T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1464 Esas KARAR NO : 2025/1566 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2024/681 Esas- 2025/358 Karar TARİH: 14/05/2025 DAVA: Şirketin İhyası KARAR TARİHİ: 02/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olma…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1464 Esas KARAR NO : 2025/1566 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2024/681 Esas- 2025/358 Karar TARİH: 14/05/2025 DAVA: Şirketin İhyası KARAR TARİHİ: 02/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Asıl ve birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin ... Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti.'yi hasım göstererek İstanbul Anadolu 15. İş Mahkemesi nezdinde 2024/349 E. Sayılı dosya ile ölümlü iş kazası sebebiyle tazminat davası açtıklarını ancak ... Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti adlı şirketin ticaret sicilinden Genel Kurul kararı uyarınca terkin edildiğini yapılan yargılamada öğrendiklerini, İş mahkemesinde açılan davada taraf teşkilinin sağlanması açısından taraflarına işbu davayı açmak için mehil ve yetki verildiğini, ihyasını istedikleri ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şirketinin ticaret sicilinden terkin edilmeden önceki merkez adresinin Kartal /İSTANBUL olduğunu, şirketin Ticaret Sicilinden 12.05.2023 tarihinde Genel kurul kararı ile silindiğini beyanla İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğünün 112133 sicilinde kayıtlı ... Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti. unvanlı şirketin tüzel kişiliğinin ihyasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı ... Sicil Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicili Müdürlüğünün, Türk Ticaret Kanunu m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket “tasfiye memuru”nda olduğunu, tasfiye memurları tarafından tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olmasının memurların sorumluluğunu gerektirdiğini, olağan tasfiye sürecinden kaynaklanan, şirketin kurucusu ve tasfiye memuru olan; tasfiye sürecinde açılan davaya rağmen şirketin ticaret sicilinden silinmesini talep eden tasfiye memurunun kusurundan dolayı Ticaret Sicili Müdürlüğünün sorumluluğu bulunmadığını, dava konusu şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi durumunda TTK m. 547/2 gereğince tasfiye memuru atanması gerektiğini, ek tasfiye kapsamındaki işlemlerin gerçekleştirilmesi maksadıyla atanacak tasfiye memurunun/memurlarının TTK m. 536'da düzenlenen şartları haiz olması gerektiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını bu nedenle “yargılama giderleri” ve “vekalet ücreti”nden sorumlu tutulamayacağını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının işbu davaya dayanak olarak gösterdiği kazada hayatını kaybeden kişinin, kaza tarihi itibarıyla ... SANAYİ VE TİCARET LTD. ŞTİ. nezdinde çalışmadığını, başka bir deyişle, müteveffa ile bu şirket arasında herhangi bir işçi-işveren ilişkisi mevcut olmadığını, davacının hukuki yararı ve menfaati bulunmadığını, İstanbul Anadolu 15. İş Mahkemesi’nin 2024/349 E. sayılı dosyasında alınan ve dosyada mevcut bulunan 07.01.2025 tarihli bilirkişi raporunda bu hususun açıkça tespit edildiğini, bu sebeple de davacının hukuki yararı ve menfaati bulunmadığını, şirketin 12.05.2023 tarihinde, genel kurul kararıyla tasfiye süreci tamamlanarak İstanbul Ticaret Sicili’nden silindiğini, bu silinme işleminin TTK ve Ticaret Sicil Yönetmeliği uyarınca tüm yasal koşullara uygun biçimde gerçekleştirildiğini, davacının şirket tasfiye halindeyken herhangi bir alacak başvurusunda bulunmadığını, şirketin yeniden ihyasının fiilen ve hukuken mümkün olmadığını, müteveffa ile şirket arasında iş ilişkisi bulunmadığı, olay tarihinde ... SANAYİ VE TİCARET LTD. ŞTİ. bünyesinde çalışmadığını, şirketin sigortalısı olmadığını, şirketin kazanın meydana geldiği işyerinde taşeron ya da alt işveren sıfatıyla herhangi bir faaliyet yürütmediğini, kazaya sebep olan olayın meydana gelmesinde şirketin herhangi bir ihmali, kusuru veya katkısı bulunmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, esasa girilecekse, şirketin usulüne uygun tasfiye edilerek kapanmış olması ve yeniden ihyasının yasal koşullarının bulunmaması nedeniyle davanın esastan da reddine, Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 14/05/2025 tarih 2024/681 Esas- 2025/358 Karar sayılı kararında;" Dava, hukuki niteliği itibari ile TTK 547 maddesine dayalı olarak açılan şirketin ek tasfiye işlemleri için ihyası istemine ilişkindir. TTK 547 maddesinde "tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir."hükmü düzenlenmiştir.İhyası talep edilen ... Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti.'nin tasfiye sonucu terkin olduğu anlaşıldığından davanın yasal hasım durumundaki Ticaret Sicil Müdürlüğü yanı sıra tasfiye memuruna da yöneltilmesi gerektiğinden tasfiye memuru ... aleyhine birleştirme talepli olarak ihya davası açıp dava açtığına dair dava dilekçesi ve tevzi formunu mahkememize ibraz etmesi için davacı vekiline kesin süre verilmiş, davacı vekili tarafından İstanbul Anadolu 6. ATM'nin 2024/899 esas sayılı dosyasında açılan dava dosyası mahkememiz dosyası ile birleştirilerek gönderilmiştir.Dilekçeler aşaması tamamlanmakla mahkememizin 14/05/2025 günlü ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiş, uyuşmazlık noktaları belirlenerek tahkikat aşamasına geçilmiştir.