7. Hukuk Dairesi 2023/5323 E. , 2024/3723 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2071 E., 2023/2479 K. DAVA TARİHİ : 01.09.2020 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/359 E., 2023/274 K. Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve kâl davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar ..., ... ve ... ve ... vekili tarafında
**7. Hukuk Dairesi 2023/5323 E. , 2024/3723 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2071 E., 2023/2479 K. DAVA TARİHİ : 01.09.2020 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Tokat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/359 E., 2023/274 K. Taraflar arasındaki el atmanın önlenmesi ve kâl davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar ..., ... ve ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin 272 ada, 677 parsel sayılı taşınmazına sınır komşusu olan davalılardan ... ve ...'nun ağaçlarının, müvekkilinin bahçesinin sınırına dikili olduğunu, davalıların bu ağaçları müvekkilinin taşınmazı satın aldıktan sonra dikmiş olduğunu, müvekkilinin bahçesinin ekili olduğunu, bahçesine taşan ağaç dallarının gölge yaparak ekili üründeki verimi azalttığını, müvekkilinin yan komşularından bu ağaçların dallarını budamalarını istediğini, davalıların dalları budamayarak müvekkiline zarar vermekte olduklarını; yine ...'ya ait taşınmazın balkonunun yapı yakınlık mesafesine uygun bir şekilde inşa edilmemiş olduğunu, müvekkilinin bahçesine çok yakın olduğunu, aradaki mesafenin yönetmelik gereği 3 metre olması gerekirken 1,5 metre olduğunu, diğer davalı ...'a ait ağaçların da aynı şekilde müvekkilinin sınırına dikili olduğunu ve ekili ürünlerine zarar verdiğini ileri sürerek davalıların müdahalelerinin men'ine, dava konusu ağaçlar ve balkonun kal'ine, mümkün olmaması halinde zarar bedelinin ödenmesine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "bilirkişi raporları ile de sabit olduğu üzere davalı ...'a ait davalı 678 no.lu parselde bulunan ağaçların kâl'inin gerekmediği, budanmasının yeterli olduğu, bu davalı bakımından kâl talebinin reddine ve davacının parseline taşan dalların kesilmesine, yine bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere davalılar ..., ..., ... ve ... ait 668 no.lu parselin sınırındaki ağaçların davacı parselde olması gerekenden daha yakın mesafede olduğundan gölgeleme yaparak davacı parsele zarar verdiğinin, bu nedenle kal'inin gerektiğinin, yine davalı parseldeki evin balkonunun gerekli çekme mesafesi sınırlarını ihlal ettiğinden kal'inin gerektiğine değinilerek davalı ... yönünden kısmen kabulüne; davalılar ..., ..., ..., ... yönünden kabulüne" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunun yasaya ve yönteme açıkça aykırı düzenlendiğini, ziraat biirkişi raporunda parsellerin tarla tarımına göre değerlendirme yaptığını, davacının taşınmazı ve kendi taşınmazının dosya içerisinde sabit olduğu üzere Belediye İmar Planı içerisinde yer alan arsa niteliğinde taşınmazlar olduğunu, bazı ağaçların raporda belirtildiği üzere dallarının kesilmesine karar verilmesinin doğru olmayacağını, davacı taşınmazında tarım değil açık besi ahırında hayvancılık yaptığını, Mahkemenin bu itirazlarını değerlendirmeyerek ek rapor almadan karar verdiğini, tarım yapılmayan yerde ağaç gölgesinden kaynaklı bir zararın doğmayacağını belirterek kararın kaldırılması için istinaf talebinde bulunmuştur. Davalılar ..., ..., ..., ... vekili istinaf dilekçesinde özetle: kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, resmi kayıtlarda arsa olarak geçen taşınmaz yönünden tarla vasfı hesaplaması yapılmasının hatalı olduğunun göstergesi olduğunu, ağaçlardan bir müdahale varsayılsa dahi tarım yapılmayan yerde ağaç gölgesinin davacıya ait ahırın üzerine düştüğü dalların kesilmesi sureti ile giderilebileceği, ağaçların boyu yaşı dikkatte alındığında gölge yapması dahi mümkün değilken kâl’ine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının taşınmazında yaptığı açık besi ahırının yasaya ve yönteme aykırı inşa edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin dosyadaki delillerle çelişmeyen tespit ve değerlendirmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK’nın 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... ile davalılar ..., ..., ..., ... vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1 inci madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekilleri temyiz dilekçelerinde özetle; aşamalardaki ve istinaf başvurusundaki savunmalarını tekrarla belirterek kararın bozulmasını istemişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava; el atmanın öenlenmesi, kâl, mümkün olmaması halinde tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk Bilindiği üzere; çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet, geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevlerde yükleyen bir ayni haktır. 4721 s. Türk Medeni Kanununun (TMK) 683 üncü maddesinde "Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir." hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıktan kaçınmakla yükümlü kılan aynı Kanunun 737 nci maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir. O hâlde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini göz önünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama, zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır. Bunun içinde zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur. Yine bilindiği üzere; imara aykırı yapının komşu parsel veya malikine bir zarar vermiyorsa çekme mesafesine uygun olmaması ve başlı başına imara aykırı olması Türk Medeni Kanununun 683 üncü maddesinde öngörülen mülkiyet hakkının kullanılması ve yararlanmasının bir gereği ve sonucu olup mevcut olguların 3194 Sayılı Yasanın 32 ve 42 nci maddeleri hükümleri uyarınca idareyi ve idari yaptırımı gerektireceği tartışmasızdır. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Her ne kadar Mahkemece davalı 668 parsel sayılı taşınmazda bulunan binaya ait balkonun gerekli çekme mesafesi sınırlarını ihlal ettiği gerekçesiyle balkonun yıkılmasına karar verilmiş ise de; ilgili ihlal idareyi ve idari yaptırımı gerektirdiğinden, davacı parseline bir el atma bulunmadığından bu hususta kal talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. Davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte açıkalanan nedenlerle REDDİNE, İlk Derece Mahkemesi kararının (2) No.lu bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 11.09.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.