İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacılar vekili dava dilekçesi ile; 02/09/2018 tarihinde, ... plaka sayılı aracın karıştığı trafik kazasında, ...…
T.C. İSTANBUL BAM 8. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2022/738 KARAR NO : 2025/1980 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 08/10/2021 NUMARASI : 2020/107 Esas - 2021/666 Karar DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasına Bağlı Ölüm Nedeniyle Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/12/2025 İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; K A R A R Davacılar vekili dava dilekçesi ile; 02/09/2018 tarihinde, ... plaka sayılı aracın karıştığı trafik kazasında, ... ..., ... ... ..., Ufuk ..., ... ... ...'ın vefat ettiklerini ve geriye mirasçıları olarak müvekkillerinin kaldığını, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın, davalı nezdinde trafik sigortalı olduğunu, kazaya ilişkin Sakara 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/178 Esas sayılı dosyasında ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan rapor ile, davalıya sigortalı araç sürücüsünün asli derecede kusurlu olduğu, müteveffaların ise kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, dava tarihinden evvel yapılan başvuru üzerine, davalı sigorta şirketi tarafından destek ... ... için 54.948,00-TL, destek ... ... ... için 57.377,00-TL, destek ... ... için 306.000,00-TL ve destek Ufuk ... için 225.709,00-TL tazminat ödemesi yapıldığını, ancak yapılan ödemenin yetersiz olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile (kısmi dava); destek ... ...'un hak sahipleri babası ... ..., annesi ... ..., destek ... ... ...'ın hak sahipleri babası ... ..., annesi ... ..., destek ... ... ...'ın hak sahipleri eşi ... ..., oğlu ... ... için, destek Ufuk ...'ın hak sahipleri için babası ... ... ve annesi ... ... için 2.000,00'er-TL olmak üzere toplam 16.000,00-TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında 11/06/2021 tarihli dilekçe ile, tazminat taleplerini davacı ... için (destek ... ... ...'ın vefatı nedeniyle 109.227,00-TL+destek ... ...'ın vefatı nedeniyle 34.389,72-TL) 143.616,00-TL'ye, davacı ... için (destek ... ... ...'ın vefatı nedeniyle 70.442,00-TL+destek ... ...'ın vefatı nedeniyle 24.675,18-TL) 95.117,00-TL'ye, destek Ufuk ...'ın vefatı nedeniyle davacı ... için 30.000,00-TL'ye, davacı ... için 66.100,00-TL'ye artırdıklarını, davalı sigorta şirketinin, müvekkillerinin zararının tamamından, dava dışı zarara sebep olanlarla birlikte müteselsilen sorumlu olduğunu bildirmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile; kazaya karışan ... plaka sayılı aracın müvekkili nezdinde trafik sigortalı olduğunu, dava tarihinden evvel yapılan başvuru üzerine davacı tarafa TRH 2010 yaşam tablosu uygulanmak ve 1,8 teknik faiz oranı ile yapılan hesaplama neticesinde tazminat ödemesi yapıldığını, yapılan ödeme ile müvekkili şirketin sorumluluğunun sona erdiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun ispatı gerektiğini, müteveffaların müterafik kusurları bulunup bulunmadığının, emniyet kemeri takıp takmadığının ve hatır taşıması bulunup bulunmadığının tespiti ve müterafik kusur ile hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, müvekkilinin, dava tarihinden evvel temerrüde düşürülmediğini ve ticari faiz istenemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 28/11/2019 tarihli rapor ile, davacıların yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü ...'nın asli, müteveffa sürücü ...'ın alt düzeyde tali, müteveffa sürücü ...'nın alt düzeyde tali, sürücü ...'ın tali derecede kusurlu olduğu, buna göre...'nın %85, diğer araç sürücülerinin ise toplamda %15 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiği, aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen 06/01/2021 tarihli asıl ve 02/04/2021 tarihli ek rapor ile davacıların zararının hesap edildiği, davalıya sigortalı araç sürücüsü ...'nın %85 kusuru oranında ve davalının poliçe limiti ile sınırlı olacağı göz önünde bulundurularak davacılar ... ... ve ... ... için açılan davanın reddine, diğer davacıların taleplerinin kısmen kabulüne karar vermek gerektiği kanaati ile; İstanbul 16. ATM 2018/969"1-) Davanın KISMEN KABULÜ, KISMEN REDDİ ile;a) Davacı ... ... yönünden; 110.364,72TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine,b) Davacı ... ... yönünden; 71.177,07TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine,c) Davacı ... ... yönünden; 23.183,80TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine,d) Davacı ... ... yönünden; 