T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1289 KARAR NO : 2026/348 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 28.02.2024 NUMARASI : 2022/133 Esas - 2024/165 Karar DAVA: Limited Şirketin Fesih ve Tasfiyesi DAVA TARİHİ: 24.02.2022 Taraflar arasındaki limited şirketin fesih ve tasfiyesi davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1289 KARAR NO : 2026/348 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 28.02.2024 NUMARASI : 2022/133 Esas - 2024/165 Karar DAVA: Limited Şirketin Fesih ve Tasfiyesi DAVA TARİHİ: 24.02.2022 Taraflar arasındaki limited şirketin fesih ve tasfiyesi davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının dava dışı ... ... Ltd. Şti'nin ortakları oldukları, şirketin ortakları arasında uzun süreden beri ihtilaf bulunduğunu, davalının davacıya hakaret ederek tehdit ettiğini, ortaklık ilişkisinin devamının mümkün olamadığını, bu nedenle müvekkilinin Beyoğlu 15. Noterliğinin 18.02.2022 tarihli ihtarı ile davalıdan şirket payının değerini talep ederek, aksi takdirde şirketin tasfiyesini isteneceğinin bildirildiğini, ihtarda davalının sorumluluk doğuracak işlemlerden kaçınması ve şirketi borçlandırıcı, davacının payını azaltıcı tasarrufta bulunulmamasının da istendiğini, ihtarın gönderildiği gün şirkete ait ... ... Caddesi Şubesinde bulunan hesabından davalının ... Bankası Atatürk Mahallesi Ataşehir Şubesindeki hesabına 9.519,00 TL, şirkete ait aynı bankadaki USD hesabından davalının hesabına 15.057,00 USD ve 158,936,00 USD, şirketin Euro hesabından davalının hesabına 105.526,00 Euro gönderildiğini, ayrıca şirkete ait ... Şubesinde bulunan Euro hesabından davalının hesabına aynı tarihte 106.720,00 Euro aynı şubedeki USD hesabından davalının hesabına 91.000,00 USD olmak üzere yaklaşık 6.850.000 TL aktarıldığını, şirket adına kayıtlı ... plakalı...model araç ile ... plakalı ... marka motosikletin muvazaalı satış yoluyla davalıya veya yakınlarına aktarıldığını, şirket hesaplarında bulunan tüm paranın ve envantere kayıtlı araçların aynı gün gizlice davalıya aktarılmasının haklı sebebinin bulunmadığını, bu durumun suç olduğu gibi ortaklık fikrinin davalının zihninde son bulduğunu da gösterdiğini, davalının gönderdiği Kadıköy 35. Noterliğinin 23.02.2022 tarihli ihtarı ile ortaklığın sona erdiğine işaret edilerek talep edilen miktara itiraz edildiğini, bu durumda ortaklığın fiilen sona erdiğini, hukuken devam etmesine gerek kalmadığını, şirketin fesih ve tasfiyesinin sağlanarak her ortağın hakkına düşen payı alması gerektiği ileri sürülerek, şimdilik davacının şirket hesaplarındaki parayı kendi hesabına aktarmaması için şirket hesaplarına tedbir konulmasını, şirket ve ortaklarının menfaatinin korunması için şirketin mal varlığının korunmasına ve şirkete tedbiren kayyım atanması ve ... ... Ltd. Şti'nin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini, talep ve dava edilmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; tarafların eşit payla ortak oldukları dava dışı şirketin feshi için diğer ortağa yöneltilen davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, ortağın ancak haklı nedenin varlığını ispat ederek ortak olduğu şirketin feshini mahkemeden talep edebileceğini, haklı nedenin somut olayın özelliklerine göre belirlenmesi, Yargıtay içtihatları ve TTK'nın 245. maddesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, davacının haklı bir neden ortaya koymadığını, muğlak şekilde bir ihtilaf bulunduğu belirtilerek ve16.02.2022 tarihinde taraflar arasında meydana geldiği iddia edilen tartışmanın haklı neden olarak gösterildiğini, taraflar arasında ihtilaf olduğunu, ortaklık ilişkisinin bitirilmesi konusunda müvekkilinin de iradesi bulunduğunu, ancak