T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/423 Esas KARAR NO : 2025/1947 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2020/983 Esas- 2022/919 Karar TARİH: 15/11/2022 DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat) KARAR TARİHİ: 20/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş ol…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/423 Esas KARAR NO : 2025/1947 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2020/983 Esas- 2022/919 Karar TARİH: 15/11/2022 DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat) KARAR TARİHİ: 20/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, ... Oto. San. ve Tic. Ltd. Şti.'den ... plakalı 2013 model ... ... cinsi,117 tipli aracı Bakırköy 56. Noterliğinin ... yevmiye numaralı araç satış sözleşmesi ile 189.000,00TL bedelle 26/06/2020 tarihinde aldığını, araç alınmadan önce 26/06/2020 tarihinde davalı ekspertiz şirketinde ekspertiz yapıldığını, müvekkilinin aracı aldıktan sonra şirketin bulunduğu Samsun iline gittiğini, aracın burada motor arızası vererek hareket etmediğini, müvekkilinin Samsun'da aracını tamire götürdüğünü, aracın motor beyninde arıza olduğu, fren vakumu ve turbo valfinin değişmesi gerektiği, benzin pompası ve kaput fırlatma modülünün değişmesi gerektiği, direksiyon kutusunda arıza olduğu, aküsünün bitik durumda olduğu, ön amortisörlerin ve krank kasnağının değişmesi gerektiğini öğrendiğini, müvekkilinin aracını kendi imkanlarıyla Samsun'da tamir ettirdiğini ve toplamda 23.336,00TL masraf yaptığını, aracın satışından sadece 8 gün sonra aracın müvekkili tarafından yaptırılmaya başlandığını, 04.07.2020-24.07.2020 tarihleri arasında yukarıda belirtmiş oldukları müvekkilinden gizlenen kusurların müvekkili tarafından yaptırıldığını, araç satışından hemen sonra bu kusurların ortaya çıkmasının, davalılardan araç satışını gerçekleştiren ... Oto. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin kusurlu olduğunun açık bir göstergesi olduğunu, müvekkilinin aracı satın almadan önce konusunda uzman ekspertize aracı muayene ettirdiğini ve ekspertiz raporu aldırdığını, ekspertiz raporundaki değerlendirmelere güvenerek aracı satın aldığını ancak aracı satın aldıktan kısa bir süre sonra araçta yukarıda belirttikleri ayıplar olduğunu öğrendiğini, bu durumda iş bu davaya konu olayda TBK'nın 223/2. maddesinin uygulanması gerektiğini, müvekkilinin araç alım satım işleri yaptığını, aracı bir an önce yaptırmak adına kusurlarını giderdiğini, ihtarnameler ile durumu davalılara bildirdiğini, araçta bulunan kusurların ekspertiz raporunda da belirtilmediğini, araçta olağan bir gözden geçirme ile tespit edilebilecek nitelikte ayıbın olmadığı, araçta ağır kusur niteliğinde ayıbın bulunduğu, Küçükçekmece Arabuluculuk Bürosu'nun 2020/271 Dosya No 2020/80336 Arabuluculuk dosya numarası kapsamında yaptıkları başvuru neticesinde anlaşmanın sağlanamadığını beyanla fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne, araç satış tarihi olan 26/06/2020'den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte araçta meydana gelen ve müvekkili tarafından yaptırılan zarar için şimdilik 100,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... Otomobil...Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava yetkili mahkemede açılmadığından, yetki itirazları bulunduklaırını, davacının, müvekkili şirketten 26.06.2020 tarihinde ... plakalı 2013 model ... ... cinsi tipli bir araç satın almış olduğunu, aracın Bakırköy 56. Noterliğinde araç satım sözleşmesiyle satılmış olduğunu, davacının aracı almadan önce ekspertiz raporu almak istediğini ve müvekkilinin de olumlu yanıt verdiğini, davacının aracı ...Araç Ekspertizlik Tic. Ltd.