51.079,01TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine,e) Davacı ... ... yönünden tazminat talebinin REDDİNE,f) Davacı ... ... yönünden tazminat talebinin REDDİNE" karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacılar vekilinin istinaf nedenleri; müvekkillerinin murisinin kazaya karışan ... plaka sayılı araçta yolcu konumunda olduğundan, kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığı, davalının, müvekkillerinin zararının tamamından, kazaya sebep olan dava dışı kişiler ile müştereken ve müteselsilen sorumlu olmasına rağmen sadece sigortalısı olduğu araç sürücüsünün kusuru oranında tazminata hükmolunmasının hatalı olduğu, davaya konu kazada vefat eden, davacılar ... ve ... ...'un kızı ... ... ... ile davacılar ... ve ... ...'ın oğlu Ufuk ...'ın evli olduğu, bu nedenle aynı kazada vefat eden eşler yönünden, eşe pay ayrılmayacağı hususu doğru tespit edilmiş iken, vefat eden eşlerin yeniden evleneceği varsayılarak muhtemel eş ve çocuk için pay ayrılmasının, bu hali ile somut duruma göre değerlendirme yapılması gerekirken faraziye dayalı hesaplama ile davacı anne ve baba dışındakilere pay ayrılmasının hatalı olduğu, anne ve babadan birinin vefatı ile desteklikten çıkması halinde payının sağ kalan diğerine verilmesi gerekirken, destekten yoksun kalanların hepsine paylaştırılmasının hatalı olduğu, müteveffa annesi ... ... ...'ın, davacı oğlu ... ...'a 18 yaşına kadar destek olacağı yönündeki kabulün hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacı ... ... ile müteveffa ... ...'ın eğitim durumları, içlerinde bulundukları sosyal çevre göz önüne alındığında davacı ... ...'ın üniversite eğitimi alacağı, davacılar ... ... ve ... ... yönünden, dava tarihinden evvel alınan tazminatların güncellenmesindeki usul ve değerlendirmenin hatalı yapıldığı, bakiye tazminat alacağı bulunup bulunmadığının her bir davacı yönünden ayrı ayrı belirlenmesi gerektiği, teminat limitinin belirlenmesinde, kazaya karışan araçların zorunlu trafik sigortalarının poliçe limitlerinin toplamının dikkate alınması gerektiği, davalıya sigortalı aracın kamyonet olması nedeniyle hükmolunan tazminata ticari avans faize hükmolunması gerekirken yasal faize hükmolunduğu, her bir müvekkili lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri gerekirken toplam tazminat üzerinden tek vekalet ücreti ödenmesine karar verildiği, mahkeme kararının gerekçe içermediği hususlarına ilişkindir.Davalı vekilinin istinaf nedenleri; müvekkili sigorta şirketi tarafından, dava tarihinden evvel yapılan ödeme ile sorumluluğunun sona erdiği, tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak ve 1,8 teknik faiz oranı uygulanmak suretiyle yapılması gerektiği, bilirkişi tarafından hatalı hesaplama yöntemi kullanılması nedeniyle bakiye tazminat belirlendiği, kusur raporuna karşı itirazlarının dikkate alınmadığı, kusur durumunun ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınacak rapor ile belirlenmesi gerektiği, desteklerin müterafik kusuru bulup bulunmadığının tespiti ve var ise indirim yapılması gerektiği, faize ilişkin beyanlarının değerlendirmeye alınmadığı, müvekkili şirketin tazminat ödeme yükümlülüğünün belgelerin ibrazından itibaren 8 iş günü sonra doğduğu, ticari avans faizi istenemeyeceği hususlarına ilişkindir.Dava, trafik kazasına bağlı ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir.(1)Destekten yoksun kalma zararının hesabında, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış olduğu yardımın miktarı belirlenmelidir. Ölenin parasal veya bedensel destekliğinin derecesi ile bundan yoksun kalanların tazminat isteklerinin ölçüsü ya da hesaplama yöntemi konusunda, öğretide görüş birliği yoktur. Gerçek yardım miktarının yeterli delillerle ispat edilemediği durumlarda yargıç, takdir hakkını kullanarak yardım miktarını belirleyebilecektir. Bu belirlemede, destek ile destek olunan kimse arasındaki yakınlığın derecesi, aralarındaki manevi bağ, davacıların yaşları, dahil oldukları sosyal ve ekonomik çevre, yaşam standartları, cinsiyetleri gibi bakım ilişkisine ve miktarına etkili olabilecek unsurlar da göz önünde bulundurulacaktır. Hayatın olağan akışı içinde, destek sayılan kimsenin, baktığı kimselere gelirini belli paylara bölerek baktığı pek söylenemese de tazminat hesabında bir paylaştırma yapmak zorunlu hale gelmektedir.Yargıtay ilgili Dairesi ve Dairemizce; trafik kazası sonucu destek ölmeseydi hayatın olağan akışı içinde bekar ise evleneceği, evli ve çocuksuz ise en az iki çocuğunun olacağı varsayılmalıdır. Eş, çocuklar ile anne ve babanın desteklenen olduğu durumlarda destek paylarını belirlerken desteğin gelirinin bir miktarını kendisine bir miktarını eşine, bir miktarını çocuklarına, bir miktarını da anne ve babasına ayıracağı kabul edilmektedir. Eş ve çocuklar ile ana ve babaya pay verildiği durumda desteğe 2, eşe 2, çocuklar ile ana ve babaya 1’er pay verilerek bu payların desteğin tüm gelirine oranlanarak bulunacak sonuca göre destek tazminatları belirlenmelidir. Destekten çıkan çocukların payları ise eş ve desteği ile diğer çocuklara dağıtılacak ana ve babaya verilmeyecek, ana veya babadan biri destekten çıktığında çıkanın payı diğerine verilecektir.