T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1860 KARAR NO : 2025/1107 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/09/2021 ESAS NO: 2021/85 KARAR NO : 2021/812 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 08/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2021/1860 KARAR NO : 2025/1107 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 17/09/2021 ESAS NO: 2021/85 KARAR NO : 2021/812 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 08/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davacının, davalıya ve davalıya ait eğitim kurumuna da bilişim hizmetleri alanında hizmet sunduğunu, belli bir süre hizmet karşılığı ödenmesi gereken aylık bedellerin davalı tarafından ödendiğini ancak sonra aksamalar başladığını, davacı şirketin mail ve ihtarnameler ile davalı kurumu defalarca ihtar ettiğini, ancak olumlu bir dönüş olmadığını, faturalara konu hizmetlerin eksiksiz olarak sunulduğunu, davalıya karşı icra takibi başlatıldığını beyanla davalının İstanbul 37. İcra Dairesinin ... Esas nolu dosyasında icra takibine yaptığı itirazının iptali ile takibin devamına, davalının %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. CEVAP Davalıya usulüne uygun tebligat çıkarılmış ancak davalı cevap dilekçesi sunmadığı gibi duruşmalara da katılmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, "...Davacının 2019-2020 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğunu, incelenen ticari defterlerine göre davacının alacağına konu ettiği faturaların ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, davacının takip tarihi (05.11.2020) itibariyle davalı yandan 13.910,00 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğunu, davalının incelemeye katılmayarak ticari defter ve belge ibraz etmediğini, 2020 yılı BS formunda davacı yan tarafından düzenlenen faturaların 5.000,00 TL altında kaldığından Maliyeye bildirimde bulunulmadığını, 2020 yılı BA formunda davalı yan tarafından düzenlenen faturaların 5.000,00 TL altında kaldığından Maliyeye bildirimde bulunulmadığını, davacı tarafından davalı adına tanzim edilen faturaların E-Arşiv fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlediğini, faturaların taraflar arasında bulunan ticari ilişki kapsamında bilişim hizmetleri bedeli olarak tanzim edildiğini, faturaların davacı yanın ticari defterlerinde kayıtlı olduğunu, davalı yan tarafından söz konusu faturalara karşılık kısmi ödemeler yapılmış olduğunun görüldüğünü, faturalara icra takibinden önce davalının herhangi bir itirazının bulunmadığını, davalının teslim ve faturaya ilişkin takip dosyasında da somut bir itirazının bulunmadığı görüldüğünden bu itibarla davacının takip dayanağı alacağına esas faturaların ve içeriği hizmet bedellerinin davalının bilgisi dahilinde olduğu kanaati hasıl olduğunu, davacının takip tarihinden önce davalıya bir ödeme ihtarının bulunmadığını, takip tarihi itibariyle davacının 356,00 TL işlemiş faiz talebinin dayanağı bulunmadığından takip tarihi itibariyle işlemiş faiz yönünden alacağının bulunmadığının kabulünün gerekeceğini, davacı yanın davasında haklı görülmesi halinde takip tarihi (05.11.2020) itibariyle davacının davalı yandan 13.910,00 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğunu bildirmiştir. Davalı vekilinin 11/06/2021 tarihli bilirkişi tarafından sunulan rapora karşı beyan ve itirazlarına ilişkin dilekçesinde esas ve özet olarak davacı tarafından verilmeyen hizmete ilişkin faturalandırma yapıldığını ve davacının faturalara konu hizmetin verildiğini ispatlayamadığını beyan etmiştir. Davalı usulune uygun yapılan tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçınmış olup ticari defterlere delil olarak dayanan davacının usulüne uygun ve alacağın kaynağını oluşturan kayıtları içeren ticari defterlerinin lehine kati delil teşkil ettiği, taraflar arasında öncesine dayalı bir ticari ilişkinin bulunduğu, davacıya ait ticari defterlerde davacı tarafından davalıya dava ve uyuşmazlık konusu faturalardan başka düzenlenen faturaların ve bunun karşılığında davalı tarafından yapılan ödemelerin kayıtlı olduğu, uyuşmazlığın davacı tarafından davalıya düzenlenen 06/05/2020, 02/06/2020, 06/07/2020 ve 04/08/2020 tarihli toplamda 13.910,00 TL'lik faturalardan kaynaklandığı, uyuşmazlık konusu faturalar davacının usulüne uygun tutulan ticari defter ve belgelerinde kayıtlı olsa da bu faturaların tarafların BA-BS formlarında tespit edilmediği ve beyan yükümlülüğü altında kaldığından Maliyeye bildirimde bulunulmadığı, fatura konusu hizmetin davalı tarafa verildiğinin ispatına yarar