T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1027 KARAR NO : 2025/1861 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 22.03.2022 NUMARASI : 2021/220 Esas - 2022/283 Karar DAVA: Tazminat (Bayilik sözleşmesinden kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair veri…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1027 KARAR NO : 2025/1861 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 22.03.2022 NUMARASI : 2021/220 Esas - 2022/283 Karar DAVA: Tazminat (Bayilik sözleşmesinden kaynaklı) Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 30.05.2013 tarihinde onaylanan sözleşme ile davalı şirketin Gaziemir bayisi olduğunu, müvekkilinin işlerinin artması ile davalı şirketin politika değişikliğine gittiğini, müvekkilinin 2014 yılında sadece ... ile olan anlaşmasından 64.971,61 TL kar elde ettiğini, davalının ise müvekkilinin yetkilerini sınırlayarak ve yakın çevresine başka bayiler vererek müvekkilinin zararına işlemlere başladığını, davalının kötü niyetli tutumu karşısında müvekkilinin öncelikle ... İletişim Merkezi olarak unvan değişikliği teklif ettiğini, ancak davalının müvekkilini oyaladığını, davalının ilk aşamada müvekkiline 300 metre çap içinde başka bayilik verilmeyeceğine söz vermesine rağmen bu taahhüdünü ihlal ettiğini, bu nedenle müvekkilinin karının 2015 yılında 39.805,04 TL'sına, 2016 yılında ise 33.822,08 TL'sına düştüğünü 2016 yılında davacının dükkanının yanına iletişim merkezi açıldığını, bu bayiliğin açılmasından kısa bir süre sonra ise davalının tüzüğünde iki bayi arasındaki mesafenin 300 metreden az olamayacağına ilişkin hüküm konduğunu, davalının başka iletişim merkezini müvekkilinin bulunduğu bölgeye taşıyabilmek için müvekkiline karşı hukuka ve ticari ahlaka aykırı bir davranışlar sergilediğini, müvekkilinin bayiliği esnasında iş potansiyelinin fark edilmesi ile müvekkilinin zarar etmesi pahasına bu iş potansiyelinin davalı tarafından ele geçirilmeye çalışıldığını, müvekkilinin karının 2017 yılında 11.842,85 TL'sına düştüğünü ve bu baskılara daha fazla dayanamayan müvekkilinin 2018 yılında iş yerini kapatmak zorunda kaldığını, müvekkilinin iki yıl boyunca dükkanının yanına açılan bayiliğin kendisine verilmesini istemesine rağmen bu talebinin yerine getirilmediğini, iş yerinin kapatılması ile müvekkilinin ticari hayatının kötüleştiğini ve 2019 yılı Nisan ayında müvekkilinin ticaret hayatını sonlandırdığını, davalının kendi menfaatleri için ticari gücünü kullanarak küçük bir işletmeyi, hukuka ve hakkaniyete aykırı davranarak batırdığını ileri sürerek, şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığından, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacıya herhangi bir taahhütte bulunulmadığını, davacının esas itibariyle dava dışı ... Dağıtım Merkezi ile bir sözleşme imzaladığını, bu sözleşme ile yetkili ... satış noktası olarak çalıştığını, davacının sözleşme ilişki kurduğu ... Teknoloji Şirketinin, davacıyla olan sözleşmeyi 30.03.2018 tarihli ihtarname ile feshettiğini, müvekkilinin kusuru bulunmadığı gibi iddia edilen kusur ile zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dosyada, davalı vekili tarafından husumet itirazında bulunulmuş olup, tüm dava şartlarının mevcut olduğu kabulüyle yargılamaya devam olunmuş, dosya, sözleşme yorum denetim uzmanı, elektronik haberleşme uzmanı ile mali müşavir bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 13.10.2021 tarihli rapora göre, davalının Dağıtım Ağı Tablosu tetkik edildiğinde, davalıya, doğrudan distribütörlerin bağlı olduğu, yani davalı firmanın, doğrudan kendine bağlı distribütörlerle irtibat halinde