(a) Destek ... ... ... yönünden;Aktüer bilirkişi ...tarafından düzenlenen 06/01/2021 tarihli asıl ve 02/04/2021 tarihli ek bilirkişi raporlarında, destek ... ... ... yönünden tazminat hesabı yapılırken, desteğin kaza tarihinde 27 yaşında ve 2,5 yıllık evli olduğu, çocuğunun bulunmadığı, eşi ...'ın da aynı kazada vefat etmesi nedeniyle 2 yıl sonra evleneceği, evlilikten bir yıl sonra 1 çocuğunun olacağı ve takip eden 2 yıl sonra da ikinci çocuğunun olacağı ve çocukların 18 yaşında müteveffanın desteğinden çıkacağı kabul edilerek hesaplama yapıldığı, desteğin babası davacı ...'ın muhtemel bakiye ömür süresi sonrasında destekten çıkması nedeniyle ayrılan payın geriye kalan tüm destekten yararlananlara dağıtıldığı, asıl raporda muhtemel bakiye ömür sürelerinin PMF 1931 yaşam tablosuna göre belirlendiği, ek raporda ise TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlendiği, davacılar ... ve ...'e dava tarihinden evvel ödenen tazminat miktarının, hangi davacıya ne miktarda ödendiği tespit edilmeksizin güncellendiği ve güncellenen değerin de her iki davacı için hesaplanan toplam tazminat miktarından mahsup edildiği görülmüştür.Somut olayda; davacılar ... ve ...'ün desteği olan kızı ...'ın ile ...'ın eşi Ufuk, davaya konu kazada aynı anda ölmüş ve geriye destek alacaklısı olarak davacı anne ... ve davacı baba ... kalmıştır. Destek ..., kaza anında 27 yaşında olup evli ve çocuksuz olarak vefat ettiğinden, gerek yaşı gerekse çocuğunun bulunmadığı ve eşi Ufuk'un da aynı kazada ölmüş olması nedeniyle, desteğin sağ kalıp yaşaması halinde ileride yeniden evlenebileceği ve yeni evliliğinden de iki çocuğu olacağının kabul edilmesi hayatın olağan akışına uygun düşmektedir. (Bknz. Yargıtay 4. HD'nin 21/06/2021 tarihli 2021/15031 E. - 2021/3306 K. sayılı ilamında)Bu hali ile, destek ile aynı kazada vefat eden eş Ufuk'a pay ayrılmaması, desteğin, kaza tarihinden iki yıl sonra yeniden evleneceği ve iki çocuğunun olacağı varsayımı ile tazminat hesabı yapılmasında usule aykırılık yok ise de, az yukarıda açıklandığı üzere, destek olunan davacı baba ... desteklikten çıktıktan sonra sonra payının, davacı anne ...'e verilmesi gerekirken, destek alan herkese dağıtılması hatalıdır.Bu durumda mahkemece, her ne kadar davacılar vekilince asıl rapora karşı itirazda bulunulmuş ise de, davacı taraf itirazları arasında, desteğin ve destek olunanların bakiye ömür süreleri yönünden PMF 1931 yaşam tablosunun kullanılmasına yönelik bir itirazın bulunulmaması nedeniyle, davalı taraf yararına oluşan usuli kazanılmış hak göz önüne alınarak desteğin ve destekten yararlananların muhtemel bakiye ömür süreleri yönünden PMF 1931 yaşam tablosu kullanılmak suretiyle, destek ...'ın aynı kazada ölen eşi Ufuk'a pay ayrılmadan ve desteğin bir süre sonra yeniden evlenip 2 çocuğunun olabileceği varsayımı da gözetilmek suretiyle, geride kalan hak sahipleri (davacılar desteğin annesi ... ve babası ..., muhtemel yeni evliliğindeki eşi ve iki çocuğu) için kademeli olarak destek paylarının belirlenmesi, desteklikten çıkan davacı baba ...'ın payının, davacı anne ...'e verilmesi, davadan evvel destek ...'ın vefatı nedeniyle ödenen 57.377,00-TL'nin hangi davacı için ne miktarda ödeme yapıldığının taraflardan sorulması, taraflarca ödenen bedellere ilişkin mutabakata varılamaması halinde yapılan ödeme miktarının ayrıştırılabilmesi için davalı sigorta şirketi tarafından ödemeye esas alınan aktüer raporun istenilmesi ve bu suretle her bir davacıya yapılan ödemenin ayrı ayrı tespiti ile her bir davacı yönünden ayrı ayrı ödenen bedellerinin mahsup işleminin yapılması var ise bakiye tazminat miktarlarının infaza elverişli şekilde her bir davacı yönünden münferiden belirlenmesi için tazminat hesaplaması yapılmak üzere, aktüer bilirkişiden ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, payların hatalı belirlendiği rapora göre karar verilmesi doğru olmamıştır.(b) ... yönünden;Aktüer bilirkişi ...tarafından düzenlenen 06/01/2021 tarihli asıl ve 02/04/2021 tarihli ek bilirkişi raporlarında, ... yönünden tazminat hesabı yapılırken, desteğin kaza tarihinde 33 yaşında ve 2,5 yıllık evli olduğu, çocuğunun bulunmadığı, eşi ... ... 