Şti 'ye götürerek ekspertiz incelemesinden geçirmiş olduğunu, ekspertiz raporu sonucunda davacının dilekçesinde belirttiği araç satış sözleşmesine imza atmış olduğunu, müvekkili şirket tarafından herhangi bir ayıbın gizlenmesinin söz konusu olmadığını, bu hususun davacının da kabulünde olduğunu, araca yapılan ekspertiz raporunda davacının gizli ayıp olarak nitelediği sorunların zaten var olduğunun açıkça göründüğünü, ilgili raporda aracın motor yağ kaçak durumunun kötü olduğu, motor yağının eksik olduğu ve hangi kontrollerinin yapılmadığının açıkça yazmakta olduğunu, kontrollerin yapılmasının sorumluluğunun alıcıya ait olduğunu, davacının TTK'ya göre tacir olduğunu, ekspertiz raporunda var olan ayıbı görmezden gelerek diğer kontrolleri yapmayarak sözleşmeye imza atan davacı şirketin kendi kusurunu müvekkiline haksız yere yüklemeye çalıştığını, müvekkili şirketin araç hakkında herhangi bir garanti taahhüdünün bulunmadığını, ticari hayatında ve araç satım piyasasında tanınan, güvenilen, dürüştçe çalışan, müşterilerinin haklarını korumaya çalışan bir şirket olduğunu beyanla davanın reddine, yetki itirazlarının kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Araç Ekspertizlik Ticaret Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı vekilinin dava dilekçesinin, gerçeğe aykırı ve soyut iddialar barındırmakta olduğunu, davacının iddiasına göre araç alındıktan kısa bir süre sonra (iddiaya göre 8 gün) aracın motorunun arızalanmış olduğunu, araçtaki arızanın bu sekiz gün içerisinde meydana geldiğinin ispat edilmemiş olduğunu, ayrıca, aracın ekspertizden kaç km sonra arıza yaptığının belgelendirilmemiş olduğunu, uzun yola giden bir aracın uzun süre kullanıldığının kabul edilmesi gerektiğini, müvekkili şirket tarafından hazırlanan ekspertiz raporunda, araçla ilgili bir çok kusur tespit edilmiş olduğunu, hazırlanan ekspertiz raporunda; aracın motor bölümünde kötü durumda muhtelif yağ kaçaklarının olduğunu, motor yağ seviyesinin eksik olduğunu, motor soğutma su kaçak kontrolünde hafif kaçak bulunduğunun, kayış seti ve gergi bilyalarının sorunlu olduğunun, turbo borularında oksitlenme tespit edildiğinin, aracın alt kontrollerinde ön ve arka düzenin iyi durumda olmadığının (vasat) tespit edilmiş olduğunu, yapılan tespitlerin yazılı olarak davacıya sunulmuş olduğunu, araçta bu arızaların bulunması sebebiyle, performans ve güç testi için olan dinamometre testi yapılmamış olduğunu, bu sebeple raporun sağ altındaki komponentler kısmının boş bırakılmış olduğunu, dinamometre testinin neden yapılmadığının ve komponentler kısmının neden boş bırakıldığının da davacıya anlatılmış olduğunu, araçtaki kusurların satın alındıktan sonra ve arıza çıkmadan önce davacı tarafından tamir ettirildiğine dair hiçbir bilgi bulunmadığını, araçtaki arızaları yaptırmadan aracı uzun süre kullanan davacının, ortaya çıkan zararlardan da sorumlu olması gerektiğini, TTK hükmünce basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gereken davacının, alması gereken tedbiri almamış olduğunu, aracın motorunda kötü seviyede yağ kaçağı varken aracın motor arızası vermesinin normal olduğunu, araçtaki motor arızalarının en önemli sebeplerinden birisinin yağlanma problemi olduğunu, dolayısıyla aracın motorunda meydana gelen arızanın da yağlanma kaynaklı olduğunun kuvvetle muhtemel olduğunu, müvekkili şirketin motorun yağlanmasına ilişkin problemi davacıya bildirmişken, davacı da bunu tamir etmeden aracı kullanmaya devam etmişken, ortaya çıkan zarardan dolayı müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, iddiaya göre, davacının aracı arızalandıktan sonra özel bir ticari kuruluşta aracın tamirinin yaptırılmış olduğunu, aracın tamirinin yapıldığı firmanın, resmi ve tarafsız bir bilirkişi olmadığını, bu sebeple ticari bir işletme tarafından