bu ihtilafın şirketin feshine karar verilecek şekilde bir haklı neden oluşturmadığını, ihtilafın davalının kusurundan kaynaklanmadığını, ihtilafın tarafların şirket işleri izin ortaya koydukları emek, özveri ve mesai arasında farktan, ortakların şirkete sağladıkları faydanın zamanla farklılaşmasından, davacının şirket hesaplarından sorumsuzca para çekmesinden kaynaklandığını, ortakların bu konuda bir çözüm için çalıştıklarını ancak anlaşamadıklarını, davacının gönderdiği ihtarla afaki bir pay bedeli talep ettiğini, müvekkilince verilen cevapta hisse bedelinin ödeneceği, ancak bedelin şirketin mali yapısına göre belirlenmesinin istendiğini, buna rağmen davacının şirketten para çekmeye devam ettiğini, tarafların şirketin %50 ortağı ve münferiden imzaya yetkilileri olduklarını, davalının keyfi para çekmesinin bu nedenle engellenemediğini, müvekkilinin hesabına aktarılan paraların şirketin güncel borçları için kullanıldığını, 15.02.2022 tarihinden bugüne kadar yapılan ödemelerin toplamda 71.026,49 Euro, 303.072,14 USD ve 1.427,720,44 TL olduğunu, mahkemece konulan tedbirin şirketin nakit akışını bozduğunu, davacının keyfi para çekmesinin önlenmesi ve şirketin ödemelerinin aksatılmaması için davalı ortağın hesabına para aktarıldığını, davacının, davalı şirketin en önemli müşterisi olan İzocam'a giderek şirketi kötülediğini, davacının şirkete ait ... ... markalı yaklaşık 650.000 TL piyasa değeri olan şirket aracını kullanmaya devam ettiğini, şirketin haklı nedenle feshinin son çara olarak düşünülmesi gerektiğini, fesihten önce başka tedbirlerin alınıp alınamayacağının mahkemece değerlendirilmesi gerektiğini, davacının kendi kusuru ile ortaklığın devamını engelleyerek şirkete zarar verdiğini ve kimsenin kendi kusurundan kaynaklı bir hakkı talep edemeyeceğini savunarak, davanın reddine karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Sonuç olarak ticaret sicil kayıtları, temin edilen dosya kapsamına uygun ve davanın aydınlanması yönünden Mahkememizce de yeterli görülen söz konusu 24/01/2024 tarihli nihai rapor ile bu raporda da teyit edilen önceki rapor ve ek raporlar, davalı vekilinin yukarıya aynen aktarılan 18/02/2024 tarihli itiraz dilekçesi içeriği ve bu bağlamda davacının şirketin faaliyetlerini engelleyici ve çalışmaları sürdürülemez hale getirmeye yönelik hal ve davranışlarda bulunması sebebiyle tedbir amaçlı işlemlerin yapıldığına, esas amacın şirketin yükümlülüklerini yerine getirmekten acze düşmesini engellemek, şirketin ve ortakların itibarını korumak olduğuna, iddia edilen paraların tamamen şirketin borçlarına ve ödemelerine kanalize edilmiş olduğuna, yönelik savunmalar, TTK.M.636/3 düzenlemesi ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ortaklar arasında güven kalmadığı, iki ortaklı şirketin feshinin talep edilebilmesi için davacı yönünden haklı sebeplerin gerçekleşmiş olduğu; iddia ve savunmalar, raporlar, dosya kapsamı, menfaat dengeleri ve hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde ise fesih dışındaki başka bir çözümün varit olmadığı, davacının ortaklıktan çıkarılmasına yönelik karar verilmesinin adaleti tatmin edecek şekilde sonucun elde edilmesini mümkün kılmayacağı kanaatine varıldığından şirketin feshi yönünden sübut bulan davanın kabulüne ilişkin olmak üzere aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuş olup, kararın niteliği ve dosya kapsamı gözetilerek Hukukçu ...'nin tasfiye memuru olarak atanmasına yönelik hükümler de oluşturulmuş ve ayrıca tedbir kararının kaldırılmasına yönelik talepler de gözetilerek tedbir kararının aynen korunmasına da karar verilmiştir..." gerekçesiyle, davacının fesih talebinin kabulü ile TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ... sicil