olduğu, distribütöre bağlı iki temel merkez bulunduğu bunların, ... İletişim Merkezi (TİM) ile ... Dağıtım Merkezi (...) olduğu, alt bayilerin ise ... Dağıtım Merkezine bağlı veya onun bünyesinde hareket ettikleri, davacının, alt bayi olduğu, davacının alt bayi olduğu veya faaliyetini sürdürdüğü yere yakın konuma ... İletişim Merkezi (TİM) açıldığı, davacının alt bayi olarak ... İletişim Merkezi ile herhangi bir irtibatının olmadığı ve de bunların nitelik olarak farklı örgütlenmeler içinde olduğu, tarafların ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu ve kendileri adına delil teşkil ettiği, tarafların ticari defter ve kayıtlarında herhangi bir ticari ilişkiye rastlanılmadığı, davacı taraf her ne kadar davalı şirketle 30.05.2013 tarihinde resmi olarak onaylanan alt bayi sözleşmesi yaptığını belirtmiş ise de, dava dilekçesi ekinde bahsettiği bu sözleşmeyi sunmadığı, yetkisizlik kararı veren mahkemece 11.11.2020 tarihli celsede davacının davasının dayanağını oluşturan sözleşmelerin ibrazı için süre verildiği, bunun üzerine davacı tarafın 02.10.2020 tarihli dilekçesi ile bahse konu sözleşmeleri sunduğunun belirtildiği, sunulan sözleşmelerden birinin 'Genel Satıcı Sözleşmesi' başlıklı sözleşme olduğu ve matbu bir sözleşme olduğu, sözleşmede imza bulunmadığı, matbu evrakta sözleşmenin bir tarafının ... Finansman A.Ş. olduğu, diğer tarafının ise 'satıcı' olarak belirtildiği ancak isim veya unvan ver almadığı, sözleşmenin her bir sayfasında satıcı sıfatıyla ... İletişim ... kaşesi bulunmakla birlikte, kaşe altında imza bulunmadığı, davacı tarafın sunduğu diğer sözleşmenin 'Alacağın Devri Sözleşmesi' başlıklı sözleşme olduğu, devreden kısmının boş olduğu, devralan kısmında ise ... Finansman A.Ş. unvanının, muhatap kısmında da ... İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin yer aldığı, bu sözleşmenin de matbu bir sözleşme olduğu, bu sözleşmede de satıcı sıfatıyla ... İletişim ... kaşesi olmakla birlikte sözleşme metninde herhangi bir imza bulunmadığı, davacı tarafından sunulan ve tazminat talebinin dayanağı olarak gösterilen bahse konu sözleşmelerin matbu ve imzasız sözleşmeler olduğu, ayrıca sözleşmede yer alan karşı tarafların, huzurdaki davada davalı olarak gösterilen ... A.Ş. olmadığı, davacıyla davalı arasında doğrudan doğruya ve taraf imzalarını taşıyan bir sözleşmeye rastlanılmadığı, sunulan yetki belgesine göre davacının ... yetkili satış noktası olmaya hak kazandığı anlaşılmakta ise de, davalı tarafından kendisine verildiği ileri sürülen taahhütleri ve bu taahhütlerin ihlalini destekler bir belgeye, kanıta dosyada rastlanılmadığı, TMK 6. maddesi hükmüne göre davacının ileri sürdüğü iddiaları ve zararını ispat etmesi gerektiği, davacının sözleşmesel ilişkiyi ve doğduğunu ileri sürdüğü zararları ispata yönelik delilleri sunmamış olduğu, belirtilen nedenlerle herhangi bir tazminat hesabı da yapılamadığı rapor edilmiş olup, davacı tarafın rapora karşı itirazlarının değerlendirilmesi amacıyla aynı bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış, sunulan ek rapora göre, bilirkişilerin ek rapordaki görüş ve düşüncelerinin, kök rapordaki görüş ve düşünceleri ile aynı olduğu görülmüş, bilirkişi kök ve ek raporlarının denetime elverişli, gerekçeli ve hükme esas alınabilir nitelikte olması sebebiyle yeniden rapor alınması cihetine gidilmeyerek, her ne kadar davacı ... yetkili satış noktası olmaya hak kazanmış ise de, davalı tarafından kendisine verildiği ileri sürülen taahhütleri ve bu taahhütlerin ihlalini destekler bir belgenin bulunmadığı, TMK 6. maddesi hükmüne göre davacının ileri sürdüğü iddiaları ve zararını ispat etmesi gerektiği, davacının sözleşmesel ilişkiyi ve doğduğunu ileri sürdüğü zararları ispat edemediği..