T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/617 - 2026/791 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/617 KARAR NO : 2026/791 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/11/2025 NUMARASI : 2025/215 E. - 2025/525 K. DAVANIN KONUSU : Tasarımla İlgili Kurum Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hu…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/617 - 2026/791 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/617 KARAR NO : 2026/791 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/11/2025 NUMARASI : 2025/215 E. - 2025/525 K. DAVANIN KONUSU : Tasarımla İlgili Kurum Kararının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/11/2025 tarih ve 2025/215 Esas - 2025/525 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin 2018/01149 sayılı çoklu tasarım başvurusunda bulunduğunu, davalı gerçek kişinin yaptığı itirazının YİDK'nın 2018/T-846 sayılı kararı ile kısmen kabul edilerek, tasarım tescilinin 2018/01146-6,14.16 sıra sayılı tasarımlar yönünden kısmen iptal edildiğini, oysa redde mesnet alınan ve dava dışı ... Ltd. Şti'ye ait olan Ekim 2017 kataloğundaki ürünlerin müvekkili tarafından anılan dava dışı firmaya satıldığını, ayrıca dava konusu tasarımların müvekkili adına tescilli bulunan 2017/01567 sayılı tasarımında yer alan ürünlerle aynı olduğunu ileri sürerek, ... YİDK’nın 2018-T-846 sayılı kararının 2018/01146- 6, 14, 16 sıra sayılı tasarımlar yönünden iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, dava konusu 6, 14 ve 16 sıra numaralı tasarımların yenilik ve ayırt edicilik vasfı taşımadığını, davacıya ait tasarımların ... firmasına herhangi bir gizlilik şartı olmadan verildiğini, bu kapsamda SMK’nın 57/2. maddesini davaya dayanak gösterme imkânının hukuken mümkün olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, birbirleri ile kıyaslanan tasarımların ilke olarak farklılıklarından çok ortak özelliklerinin değerlendirilmesine ağırlık verilerek ve tasarımcının tasarımı geliştirme açısından ne kadar seçenek özgürlüğüne sahip olduğu göz önüne alınarak yapılan karşılaştırmada, mutat özelliklerin tasarımların karşılaştırılmasına dikkate alınmasının mümkün olmadığı, dava konusu country tarz kulp tasarımlarında ayak/gövde birleşim noktaları ve bu birleşimi sağlayan topuzların/birleşim parçalarının kullanılacağı kapı/mobilya gibi unsurlar monte edilmesini ve işlevsel görevini yerine getirmesini sağladığı bu haliyle gövde kısmı ve ayak kısmı mutat bir kullanım olarak değerlendirileceği, dava konusu tasarımın yenilik ve ayırt ediciliği değerlendirilirken bu ortak unsurlar özelinde tasarımların benzeşmesi kabul edilebilir bir durum olduğu, dosya kapsamında delil olarak yer alan 2017 Ekim ... kataloğunda yer alan tasarımlar ile 2018/01149-6 sıra numaralı tasarım görseli benzer olmadığı, her iki tasarımın birbirinden farklılaşmaya yeter unsurlar ihtiva ettiği; davacıya ait tasarımın 2017 Ekim ... Kataloğunda yer alan tasarımlar karşısında yenilik ve ayırt edicilik kriterini haiz olduğu; ... online sicil kayıtlarında ... adına kayıtlı 2016/04163 sayılı tasarım belgesine göre anılan bu tasarım belgesinin 1 numaralı görseli ve dava konusu 2018/01149/6 numaralı tasarım görseli karşılaştırıldığında tasarımların renk ve çekiç başı şeklinde birleşim bölümündeki topuzun küresel yapısı itibarı ile farklılaştığı, bu farklılıkların sadece küçük ayrıntı düzeyinde kaldığı ve tasarımı yeni kılsa da ayırt edicilik sağlamayacağı; 2018/01149-14 numaralı tasarım yönünden ise dosya kapsamındaki 2017 Ekim ... kataloğunda yer alan tasarımlar ile 2018/01149-14 sıra numaralı tasarımın ayniyet derecesinde benzer olduğu, dava konusu tasarımın mesnet tasarımlardan farklılaşmaya yeter unsurlar ihtiva etmediği; davacıya ait tasarımın 2017 Ekim ... kataloğunda yer alan tasarımlar karşısında yenilik kriterini haiz olmadığı; davaya mesnet tasarımların yer aldığı ... kataloğunun Ekim 2017 tarihinde basıldığı göz önüne alındığında 2017 Ekim ... kataloğunda yer alan tasarımlar ile 2018/01149-16 sıra numaralı tasarım görsellerinin benzer olduğu, dava konusu 2018/01149-16 sıra numaralı tasarımın mesnet tasarımlardan farklılaşmaya yeter unsurlar ihtiva etmediği; davacıya ait tasarımın 2017 Ekim ... kataloğunda yer alan tasarımlar karşısında yenilik kriterini haiz olmadığı; 2018/01149-16 sıra numaralı tasarım yönünden yapılan inceleme ve değerlendirmelerde dava konusu 2018/01149-16 sıra numaralı tasarım ile 2016/04163-1 sıra numaralı mobilya kulpu tasarım görselleri karşısında yenilik kriterini haiz olmadığı; BAM kararı uyarınca sair hususların incelenmesi yönünden bilirkişilerden ek rapor alınması yönünde ara karar tesis edildiği, ancak davacının bilirkişi ücretini yatırmadığı, HMK 190/1 maddesi anlamında ispat yükü davacıda bulunan eldeki davada davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemenin kaldırma kararının gereklerini yerine getirmediğini, usuli kazanılmış hakkın ihlal edildiğini, mahkemenin, sadece bilirkişi ücretinin yatırılmadığı gerekçesiyle, dosya kapsamındaki mevcut delilleri (önceki tescil belgeleri, faturalar, katalog tarihleri) değerlendirmeksizin davanın reddine karar verdiğini; oysa ki, müvekkiline ait 2017/01567 sayılı tasarım tescil belgesi ve başvuru tarihleri dosya münderecatında mevcut olduğunu; mahkemenin, mevcut delillerle SMK 57/2. maddesi kapsamında hukuki değerlendirme yapması mümkünken, şekli bir eksikliği esas alarak hakkın özünü incelememesinin hukuka aykırı olduğunu; SMK'nın 57/2. maddesindeki 12 aylık hoşgörü süresinin dikkate alınmadığını, aynı tasarımcıya ait önceki tasarımların yenilik kırıcı olamayacağını; tasarım davalarında mutlak yenilik incelemesinin kamu düzenine ilişkin olduğunu, mahkemece bu hususun resen gözetilmesi gerektiğini; bilirkişi incelemesi için gerekli olan gider avansı ve bilirkişi ücreti müvekkil tarafından süresinde ve tam olarak yatırıldığını, mahkemenin, BAM bozma ilamı doğrultusunda aldıracağı "ek rapor" için yeniden ve mükerrer bir ücret talep etmesinin, usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğunu; eksik inceleme ile karar verilemeyeceğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : 1-Dava, YİDK tasarım kararının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Dairemizin 15.05.2025 tarih ve 2023/475 E.-2025/815 K. sayılı kaldırma kararı öncesi alınan raporda, davacının dava konusu 2018/01149-6 ve 16 sıra sayılı çoklu tasarımlarının ... 2017 kataloğundan bağımsız olarak yapılan mutlak yenilik incelemesinde 2016/04163-1 sayılı tasarım karşısında yeni ve ayırt edici olmadığının tespit edildiği; 4 sayılı tasarımın ise ... kataloğunun 2017 tarihinde kamuya sunulduğunun kabulü halinde yenilik kriterini taşımadığının belirtildiği; Dairemizin anılan kaldırma kararında ise, dava konusu tasarımlardan 2018/01149-14 sayılı tasarımın, davacıya ait olan ve dava konusu tasarımın başvuru tarihine göre 12 aylık süre içerisinde yayımlanan 2017/01567-5, 6, 8, 10, 12, 14, 16, 17 sıra sayılı tasarımlarla aynı olduğunun tespiti halinde, bu tasarımın Ekim 2017 kataloğundan daha önce kamuya sunulması nedeniyle, bu katalogda yer alan ürünlerin dava konusu 2018/01149-14 sayılı tasarımın yeniliğinin ortadan kaldırmayacağı, aksi halde de redde mesnet alınan katalogdaki ürünlerin, davacı tarafından katalog sahibi dava dışı ... ..Ltd Şti'ne sattığını iddia ettiği tarihler ile katalog tarihi dava konusu tasarımın başvuru tarihine göre SMK'nın 57/2 maddesinde düzenlenen 12 aylık hoşgörü süresi içerisinde olduğundan, davacının redde mesnet ürünleri anılan dava dışı