numarasında kayıtlı ve ... ... Limited Şirketinin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak ...'in atanmasına, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece, şirketin iki ortaklı olması ve ortaklar arasında güven ilişkisinin bitmiş olması nedeniyle davacının ortaklıktan çıkarılması kararının hakkaniyetli olamayacağı kanaatiyle davanın kabulüne karar verildiğini, ancak somut olayın özellikleri ve dosya mündericatına göre şirketin feshine değil davanın reddine karar verilmesini gerektiğini, Raporların müvekkilinin itirazı dikkate alınmadan hazırlandığını, sunulan delillerin bilirkişi kurulunca yeterince incelenmediğini, davacının 2021 ve 2022 yılları arasında şirketin hesabından şahsen çektiği paraların akıbeti konusunda inceleme yapılmadığını, davacının çektiği paralar konusunda müvekkiline bilgi vermediğini, taraflar arasında ayrışma yaşanması üzerine müvekkilinin şirketin menfaatini düşünerek ve davacının şirketten keyfi olarak para çekmesine engel olmak adına paraları kendi hesabına aktararak şirket işlerinde kullandığını, esasında hangi tarafın gerçekte ortaklığın menfaatini düşünüp düşünmediğinin aydınlanması gerektiğini, Mahkeme kararı ile davacının, kendi kusuru ve ortaklık anlayışına aykırı tavır ve davranışlar sergilemesine rağmen hukuken bir sonuç elde ettiğini, oysa kimsenin kendi kusurundan kaynaklanan bir hak elde edemeyeceğini, davacının iddiası ispat edemediğini, müvekkilinin davacıyı darp ettiği ve hakaret ettiği ile şirket hesaplarından sebepsiz yere para çektiğinin kanıtlanamadığını, para çekilmesinin müvekkilince de kabul edildiğini, ancak bu eylemin neden yapıldığı ve tüm paraların nereye ödendiğinin belgeleri ile ortaya konduğunu, şirkete ait araçların değerinin hatalı hesaplandığını, araçların kilometrelerinin dikkate alınamadan değer tespiti yapıldığını, müvekkilince kurulduğu iddia edilen ... Ltd. Şti' ile ilgili mahkemeye bilgi verildiğini, şirketin bu davanın açılmasından sonra kurulduğunu, mahkemece verilen tedbir kararından sonra ihtiyaca binaen şirketin kurulduğunu, şirketin tüm işlerinin kayıtlı olduğunu ve usulsuz bir işlem bulunmadığını, Hükme esas alınan raporda ... ... Ltd. Şti'ne ait satış, maliyet ve kar dengesinin doğru orantılı olmadığı ve söz konusu rakam ve oranların izahının sorun olduğu şeklinde bir tespitte bulunulduğunu, bilirkişilere göre bir mali olarak ortaklara atfedilebilecek bir kusur bir hata ve bir yanlışlık var ise bu tespitte bulunup bunun izahını yapmaları gerektiğini, sadece sorun bulunduğunun söylenmesinin yeterli olmadığını, bu tespitin varlığının da davacının iddialarını doğrulamadığını, Mahkemece verilen tedbir ile şirketin tüm mal varlığının dondurulduğunu, kararın davacı dahil kimsenin çıkarına hizmet etmediğini ve tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili, katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece şirketin malvarlığın eksik tespit edildiğini, tasfiyenin doğru, adil ve sağlıklı şekilde yapılabilmesi için bu eksikliğin giderilmesi gerektiğini, hazırlanan raporda davalının müdürlük görevini istismar ederek şahsi hesabına aktardığı paraların dikkate alınmadığını, tüm raporlarda davalının hesabına 18.2.2022 tarihinde aktarılan 9.519,00 TL, 15.057,00 USD ve 158,936,00 USD, 5.000,00 TL, 17.700,00 TL, 9.945,00 USD, 15.024,00 Euro, 16.512,00 USD'nin dikkate alınmadığını, davalının yaptığı ve istinaf dilekçesinde açıklanan 7 adet para transferinin aynı gün yapıldığını, buna göre davalının şahsi hesabına aktarılan paraların, müşteriler tarafından şirket hesabına yapılan ödemeler olduğunu, davalının vakit kaybetmeksizin bu miktarları şahsi hesabına geçirdiğini, bunun belirlenmesi için 19.4.2023 tarihli duruşmada