'ın da aynı kazada vefat etmesi nedeniyle 2 yıl sonra evleneceği, evlilikten bir yıl sonra 1 çocuğunun olacağı ve takip eden 2 yıl sonra da ikinci çocuğunun olacağı ve çocukların 18 yaşında müteveffanın desteğinden çıkacağı kabul edilerek hesaplama yapıldığı, desteğin babası davacı ...'in muhtemel bakiye ömür süresi sonrasında destekten çıkması nedeniyle ayrılan payın geriye kalan tüm destekten yararlananlara dağıtıldığı, asıl raporda muhtemel bakiye ömür sürelerinin PMF 1931 yaşam tablosuna göre belirlendiği, ek raporda ise TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlendiği görülmüştür.Somut olayda; davacılar ... ve ...'nın desteği olan oğlu Ufuk ile Ufuk'un eşi ..., davaya konu kazada aynı anda ölmüş ve geriye destek alacaklısı olarak davacı anne ... ve davacı baba ... kalmıştır. ..., kaza anında 33 yaşında olup evli ve çocuksuz olarak vefat ettiğinden, gerek yaşı gerekse çocuğunun bulunmadığı ve eşi ...'ın da aynı kazada ölmüş olması nedeniyle, desteğin sağ kalıp yaşaması halinde ileride yeniden evlenebileceği ve yeni evliliğinden de iki çocuğu olacağının kabul edilmesi hayatın olağan akışına uygun düşmektedir. (Bknz. Yargıtay 4. HD'nin 21/06/2021 tarihli 2021/15031 E. - 2021/3306 K. sayılı ilamında)Bu hali ile, destek ile aynı kazada vefat eden eş ...'a pay ayrılmaması, desteğin, kaza tarihinden iki yıl sonra yeniden evleneceği ve iki çocuğunun olacağı varsayımı ile tazminat hesabı yapılmasında usule aykırılık yok ise de, az yukarıda açıklandığı üzere, destek olunan davacı baba ...'in desteklikten çıktığı 11,75 yıl sonra payının, davacı anne ...'ya verilmesi gerekirken, destek alan herkese dağıtılması hatalıdır. Bu durumda mahkemece, her ne kadar davacılar vekilince asıl rapora karşı itirazda bulunulmuş ise de, davacı taraf itirazları arasında, desteğin ve destek olunanların bakiye ömür süreleri yönünden PMF 1931 yaşam tablosunun kullanılmasına yönelik bir itirazın bulunulmaması nedeniyle, davalı taraf yararına oluşan usuli kazanılmış hak göz önüne alınarak desteğin ve destekten yararlananların muhtemel bakiye ömür süreleri yönünden PMF 1931 yaşam tablosu kullanılmak suretiyle, ...'un aynı kazada ölen eşi ...'a pay ayrılmadan ve desteğin bir süre sonra yeniden evlenip 2 çocuğunun olabileceği varsayımı da gözetilmek suretiyle, geride kalan hak sahipleri (davacılar desteğin annesi ... ve babası ...'in, muhtemel yeni evliliğindeki eşi ve iki çocuğu) için kademeli olarak destek paylarının belirlenmesi, desteklikten çıkan davacı baba ...'in payının, davacı anne ...'ya verilmesi suretiyle tazminat hesaplaması yapılması için, aktüer bilirkişiden ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, payların hatalı belirlendiği rapora göre karar verilmesi doğru olmamıştır.(c) Destek ... ... yönünden;Aktüer bilirkişi ...tarafından düzenlenen 06/01/2021 tarihli asıl ve 02/04/2021 tarihli ek bilirkişi raporlarında, destek ... ... yönünden tazminat hesabı yapılırken, desteğin kaza tarihinde 32 yaşında ve bekar olduğu, bekar olması nedeniyle kazadan 2yıl sonra evleneceği, evlilikten bir yıl sonra 1 çocuğunun olacağı ve takip eden 2 yıl sonra da ikinci çocuğunun olacağı ve çocukların 18 yaşında müteveffanın desteğinden çıkacağı kabul edilerek hesaplama yapıldığı, desteğin babası davacı ...'ın muhtemel bakiye ömür süresi sonrasında destekten çıkması nedeniyle ayrılan payın geriye kalan tüm destekten yararlananlara dağıtıldığı, asıl raporda muhtemel bakiye ömür sürelerinin PMF 1931 yaşam tablosuna göre belirlendiği, ek raporda ise TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlendiği görülmüştür.Somut olayda; davacılar ... ve ...'ün desteği olan kızı ...'ün bekar ve çocuksuz olarak vefat etmiş, geriye destek alacaklısı olarak davacı anne ... ve davacı baba ... kalmış olup, az yukarıda açıklandığı üzere, destek olunan davacı baba ... desteklikten çıktıktan sonra payının, davacı anne ...'e verilmesi gerekirken, destek alan herkese dağıtılması hatalıdır.Bu durumda mahkemece, her ne kadar davacılar vekilince asıl rapora karşı itirazda bulunulmuş ise de, davacı taraf itirazları arasında, desteğin ve destek olunanların bakiye ömür süreleri yönünden PMF 1931 yaşam tablosunun kullanılmasına yönelik bir itirazın bulunulmaması nedeniyle, davalı taraf yararına oluşan usuli kazanılmış hak göz önüne alınarak desteğin ve destekten yararlananların muhtemel bakiye ömür süreleri yönünden PMF 1931 yaşam tablosu kullanılmak suretiyle, bekar olarak vefat eden destek ...'