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 30.05.2013 tarihli sözleşme ile 00000.... bayi kodu ile ... İletişim adı altında ... alt bayisi olarak iş yeri açtığını, ancak davalının zamanla müvekkilinin yetkilerini sınırladığını, müvekkilinin zararı gözetilmeksizin yakın yerlere başka bayiler açmaya başladığını, davalının üstün konumunu kullanarak ve tek taraflı sözleşmedeki haklarına güvenerek hakkaniyete aykırı şekilde davacının zararına davrandığını, müvekkilinin bu durumu fark ederek unvan değişikliği teklifinde bulunarak ... İletişim Merkezi olarak çalışma isteğinin kabul edilmediğini, ayrıca sözleşmeyi imzalayan davalının temsilcisinin 300 metre çap içerisinde başka bayii açılmayacağı şeklindeki ticari taahhüdünün de ihlal edildiğini, davalının 2016 yılında müvekkilinin bir dükkan yanına daha fazla yetki ve işlem hakkı olan TİM açarak davacının ticari hayatının son bulması için elinden geleni yaptığını, bu izinden iki ay sonra davalının iç tüzüğüne bayiler arası mesafenin en az 300 metre olacağınına ilişkin değişiklik yapıldığını, müvekkilinin ticari hayattaki potansiyelinin fark edilerek bundan faydalanmaya çalışan davalının eylemleri ile 2018 yılında müvekkilinin bayilik ilişkisini sona erdirdiğini, Mahkemenin gerekçesinde sözleşme bulunduğu ancak davalının verilen taahhütler konusunda ispat yükünü yerine getirmediğinin kabul edildiğini, müvekkilinin sözleşmelerde kaşe kullandığını, kaşenin ticari uygulamada imza yerine geçtiğini, kaşenin basılması ile belgenin imzalandığının kabulü gerekeceğini, TBK'nın 15. maddesinde de imzanın başka bir aletle atılabileceğinin kabul edildiğini, müvekkilinin ticari hayatta kabul görmüş olan kendisine ait kaşe ile imzasını el yazısı dışındaki bir araç vasıtasıyla attığını, sözleşmenin genel işlem koşulu içeren matbu bir sözleşme olduğunu, bu nedenle zayıf olanın korunması gerektiğini. Taraflar arasındaki güç dengesinin gözetilerek ticari teamüllerin göz önünde tutarak değerlendirme yapılmasının hukuka uygun olacağını, mahkemece matbu sözleşmelerin bu şekilde değerlendirilmeden davalının hukuka aykırı davranışlarının görmezden gelindiğini, ticari hayattaki zayıf olanın korunması ilkesinin gereklerine göre, taraflar arasındaki sosyal ve güç dengesini gözeterek bir değerlendirme yapıldığında, müvekkilinin kaşe kullanmasının ticari hayatta uygulamasının olağan ve kabul edilmiş bir durum olduğunu, davacıya verilen ... numaralı Bayi Kodunun direkt ...'e bağlı bir bayi kodu olması, davacının davalı tarafın hatlarını satması, ... işlem ekranında davalı tarafından davacıya direkt yetki verilmesi, davalıya ait hatların aktivasyonlarının direkt bu yetki ile davacı tarafından yapılması, davalının Dağıtım Merkezlerine bağlı olan bayilerin aktivasyon işlemlerinin dağıtım merkezi tarafından gerçekleştirilirken, davacı ile davalı arasındaki bayiilik sözleşmesi nedeniyle davacı ...'in kendi ekranından işlemleri bizzat yapıyor olması taraflar arasında sözleşmeye dayalı ticari ilişkinin varlığının gösterdiğini, bu nedenle mahkemenin bu açıklamaları ve ticari hayattaki teamülleri dikkate almaksızın, ticaret hukukunda zayıf olanın korunması ilkesi gereği taraflar arasındaki sosyal ve güç dengesini gözetmeksizin bir karar vermesi gerekirken, davalının lehine karar verildiğini,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, taraflar arasındaki düzenlenen bayilik sözleşmesinin davalının kusurlu eylemleri nedeniyle sonlandırılmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi kapsamında müvekkilinin