TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/12/2024 NUMARASI : 2023/295 Esas 2024/911 Karar DAVA : Şirket Müdürünün azli, genel kurul kararının tescili. DAVA TARİHİ : 28/04/2023 KARAR TARİHİ : 17/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/10/2025 Taraflar arasındaki genel kurul tescili olmadığı taktirde şirket müdürünün azli istemine ilişkin davanın yar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2025/442 Esas 2025/1116 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/442 KARAR NO : 2025/1116 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/12/2024 NUMARASI : 2023/295 Esas 2024/911 Karar DAVA : Şirket Müdürünün azli, genel kurul kararının tescili. DAVA TARİHİ : 28/04/2023 KARAR TARİHİ : 17/10/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/10/2025 Taraflar arasındaki genel kurul tescili olmadığı taktirde şirket müdürünün azli istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle tescil isteminin reddine, azil isteminin davalı şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden kabulüne dair verilen hükme karşı davalı ... vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirkette müvekkillerinden ...'ın %50, ...'ın %25, davalı gerçek kişinin %5 payının olduğunu, 30/12/2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlanan karara göre davalı ...'in tek yetkili müdür olarak atandığını, bu davalının dava dışı babasının ise %20 paya sahip bulunduğunu, davalı Şirketin 2015 yılından 2023 yılına kadar hiç genel kurul toplantısı yapmadığını, Ankara 63. Noterliği tarafından düzenlenen 27/02/2023 gün ve 7644 yevmiye nolu ihtarname ile şirkete ait arsa ile ilgili bir tasarrufta bulunulmaması ve genel kurul yapılması için taleplerinin olduğunu, davalı müdürün 03/03/2023 tarihli cevabi ihtarnameyi keşide ettiğini, genel kurul çağrısı yapmak zorunda kaldığını, 30/03/2023 tarihinde yapılan genel kurulun icra edildiğini, genel kurulun yapılması sırasında hazurun cetveli hazırlanmasında uyuşmazlığın çıktığını, yapılan genel kurul sonrası davalı müdürün bu sıfatının kaldırılarak müvekkillerin müdür olarak atandıklarını, şirket müdürünün görevi sona erdiğinden şirkete ait tüm defter ve belgelerin yeni seçilen müdürlere tesliminin istenildiğini, davalıya Ankara 24.Noterliğince düzenlenen 05/04/2023 tarih ve 6899 yevmiye nolu ihtarnamenin gönderildiğini, davalının genel kurulun geçerli olmadığı gerekçesiyle defter ve belgeleri ibraz etmediğini, müdürlük sıfatının devam ettiğini, 30/03/2023 tarihli genel kurulun yapılmadığını bildirdiğini, genel kurulun iptali davası açmadığını, davalının, diğer davalı Şirkete ait ... parselde bulunan taşınmazdaki payını satmak istediğini, mahkeme kararı ile satışına karar verilen taşınmaz payı ile ilgili olarak karar alınmadan tasarruflar yaptığını, ihaleye çıkan taşınmaza şirket adına teklif verdiğini, ihalenin iptali davası açtığını, sonra yine bedelinin üzerinde şirket adına teklif verdiğini, satışın düştüğünü, şirketin zararına neden olduğunu, üstelik bu işlemleri müdürlük sıfatının sona ermesine rağmen yaptığını, genel kurulun tescil edilmediğini iddia ederek, 30/03/2023 tarihli genel kurulun ticaret siciline tesciline, bu talebin yerinde görülmemesi ve/veya davalı müdürün bu yetkisinin devam ettiğinin kabulü halinde, azline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iddiaları kabul etmediklerini, şirketin 2012 yılında kurulduğunu, ...'in üstlendiği görevi layıkıyla ifa ettiğini, davacıların ihtarları kapsamında genel kurul çağrısının yapıldığını, toplantıya davacıları temsilen gelen Av....'ün hazirun cetvelinin fotokopisini aldıktan sonra genel kurul alanını terk ettiğini, geçerli hiç bir karar alınmadan toplantının dağıldığını, genel kurul tescili davasının Ticaret Sicil Müdürlüğüne karşı açılması gerektiğini, toplantı yapılmadığından geçeri bir karar alınmadığını, bu nedenle dava dosyasına sunulan tutanağı kabul etmelerinin mümkün olmadığını, müvekkilinin müdürlükten azlini gerektirecek hiç bir işlem bulunmadığını, Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/305 Esas sayılı dosyasında davacıların genel kurulun tescili için Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine açılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, şirketin taşınmazının satışına yönelik iddiaların da yerinde olmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; her ne kadar kesinleşmemiş olsa da davacıların Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/305 Esas-2023/545 Karar sayılı dosyası, 30/03/2023 tarihli genel kurul tutanağı fotokopisi, farklı hazurun cetveli düzenlenmesi, davalı müdür ve dava dışı kişilerce düzenlenen tutanak, bu genel kurul sonrası davacılar tarafından yapılan suç duyurusu sonrası tesis edilen takipsizlik kararı, genel kurul tutanağı ile hazurun cetveli arasındaki çelişkinin olması, bunun taraflarca açıklanamaması karşısında, usulüne uygun yapılmış bir genel kurul ve sonucunda mevzuata uygun düzenlenmiş genel kurul tutanağı bulunduğu ispat edilemediğinden, tescil isteminin reddine karar vermek gerektiği, öte yandan, anılan genel kurul tutanağının 6. maddesinde davalı müdürün bu sıfatının kaldırıldığı, davacıların müdür olarak tayin edildiğinin kararlaştırıldığı, taraflar arasında asıl uyuşmazlığın yönetim yetkisinden kaynaklandığı, müdürün azli davasının, azli istenen müdür aleyhine ikame edilmesi gerektiği, şirkete karşı müdür azli davası açılamayacağı müdür azli istemli davası bakımından davalı şirkete husumet düşmeyeceği; diğer davalının 2015 yılından bu yana tek başına müdür sıfatıyla davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu ve bu sıfatını halen sürdürdüğü, 2015 yılından beri tek başına müdür sıfatı bulunan davalı gerçek kişinin, davacıların talebi oluncaya kadar şirketi olağan ve olağanüstü toplantıya çağırmadığı, şirketi yönetirken davacılar ve diğer ortakları bilgilendirmediği, şirketin paydaş olduğu taşınmazın satışıyla ilgili olarak da %75 pay sahibi davacıların, genel kurul çağrısında ayrıca ve açıkça davalı şirketin ortaklığın giderilmesine konu taşınmaz payıyla ilgili tasarrufun görüşülmesini istemelerine rağmen, 30/03/2023 tarihli genel kurulun tartışma sonucu yapılmadığı, taraflar arasında uyuşmazlık çıktığı, davacıların, kendisi hakkında suç duyurusunda bulundukları, yine taşınmazın satış ihalesi aşamasında müdürlük sıfatının tartışıldığı, bu durumlar mevcutken, davalı müdürünün, tek başına hareket ederek ve şirketin mali durumu dikkate alınmadan, ihalelere katıldığı, birinci ihalenin başkası üzerinde kaldığı, bununla ilgili yine karar alınmadan ihalenin feshi davası açtığı, ikinci ihaleye davalı şirketin şirketin mali durumu dikkate alınmadan değerinin üzerinde fiyat verdiği, sonra bedelin yatırılmayarak ihalenin sonuçsuz kaldığı, davalı şirketin bu nedenle ceza ödediği, üçüncü ihalede taşınmazın annesi üzerinde kaldığı, birinci ihale ile ikinci ihale esas alındığında, yine davalı şirketin elde edilen gelir itibariyle zararının doğduğu, şirketin faaliyet göstermediği, zarar ettiği, yönetici davalı müdürün bu hususlarda tedbir almadığı, davalı müdürün eylemleriyle ortaklar arasında güven bunalımının doğduğu, davalı müdürün yönetim yeteneğini kaybettiği, mevzuatın kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmediği, müdürün azli bakımından haklı sebeplerin oluştuğu gerekçeleri ile davacıların genel kurul kararlarının ticaret siciline tescili isteminin reddine; davacıların müdür azli davasının davalı şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine; davacıların müdür azli davasının davalı gerçek kişi yönünden kabulüne, anılan davalı ...’in ... Rest. Org. ..Ltd. Şti. müdürlüğünden azline karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, davacıların iddia ettikleri şekilde 8 yıl boyunca eylemsiz kalmalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tanıklarının dinlenmediğini, yeni müdür belirlenememesinin davacıların kusurundan kaynaklandığını, eldeki davanın terditli dava olarak açılmasının mümkün olmadığını, azil koşullarının oluşmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, Pursaklar'daki gayri menkulün ihale alıcısı 3.kişinin ihale bedelini yatırmamış olması sebebiyle 2.kez ihaleye çıkarılmasında davalının kusurunun bulunmadığını, müvekkili hakkında takipsizlik kararı verildiğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, genel kurul kararının ticaret siciline tescili, olmadığı takdirde de müdür azli istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Ticaret sicil kayıtları, taraflar arasında keşde edilen ihtarnameler, düzenlenen tutanaklar, dava konusu genel kurul toplantı tutanağı, Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/118 Esas sayılı dosyası, bilirkişi raporu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/91496 Soruşturma nolu dosyası,Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/305 Esas sayılı dosyası ,Ankara Sulh Hukuk Mahkemeleri Satış Memurluğundan 2022/222 D.iş sayılı dosyası vs deliller dosya arasında mevcuttur. 