T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/490 - 2026/718 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/490 KARAR NO : 2026/718 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/12/2023 NUMARASI : 2023/2 E. - 2023/459 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/490 - 2026/718 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/490 KARAR NO : 2026/718 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 04/12/2023 NUMARASI : 2023/2 E. - 2023/459 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04/12/2023 tarih ve 2023/2 E. - 2023/459 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, Müvekkilinin 1998 yılından beri online alışveriş/elektronik ticaret sektöründe faaliyet gösteren, sektörünün lider kuruluşlarından biri olduğunu, davacıya ait www.....com web sitesinin günümüzde 46,5 milyon kayıtlı üyesinin bulunduğunu, "..." ve "..." ibareli markalarıyla faaliyet gösterdiğini, bu markaların tanınır hale geldiğini, aynı zamanda müvekkilinin markasının ... nezdinde T/02598 sayı ile tanınmış marka statüsüne de alındığını; müvekkilinin bu markalarını mesnet göstererek davalı şahsın 2021/124412 sayılı ve "... ..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ... YİDK'nın 2022-M-14583 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa başvurudaki "sözcük + ..." şeklindeki tertibin birebir aynı olduğunu, başvurunun müvekkilinin seri ve tanınmış "..."lı markalarının bir devamı şeklinde algılanacağını; ayrıca dava konusu edilen markanın kapsamına giren 16. sınıftaki emtiaların müvekkilinin tescilli markalarının kapsamına emtialar ile aynı olduğunu, bu benzerlikler ve müvekkili markalarının tanınmışlığı göz önüne alındığında, dava konusu markanın tescilinin müvekkilinin markalarının tanınmışlığına zarar vereceğini, bu markaların tanınmışlığından fayda sağlayacağını, başvurunun kötüniyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, ... YİDK’nın 2022-M-14583 sayılı kararının iptalini ve 2021/124412 sayılı markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı vekili, davacının "sözcük + ..." kalıbının markasal hüviyette sadece kendisi tarafından kullanabileceği yönündeki iddiasının kabul edilemeyeceğini, dava konusu edilen YİDK kararında da ifade edildiği üzere, işitsel ve kavramsal yönden bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açacak düzeyde benzer olmadığı müddetçe her türlü markanın kullanılabileceğini, "sepeti", "merkezi", "dükkanı", "..." gibi sözcüklerin genel nitelikte kavramlar olup, birçok işletme tarafından kullanıldığını; iltibas ve kötüniyet iddialarının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraf markalarındaki "..." ve "..." ibarelerinin asli belirleyici unsur olduğu kanaatine varıldığı; işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma veya faydalanma süresi içinde, davalının "... ..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "..." ibareli tescilli markalı mallarından satın almak veya yararlanmak isterken davalının "... ..." ibareli başvuru markalı mallardan satın almak veya yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısının da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibasın bulunmadığı; taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5. maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, dava konusu marka açısından SMK'nın 6/9. maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olduğunu, müvekkilinin "sözcük + ..." kalıbı ile oluşturulan seri markalarının bulunduğunu, benzer marka başvurularının reddedildiğini, SMK'nın 6/5. maddesinin şartlarının da oluştuğunu, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin güçlü olmadığı, dolayısıyla sırf "..." ibaresinin ortaklığının iltibasa sebebiyet vermeyeceği, bu ibare dışında taraf markalarını birbirine yakınlaştıran bir unsur da bulunmadığı, başvuruya bir bütün olarak yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, bu hale göre dava konusu marka başvurusunu gören tüketicilerin, bunun davacının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabileceği ve SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibas koşulunun gerçekleşmediği, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/5000 E.-2025/3068 K. sayılı ilamında "www.....com" ibaresinin, 2024/4562 E.- 2025/2502 K. sayılı ilamında ise "..." ibaresinin, davacının mesnet markalarıyla benzer bulunmadığı; öte yandan, taraf marka işaretleri benzer olmadığından davacının mesnet markasının tanınmışlığının somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı, dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli olarak yapıldığının da kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 03/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 08/04/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.