bayi olarak çalışmaya başladığını, davalının başta sözleşmeye uygun hareket etmesine rağmen daha sonra sözleşmeye aykırı davranarak bu bölgede çok sayıda bayi açarak kendisinin zararına faaliyetlerde bulunduğunu, davalının ticari üstünlüğünü ve tek taraflı sözleşme haklarına güvenerek hakkaniyete aykırı bir şekilde davacıyı zarara uğrattığını, davacının sözleşmede bulunan yetkilerinin sınırlandırıldığını, sözleşme imzalanırken verilen 300 metre çap içerisinde başka bayi açılmayacağı taahhüdüne aykırı hareket edildiğini, davacının TİM olarak çalışma talebinin dikkate alınmayarak bir başka bayinin davacının yakınında TİM statüsüne getirildiğini, davacının, davalının bu tutumu sebebiyle işyerini kapamak zorunda kaldığını ve ticari ilişkilerinin kötüye gitmesi sebebiyle daha sonrasında ticari hayatını sonlandırdığını, tüm bu zararların, davacının bulunduğu bölgede başka bayiler açılmasına izin veren ...’in sebep olduğunu ileri sürerek, tazminat talebinde bulunmuştur.Davalı ise şirket çalışma şemasına göre davalının ... Dağıtım Merkezi altında yer alan bayi olduğunu, sözleşmenin davacı ile ... Ana bayisi ... Teknoloji Sanayi Ticaret A.Ş. arasında imzalandığını, ancak davacının sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle Marmaris 2. Noterliğinin 30.03.2018 tarihli ihtarı ile sözleşmenin feshedildiğini belirterek, davanın reddi istemiştir.İlk derece mahkemesince bilirkişi raporu alınmıştır. Davacı, davalı ile doğrudan düzenlediği bir sözleşmeyi dosyaya sunmamıştır. Dosya içerisinde bulunan ... Dağıtım Merkezi Tarafından verilen 30.05.2013 tarihli yazıda davacının ... İletişim Hizmetleri AŞ tarafından bayilik kodu verildiği, ... Dağıtım AŞ- ... Dağıtım Merkezi olarak alt bayi şeklinde çalıştığı belirtilmiştir. Davalının cevap dilekçesi ekindeki teşkilat şemasına göre davalı şirketin alt kademesinde distribütörler bulunduğu, bu distribütörlerin altında ... İletişim Merkezi (TİM) ile ... Dağıtım Merkezi (...) olduğu, alt bayilerin ise ... Dağıtım Merkezine bağlı veya onun bünyesinde hareket ettikleri, davacının da ...'nin alt bayisi olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında doğrudan bir sözleşme ilişkisi bulunmamakla birlikte, davacının, davalı şirketin ... alt bayisi ile bir sözleşme ilişkisi bulunduğu ve bu sözleşme ilişkisi altında davacının, davalı şirket adına alt bayilik (YTSN) olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece taraflar arasında bir bayilik ilişkisinin bulunduğunun kabul edilmesi yerindedir. Bayilik sözleşmesinin geçerliliği için yazılı bir sözleşme yapılması şartı bulunmamaktadır. Buradaki şekil ispat şartı olup, bayilik sözleşmesinde bir hüküm bulunduğunu ileri süren taraf, yazılı sözleşme ibraz etmemesi halinde, sözleşmenin dayanılan hükmünün varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Davacı yukarıda belirtildiği üzere, davalı şirketin bir takım taahhütlerine uymadığını ve sözleşmenin davalının eylemleri nedeniyle sonlandırıldığını belirterek tazminat talebinde bulunmuştur. Bu nedenle davacı, davalının yukarıda belirtilen eylemlerinin bulunduğunu ve sözleşmeye aykırı kusurlu eylemleri ile davacıya zarar verdiğini kanıtlanmalıdır. İstinaf başvurusunda da bu davanın haksız fiilden kaynaklanmadığı, bayilik sözleşmesinden kaynaklandığı belirtilmiştir. İlk derece mahkemesince belirlendiği üzere 30.05.2013 tarihinde başlayan bayilik ilişkisi, davalı ile yapılan bir sözleşmeden kaynaklanmamıştır. Davacı tarafından sunulan ve tarafların imzasını taşımayan bir adet sözleşmenin Genel Satıcı Sözleşmesi başlıklı matbu bir sözleşme olduğu ve bu sözleşmede imza bulunmadığı, sadece davacını kaşesinin bulunduğu, matbu sözleşmenin başında bir tarafının ... Finansman A.