01/11/2023 tarihli kök ve 17/05/2024 ve16/11/2024 tarihli ek bilirkişi raporlarında özetle; tarafların şirketin ortağı olduğu, ... parselde bulunan 3.000 m2 lik taşınmaz (4 katlı kargir bina) davalı ... tarafından diğer davacılara sorulmadan, genel kurul kararı alınmadan, ortaklığın giderilmesi davası yoluyla satışa çıkarıldığı, ilk ihalede ... Ltd.Şti tarafından 29.896.000,00 TL teklif verildiği, davalının ihaleyi fesih davası açması sebebiyle bu ihalenin iptal edildiği, davalının 27.04.2023 de yapılan 2.ihale de şirket adına 41.500.000,00 TL teklif verdiği, ancak alış bedelini yatırmadığından satış işleminin düştüğü, 06.09.2023 tarihinde online yapılan 3. ihale de ...'in 24.500.000,00 TL pey sürerek ihaleyi aldığı, ihaleye itiraz olmadığı ve ihalenin kesinleştiği, ilk ihale ile son ihale arasında şirket aleyhine (29.896.000-24.500.000): 5.396.000,00 TL fark bulunduğu, bunun şirket zararına olduğu, durumun takdirinin mahkemeye ait bulunduğu, şirketin uzun süredir genel kurul yapmadığı, davacıların %75 oranla paydaş oldukları, şirket müdürünü savcılık makamına şikayet ettikleri ve istemedikleri, taraflar arasında güven bunalımının doğduğu, taşınmaz satışında şirket çıkarlarının özenle korunduğunu söyleyebilmenin mümkün olmadığı, şirketin 2020-2021 yılında gayri faal konumda olduğu ve zarar ettiği, davalı şirket müdürünün 27/04/2023 tarihli e-satışta 41.500.000,00 TL pey sürerken, şirketin satış bedelini karşılayabilecek ekonomik güce sahip olup olmadığını, basiretli bir işadamı olarak öngörmesi gerektiği, bakiye satış bedelini yatırmayarak, şirketin satış bedelinden 996.525,10-TL. kesilmesine sebebiyet verdiği ve bu tutarda şirketi kusuruyla zarara uğratmış olduğu, davalı şirket ile Av. ... arasındaki davacının iddia ettiği ücret sözleşmelerinin 1136 sayılı Avukatlık Kanunun 164/2. maddesi uyarınca, "yüzde yirmibeşi aşmamak üzere, dava veya hükmolunacak şeyin değeri yahut paranın belli bir yüzdesi avukatlık ücreti olarak kararlaştırılabilir...." hükmü doğrultusunda, %25'i aşmayan ücret sözleşmesinde, hukuka aykırılık olmadığı kanaatinin hasıl olduğu, şirketin uzun süredir genel kurul yapmadığı, davacıların %75 oranla paydaş oldukları şirkette müdürü savcılık makamına şikayet ettikleri ve istemedikleri, taraflar arasında güven bunalımı doğduğu, taşınmaz satışında şirket çıkarlarının özenle korunduğunu söyleyebilmenin mümkün bulunmadığı, şirketin 2020-2021 yılında gayri faal konumda olduğu, zarar ettiği, 2023 yılında da şirketin zararın belirlendiği, ancak olağan dışı arsa satış gelirinden kaynaklanan 10.101.536,31 TL'nin kayıtlara yansıtılması sebebiyle 4.377.430,75 TL kar gözüktüğü, gayri faal konumda olduğu bildirilmiştir. Davacı yanca davalı şirketin müdürü olan davalı ...'in müdürlük görevinin 30/03/2023 tarihli genel kurulda alınan kararda sona ermesine rağmen müdürlüğe fiilen devam ettiğini, şirketi zarara uğrattığını iddia ederek 30/03/203 tarihli genel kurulun ticaret siciline tescili, olmadığı taktirde davalının müdürlük görevinden azli istemiyle eldeki davayı açmış, mahkemece yazılı gerekçeyle haklı nedenle azli davacıların genel kurul kararlarının ticaret siciline tescili isteminin reddine; davacıların müdür azli davasının davalı şirket yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine; davacıların müdür azli davasının davalı gerçek kişi yönünden kabulüne, anılan davalı ...’in ... Rest. Org. ..Ltd. Şti. müdürlüğünden azline karar verilmiş, davalı ... tarafından karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 6102 sayılı TTK'nun 626/1. maddesi uyarınca, müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdürler. 