirmediğinin sabit olduğunu, eksik inceleme ile davanın reddedildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava 01.10.2011 tarihinden önce açıldığından davacının ecrimisil talebinin sözleşmeden değil, sözleşmenin süresinin sona ermesine rağmen kulanımın devam etmesi nedeni ile intifa hakkından kaynaklanmakta olup ecrimisile dayalı talebin 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, davacının 16.08.2009-18.09.2010 tarihleri yönünden 5.000,00 TL ecrimisil talebinde bulunarak talebin 169.000,00 TL'ye yükseltildiği, davalı taraf zamanaşımı savunmasında bulunduğundan ıslah tarihi olan 17.09.2015 tarihi itibarı ile ıslah edilen kısım yönünden 16.08.2009-17.09.2010 tarihleri arasındaki alacağın zamanaşımına uğradığı, bu durumda mahkemece asıl davadaki talep olan 5.000,00 TL ile 17.09.2010-18.09.2010 tarihleri yönünden zamanaşımı oluşmadığından bu kısma İlişkin 1 günlük 433,00 TL ecrimisil isteminin kabulü gerektiği, davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin isteminin kısmen yerinde olduğu, birleşen dava yönünden tazminat talebinin Karacabey 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/969 E., 2013/64 K. sayılı dosyasında ilk davanın açıldığı tarihlere kadarki kısmı için talep edildiği, bu dosyada ise ilk dava tarihinden intifanın kaldırıldığı tarihe kadar olan kısmının dava edildiğinin beyan edilmiş ise de; bilirkişi raporu ve dosya kapsamı ve göre bu yöndeki iddia ispatlanamadığından birleşen davanın reddinin yerinde olduğu gerekçesiyle asıl davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl davada davalı vekilinin ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl davada davalı vekilinin asıl dava yönünden istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kararın kaldırılmasına asıl davanın kısmen kabulüne, davacının kâr yoksunluğu ve sözleşmenin 18. maddesine dayalı ceza koşuluna ilişkin tazminat isteminin reddine, sözleşmenin 12/2 maddesine dayalı istem yönünden davanın kısmen kabülü ile 50.000,00 USD 'nin 10.10.2009 temerrüd tarihinden İtibaren 3095 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin (a) bendi gereğince yürütülecek faiziyle birlikte davacı yararına davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine, davalının haksız işgaline dayalı istem yönünden, davanın kısmen kabulü ile 5.433,00 TL'nin 10.10.2009 temerrüd tarihinden itibaren yürütülecek avans faiziyle birlikte davacı yararına davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle: işleticilik anlaşmasınn 18 inci maddesine dayalı cezai şart talebinin reddine karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı satış yerini terk ve teslim etme hükümlerini ihlal ettiğinden cezai şarttan sorumlu olacağını, davalının sözleşmenin sona erdiğinden bahisle cezai şart ödemekten kurtulamayacağını, sürenin dolması nedeni ile sona eren sözleşme nedeni ile kar kaybı ve ecrimisilin birlikte istenemeyeceği gerekçesiyle kar kaybı talebinin reddine karar verilmesinde hukuka uyarlılık bulunmadığını,199.000,00 USD alacağın davalının ekonomik mahvına yol açmadığı gözetilerek bu bedelin kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ecrimisil talebinin sözleşmeden değil intifa hakkından kaynaklanmakta olup 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu belirterek asıl davada reddedilen kısma ilişkin verilen kararın bozulmasını istemiştir. 2.Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının sözleşmenin 12. maddesine yönelik yaptığı cezai şart talebinin ahlak ve adaba aykırı olduğundan reddi gerektiğini, birleşen dava yönünden hiçbir delil toplanmadan hüküm kurulduğunu, maddi hata neticesinde hatalı hesaplanan vekalet ücreti ve bakiye karar ilam harcı taleplerinin maddi hataların tashih yolu ile düzeltilebileceği mümkün için reddedilmesinin yerinde olmadığını, karar tarihindeki kur dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, karar tarihindeki kurun esas alınmaması nedeni ile maddi hata neticesinde İstinaf Mahkemesince de hükmedilen vekalet ücretinin yerinde olmadığını, İstinaf Mahkemesi kaldırma kararı öncesinde Yerel Mahkeme kararında belirlenen ve müvekkil tarafından vergi dairesine ödenen edelin mahsup edilerek bakiye harcın da iadesine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada bayilik sözleşmesinin ihlali iddiasına dayalı olarak sözleşmenin 18. maddesine dayalı cezai şart bedeli, sözleşmenin 12. maddesine dayalı cezai şart bedeli ile kar mahrumiyeti bedeli ve ecrimisilin tahsili, birleşen dava ise intifanın süresinde terkin edilmediği iddiasına dayalı olarak uğranıldığı iddia olunan zarar yönünden maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56, 112 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.