verilen 8 numaralı ara kararla bilirkişilere, hem feshi talep edilen şirketin ve hem de davalının sahibi olduğu ... ...Limited Şirketi'nin defter ve kayıtlarını incelenmesi ayrıca banka şubesinde inceleme yapılması görevi verildiğini, bilirkişilerin davalı vekiline ulaşamadıkları için şirket defterlerini incelemediklerini, bilirkişilerin mahkeme talimatlarına aykırı hareket ettiklerini, haksız şekilde şahsi hesaba aktarılan paralara ilişkin dekontların dava dilekçesinin ekinde sunulmuş olmasına rağmen kök ve ek raporlarda ... Bankası'nda bulunan ... hesap numaralı kur korumalı mevduat hesabında blokeli 771.080 TL'nin, tasfiyeye tabi malvarlığına dahil edilmesinin dava açısından önemli olduğunu ve bu hususta eksik inceleme yapıldığını, içi boşaltılmış bir şirketin tasfiyesinde müvekkilinin faydası olmayacağını, tedbir talebinin reddi ile otomobil, motosiklet ve yüklüce bir miktar paranın davalının şahsi hesaplarına aktarıldığını, tedbir kararının kaldırılması halinde başka mal varlıklarının da aktarılabileceğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve katılma yoluyla istinafın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, tarafların eşit ortak oldukları dava dışı ... ... Limited Şirketinin TTK'nın 636/3. maddesi uyarınca haklı nedenlerle fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince ve katılma yoluyla davacı vekilince, yasal süreleri içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Şirketin fesih ve tasfiyesi davasının şirket tüzel kişiliğine karşı açılması gerekli ve yeterlidir. Ancak Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 04.09.2024 tarih ve 2023/3917 Esas - 2024/5954 karar sayılı ilamında 2 kişilik limited şirketlerde ortaklardan birinin diğerine karşı açtığı davada husumetin doğru yöneltildiği kabul edilmiştir. Aynı şekilde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2019/11-795 Esas ve 2022/374 Karar sayılı ilamında da HMK'nın 30 ve Anayasamızın 141.maddesindeki usul ekonomisi ilkeleri gereğince her iki ortağı davada taraf olan limited şirketin fesih ve tasfiyesi davasında taraf teşkilinin sağlandığı tespit edilmiştir. Davalı şirketin sicil kaydının incelenmesinde, mahkemenin yetkili olduğu 21.12.2012 tarihinde kurulan şirkette, davacı ve davalının eşit paylara sahip oldukları ve her ikisinin şirketin münferiden temsile yetkili oldukları anlaşılmıştır. Şirketin mal varlığının korunmasına ilişkin verilen ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazın reddi üzerine, davalı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş, Dairemizin 25.11.2022 tarih ve 2022/2083-1576 E.K. sayılı kararıyla yaklaşık ispat koşulunun sağlandığı belirtilerek tedbir kararına yönelik istinafın reddine karar verilmiştir. Dosyanın bulunduğu aşamada yaklaşık ispatı aşar delil bulunduğundan istinaf başvurusunda ve sonrasında davalı tarafından talep edilen ihtiyati tedbirin kaldırılmasına ilişkin talebin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. TTK'nın 636/3. maddesinde; haklı sebeplerin bulunması hâlinde her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemece istem yerine davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına da karar verebileceği düzenlenmiştir. Limited şirketlerde şirketin haklı sebeplerle feshine haklı sebep teşkil edecek nedenlerin hangi haller olduğu hususu TTK'da sayılmamış olup, doktrinde ve yargı kararlarında yer verilen bazı haklı sebep teşkil edebilecek fiil ve davranışlar; zorunlu organların mevcut olmaması, genel kurulun toplanamaması, uzun süre kâr dağıtılmaması, gereksiz sermaye arttırımları ile azınlığın etkisizleştirilmeye çalışılması, ortakların bilgi alma ve denetim haklarının kullandırılmaması, aile şirketlerindeki