ün bir süre sonra evlenip 2 çocuğunun olabileceği varsayımı da gözetilmek suretiyle, geride kalan hak sahipleri (davacılar desteğin annesi ... ve babası ..., muhtemel evliliğindeki eşi ve iki çocuğu) için kademeli olarak destek paylarının belirlenmesi, desteklikten çıkan davacı baba ...'ın payının, davacı anne ...'e verilmesi suretiyle tazminat hesaplaması yapılması için, aktüer bilirkişiden ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, payların hatalı belirlendiği rapora göre karar verilmesi doğru olmamıştır.(d) Destek ... ... ... yönünden;Destekten yoksun kalma tazminatının hesabında aktüerya alanında uzman bilirkişiden alınacak raporda, davacının destekten yoksun kalacağı sürenin, yaşın, okuldaki eğitim durumunun, içinde yaşadığı sosyal ve ekonomik koşulların değerlendirilerek, ayrı ayrı belirlenmesi, yüksek öğrenim yapacak ise öğreniminin sona erdiği tarih, yapamayacak ise yerleşik ve kabul gören uygulamaya göre, erkek çocukları için 18 yaşın, kız çocukları için 22 yaşın, yüksek okul okuyor olması yada okuması ihtimali bulunması durumunda 25 yaşın desteğin sona ereceği yaş olarak kabulü ile hesaplama yapılması gerekmektedir. (Yargıtay HGK'nın 10/06/2015 tarih 2013/17-2343 E. - 2015/1534 K., Yargıtay 4. HD'nin 04/12/2023 tarihli 2023/44 E. - 2023/13003 K. sayılı, Yargıtay 17. HD'nin 08/12/2016 tarihli 2014/13703 E. - 2016/11361 K. sayılı ilamları)Aktüer bilirkişi ...tarafından düzenlenen 06/01/2021 tarihli asıl ve 02/04/2021 tarihli ek bilirkişi raporlarında, destek ... ... yönünden tazminat hesabı yapılırken, desteğin kaza tarihinde 36 yaşında, evli ve bir çocuklu olduğu, vefatından iki yıl sonra ikinci çocuğunun olacağı ve davacı ... ile muhtemel ikinci çocuğunun 18 yaşında müteveffanın desteğinden çıkacağı kabul edilerek hesaplama yapıldığı, desteğin babası ...'ın muhtemel bakiye ömür süresi sonrasında destekten çıkması nedeniyle ayrılan payın geriye kalan tüm destekten yararlananlara dağıtıldığı, desteğin eşi ... ... yönünden, kaza tarihinde 40 yaşında olduğundan, AYİM tablosuna göre kaza tarihindeki yaşına göre evlenme ihtimalinin %15 olduğu, 18 yaşından küçük çocuğu ... nedeniyle %5 evlenme indirimi eklenmek suretiyle hesaplanan tazminattan %20 oranında evlenme indirimi yapıldığı, asıl raporda muhtemel bakiye ömür sürelerinin PMF 1931 yaşam tablosuna göre belirlendiği, ek raporda ise TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlendiği, davacılar ... ve ...'a dava tarihinden evvel ödenen tazminat miktarının, hangi davacıya ne miktarda ödendiği tespit edilmeksizin güncellendiği ve güncellenen değerin, davalı sigorta şirketinin poliçe limitinin üzerinde olması nedeniyle davacıların bakiye tazminatları bulunmadığı kanaatinin bildirildiği görülmüştür.Somut olayda; davacı ...'ın desteği olan eşi ve davacı ...'in desteği olan annesi ...'ın evli ve bir çocuklu vefat ettiği, geriye destek alacaklısı olarak annesi ..., babası ..., davacı eşi ... ve davacı oğlu ... kalmış olup, desteğin kaza tarihindeki yaşı ve bir çocuğunun bulunması nedeniyle, ikinci çocuklarının olacağı varsayımı ile tazminat hesabı yapılmasında usule aykırılık yok ise de (Bknz. Yargıtay 4. HD'nin 22/03/2022 tarihli 2021/12254 E. - 2022/5542 K. sayılı ilamı), az yukarıda açıklandığı üzere, destek olunan baba ... desteklikten çıktıktan sonra payının, anne ...'e verilmesi, gerekirke, destek alan herkese dağıtılması, Davacı ... ...'ın dosya kapsamında, ailesinin sosyo ekonomik durumu, yaşadıkları çevre, anne ve babasının eğitim durumu gibi etkenler dikkate alındığında davacının en azından yüksek okul okuyacağı kabul edilerek destekten yoksun kalma tazminatı hesabında 25 yaşına kadar hesaplama yapılması gerekirken, 18 yaşına kadar hesaplama yapan bilirkişi raporuna göre karar verilmiş olması,Davacılar ... ve ...'e dava tarihinden evvel, davalı tarafça yapılan ödemenin ne kadarının hangi davacı için ödendiği belirlenmeksizin, tamamının güncellenmesi ve ödenen miktarın davacıların gerçek zararından mahsubu gerekirken, poliçe limitinden mahsubu ile bakiye zararları bulunmadığı kanaatine varılması hatalıdır.Bu durumda mahkemece, her ne kadar davacılar vekilince asıl rapora karşı itirazda bulunulmuş ise de, davacı taraf itirazları arasında, desteğin ve destek olunanların bakiye ömür süreleri yönünden PMF 1931 yaşam tablosunun kullanılmasına yönelik bir itirazın bulunulmaması nedeniyle, davalı taraf yararına oluşan usuli kazanılmış hak göz önüne alınarak desteğin ve destekten yararlananların muhtemel bakiye ömür süreleri yönünden PMF 1931 yaşam tablosu kullanılmak suretiyle, evli ve bir çocuklu olarak vefat eden ...'