hazırlanan faturanın, mahkemede bilirkişi raporu gibi kıymet görmesinin mümkün olmadığını, mahkemeye sunulun bu faturaya itibar etmenin mümkün olmadığını, bununla beraber, servis tarafından hazırlanan faturaya itibar edilse bile, bu faturanın sadece, aracın arızalandıktan sonra (motor arızası sonrası) ne durumda olduğuna dair fikir verebileceğini, servis tarafından hazırlanan faturanın, aracın davalı müvekkili tarafından ekspertizi yapılırken ne durumda olduğunu göstermeyeceğini, göstermesinin de mümkün olmadığını, bu noktada tespit edilmesi gereken temel şeyin, araçtaki arızanın ne olduğu ve bu arızanın neden kaynaklandığı olduğunu, aracın hangi sebeple arıza çıkardığının belirsiz olduğunu, dolayısıyla aracın ekspertiz anında ayıplı olduğunu varsaymaları için hiçbir sebep bulunmadığını, aracın, davacıdan kaynaklı sebeplerden dolayı da arızalanmış olabileceğini, davacının, arızanın hangi sebepten kaynaklandığını tespit etmeden zararının giderilmesini istemesinin mümkün olmadığını, araçta var olduğu iddia edilen arızaların bazılarına ekspertiz raporunda da yer verilmiş olduğunu, davacı vekilinin iddiasına göre aracın motoru, motor beyni, fren vakumu ve turbo valfi, benzin pompası, kaput fırlatma modülü, direksiyon kutusu, ön amörtisorleri, krank kasnağı ve aküsünün problemli olduğunu, turbo borularında oksitlenme olduğunun raporda yazılı olduğunu, alt kısımdaki ön ve arka takımların (amörtisor ve krank kasnağı) iyi olmadığının raporda yazılı olduğunu, geriye sadece fren bakımı, kaput fırlatma modülü, benzin pompası, direksiyon kutusu ve akü kalmış olduğunu, resmi bir bilirkişinin bu arızaları tespit etmemiş olduğunu, iddiaya göre aracın yaptırıldığı için araçtaki arızaların da tespitinin de mümkün olmadığını, müvekkili şirketin sorumlu tutulabilmesi için, iddia edilen arızaların ekspertiz anında da var olduğunun ispat edilmesi gerektiğini, halbuki bu arızaların, davacı uhdesinde iken de gerçekleşmiş olabileceğini, burada ispat yükümlülüğünün davacı üzerinde olduğunu, davacının, aracını tamir ettirmiş olduğunu, bu durum da araçtaki arızanın ve arızanın hangi sebeple meydana geldiğinin tespit edilmesini imkansız hale getirmiş olduğunu, bu sebeple mahkememiz tarafından atanacak bilirkişinin araç üzerinde yapacağı tespitin, yargılamaya katkı sağlamayacak olduğunu, kaldı ki iddiaya göre arızanın gerçekleştiği tarihten itibaren 6 ay geçmiş olduğunu, arıza anından 6 ay sonra yapılacak bir tespitin, aracın müvekkili tarafından ekspertizi yapıldığında ne durumda olduğunu göstermesinin mümkün olmadığını, aynı şekilde hazırlanacak bu raporun, araçtaki arızanın ne olduğunu ve arızanın neden kaynaklandığını tespit etmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin ekspertiz merkezlerinde araçların o anki durumu analiz edilip bilgi verildiğini, davaya konu olan aracın da 26.06.2020 tarihindeki durumunun ekspertiz raporunda belirtilmiş olduğunu, İkinci El Motorlu Taşıtların Ticareti Hakkında Yönetmeliğin 14. Maddesinin 5. Fıkrasında da "Ekspertiz raporunu düzenleyen kişiler, ekspertiz raporundaki bilgilerin taşıtın gerçek durumunu yansıtmamasından sorumludur" denilmiş olduğunu, yani ekspertiz raporunu hazırlayan firmanın yapacağı tek işlemin, taşıtın ekspertiz anındaki gerçek durumunu belirlemek olduğunu, bu tarihten sonra oluşacak hasar ve ayıplardan müvekkili şirketin sorumlu olmadığını, müvekkili şirketin, aracın sonradan arıza çıkarmayacağının garantisini veremeyeceğini, sadece anlık ölçüm ve analiz yaptığını, bu sebeple iddia edilen arızaların ve arızaların ekspertiz anında var olduğunun ispat edilmeden müvekkili şirketin sorumlu tutulması mümkün olmadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 15/11/2022 tarih 2020/983 Esas- 2022/919 Karar sayılı