husumet ve ortaklar arasındaki çekişmelerdir. Dava dilekçesinde, davalı ortağın şirketin banka hesaplarından 18.02.2022 tarihinde kendi hesabına yüklü miktarda paralar geçirdiği, ayrıca şirket adına kayıtlı ... plakalı araç ile ... plakalı motorsikletin muvazaalı satışı ile yakınlarına aktardığı ileri sürülmüştür. Davacı tarafından gönderilen 18.02.2022 tarihli ihtarla ortaklar arasındaki güven ilişkisinin tamamen sarsıltığı belirtilerek davalının şahsi hesaplarına aktarılan paranın 1/2'sinin kendisine ödenmesini ayrıca şirketin 1/2 payının devir alınması aksi halde fesih ve tasfiye talep edilebileceği ihtar edilmiştir. Davalı tarafından sunulan tedbire itiraz ve cevap dilekçelerinde ise tarafların ortaklığının çekilmez hale geldiğini, bu durumun davacının kusurundan kaynaklandığını, tarafların 2011 yılından bu tarafa ayrılmak için görüşmeler yaptıklarını ancak davacının fahiş talepleri nedeniyle anlaşma sağlanamadığını, tarafların münferit temsil yetkisi bulunması nedeniyle davacının keyfi şekilde şirket hesaplarından para çekerek şirketin gayesinin gerçekleşmesinin imkansız hale getirdiği belirtilmiştir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunun incelenmesinde, şirket kayıtlarında davalı tarafından bu davadan sonra kurulduğu anlaşılan ... ...Limited Şirketinden gelen paralar bulunduğu, ayrıca davacı ortak tarafından 18.02.2022 tarihinde şirketten para çekildiği, daha sonraki tarihlerde de dava ortak tarafından paralar çekildiği, davalının kurduğu şirkete paralar gönderildiği belirlenmiştir. Bu görüşlerin belirtildiği 27.03.2023 tarihli raporda, davalı tarafından kurulan ... ...Limited Şirketi'nin unvan benzerliği yanı sıra aynı alanda faaliyet gösterdiği de tespit edilmiştir. Mahkemece getirtilen sicil kaydında bu şirketin davalı ... tarafından 25.02.2022 tarihinde kurulduğu anlaşılmaktadır. Davalının eylemi TTK'nın 626.maddesinde düzenlenen özen ve bağlılık yükümü ile rekabet yasağına aykırıdır. Zira müdürler ve yönetimde görevli kişiler görevlerine tüm özeni göstererek dürüstlük kuralına göre görev yapmakla zorunludurlar. Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş ve diğer yöneticiler izin vermemişse müdürler şirkete rekabet yapacak bir faaliyette bulunamazlar. İtiraz üzerine mahkemece alınan ek raporda, aynı sonuçlar tekrar edilmiştir. Mahkemece alınan 24.01.2024 tarihli raporda ise, davalının şirketten büyük miktarlarda para çektikten sonra aynı türden faaliyet için kurduğu şirketine ciddi miktarda ödemeler yaptığı belirlenmiştir. Yukarıda belirtilen ve davalı tarafından şirketin mal varlığına karşı gerçekleştirilen eylemler, şirketin araçlarının muvazaalı satışı, ortaklar arasındaki ciddi tartışmalar, davalının aynı alanda bir şirket kurarak tarafların ortak olduğu şirketle rekabet edilmesi eylemlerinde ağırlıklı kusurun davalıda olması nedeniyle kural olarak şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiş olması yerindedir. Davalı şirket müdürü olarak, şirketten kısa süre içerisinde çektiği büyük miktarda paraları sonradan kurduğu şirkete kullanarak, feshi istenilen şirket ile rekabete girişmiştir. Davalı, bu eylemleri feshi istenilen şirketin mal varlığının davacı ortaktan korunması amacıyla yapıldığını savunmaktadır. Bu savunma dahi ortaklara arasındaki güven ilişkisinin tamamen bittiğini göstermektedir. Davalı savunmada belirtildiği şekilde şirket menfaatine işlem yaptığını da kanıtlayamamıştır. Bu hususta mahkemece araştırılacak bir durum da bulunmamaktadır. Davalı parayı şirket hesabından çektikten sonra şirketin harcamalarına kullandığını kanıtlamakla yükümlüdür. Feshi istenilen şirket mallarının koruma amacı ile de olsa eksiltilerek, davalı tarafından kurulan şirkete aktarılması