T.C. SAKARYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/230 - 2026/743 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/230 KARAR NO : 2026/743 KARAR TARİHİ : 30/04/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/05/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA TARİHİ : 24/02/2025 KARAR TARİHİ : 25/11/2025 NUMARASI : 2025/…
T.C. SAKARYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/230 - 2026/743 T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/230 KARAR NO : 2026/743 KARAR TARİHİ : 30/04/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/05/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN :... (...) ÜYE :... (...) ÜYE :... (...) KATİP :... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KOCAELİ 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA TARİHİ : 24/02/2025 KARAR TARİHİ : 25/11/2025 NUMARASI : 2025/599 Esas - 2025/731 Karar DAVACI :İCK YAPI TURİZM HAVACILIK BİLİŞİM TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLLERİ : Av. ... DAVALI :YAVUZ DEKORASYON İNŞAAT TİCARET İHRACAT VE İTHALAT LİMİTED ŞİRKETİ - ... VEKİLİ : Av. ... DAVA : davacının davalının mülkiyetinde bulunan taşınmaza yaptığı zorunlu ve faydalı masrafların sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsili HÜKÜM : İstinaf başvurusunun Esastan Reddi İSTİNAF EDEN : Davacı vekili Taraflar arasındaki " davacının davalının mülkiyetinde bulunan taşınmaza yaptığı zorunlu ve faydalı masrafların sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsili" davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin kararı davacı vekili tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Muğla İli Bodrum İlçesi Akyarlar Mahallesi ... parselde yer alan taşınmazın, 3.275.000 TL bedel ile müvekkil şirkete satılmasına yönelik Türkiye Halk Bankası A.Ş. İle 15.06.2010 tarihinde protokol düzenlendiğini, müvekkili şirket tarafından 04.03.2010 tarihinde 500.000,00 TL 25.03.2010 tarihinde 500.000,00 TL ve 30.12.20210 tarihinde 258.741,00 TL ödemeleri T. Halk Bankası A.Ş.'ye yapıldığını, 29.03.2010 tarihinde taşınmazın zilyetliğinin müvekkiline teslim edilmediğini, müvekkili şirket 21.04.2010 tarihli dilekçe ile Türkiye Halk Bankası A.Ş'ne tespit edilen bu problemleri iletildiğini, taşınmaz ve tesiste birçok problemle karşılaşıldığını, başta imar ve mülkiyet gibi çok ağır, çözümü uzun zaman ve ciddi parasal yükümlülükler doğuracak sorunlarla uğraşıldığını ve sonuç itibarıyla yapı ruhsatı alımı dışında kalan tüm kusur, eksik ve ayıplar temizlenerek otel işletme iznini aldığını, bu tarihe kadar bu taşınmazı müvekkili tarafından kullanılamadığını, taşınmazın ve tesisin ayıp ve eksiklikleri giderilip, kazanç sağlamaya başlanacağı dönemde banka, 16.10.2015 günlü ve 42895 yevmiye nolu ihtarnameyi müvekkili şirkete göndermiş ve satış protokolünü iptal ettiklerini bildirdiğini ve müvekkili tarafından dava konusu taşınmaza otel ruhsatı izni alınca bankanın sözleşmeden döndüğünü, dava konusu taşınmaz, 2020 senesinde davalı Yavuz firmasına T. Halk Bankası A.Ş. tarafından satıldığını, müvekkilinin yapmış olduğu zorunlu ve faydalı masraflar bakımından hak kaybına uğramasına neden olduğunu, müvekkili şirket tarafından tesisi imara uygun ve konaklama yapılabilecek duruma getirebilmek için yaklaşık 4.500.000,00 USD yatırım yapıldığını, azlaya ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalmak kaydıyla davalarının kabulüne karar verilerek müvekkil firmanın taşınmaz üzerinde yapmış olduğu zorunlu ve yararlı masrafların şimdilik 10.000,00 TL'sinin yapım tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tazminine, ihtiyati haciz talebimizin kabulüne, masraflar yönünden müvekkili lehine dava süresi içerisinde hapis hakkı tanınmasına, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı taraf, tarafları ve talep konusu aynı davayı Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/341 Esas - 2022/2 Karar sayılı dosya ile talep ettiğini, ilk derece mahkemesi davayı usulden reddediğini, davanın henüz kesinleşmediğini, davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verildiğini, alacağın zaman aşımına uğradığını, müvekkili şirket, davaya konu taşınmazı, dava dışı eski malik Türkiye Halk Bankası A.