bir delilin dosya kapsamında yer almadığı, bu haliyle davacının alacak iddiasının ispata muhtaç olduğu, davacı tarafından dava dilekçesinde yemin deliline de dayanılmadığından ispatlanamayan davanın reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." açılan davanın "davanın reddine," dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı tarafından sunulan istinaf dilekçesinde özetle , mahkemenin sadece mali bilirkişiye dosyayı gönderdiği ancak teknik bilirkişiden rapor alınmadığı, davanın ticari defterlerini ibraz etmediği ve mali delillerin tamamen davacı lehine olduğu belirtilerek mahkemece verilen kararın kaldırılması talep edilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE HMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindirİstanbul 37. İcra dairesinin ... E. sayılı takip dosyası ile davacı tarafından, davalı aleyhine 13.910 TL anapara ve 356 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 14.266 TL‘nin '' 2020 yılında kesilmiş ve karşılığı ödenmemiş fatura ve cari hesap'' dayanak kılınarak davalıdan tahsili istemiyle 05.11.2020 tarihinde icra takibi başlatılmış ve yasal süre içerisinde itirazın iptal davası açılmıştır .Mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle, davalı tarafın inceleme gün ve saatte defterlerini ibraz etmediği, davacının 2019-2020 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğine haiz olduğu, davacının incelenen ticari defterlerine göre alacağına konu ettiği faturaların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve takip tarihi itibari ile davalı taraftan 13.910 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu,davalının ise yapılan incelemeye katılmadığı, davacının 2020 yılı BS formunda düzenlenen fatura miktarlarının 5.000 TL altında kaldığından maliyeye bildirimde bulunmadığı, davalının BA formunda davacı tarafından düzenlenen faturaların limit altında kaldığından maliye bildiriminin yapılmadığı, faturaların e -arşiv fatura şeklinde usulüne uygun düzenlendiği ve davalı tarafın söz konusu faturalara karşılık kısmi ödemeler yapmış olduğunun görüldüğü, davalı tarafça icra takibinden önce faturalara yönelik herhangi bir itirazında bulunmadığı, bu itibarla davacının takip dayanağı alacağını esası faturaların ve içeriği hizmet bedellerinin davalının bilgisi dahilinde olduğu kanaatine ulaşıldığı, davacının takip tarihinden önce davalıya bir ödeme ihtarın bulunmadığı, dolayısıyla işlemiş faiz talebinin dayanağı olmadığı ve bu sebeplerle davacının takip tarihi itibari ile 13.910 TL cari hesap bakiye alacaklısı olduğu görüşünde bulunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda , fatura konusu hizmetin davalı tarafa verildiğinin ispatlanamadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş ve davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi :6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/4521 E. 2016/549 K. sayılı ilamı; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/062003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Faturalar ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır...Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.." şeklindedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Davaya konu somut olayda , dava konusunun taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafça davalı aleyhine tanzim edilen faturalardan kaynaklı 13.910 TL cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibidir. Davalı tarafça icra takip dosyasında sunulan 14.11.2020 tarihli dilekçede davalının icra takibine konu borcu olmadığı ve davacının verdiği herhangi bir hizmet bulunmadığı ileri sürülmüştür . Cari hesap alacağına konu edilen faturaların 2020 yılına ait olup bakım hizmeti açıklamasıyla düzenlendiği ve her bir fatura bedelinin 5.000 TL altında olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi tarafından düzenlenen raporda da belirtildiği üzere 5.000 TLüzerindeki mal alış ve satışları yönünden maliyeye beyan yükümlülüğü bulunmaktadır. Uyuşmazlık konusu olan 06/05/2020, 02/06/2020, 06/07/2020 ve 04/08/2020 tarihli toplam 13.910,00 TL'lik faturalardan dolayı hizmetin verildiğinin ispatla yükümlü olan davacı olup, dosyada yer alan bilgi ve belgelerden davacının, davalı tarafa fatura konusu hizmet verdiğini ispatlayamadığı anlaşılmaktadır. İş bu nedenle,aksi yöndeki istinaf sebeplerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1-b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 244,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 371,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.08/10/2025