kararında;"....Dava, ayıplı olarak satıldığı iddia olunan araca yapılan masrafların aracın satın alınmış olduğu şirketten ve ekspertiz şirketten tahsili talebine ilişkindir. Davacı vekilince tanık deliline dayanılmış olduğu ve davanın ayıba ilişkin olması nedeni ile ihbar yükümlülüğünün gereğince yerine getirilip getirilmediğinin tespiti için tanık dinlenilmesi talebi kabul edilmiştir. Ne var ki dinlenilen tanık beyanlarında aracın açık olarak ayıplı olduğu veya davacı tarafça ihbar yükümlüğünün gereğince yerine getirilmiş olduğuna dair görgüye dayalı herhangi bir beyanın yer almadığı görülmüştür. Dava konusu araç üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ise de, davacı vekilinin aracın satıldığına dair beyan dilekçesi dikkate alınarak dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiştir. Davacı vekilinin aracın satıldığına dair beyanı üzerine dosya üzerinden yapılan bilimsel esaslara uygun ve gerekçeli bilirkişi ek ve asıl raporu ile aracın alım-satımı sırasında ayıplı olarak satılmadığının tespit edildiği görülmüştür. Davacı tarafın ayıp iddiasını ispatlamaya yarar usulüne uygun başkaca herhangi bir delil dosya arasında yer almamaktadır. Açıklanan bu nedenlerle ispatlanamayana davanın reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılarak aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir..."gerekçesi ile, ''AÇILAN DAVANIN REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararında aracın ayıplı olduğunun ve ihbar yükümlülüğünün yerine getirildiğinin ispatlanamadığı ve dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun dosyayı aydınlatmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, usul ve yasaya aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini;Dava dilekçesi ekinde sunmuş oldukları faturalar dikkate alındığında aracın satışından 8 gün sonra araçta ayıpların çıktığını, gizlenen ayıpların müvekkili tarafından yaptırılmaya başlanıldığını, dosyada bulunan ilk fatura tarihinin 04.07.2020 tarihi olduğunu, nitekim dosya kapsamında dinlenen tanıkların da aracın Temmuz başında kendilerine teslim edildiğini, araçtaki hasarları giderdikten sonra müvekkiline aracı Ağustos başında teslim ettiklerini belirttiğini, hayatın olağan akışına göre araç alındıktan 8 gün sonra ortaya hasar çıktığı ve bu hasarın satıcı ile ekspertiz firması tarafından belirtilmediği taktirde araç satın alındığında bu kusurların varlığının kabulü gerektiğini, nitekim davalı ekspertiz firmasının, cevap dilekçesinde "Araçların çok daha kısa süre içerisinde arızalanmasına sebebiyet verecek birçok sebep BULUNMAMAKTADIR." şeklindeki beyanıyla belirtmiş oldukları hususu doğruladığını, araçların alındıktan 8 gün içerisinde bozulmasına sebebiyet verecek birçok sebep bulunmadığı, yani satın alınan ve ekspertiz yapılan tarih itibariyle bu sebeplerin araçta var olduğu ancak gizlendiğinin davalı tarafça da açıkça ikrar edildiğini;Yerel mahkemece her ne kadar tanık beyanlarında aracın açık olarak ayıplı olduğunun görgüye dayalı bir beyanla ispat edilemediği belirtilmiş ise de, gerekçeli kararda yazılan sadece bu cümlenin dahi dosyanın Yerel mahkemece anlaşılmadığını gösterdiğini, davanın başından itibaren kendileri tarafından araçta bulunan ayıpların açık değil gizli ayıp olduğunun her dilekçede belirtildiğini, bu nedenle tanıkların da gizli ayıba ilişkin beyanda bulunmasının normal olduğunu, Yerel mahkemenin görgüye dayalı bir beyanda bulunulmadığı gerekçesinin de gülünç olduğunu, dinlenen tanıkların aracı tamir eden ve faturayı düzenleyen tanıklar olduğunu;Müvekkilinin davaya konu araçtaki açıkça belli olmayan ayıpları öğrenmek için aracı dosya kapsamında tanık sıfatıyla dinlenen ustalara Temmuz ayının başında teslim ettiğini ve araçta bulunan