Ş.’den 27/02/2020 tarih ve 2789 yevmiye numaralı tapu devri işlemi ile, taşınmaz içinde bulunan halihazırdaki tüm yapı ve eklentileri ile birlikte satın aldığını, davanın öncelikle usulden reddine, neticeten esastan reddine, koşulları gerçekleşmeyen ihtiyati haciz talebinin reddine ve yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre; ...açılan bu dava konusunda daha önce verilmiş ve kesinleşmiş hüküm bulunmakla davanın dava şartı yokluğundan reddine, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde; verilen kararın hukuki niteleme (tavsif) hatasına dayanmakta olup, hmk m. 303’te düzenlenen kesin hüküm şartlarının oluşmadığını, davanın maddi vakıalarının ve hukuki sebebinin değiştiğinin gözetilmediğini, hmk m. 303 uyarınca “dava sebebi” ve “maddi vakalar” değişmiş olup kesin hüküm bulunmadığını, “pasif husumet yokluğu” kararının, sebepsiz zenginleşme davasına engel olmadığını, tmk 994. maddesinden kaynaklanan "hapis hakkı" talebinin yeni ve bağımsız bir talep olduğunu, imar affı bedelinin rücuu talebi yönünden kesin hüküm olamayacağını beyanla; istinaf başvurularının kabulüne, yerel mahkeme kararının, davanın sebebinin ve hukuki dayanağının değişmiş olması nedeniyle kesin hüküm şartlarının oluşmadığı gözetilerek kaldırılmasına, dosyanın, davanın esası hakkında inceleme yapılmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, " davacının davalının mülkiyetinde bulunan taşınmaza yaptığı zorunlu ve faydalı masrafların sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsili " istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 Sayılı HMK, 3. Değerlendirme Dava, davacının davalının mülkiyetinde bulunan taşınmaza yaptığı zorunlu ve faydalı masrafların sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsili istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır. Mahkemece, davanın HMK'nın 114/1-i maddesi uyarınca kesin hüküm nedeni ile reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28/03/2012 tarih 2011/2-890 Esas 2012/239 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; Dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile çözümlenmemiş olması dava şartıdır.(HMK madde 114/1-i) Bu şart, olumsuz dava şartı olarak adlandırılır. Kesin hüküm, hem bireyler için hem de devlet için hukuki durumda bir kararlılık ortaya koyar. Bununla, hukuki güvenlilik ve yargı erkine güven sağlandığından kamu yararı ile doğrudan ilgilidir. Kesin hükmün amacı kişiler arasındaki uyuşmazlıkların kesin bir biçimde çözümlenmesidir. Bu amacın gerçekleşmesinde, hem kişilerin hem de Devletin yararı vardır. Çünkü kişiler, arasındaki uyuşmazlığın kesin bir biçimde sonuçlanması için dava sırasında bütün olanaklarını kullanırlar ve dava sonucunda verilecek kararla artık, bu uyuşmazlığın sona ermesini isterler. Bu açıdan, Devletin de menfaati söz konusudur. Çünkü Devlet, mahkemelerin sınırsız bir biçimde aynı uyuşmazlık (dava) ile sürekli ve yinelenerek meşgul edilmesini istemez. Dava konusu uyuşmazlık hakkında bir kesin hüküm bulunuyorsa, aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamaz. Kesin delil ise, yanları ve hakimi bağlayan, bu tip delillerle kanıtlanan olayın hukuksal doğru olarak kabul edilmesi gereken delillerdir. Hakimin kesin delilleri takdir yetkisi yoktur. Bu biçimde ispatlanan hususu doğru kabul etmek zorundadır. Hukukumuzda kesin deliller sınırlı olup bunlar, ikrar (HUMK. madde 236; HMK. madde 188), senet (HUMK. madde 287; HMK. madde 193), yemin (HUMK. madde 337; HMK. madde 228) ve kesin hükümdür (HUMK. madde 237; HMK. madde 303). Kesin hüküm de, aynı konuda daha sonra açılan davada kesin delil oluşturur (Baki Kuru, age., C. II, s. 2034 vd). Kesin hüküm, şekli anlamda kesin hüküm ve maddi anlamda kesin hüküm, olmak üzere ikiye ayrılır. Şekli anlamda kesin hüküm, sözü edilen karara karşı artık bütün olağan yasa yollarının kapandığı anlamına gelir. Bazı son kararlar verildikleri anda kesindirler (Örneğin HUMK. m. 427; HMK. m. 361). Yasa yolu açık olan bir karar, yasa yoluna başvurma süresi geçmekle de kesinleşir. Öte yandan, temyiz yolu açık olan bir karar temyiz edilip sonuçta onanmış ve karar düzeltme süresi geçirilmişse, ya da karar düzeltme yoluna gidilip de bu istem reddedilmişse veyahut yasa yoluna başvurmaktan feragat edilmişse verilen hüküm şekli anlamda kesinleşir. Bir hüküm bir kere şekli anlamda kesinleşirse, artık bu