ın yaşı da göz önüne alınarak bir süre sonra 2. çocuğunun olabileceği varsayımı da gözetilmek suretiyle, geride kalan hak sahipleri (desteğin davacı eşi ..., davacı oğlu ..., annesi ... ve babası ..., muhtemel evliliğindeki ikinci çocuğu) için kademeli olarak destek paylarının belirlenmesi, desteklikten çıkan baba ...'ın payının, anne ...'e verilmesi, davacı ...'in en azından yüksek okul okuyacağı gözetilerek destek süresinin 25 yaşına kadar belirlenmesi suretiyle tazminat hesaplaması yapılması, akabinde, hangi davacıya ne miktarda ödeme yapıldığının taraflardan sorulması, taraflar arasında ödenen miktar hususunda mutabakata varılmaması halinde ödenen miktarının her davacı için ayrı ayrı tespiti için davalı sigorta şirketinden, davacılara ödeme yapılmasına esas aktüer raporun istenilmesi, bu hali ile davacılara ödenen tazminat miktarları ayrıştırıldıktan sonra ayrı ayrı güncellenmesi, güncellenen bedellerin davacıların hak ettiği gerçek zarar miktarından indirilmesi, bu suretle bakiye zararları bulunup bulunmadığının ve bakiye zararın poliçe limiti dahilinde olup olmadığı yönünde tazminat hesaplaması yapılması için aktüer bilirkişiden ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, payların hatalı belirlendiği rapora göre karar verilmesi doğru olmamıştır.(2) 6098 sayılı TBK’nun 61’inci maddesinde; “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.”, 163 üncü maddesinde ise “Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder.” şeklinde düzenleme bulunmaktadır. Yasal düzenlemeler gereğince zarar gören davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı tek bir dava ile de talep edebilir. 2918 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinin birinci fıkrasında bir motorlu aracın katıldığı kazada üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa bunların müteselsil olarak sorumlu tutulacağı düzenlemesine yer verilmiş olup, trafik kazasında zarara uğrayan kişiye karşı kazaya kusuruyla karışan tüm araç ilgililerinin zararın tamamından müteselsil sorumlu olması ilkesi benimsenmiştir. Anılan müteselsil sorumluluk, kanundan ... bir müteselsil sorumluluk olup ancak hak sahibinin talebi halinde zarar sorumlularının kusur oranlarına göre sorumlulukları gündeme gelebilecektir.Dosya kapsamında yer alan, davaya konu kazaya ilişkin ceza yargılamasında alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi'nin 28/11/2019 tarihli 2019/11835/14764 sayılı raporda; kazanın meydana gelmesinde davacıların desteklerinin yolcu olarak bulunduğu, davalı şirkete sigortalı ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'nın direksiyon hakimiyetini kaybederek sol ön kısımlarıyla orta refüje bordür taşına çarpmak suretiyle bölünmüş yolun karşı yön bölümüne devrilerek girmesi, bölünmüş yolun karşı yön kesiminden gelmekte olan sürücü ... idaresindeki motosiklet ve ... idaresindeki motosikletin kamyonete çarpması, yine bu motosikletlerin gerisinden gelen ... idaresindeki motosikletin de kamyonete çarpmamak amacıyla manevra yaptığında yol dışı kalarak devrilmesi sonucu ölümlü ve yaralamalı kazaların meydana geldiği, sürücü ...'nın yola gereken düzeyde dikkatini vermediği, seyrini kendi istikametine ait yol bölümünde kalacak şekilde sürdürmeye yeterli özeni göstermediği, mevcut hali ile olay yerine geldiğinde ise sevk-idare hatası neticesi aracının direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı yön bölümüne devrilmekle karşı yönden gelen motosikletlilerin seyir istikametini kapatarak davaya konu kazalara sebebiyet verdiği olayda asli derecede kusurlu olduğu, motosiklet sürücüsü ...'ın bölünmüş yol üzerinde seyir halinde iken hızını mahal şartlarına göre ayarlamadığı ve olay mahalline geldiğinde bölünmüş yolun karşı yön istikametinden gelerek devrilen kamyonet nedeniyle manevra yaptığında hızının da etkisi ile yol dışı kaldığı, kendisinden öndeki motosikletlerle kamyonetin çarpması sonucu meydana gelen ölümlü olaylarda ise ilgisi bulunmadığı, kendi yaralanmasına ilişkin olayda alt düzeyde tali derecede kusurlu olduğu, motosiklet sürücüsü ...'