ayıpları Ağustos ayının başında aracı teslim aldığında öğrendiğini, satıcı tarafından kendisine bildirilmeyen ve ekspertiz raporunda yer almayan ayıpları öğrenen müvekkilinin 07.08.2022 tarihinde davalı tarafa çekmiş olduğu ihtarnameler ile bildirdiğini, ihtarnamelerin kendileri tarafından mahkemeye sunulduğunu, müvekkilinin ihbar yükümlülüğüne riayet ettiği ve davaya konu aracın ayıplı olduğunun görüldüğünü;Yerel mahkemece bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğunun iddia edildiğini, kendileri tarafından birçok hatayı barındıran bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, bilirkişi raporunda sadece ekspertiz raporu dikkate alınmış olup, aracın satın alındıktan sonra arıza yapması sebebiyle yapılmış olan onarımlara ilişkin sadece aracın yaşı ve kilometresinin neden olarak gösterildiğini, detaylı bilgiye yer verilmediğini, davaya konu aracın lüks sınıf araçlardan olan ... marka olup, ... marka bir araç için 7 yaş 196.000 km'nin de yüksek sayılamayacağının izahtan vareste olduğunu, rapordaki "aracın zaten yaşı ve kilometresi az değil bu arızalar olabilir" şeklindeki yaklaşımın da hukuk düzenince geçerliliği bulunmadığını, araçta ayıp varsa satıcı tarafından bildirilmesi gerektiğini ve ekspertiz raporunda bu hususların belirtilmesi gerektiğini, müvekkili tarafından parası ödenen ve hizmet beklenen ekspertiz türünün "Plus Ekspertiz-Full" olduğunu, bu nedenle aracın her yönüyle incelenmesi gerektiğini ve araçtaki tüm kusurların ekspertiz raporunda belirtilmesi gerektiğini;Bilirkişi raporunda, ön amortisörlerin, direksiyon kutusunun, motor beyninin, fren vakumunun, turbo valfinin arızalı olduğunun ekspertiz raporunda belirtildiği, bu nedenle müvekkilinin bu arızlardan bilgisinin olduğu yönünde değerlendirme yapıldığını, bilirkişinin yapmış olduğu hatalı değerlendirmeler tek tek incelendiğinde; ekspertiz raporunda amortisörlere ilişkin olan kısımda süspansiyon sistemi kontrolünün "iyi" olarak belirtildiğini, 23.09.2021 tarihli talimat duruşmasında dinlenen tanıkların aracın amortisörlerinin bozuk olduğunu belirttiklerini, ekspertiz raporunda amortisörlere ilişkin belirtilen kısımların iyi olması halinde değişmesi gerekmeyeceği, bu haliyle ekspertiz raporunun hatalı olduğunun görüldüğünü, bilirkişi raporunda ise amortisörlerin kötü durumda olduğunun zaten belirtilmiştir şeklinde yaklaşımının gerçeği yansıtmadığını, ekspertiz raporunda direksiyon sitemi kontrolünün "iyi" olarak belirtildiğini, aracın direksiyon kutusunun bozuk olduğunu, ekspertiz raporunda bu husus belirtilmediği halde bilirkişinin hangi gerekçeyle bu hususun ekspertiz raporunda tespit edildiğini belirttiğini anlamanın mümkün olmadığını, ekspertiz raporunda motor beynine ilişkin olarak motor elektrik donanımının "iyi(DIAG arıza kaydına rastlanmadı)" olarak belirtildiğini, ekspertiz raporunda bu hususun da yanlış olarak düzenlendiği ve bilirkişi raporunda hatalı değerlendirme yapıldığını, ekspertiz raporunda fren vakumuna ilişkin olarak fren sistemi kontrolünün "iyi" olarak belirtildiğini, ekspertiz raporunda bu hususun da yanlış olarak düzenlendiği ve bilirkişi raporunda hatalı değerlendirme yapıldığını, ekspertiz raporunda turbo valfine ilişkin olarak Turbo ve intercooler kontrolünün "yok" olarak belirtildiğini, ekspertiz raporunda bu hususun da yanlış olarak düzenlendiği ve bilirkişi raporunda hatalı değerlendirme yapıldığını;Bilirkişi raporunda araçtaki arızaların ekspertiz raporunda belirtilmiş olduğu iddia edilmişse de yukarıda belirtilen hususların ekspertiz raporunda yanlış olarak belirtildiği, aracı satan firmanın bu eksikleri müvekkiline söylemediği, müvekkilinin ekspertiz raporuna güvenerek aracı satın aldığının sabit olduğunu, kendileri tarafından yeni