şirkete ileri sürdüğü tarihlerde sattığı iddiasının ispatı halinde redde mesnet alınan katalogdaki ürünlerin dava konusu 2018/01149-14 sayılı tasarımın yenilik ve ayırt edici niteliğini etkileyemeyeceğinin kuşkusuz olduğu; mahkemece yapılması gereken işin, öncelikle 2018/01149-14 sayılı dava konusu tasarımın, davacının dava konusu tasarımla aynı olduğunu iddia ettiği 2017/01567-5, 6, 8, 10, 12, 14, 16, 17 sayılı tasarımlarla aynı olup olmadığının belirlenmesi, aynı olmadığının tespiti halinde de davacının dava dosyasına sunduğu deliller çerçevesinde redde mesnet alınan katalogdaki ürünlerin davacı tarafından satılıp satılmadığı, satılmışsa satış tarihinin tespit edilerek oluşacak sonuç çerçevesinde, 2018/01149-14 sayılı dava konusu tasarım yönünden bir karar verilmesinden ibaret olduğu hususunun işaret edildiği; Dairemizin kaldırma kararı sonrasında ilk derece mahkemesince, belirtilen hususlara ilişkin bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği ve davacı tarafa ek bilirkişi ücreti yatırmak üzere kesin süre verildiği; bununla birlikte davacı tarafça verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretinin yatırılmadığı; tasarım karşılaştırmasının hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olmadığı nazara alındığında, davacının iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Ancak mahkemece, "Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına" karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira "harçlar, özel ve tüzel kişilerin, özel çıkarlarına ilişkin olarak kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerdir" (07.12.1964 gün ve 3/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, RG.12.12.1964, sayı:11880, Kuru, Baki, s:5305). Bir davada alınacak harçlar ve oranları (yargı harçları), 492 sayılı Harçlar Kanununda ve bu Kanuna bağlı 1 sayılı Tarifede gösterilmiştir. Her davanın başlangıcında taraflardan, başvurma harcı ve karar ve ilam harcı olmak üzere iki tür harç alınır. 492 sayılı Harçlar Kanununun "Maktu harçlarda ödeme zamanı" başlıklı 27. maddesi uyarınca "(1) sayılı tarifede yazılı maktu harçlar ilgili bulunduğu işlemin yapılmasından önce peşin olarak ödenir. Mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler, harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenir. Harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise, mütaakıp muamelelere ancak harç ödendikten sonra devam olunur". 492 sayılı Harçlar Kanununun Mükerrer Madde 138/2 hükmü uyarınca "Her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan maktu harçlar (Maktu ve nispi harçların asgari ve azami miktarlarını belirleyen hadler dahil), o yıl için tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranında artırılır". Başvurma harcı, dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken maktu bir harçtır. Dava açarken başlangıçta ödenen bu harcın, 492 sayılı Harçlar Kanununun 27/1. maddesi uyarınca, başvuru işleminin yapılmasına ilişkin bulunması, diğer bir deyişle ilgili bulunduğu işlemin, dava açarken başvuru işleminin yapılması ile tamamlanmış olması nedeniyle sonradan yeniden değerleme oranına göre arttırılamayacağı tabiidir. Karar ve ilam harcı ise nispi ve maktu karar ve ilam harcı olmak üzere iki çeşittir. Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden nispi olarak karar ve ilam harcı alınır. Nispi harçlarda ödeme zamanını düzenleyen Harçlar Kanununun 28/a maddesi uyarınca, karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Peşin olarak ödenecek bu dörtte bir karar ve ilam harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanır. Yargılama sırasında dava değerinin daha fazla olduğu tespit edilirse eksik karar ve ilam harcı tamamlattırılır (Harçlar Kanunu m.16/4, 30). İlk derece mahkemesince mülkiyet hakkının ihlali görülen harç ise davanın başlangıcında davacıdan alınan maktu karar ve ilam harcıdır. Nispi karar ve ilam harcına tabi davalar dışındaki hallerde veya davanın reddine karar verilmesi halinde, alınması gereken karar ve ilam harcı, maktudur. Maktu harca tabi davalarda karar ve ilam harcının tamamı, dava açarken peşin olarak ödenir. Ancak başvuru harcından farklı olarak maktu karar ve ilam harcında, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27/1. maddesi uyarınca, "ilgili bulunduğu işlem", diğer bir deyişle dış dünyada değişiklik yaratan, taraflarca infaza konulabilecek şey, mahkemece verilen "karardır". Dolayısıyla maktu karar ve ilam harcının alınma zamanı da esasen mahkemece verilen karar tarihidir. Zira maktu harcın hangi taraftan alınacağı ya da başlangıçta nispi harca tabi bir davada, sonradan davanın reddine karar verilip verilmeyeceği de ancak karar tarihi itibariyle belli olmaktadır. O halde maktu karar ve ilam harcı, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27/1. maddesinde belirtilen "mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler" türünden bir harçtır. Nitekim 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı 1 sayılı Tarifenin, maktu karar ve ilam harcını düzenleyen A/III-2. maddesinde, her bir karar türüne göre alınması gereken harç miktarı ayrı ayrı belirtilirken, her bir karar türü için maddede yer alan "kararlar" ibarelerinden, yukarıda açıklandığı üzere, bir davada verilecek kararın ne olacağının, ancak karar tarihi itibariyle ortaya çıkabileceği, yine tarafların ellerinde ancak mahkemece bir karar verilmesi halinde yararlanabilecekleri, infazı mümkün bir belge bulunabileceği maddi gerçeğinden hareketle, maktu karar ve ilam harçlarının da karar tarihi itibariyle hesap edilip alınması gerektiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, dava açarken başlangıçta ödenen maktu karar ve ilam harcının, sonradan yürürlüğe giren tarife ile artırılması halinde, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27/1. maddesi ve Mükerrer Madde 138/2 hükümleri uyarınca, eksik tutarın ilgilisine tamamlattırılması gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru değildir. Kaldı ki kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi gerektiği, aynı mahkeme hakimi tarafından aynı yönde verilen bir kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmeyip, düzeltilerek onanması suretiyle de tespit edilmiş olup, Dairemizin uygulaması da bu yöndedir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 25/11/2025 gün ve 2025/215 Esas - 2025/525 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca asıl ve birleşen davada ayrı ayrı alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, asıl davada peşin olarak alınan 35,90-TL - birleşen davada peşin olarak alınan 44,40-TL harcın mahsubu ile asıl davada bakiye 696,10-TL - birleşen davada bakiye 687,60-TL karar ve ilam harçlarının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, ilk derece mahkemesi karar tarihinde geçerli olan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 7-Davalı ... tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 15,00-TL posta masrafından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine, 8-Davalı şahıs tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 20,00-TL posta masrafından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı şahısa verilmesine, 9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 10-Davacıdan peşin olarak alınan 179,90-TL ile 732,00-TL istinaf karar ve ilam harcının, kararın kesinleşmesinden sonra ve talebi halinde davacıya iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 17/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 04/05/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.