şirketin ortaklık yapısı ve amacına aykırıdır. Davacı, ortaklık ilişkisinin dürüstlük kuralı uyarınca devamının imkansız hâle geldiğini, ortaklar arasında süren uyuşmazlıkların şirketin amacının gerçekleşmesinin imkansız hâle getirdiğini, ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmadığını, güvensizlik nedeniyle ortakların bir araya gelmesinin mümkün olamadığı gerekçesiyle şirketin fesih ve tasfiyesi talebinde bulunmuştur. Bu tür davalarda haklı nedenin var olup olmadığı konusunda taraflar tanık dâhil her türlü delile ispat vasıtası olarak başvurabilirler. Limited şirket sermaye şirketi olmakla birlikte bazı bakımlardan şahıs şirketine yakın bir niteliktedir. Bu nedenle şirket ortakları arasındaki güven ve eşgüdümün şirketin amacı doğrultusunda faaliyet göstermesi bakımından önemli olduğu açıktır. Mahkemece yapılan incelemede davalının şirkete zarar veren eylemleri belirlenmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30.05.2024 tarih ve 2023/1983 Esas, 2024/4494 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, TTK'nın 636/3.maddesi uyarınca her ortağa limited şirketin feshi davasını açabilme imkânı tanınmış ise de bu maddenin amacının kaideten haklı sebeplerin varlığı hâlinde ortaklığı mahkeme kararı ile feshetmek yerine, mahkemenin karara bağlayacağı uygulanabilir çözümlerle ortaklıktaki rahatsızlığı belirleyip çare bularak ortaklığın devamını sağlamak olup anılan hüküm ikincil niteliktedir. Yani, davacının talebi ne olursa olsun diğer çözümler duruma uygun düşmediği takdirde ancak son aşamada feshe karar verilmedir. Mahkemece öncelikle duruma uygun düşen, kabul edilebilir bir çözüm bulunup bulunmadığı yeterli şekilde araştırmalı, bulunmadığına kanaat getirilmesi halinde ise bunun gerekçeleri açıklanmak sureti ile son çare olarak feshe karar verilmelidir. Yapılan yargılamada, davalının TTK'nın 626. maddesine aykırı davranışları ve sonradan kurduğu şirket ile davalı şirketle rekabete başlaması, şirketin bir kısım paralarının sonradan kurulan şirkete aktarılması karşısında davalı şirketin fesih ve tasfiyesinin en uygun çözüm yolu olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili, davalının şirketten aldığı para ve değerlerin tam olarak belirlenmediğini ve şirketten alınan paraların tam olarak belirlenmemesi halinde tasfiye sürecinde müvekkilinin payının eksileceğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Eldeki dava şirket ortakları arasındaki güven ilişkisinin zedelenmesi nedeniyle TTK'nın 636/3.maddesine göre şirketin fesih ve tasfiyesi davasıdır. Bu davada, davanın konusu ile sınırlı bir inceleme yapılmaktadır. Bu davada tespit edilen mali usulsüzlükler bakımından, ortakların zimmetine geçirdikleri paraların şirkete iadesine karar verilmemektedir. Bu tür talepler ortaklarca tasfiye aşamasının tamamlanmasına kadar sorumluluk davası şeklinde ileri sürülebilecektir. Bu şekilde şirkete dönmesi gereken mali değerler belirlenerek tahsil edilecek ve tasfiye bilançosunda dikkate alınacaktır. Mahkemece yapılan yargılama ve incele ile toplanan deliller TTK'nın 636/3. maddesindeki haklı nedenle fesih davası açısından yeterlidir. Mahkemece dava dosyasındaki delillerin usulüne uygun şekilde toplanıp değerlendirilerek iki ortaklı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalı vekili ile davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin ve davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, her iki taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; 304,40 TL bakiye istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; 304,40 TL bakiye istinaf karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 26.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.