ın bölünmüş yol üzerinde seyir halinde iken hızını mahal şartlarına göre ayarlamadığı ve olay mahalline geldiğinde bölünmüş yolun karşı yön istikametinden gelerek devrilen kamyonete mevcut yüksek hızıyla çarptığı olayda kendi karıştığı kaza nedeniyle alt düzeyde tali derecede kusurlu olduğu, motosiklet sürücüsü ...'nın bölünmüş yol üzerinde seyir halinde iken hızını mahal şartlarına göre ayarlamadığı ve olay mahalline geldiğinde bölünmüş yolun karşı yön istikametinden gelerek devrilen kamyonete mevcut yüksek hızıyla çarptığı olayda kendi karıştığı kaza nedeniyle alt düzeyde tali derecede kusurlu olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiş, mahkemece başkaca kusur incelemesi yaptırılmamış, davacıların tazminat hesabına yapan aktüer bilirkişi tarafından, mevcut ATK raporu göz önüne alınarak davalıya sigortalı araç sürücüsünün 585, diğer motosiklet sürücülerinin ise toplamda %15 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiş, 02/04/2021 tarihli ek aktürer bilirkişi raporunda, davalıya sigortalı araç sürücüsünün %85 oranında kusurlu olması ve davalı sigorta şirketinin davacıların zararının tamamından sorumlu olmasına göre ayrı ayrı hesaplama yapıldığı, davacılar vekili tarafından,, davalı sigorta şirketinin zararın tamamından sorumlu olduğu miktarlar üzerinden tazminat taleplerinin artırıldığı, ilk derece mahkemesince ise, davalıya sigortalı araç sürücüsünün %85 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek karar verildiği anlaşılmıştır.Somut olayda; davacı tarafça dava dilekçesi ile müteselsil sorumluluktan vazgeçilmediği, aksine yargılama aşamasında müvekkillerinin desteklerinin araçta yolcu olmaları nedeniyle kusurları bulunmadığı ve davalı sigorta şirketinin müteselsil sorumlu olduğunu beyan ettiği ve müteselsil sorumluluk gereği müvekkillerinin zararının tamamından sorumlu tutulmasını talep ettiği göz önüne alınarak kusur indirimi yapılmaksızın davalı sigorta şirketinin sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, davalıya sigortalı araç sürücüsünün %85 oranında kusurlu olduğu gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, davacılar vekilinin bu hususa yönelik istinaf talebi yerindedir.Bundan ayrı, ATK Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen rapor, kaza tespit tutanağının içeriği ve kazanın oluş şekli göz önüne alındığında, davacıların desteklerinin yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün, direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı şeride geçtiği ve devrildiği, sonrasında aracın devrildiği şeritte, kendi istikametinde seyir halinde olan iki motosikletin devrilen araca çarptıkları, bir motosikletin ise devrilen araca çarpmamak için manevra yaptığı esnada yoldan çıktığı, dolayısıyla birden fazla kaza meydana geldiği ve davacıların desteklerinin ölümüne neden olan kazanın meydana gelmesinde, davalıya sigortalı araç sürücüsü ...'nın tamamen kusurlu olduğu, motosiklet sürücülerinin ölümlü kazaya ilişkin kusurlarının bulunmadığı, raporda atfedilen alt derecede tali kusurun kendi yaralanmalarına neden olan kazalara ilişkin olduğu göz ardı edilerek ve konusunda uzman olmayan aktüer bilirkişi tarafından belirlenen kusur oranına göre karar verilmesi de hatalıdır. (3) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52 nci maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 78 inci ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 150 nci maddesi uyarınca emniyet kemeri takılması zorunluluğu bulunan araçlardan biri de kamyonettir.Davacılar desteklerinin, emniyet kemeri takmaması nedeniyle zararın artmasında katkılarının bulunduğuna yönelik davalı taraf savunması hakkında, ilk derece mahkemesince herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.Somut olayda; her ne kadar kaza tespit tutanağında, desteklerin emniyet kemeri takıp takmadıklarına ilişkin olarak herhangi bir bilgiye yer verilmemiş ise de, krokide, davacı desteklerinin aracın dışında yatar vaziyette işaretlendikleri, bu durumda araçtan fırladıkları, aynı zamanda, davaya konu kazaya ilişkin olarak Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/178 Esas sayılı dosyasının yapılan yargılaması sırasında 28/06/2019 tarihli celsede, davacıların desteklerinin yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsü ...'nın alınan savunmasında, araçtakilerin emniyet kemerinin takılı olmadığını beyan ettiği görülmüştür. Buna göre; desteklerin emniyet kemeri takmaması nedeniyle zararın artmasında katkılarının bulunduğu gözetilerek, yukarıda (1) numaralı bentte açıklandığı üzere davacıların gerçek zararlarının belirlenmesi, gerçek zarar miktarı üzerinden TBK’nın 52 nci maddesi gereğince Dairemizin ve Yargıtay ilgili Dairesinin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması, akabinde dava tarihinden önce yapılan ödemelerin güncellenmek suretiyle mahsubu ile davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken, davalı tarafın müterafik kusur indirimine ilişkin savunması üzerinde durulmaması doğru görülmemiştir.(4) Davalı sigorta şirketi, davacıların desteklerinin yolcu olarak bulunduğu, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın trafik sigortacısıdır. 