bir bilirkişi talebinde bulunulduğunu, Yerel mahkemece dosyanın aynı bilirkişi ek rapor için tevdi edildiğini, ek raporun dosyaya katkı sağlamayacağını, yeni bir bilirkişiden rapor alınmasının gerektiğini, nitekim bilirkişinin ek raporda da kök rapordaki iddialarını sürdürdüğünü ve aynı doğrultuda rapor düzenlediğini, ek rapora kendileri tarafından yapılan itiraz neticesinde Yerel mahkemece dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdi edilmediğini, bilirkişi raporuna yapmış oldukları itirazlar ve dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde mevcut bilirkişi raporunun dosyayı aydınlatmaya elverişli olmadığının görüldüğünü, bu nedenle Yerel mahkeme kararının kaldırılıp, dosyayı yeni bir makine mühendisi bilirkişiye tevdi edilmesini talep ettiklerini;Yerel mahkeme 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi gereğince davalılar arabuluculuk görüşmelerine mazeretsiz katılmadıkları için 1.320,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verdiğini, ilgili maddenin; "Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. " şeklinde düzenlendiğini, Mahkemece 9.200,00TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine karar verilmesinin açıkça kanuna aykırılık teşkil ettiğini beyanla Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi!nin 15.11.2022 tarihli 2020/983 E. 2022/919 K. sayılı usul ve yasaya aykırı kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, ikinci el olarak satın alınan aracın gizli ayıplı olduğundan bahisle onarım için ödenen bedelin aracın satıcısı ile ekspertiz incelemesini yapan şirketten müştereken ve müteselsilen tahsili talebine ilişkindir.Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamından; dava konusu aracın davalı ... Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından davacıya, 26/06/2020 tarihinde, 112.000 TL bedelle satılmış olduğu, davacının kendisinin de araç alım satım işi yaptığı ve aracı satmak için aldığı, yargılama devam ederken de üçüncü bir kişiye sattığı, diğer davalının aracın satımından önce davacının talebi ile ekspertiz incelemesini yapan şirket olduğu, davacı tarafından aracın satın alınmasından kısa bir süre sonra çeşitli arızaların meydana geldiği ve onarım yaptırıldığı iddia edilerek buna ilişkin 2020 yılı Temmuz ayı içerisinde düzenlenmiş faturaların sunulduğu, davacı tarafından 28/07/2020 tarihinde davalılara ihbarda bulunularak onarım bedellerinin ödenmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219. maddesine göre; bir maldaki ayıp, satıcının zikir ve vaat ettiği vasıflarda veya niteliği gereği malda bulunması gereken lüzumlu vasıflarda eksiklik olmasıdır. Aynı Kanun'un 227. maddesinde, satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcının; satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme veya imkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme seçimlik haklarından birini seçebileceği ve alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkının saklı olduğu hüküm altına alınmıştır. Somut olayda; Mahkemece dava konusu araç üzerinde keşfen bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş ise de, davacı vekilinin aracın satılmış olması sebebiyle bu ara karardan dönülmesi talebi üzerine bilirkişiye, dosya kapsamındaki delil ve belgelere göre inceleme yaptırılmış ve rapor alınmış, bilirkişi tarafından raporda, davacının sunduğu faturalara göre aracın değişen/onarılan parçaları ile ilgili olarak ekspertiz raporunda ne şekilde tespit yapıldığı açıklanmış ve ekspertiz raporunda hasarlı olduğu veya iyi durumda olmadığı belirtilmediği halde ortaya çıkan arızaların ise aracın bakımlarının zamanında yapılmamış olması sebebiyle oluşabileceği mütalaa edilmiştir. Davacı vekilinin itirazları üzerine Mahkemece