Ş, diğer tarafının ise “satıcı” olarak belirtildiği görülmüştür. Sunulan ikinci sözleşmenin ise “Alacağın Devri Sözleşmesi” başlıklı olduğu, sözleşmenin devreden kısmının boş olduğu, devralan kısmında ise ... Finansman A.Ş. unvanının, muhatap kısmında ise ... İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin yer aldığı, bu sözleşmenin de matbu bir sözleşme olduğu, bu sözleşmede de satıcı sıfatıyla ... İletişim ... kaşesi olmakla birlikte sözleşme metninde herhangi bir imza bulunmadığı, davacı tarafından sunulan ve tazminat talebinin dayanağı olarak gösterilen bahse konu sözleşmelerin matbu ve imzasız sözleşmeler olduğu, bu sözleşmelerdeki tarafın da davalı ... A.Ş. olmadığı, davacıyla davalı arasında imzalanmış bir sözleşme bulunmadığı anlaşılmaktadır.Yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte taraflar arasında bir bayilik ilişkisinin kurulduğu görülmektedir. Davacı, sözleşmede imza bulunmamasına rağmen, bu sözleşmelere atılan kaşelerin TBK'nın 15/2.maddesine göre imza niteliğinde olduğunu ve bu konuda örf bulunduğunu ileri sürmüştür. Öncelikle bu konuda bir örf ve adet bulunduğu ve çok sayıda imza atıldığı davacı tarafından usulüne uygun şekilde kanıtlanmamıştır. Tek bir belge olarak düzenlenen sözleşmeye davacı tarafından dahi imza atılmamış olması bu sözleşmenin taraflar arasında imzalanmadığını kanıtlamaktadır. Kaldı ki yukarıdaki madde uyarınca imzanın borç altına giren kişinin el yazısı ile atılması gerekmektedir. Davacının kaşesini TBK'nın 15/2. maddesine göre imza olarak kabul edilmesi durumunda dahi, davalıyı borç altına sokacak bir imza bulunmadığından bu sözleşmenin esas alınarak hak talep edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle imzalanmamış bir sözleşmedeki genel işlem koşullarının değerledirilmesi mümkün olmadığı gibi, tacir olan davacının imzaladığı sözleşmede genel işlem koşulları bulunduğunu ileri sürmesi yerinde görülmemiştir. Yazılı bir sözleşme olmaksızın bayilik ilişkisinin kurularak yürütüldüğü açık olduğundan, ibraz edilen ve sadece davacının kaşesini taşıyan sözleşme dikkate alınamayacaktır. Bu durumda özellikle davacının dükkanının yakınına davalı tarafından TİM açılması ve davacıya sözleşme sırasında belli bir yakınlıkta herhangi bir ... noktası açılmayacağı hususunda sözleşme yapıldığının davacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Diğer yandan dava dilekçesinin ikinci sayfasında davacının dükkanının yanındaki TİM'nin 2016 yılında açıldığı ve davacının iki yıl süre ile TİM açılması hususunda talepte bulunmasına rağmen bu talebin kabul edilmediğini ileri sürmüştür. Davacı soyut olarak bu beyanları ileri sürmekle birlikte özellikle davalının sözleşme ile belli yakınlıkta bayilik açılmayacağına ilişkin davacıya taahhütte bulunulduğu kanıtlanmamıştır. Sözleşmede davacının belli bir bölgede münhasıran bayilik faaliyeti yürütebileceğine ilişkin bir hüküm bulunduğu hususu davacı tarafından kanıtlanmamıştır. Bu nedenle münhasırlık yetkisi içermeyen sözleşme kapsamında davalının, iş hacmine göre başka bayilikler tesis etmiş olması dürüstlük kuralını ihlal eder nitelikte değildir. Davacı, davalının kusurlu bir eylemi ile sözleşmenin sona erdirildiğini ve zarara uğradığını kanıtlamakla yükümlüdür. Somut bir delil olmadan soyut beyanlarla davalının, sözleşmeye aykırı davrandığı ve davacıyı zarara uğrattığının kabul edilmesinin mümkün olmayıp, mahkemece davanın reddine karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 27.11.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.