2918 sayılı KTK'nın 99/1. maddesi ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B.2. maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta olup bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Somut uyuşmazlıkta, davalı sigorta şirketi tarafından dava tarihinden evvel 17/5/2019 tarihinde davacılara, destek zararlarına binaen kısmi ödeme yapıldığı anlaşıldığından mahkemece, davalı sigorta şirketinin kısmi ödeme tarihinde temerrüde düştüğünün kabul edilmesi gerekirken kaza tarihinden itibaren faizle sorumlu tutulması doğru olmamıştır.(5) Davalı tarafça sunulan hasar dosyasının incelenmesinde; davacılar tarafından, davaya konu trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma talebi ile davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı, davalı tarafça hasar dosyasının açıldığı, davacılar vekili tarafından destek ... ...'un ölümü nedeniyle yapılan 54.948,00-TL, ...'ın ölümü nedeniyle yapılan 225.709,00-TL, destek ... ... ...'ın ölümü nedeniyle yapılan 57.377,00-TL ödeme nedeniyle ibranamelerin imzalandığı, anılan ibranameneler gereği davalı tarafça, davacılara kısmi ödeme yapıldığı, eldeki dava ile, davacılar vekilince ödemelerin yetersiz olduğu gerekçesi ile bakiye tazminat talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.2918 sayılı KTK’nun 111 inci maddesinin 2 nci fıkrasında; "Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir." hükmü mevcut olup, huzurdaki dava 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.Somut olayda; aktüer bilirkişi asıl ve ek raporlarında, KTK’nın 111 inci maddesi uyarınca yetersiz ödeme olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılmadan, rapor tarihindeki verilere göre yapılan tazminat hesabından, kısmi ödemelerin güncelleştirilmiş hali mahsup edilmek suretiyle belirlenen bakiye tazminat miktarına hükmolunması hatalıdır. Eksik inceleme ile karar verilemez.Bu durumda mahkemece, öncelikle destek ... ... ...'ın vefatı nedeniyle yapılan ödemeye ilişkin olarak herhangi bir ibraname imzalanıp imzalanmadığının tespiti ile var ise ibranamenin dosya arasına celbedilmesi, akabinde ibraname düzenlenen ödemeler yönünden, yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan varsayımsal paylar göz önünde bulundurularak ve ödeme tarihindeki veriler esas alınarak ve müterafik kusurları da göz önünde bulundurularak tazminat hesabı yapılmalı, ödenmesi gereken miktarla ödenen miktar arasında 2918 sayılı KTK’nın 111/2. maddesinde belirtildiği şekilde fahiş bir fark olup olmadığı değerlendirilmeli, şayet ödenmesi gereken destek tazminatı ile ödenmiş olan miktar arasında fahiş fark olduğu saptanırsa, davacılar vekili tarafından daha önce verilen ibranamenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilerek, rapor tarihindeki verilere göre hesaplanan tazminat tutarından, davalı tarafından yapılan ödemenin güncellenerek düşülmesi sonucunda oluşan duruma göre karar verilmesi gerekmektedir.(6) Davacıların ihtiyari dava arkadaşı olduğu, her birinin davasının diğerinden bağımsız olduğu, usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden kabul edilen tazminat miktarları üzerinden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, hükmolunan toplam maddi tazminat üzerinden tek vekalet ücretine hükmolunması hatalıdır.Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf nedenlerinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü gereğince kaldırılmasına, Dairece verilen kaldırma kararının şekil ve gerekçesine göre taraf vekillerinin sair istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Dairece verilen kaldırma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine iadesine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Taraf vekillerinin istinaf başvurularının yukarıda açıklanan nedenlerle KABULÜ ile, İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/10/2021 tarih ve 2020/107 Esas 2021/666 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a/6 madde hükmü uyarınca KALDIRILMASINA,2/Dosyanın belirtilen şekilde işlem, araştırma ve yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3/İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından peşin olarak yatırıldığı anlaşılan istinaf karar ve ilam harçlarının talepleri halinde kendilerine İADESİNE,4/İstinaf incelemesinin dosya üzerinden yapılması nedeniyle, avukatlık ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,5/İstinaf yasa yoluna başvuran taraflar tarafından, istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek müteakip kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a madde hükmü uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.18/12/2025