bilirkişiden ek rapor alınmış ve ek raporda da aynı tespitlere yer verilmiştir. Her ne kadar davacı tarafça yeni bir bilirkişiden rapor alınması gerektiğine dair istinaf sebebi ileri sürülmüş ise de, dosyada aracın hasarlandığı tarihte tutulmuş herhangi bir tutanak, servis formu, aracın ilk trafiğe çıktığı tarihten itibaren bakımlarının yaptırılıp yaptırılmadığı, daha önce ne şekilde kullanıldığı, kazasının bulunup bulunmadığına dair bir beyan ve delil bulunmadığı gibi araç üzerinde inceleme yapılması da mümkün olmadığından yeni bir bilirkişiden rapor alınmasının dosyaya katkısının olmayacağı açıktır. Bilirkişi raporunda tespit edilenin aksine davalı tarafça, aracın tüm bakımlarının süresi içerisinde yaptırıldığı ispat edilememiştir. Aracın km'si ve yaşı dikkate alındığında ekspertiz incelemesinin yapılmasından sonraki süreçte, inceleme sırasında mevcut olmayan arızaların ortaya çıkması pekala mümkündür. Davalı satıcı tarafından aracın herhangi bir parçası için özellikle bir garanti taahhüdünde bulunulmamış, araç davacı tarafından ekspertiz incelemesi sırasında tespit edilen arızalara rağmen mevcut hali ile kabul edilmiştir. Ekspertiz raporunda iyi durumda olduğu belirtilmekle, sonradan arızalanan parçaların ise gizli ayıplı olduğu ispat edilemediğinden davacının, satım sözleşmesinin tarafı olan davalı ... Otomotiv Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nden TBK'nın 219 ve devamı maddeleri uyarınca talepte bulunması mümkün değildir. Ekspertiz incelemesini yapan davalı ...'nin ise satış sözleşmesinin tarafı olmaması sebebiyle anılan yasal düzenlemeler gereği herhangi bir sorumluluğu söz konusu değildir. Bu davalıya karşı ancak ayıplı hizmet nedeniyle başvurulması mümkün olup, davalının verdiği hizmetin ayıplı olduğu ispat edilmediğinden davanın her iki davalı yönünden de reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.Mahkemenin karar tarihinde yürürlükte bulunan 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 11. fıkrasına göre; Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Dava konusu uyuşmazlığa ilişkin arabuluculuk son tutanağına göre, davalı ...'nin mernis adresine davet mektubunun kargo aracılığı ile gönderildiği ve alıcıya teslim edildiği, buna rağmen davalının geçerli bir mazeret bildirmeksizin arabuluculuk ilk toplantısına katılmadığı, diğer davalı ... Otomotiv Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ye ise tebligat yapılamadığı anlaşıldığından Mahkemece 6325 sayılı Kanun'un 18/A-11 maddesi dikkate alınarak davalı ... lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken aksi yönde karar verilmesi isabetsiz olmuş, davacı vekilinin yalnızca bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden aynı şekilde karar verilmesi, yalnızca davalı ... Oto lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE, Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/11/2022 Tarih, 2020/983 Esas ve 2022/919 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2-Davanın Reddine, İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 454,40 TL harcın mahsubu kalan 161 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin arabuluculuk görüşmelerine katılmayan davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 23.336,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Artan gider bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 10-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,12-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 192,00 TL posta gideri toplamı olan 684,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 13-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 14-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 20/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.