hükme karşı, olağan yasa yollarına başvurulamaz. Bir kararın maddi anlamda kesinleşmesi için öncelikle şekli anlamda kesinleşmesi gerekir. Maddi anlamda kesin hükmün koşulları HMK’nun 303/1 maddesinde açıklanmıştır. Birinci dava ile ikinci davanın müddeabihlerinin (konusunun), dava sebeplerinin (vakıaların) ve taraflarının aynı olması maddi anlamda kesin hüküm oluşturur. Kesin hükmün ilk koşulu, her iki davanın taraflarının aynı kişiler olması; ikinci koşulu, müddeabihin aynılığı; üçüncü koşulu ise, dava sebebinin aynı olmasıdır. Kesin hükmün ikinci koşulu olan müddeabih, dava konusu yapılmış olan hak, yani dava ile elde edilmek istenilen sonuçtur. Önceki dava ile yeni davanın müddeabihlerinin (konularının) aynı olup olmadığını anlamak için hakimin, eski davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni davada ileri sürülen talep sonucunu karşılaştırması gerekir. Eski ve yeni davanın konusu olan maddi şeyler fiziki bakımdan aynı olsa bile, bu şeyler üzerinde talep olunan haklar değişikse, müddeabihler aynı değil demektir. Kesin hükmün üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır. Dava sebebi, hukuki sebep olmayıp, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Öyle ise; her iki davanın da dayandığı maddi vakıalar (olaylar) aynı ise, diğer iki koşulun da bulunması halinde kesin hükmün bulunduğundan söz edilebilir. Kesin hüküm, ilk önce (hükmü veren mahkeme de dahil diğer bütün) mahkemeleri bağlar. Yani mahkemeler, aynı konuda, aynı dava sebebine dayanarak, aynı taraflar hakkında verilmiş olan bir kesin hüküm ile bağlıdırlar; aynı davayı bir daha (yeniden) inceleyemezler (kesin hüküm itirazı) ve aynı konuya ilişkin yeni bir davada, önceki davada verilmiş olan kesin hüküm ile bağlıdırlar (Baki Kuru, a.g.e., C. V, s. 5051- 5053). Diğer taraftan hüküm fıkrasına sıkı sıkıya bağlı olan gerekçe kesin hüküm teşkil eder. Hangi gerekçenin hüküm fıkrasına sıkı sıkıya bağlı olduğu, her olayın özelliğine göre belirlenir. Kesin hüküm kural olarak hüküm fıkrasına münhasırdır ve gerekçeye sirayet etmez. Ancak gerekçe, hükme ulaşmak için mahkemece yapılan hukuki ve mantıki tahlil ve istidlallerden (deliller) ibaret kalmayıp, hüküm fıkrası ile ayrılması imkansız bir bağlılık içinde bulunuyor ise, istisnaen bu kısmın da kesin hükme dahil olduğunu kabul etmek gerekir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;Bodrum 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/341 esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı İCK Yapı Turz Hav Bil Tic Ltd Şti tarafından davalı Yavuz Dekorasyon İnş Tic İhr ve İth Ltd Şti aleyhine 03/08/2021 tarihinde işbu dava dosyası ile aynı konuda dava açıldığı, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği ve kararın 26/02/2025 tarihinde Yargıtay'ca verilen onama kararı ile kesinleştiği,bu davanın ise 24/02/2025 tarihinde açıldığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın taraflarının, konusunun ve talep sonucunun aynı olması nedeniyle bu dava yönünden kesin hüküm teşkil etmekte olduğu, 6100 sayılı HMK 114/1-i maddesi uyarınca davanın görülebilmesi için kesin hüküm bulunmaması dava şartı olduğu anlaşılmakla, açılan bu dava konusunda ilk dava neticesinde verilen kararın kesinleşmesiyle kesin hüküm oluştuğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin istinaf itirazlarının reddi ile istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; İlk derece mahkemesi kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-KOCAELİ 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 25/11/2025 tarih, 2025/599 E - 2025/731 K sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, (harç tahsil müzekkeresinin temyize tabi dosyalarda Dairemizce, temyize tabi olmayan (kesin karar) dosyalarda ilk derece mahkemesince ilgili vergi dairesine yazı yazılmak sureti ile yerine getirilmesine,) 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma açılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Kararın Dairemizce taraflara tebliğine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.b.1 ve 361/1 maddeleri gereğince, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesine TEMYİZ yolu açık olmak üzere 30/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. * Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır