İSTİNAF KARAR TARİHİ : 30/12/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 30/12/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 21/01/2024 tarihinde Konya ili, Karatay ilçesinde, ....…
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : 30/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 10/07/2025 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ...... VEKİLİ : Av... DAVALI : 1- ...... VEKİLİ : Av... DAVALILAR : 2- ...... 3- ...... DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 30/12/2025 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 30/12/2025 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 21/01/2024 tarihinde Konya ili, Karatay ilçesinde, ...... sevk ve idaresinde bulunan ...... plakalı araç ile ...... sevk ve idaresindeki ...... plakalı aracın çarpışması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, söz konusu kaza nedeni ile davacının aracında büyük hasarlar meydana geldiğini, 2 ay aracından mahrum kaldığını, kusurlu davranarak kazaya sebebiyet veren ...... plakalı araç sürücüsü ...... ile aracın ruhsat sahibi ...... mahrumiyet bedelinden kaynaklı herhangi bir ödeme yapmadıklarını, kaza neticesinde davacıya ait ...... plakalı 2000 model Honda marka aracın zarar gördüğünü ve değer kaybına uğradığını, değer kaybı ve hasar bedeline ilişkin olarak 20/09/2024 tarihli ihtarname davalı sigorta şirketine gönderildiğini ancak eksper raporunda belirtilen hasar bedeli servise davalı sigorta şirketi tarafından eksik ödendiğini, eksper raporuna göre 69.000,00 TL ödeme çıkmasına rağmen 51.750,00 TL ödeme yapıldığını, servis tarafından talep edilen ve geriye kalan tutar olan 29.008,86 TL'nin davacı tarafından servise ödenmek zorunda kaldığı gibi nedenlerle davanın kabulü ile, bilirkişi raporu ile tespit edildikten sonra arttırılmak üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak 500,00 TL araç değer kaybının ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik, 17.250,00 TL hasar bedelinin davalı sigorta şirketinden kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak davalı şahıslardan 500,00 TL mahrumiyet bedelinin, kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama neticesinde davacının alacağının karşılıksız kalmaması adına ve davacının maddi durumu da göz önüne alındığında takdiren teminatsız olarak aksi kanaatte olunması halinde teminat yatırmamız için taraflarına süre verilmesi sureti ile davalı şahısların adına kayıtlı araçlar ve taşınmazlar üzerine ihtiyati haciz şerhi koyulmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...... tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; hasar onarım bedeline ilişkin tazminat isteminin belirlenebilir olduğundan; davanın, belirsiz alacak davası şeklinde açılmış olması nedeniyle usulden reddinin gerektiğini, kaza tespit tutanağında izafe edilen kusura itiraz ettiğini, bu sebeple kusur oranlarının belirlenmesi adına olay yerine ait mobese kamera görüntülerinin dosyaya celbi ile kusur değerlendirilmesinin yapılması gerektiğini, kusur oranlarının belirlenmesi adına bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiğini, davacı tarafından talep edilen aracın değer kaybı zararının oluşmadığını, aracın modeli, özellikleri, olay tarihindeki yaşı göz önüne alındığında bu hususun apaçık ortada olduğunu, davaya konu ...... plakalı HONDA marka 2000 model araç, olay tarihinde 24 yaşında olduğunu, işbu sebeplerden ötürü araçta herhangi bir değer kaybının da oluşmayacağını, davacının sürücüsü olduğu ...... plaka sayılı aracın kasko sigortasının bulunup bulunmadığına dair Sigorta Bilgi Ve Gözetim Merkezi'ne müzekkere yazılmasını, varsa davacının kasko sigorta şirketine davanın ihbar edilmesini talep ettiği gibi nedenlerle davanın usulden reddini, mahkememizin aksi kanaatte olması haline davanın esastan reddini, davacının sürücüsü olduğu ...... plaka sayılı aracın kasko sigortasının bulunup bulunmadığına dair sigorta bilgi ve gözetim merkezi'ne müzekkere yazılmasını, varsa davacının kasko sigorta şirketine davanın ihbar edilmesini, tüm yargılama giderleri ve karşı vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. Davalı ...... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinden özetle; ...... plakalı aracın davalı şirket nezdinde .... poliçe numaralı Trafik Sigorta Poliçesi ile 26/07/2023-26/07/2024 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, poliçeden dolayı maddi zararlara ilişkin teminat limiti kaza tarihi itibari ile araç başına 200.000,00-TL olduğunu, dava konusu aracın hasar onarım bedeli için davacıya kusur oranına göre 51.750,00 TL ödeme yapıldığını, Karayolları Trafik Kanunu’nun 109/1. Maddesine göre sorumluluk sigortası sözleşmelerinden doğan her türlü tazminat davası hak sahibinin zararı ve tazminat yükümlülüğünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl sonra zamanaşımına uğradığını, huzurdaki dava hasar bedeli yönünden kısmi dava olarak açıldığından ve dava konusu edilmeyen miktar için zamanaşımı işlemeye devam edeceğinden ıslah yapılması durumunda zamanaşımının dikkate alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, değer kaybı hesaplamasının maddi olaya uygun olarak yapılması gerektiğini, aracın kilometresi yüksek ise veya daha önce benzer hasarlara maruz kaldı ise değer kaybından söz edilemeyeceği gibi nedenlerle davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Sonuç olarak haksız fiilin türü olan trafik kazalarına olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan kanun hükümlerinin uygulanması, davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybının belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Trafik Kanununun 90. maddesi gereğince genel hükümlerin esas alınması gerektiğinden Yargıtay uygulamalarına uygun olarak bilirkişi raporunun ilgili kısmı hükme esas alınmıştır. Bilirkişiler tarafından düzenlenen raporların olayın oluş ve şekline uygun olup hüküm kurmaya elverişli olduğu, kusur durumuna ilişkin olarak davalı araç sürücüsünün ışık ihlali yaptığı ve kazanın meydana gelmesinde yüzde yüz kusurlu olduğu açıktır. Hasar bedeline ilişkin olarak bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya göre hasar bedelinin 82.800 TL olduğu, davacıya 05/03/2024 tarihinde 51.750 TL ödeme yapıldığı bu anlamda davacının hasar bedeli olarak 31.050,00 TL daha talep edebileceği değerlendirilmekle bu yöndeki talep yönünden kısmen kabul kararı verilmiştir. Sigorta Şirketinin Temerrüt Tarihine İlişkin Değerlendirmede; 2918 Sayılı KTK.nun 91/1. maddesi yollaması ile 85. maddesi ve Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının 1. maddesine göre trafik sigortası işletene düşen hukuki sorumluluğu azami sigorta limitine kadar teminat altına almaktadır. Trafik kazaları esas itibariyle haksız eylem sayılan hallerden olmakla birlikte trafik sigortasını yapan sigortacı bakımından temerrüdün bu tarihte oluştuğunun kabulü mümkün değildir. 2918 sayılı KTK'nın 99/I. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel şartları uyarınca, rizikonun bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Kazanın ihbar edilmesiyle, zararın miktarını belirlemek sigortanın sorumluluğundadır. Davalı ZMMS sigorta şirketine yapılan başvurudan itibaren davalı sigorta şirketinin 8 iş günü sonunda yani 04/10/2024 tarihinde temerrüde düşmüş olması nedeni ile bu tarihten itibaren tazminat miktarından sorumlu olmasına karar verilmiştir. Faizin ticari avans faizi / yasal faiz olup olmayacağı değerlendirmesinde, kazaya sebebiyet veren ve davalı sigorta şirketinin Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası ile teminat altına alınan aracın hususi araç olduğu anlaşılmakla yasal faize hükmedilmesi gerekmiştir. Arabuluculuk ücreti bakımından; davadan önce sigorta şirketine başvurunun zorunlu olmasına, dava şartı niteliğindeki bu başvuru şartı nedeniyle de arabuluculuğun işbu davada zorunlu olmamasına rağmen (6325 S. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrası), davacı tarafça arabuluculuğa başvurulmuş olması halinde, yargılama sonucunda bu ücretin davalı sigorta şirketine yüklenmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Şöyle ki; Dava kısmen kabul edilmiş ve davacı taraf yargılamada kısmen haklı bulunmuş olmasına göre, arabuluculuk giderinin davacı üzerinde bırakılmasının mümkün olmadığı, ayrıca davanın taraflarının, dava açılmadan önce, zorunlu olmasa dahi dava açılmasının son çare olduğunu gözeterek uyuşmazlığı gidermek amacıyla ve makul olacak şekilde ihtiyari uyuşmazlık çözüm yöntemlerine başvurmasının ve buna bağlı olarak yaptıkları ihtarname masrafı, ihtiyari arabuluculuk ücreti gibi masraflarını haklılık oranlarına göre eldeki davada talep etmelerinin kabul edilebilir olduğu düşüncesiyle davacı taraf aleyhine bu konuda hüküm kurmanın hakkaniyetli olmayacağı, son olarak, sigorta şirketine başvurmak ile arabuluculuk müessesesinde tarafların çözüm aramasının aynı durumlar olmadığı değerlendirilmiş ve; Davanın KISMEN KABULÜ İLE; Davacının 21/01/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle oluşan 31.050,00 TL hasar bedeli maddi zararının DAVALI ...... A.Ş (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 04/10/2024 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) İLE DAVALILAR ...... VE ......'DAN (Kaza tarihi olan 21/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte) TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDIYLA MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine, Davacının 21/01/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 15.000,00 TL değer kaybı maddi zararının DAVALI ...... A.Ş (kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 04/10/2024 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte(kendi temerrüdü sonucu ortaya çıkan temerrüt faizleri ve fer’ilerinden poliçe limitinden bağımsız sınırsız sorumlu olarak) İLE DAVALILAR ...... VE ......'DAN (Kaza tarihi olan 21/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte) TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDIYLA MÜŞTEREKEN VE MÜTESELSİLEN TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE, Davacının 21/01/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazası sebebiyle mahrum kaldığı 9.975,00TL araç mahrumiyet bedeli maddi zararının DAVALILAR ...... VE ......'DAN kaza tarihi olan 21/01/2024 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte TAHSİLİ İLE DAVACIYA VERİLMESİNE" şeklinde hüküm kurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı ...... sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; hasar onarım bedeline ilişkin tazminat isteminin belirlenebilir nitelikte olduğunu, bu nedenle davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmış olması nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davacının alacağının varlığına ilişkin ispata dair herhangi bir delil sunmadığını, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacıya sigorta şirketi tarafından zararın karşılanması amacıyla ödeme yapıldığını, davacının bu davayı haksız kazanç elde etmek amacıyla açtığını, kusur oranının tespiti amacıyla mahkemenin hiçbir inceleme yapmadığını, Mobese ya da başkaca kamera görüntüsü, bilirkişi incelemesi araştırmasına girişmediğini, eksik inceleme ve araştırma ile tarafına isnat edilen kusura yaptıkları itirazlar gözetilmeden kısmi kabul kararı verildiğini, kaza tespit tutanağı ile eksper raporu arasında kusur durumunun tespiti bakımından çelişki bulunduğunu, davacı tarafından talep edilen hasar tazminatının ...... tarafından karşılanması gerektiğini, müteselsil sorumluluğa hükmedilmesine itiraz ettiğini, sorumluluğunun bulunmadığını, tüm bu nedenlerle Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı kararının kaldırılmasına, vekalet ücreti ve masrafların karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dava, trafik kazası nedeniyle hasar, değer kaybı ve mahrumiyete ilişkin maddi tazminata ilişkindir. Hükme karşı davalı ...... tarafından aşağıda belirtilen yönlerden istinaf isteminde bulunmuştur. -Kusura itirazda; Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Karayolları Trafik Kanunun 86/1 maddesinde, "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur" denilmektedir. Karayolları Trafik Kanunun 85 maddesi “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” Aynı yasanın 88. Maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine TBK 61. Maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Bu durum iki veya daha çok kişinin şahsında sorumluluğun ya da herhangi bir tazminat yükümlülüğün şartlarının gerçekleşmesi halinde söz konusu olur. İşte bu tür durumlarda sorumlular hakkında müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanacaktır. Müteselsil sorumluluk kanundan doğan bir sorumluluk türüdür. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, davacı kusursuz olduğuna göre zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2016/11886 Esas, 2017/6732 Sayılı Kararı) Buna göre, ortaya çıkan zarardan davalı araç sürücüsü/işleten de sorumlu bulunmaktadır. Bu nedenle, husumete yönelik davalı taraf itirazının yerinde olmadığı görülmüştür. Bu itibarla, Mahkemece benimsenen ayrıntılı, gerekçeli, oluşa uygun kusur raporu ile kaza sonrası düzenlenen Tespit Tutanağının birbirini teyit etmekte olup kazanın alkollü davalının ışık ihlali nedeniyle tamamen kusuru ile meydana gelmiş olduğundan somut delile dayanmayan itirazının reddine karar verilmiştir. - Zarara yönelik itirazlarında; Davalı taraf gerçek zarardan sorumludur. Hasar yönünden hükme esas alınan raporda davacı aracının modeli, yaşı, özellikleri, hasarlı kısımları v.s. gözönünde bulundurularak olay tarihi itibariyle aracın 2.el piyasa rayiç değeri tesbit edildiği , tamirinin ekonomik olup olmadığı ve hurdaya ayrılmasının gerekip gerekmediğinin tespit edildiği, Yargıtay 17.HD İçtihatlarına göre aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı değerlendirildiği, hasar bedelinin piyasa rayiç değeri belirlendiği ve akabinde bu duruma göre tamirinin ekonomik olup olmadığı belirlendiği, tamiri ekonomik olmadığı için piyasa koşullarına göre kazadan önceki 2.el piyasa rayiç bedelinin ve kazadan sonraki hurda (sovtaj) değeri belirlenmiş belirlenen rayiç değerden de aracın hurda bedeli indirilmek suretiyle davacının gerçek zararı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmiştir. Davaya konu olan olayda davacıya ait araç hasara uğramıştır. Bu durumda sözü edilen aracın onarıldıktan sonra mübadele (rayiç) değerinin olaydan önceki mübadele değerinden az olacağının kabulü gerekir. Çünkü tamamen onarılmış olsa bile bu araba tahribatın izlerini taşımaktadır. Onarılmış durumdaki değeri, ne kadar iyi onarılmış olursa olsun kural olarak aynı nitelikteki hiç hasara uğramayan araç değerinden düşüktür ve bu da cari değerinden kaybettirmektedir. Davacı ayrıca davalıdan araç mahrumiyet zararını istemiştir. Talep edilen araç mahrumiyetine ilişkin zararın belirlenmesinde hasara uğrayan aracın markası, özellikleri ve model yılı ile aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği dikkate alınarak objektif olarak hasara uğrayan aracın onarımı için gerekli süre ve emsal aracın ikamesinin kullanımı için ödenecek ücret ile bu aracın kullanılamadığı süre içerisinde elde edilen yararlar dikkate alınarak söz konusu zararın kapsamı belirlenmesi gerekmektedir. Somut dosyamızda; Yargıtay uygulamaları doğrultusunda hükme esas alınan uzman bilirkişi tarafından aracın modeli, markası, özellikleri, hasarı, yapılan onarım işlemleri, kilometresi, olay tarihindeki yaşı, davacı tarafın iddiaları, davalının savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek aracın kaza öncesi hasarsız ikinci el piyasa rayiç değeri ile kaza meydana geldikten ve tamir edildikten sonraki ikinci el piyasa rayiç değeri arasındaki farka göre değer kaybının zararının belirlenmesi (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 14/06/2017 tarih ve 2016/13290 E., 2017/6752 K sayılı kararı) yapıldığından, davalının haksız fiil sorumlusu olarak zarardan sorumlu olduğu, kaza sonrası yapılan tespit, hasarlı araç fotoğrafları, hasar dosyasının da değerlendirildiği hasar bilirkişi raporlarına göre de belirlenen hasar, değer kaybı ve yoksun kalınan kara ilişkin zararın uygun olduğunun da anlaşılmasına göre, sigorta tarafından yapılan ödemenin mahsubu sonucu belirlenen davalının zarara yönelik itirazlarının yerinde olmadığından, davalının buna yönelik itirazının reddine karar verilmiştir. Ayrıca, davanın niteliğine göre dava tarihinden önce tam olarak zarar miktarlarının bilinememesi ve alınacak bilirkişi raporuna göre zararın tam olarak belirlenebilmesi nedeniyle belirsiz alacak davası açılmasında da bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu halde, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davalı ......'in istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından, davalı ......'in istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf eden davalı ......'den alınması gereken 3.827,06 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 956,77 TL nin mahsubu ile bakiye 2.870,29 TL eksik harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davalı ...... tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların bu davalı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair, 7550 sayılı yasanın 20. Maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; dava tarihi olan 2025 yılı itibari ile (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 30/12/2025 ... Başkan ... e-imzalı ... Üye ... e-imzalı ... Üye ... e-imzalı ... Katip ... e-imzalı Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.