6102 sayılı TTK'nun 630/2.maddesinde ise, "Her ortak, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir. Yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi haklı sebep olarak kabul olunur. Görevden alınan yöneticinin tazminat hakları saklıdır." hükmü düzenlenmiştir. Şirket müdürünün yetkilerinin geri alınması ve sınırlandırılmasında; genel kurulun birçok kez kanuna aykırı şekilde toplantıya çağrılmaması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlali, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kar payının sürekli azalması, ortaklar arasındaki şiddetli geçimsizlik, şirketin devamlı olarak kar getirmemesi, şirketin amacının gerçekleşmesinde ekonomik ve hukuki imkansızlık, kanun esas sözleşme ve genel kurul kararlarının yerine getirilmemesi veya sürekli şeklinde ihlali, uzun yıllar ciddi bir faaliyetin olmaması gibi hususlar haklı neden olarak kabul edilmektedir. Somut uyuşmazlıkta, davacılar ile davalı gerçek kişinin ve bu davalının dava dışı babasının, diğer davalı Şirketin ortakları bulunduğu, davacıların toplamda %75, davalı gerçek kişinin %5 ve dava dışı ortağın ise %20 pay sahipliğinin olduğu, davalı Şirketin 04/10/2012 tarihinde tescil edildiği, 2015 yılında hisse devirleri yapılarak davalı gerçek kişinin müdür olarak tayin edildiği, şirketin bir taşınmazda payının bulunduğu, başka taşınmazının da olduğu, 2015 yılından dava konusu genel kurulun yapıldığı tarihe kadar genel kurul yapmadığı, davalı şirketin paydaş olduğu taşınmazın ortaklığının giderilmesine yönelik karar verildiği, davacıların, bu taşınmaz payının tek başına tasarrufi işleme konu edilmemesi ve genel kurulun yapılması için davalı müdüre başvurdukları, davalının 30/03/2023 tarihinde icra edilmek üzere genel kurul çağrısı yaptığı, öncesinde taşınmaz payının ihalesiyle ilgili zaman çakışması nedeniyle davacıların genel kurul yapılması gününün değiştirilmesini talep ettikleri, genel kurulun yapılması sırasında davacıların temsilcisi ile davalı müdür ve dava dışı ortaklar arasında başta hazurun cetvelinin hazırlanması bakımından uyuşmazlık çıktığı, davacıların genel kurul yapılarak müdür olarak kendilerinin tayin edildiğini ileri sürdükleri, davalı müdürün ise genel kurul yapılmadan ve geçerli genel kurul tutanağı düzenlenmeden davacıların temsilcisinin ayrıldığını, geçerli kararlar alınmadığını, müdürlük sıfatının devam ettiğini savunduğu, davalı şirketin paydaş olduğu taşınmazın satışının yapıldığı, muhammen bedelin belirlendiği, davalı müdürün ilk ihalenin iptali için dava açtığı, ikinci ihalede muhammen bedelin çok üstünde miktarla ihaleye katıldığı, satışın şirket üzerinde kaldığı, bedelin yatırılmaması nedeniyle davalı şirketin zarara uğradığı, üçüncü ihalenin yapıldığı, satışın davalı müdürün annesi üzerine kaldığı, ilk satış tutarı ile nihai satış dikkate alındığında, davalı şirketin zararının oluştuğu, ihalede müdürlük sıfatı bakımından taraflar arasında çekişmenin olduğu, şirketin zarar ettiği ve gayri faal bulunduğu, davacıların, genel kurulun icrası nedeniyle davalı müdür hakkında suç duyurusunda bulundukları, takipsizlik kararı verildiği, davalı şirketin vekili hakkındaki soruşturmanın ise devam ettiği, yönetici davalı müdürün bu hususlarda tedbir almadığı, davalı müdürün eylemleriyle ortaklar arasında güven bunalımının doğduğu, davalı müdürün yönetim yeteneğini kaybettiği, mevzuatın kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmediği,anlaşılmakla ilk derece mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacılar vekili tarafından 10/07/2025 UYAP tarihli dilekçe ile davalı müdürün şirketi tamamen boşaltıp müvekkilinin şahsı mallarını da tehlikeye soktuğu iddiasıyla tedbiren müdürün görevden geçici olarak uzaklaştırılması ve yerine bir kayyım müdür atanması talep edilmiş ise de bu aşamada geçici hukuki koruma şartları oluşmadığından dosya kapsamı ve ilk derece mahkemesince verilen karar niteliği gözetilerek davacıların bu yöndeki talepleri yerinde görülmemiş ancak esas incelenerek açıklanan gerekçelerle karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan peşin alındığından davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/10/2025 Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -... ... ... ... ...