İhyası istenilen şirkete ait sicil kaydı getirtilmiş, şirket merkezinin mahkememiz yetki sınırları içinde olduğu, şirketin 14/12/2022 tarihli genel kurul kararı ile tasfiye edilmesine karar verildiği, asfiyesinin tamamlanarak 12/05/2023 tarihinde tescil ile sicilden terkin edildiği, davalı ...'nın tasfiye memuru olduğu anlaşılmıştır.İstanbul Anadolu 15. İş Mahkemesinin 2024/349 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden bu dosyanın ilk esasının 2018/273 Esas olup , ihyası talep edilen şirket adına davaya 07/09/2018 tarihinde cevap dilekçesi sunulduğu, yapılan yargılama sonucu verilen kararın İstanbul BAM 47. Hukuk Dairesi tarafından kaldırıldığı ve davalılardan mahkememizden ihyası talep edilen ... İNŞ.... LTD şti nin ihyası için dava açmak üzere süre verilerek taraf teşkilinin sağlanması gerektiğinin kararda belirtildiği dosyanın mahkemesine gelerek 2024/349 Esas numarasını aldığı, mahkemenin 16/09/2024 tarihli duruşma 3 nolu ara kararı ile davacılar vekiline bu konuda yetki ve süre verdiği anlaşılmıştır. Yapılan yargılama, toplanan deliller uyarınca davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil numarasında kayıtlı iken , tasfiye sonucu terkin olan Tasfiye Halinde ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin İstanbul Anadolu 15. İş Mahkemesi 2024/349 esas sayılı dosyada yürütülen yargılama ve verilecek kararın infazı işlemleriyle sınırlı olmak üzere, TTK 547 mad. uyarınca geçici olarak ihyası ve ek tasfiyesinin gerektiği, davacının talebinin TTK 547 maddesi koşullarını taşıdığı görülmekle, dava ve birleşen davanın kabulüne,İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı iken , tasfiye sonucu terkin olan TASFİYE HALİNDE ... SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ'nin İstanbul Anadolu 15. İş Mahkemesi 2024/349 esas sayılı dosyada yürütülen yargılama ve verilecek kararın infazı işlemleriyle sınırlı olmak üzere, TTK 547 maddesi uyarınca ihyasına, şirketin Ticaret Siciline tesciline, ek tasfiye işlemlerini yapmak üzere, şirketin önceki tasfiye memuru olan ... (TC.K.N ...) 'nın atanmasına, ücret taktirine, yer olmadığına, kararın ticaret sicilde tescil ve ilanına, karar verilmiş, davalı ... Sicil Müdürlüğü dosyada yasal hasım durumunda olup dava açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması uygun görülmüş ihyası talep edilen şirketin tasfiye öncesinde hakkındaki açılmış davanın bulunduğu, tasfiye kararı ve terkin işlemlerinin iş bu davadan sonra yapıldığı dolayısıyla tasfiye memurunun da dava açılmasına sebebiyet verdiği kabul edilerek tasfiye memurunun yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu olduğunun kabulü ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur..."gerekçesi ile,'' 1-Dava ve Birleştirilen davanın KABULÜNE,'' karar verilmiş ve karara karşı birleşen davada davalı Tasfiye memuru vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Birleşen davada davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının hukuki yararı bulunmadığını, davanın usulden reddi gerektiğini, davanın, TTK m. 547 kapsamında şirketin yeniden ihyası ve ek tasfiye işlemlerinin yapılmasına ilişkin olduğunu, ancak davacının davanın dayanağı olarak sunduğu iş kazasına dair İstanbul Anadolu 15. İş Mahkemesi'nin 2024/349 E. sayılı dosyasında, müteveffanın ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. ile herhangi bir işçi-işveren ilişkisi bulunmadığının, bilirkişi raporları ile açıkça ortaya konulduğunu, bu durumda, müteveffa ile davaya konu şirket arasında hiçbir bağ bulunmadığından, davacının TTK 547 kapsamında şirketin ihyasını istemekte hukuki yararı ve menfaati bulunmadığını;Bu itibarla, müteveffa ile şirket arasında hizmet akdinin mevcut olmaması nedeniyle, davacının ihyası talep edilen şirkete yönelttiği taleplerin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dolayısıyla, somut uyuşmazlıkta müvekkili yönünden husumet yokluğu da bulunduğundan, Yerel mahkemece davanın öncelikle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu;Öte yandan, işbu hususun somut biçimde ortaya konulması açısından, müteveffa ...’in iş kazasının meydana geldiği tarih itibarıyla Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarında hangi işyerine bağlı olarak sigortalı olduğunun açıkça tespiti gerektiğini, bu nedenle, müteveffanın SGK hizmet dökümünün ve işyeri bildirgelerinin dosyaya celbi için SGK Başkanlığı’na müzekkere yazılmasının gerektiğini ancak bu yönde yeterli araştırma yapılmaksızın karar verilmiş olmasının da ayrıca hükmün eksik inceleme ile verildiğini gösterdiğini, bu nedenlerle, Yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, aksi takdirde dosyada eksik araştırmanın tamamlanması suretiyle esastan yeniden değerlendirme yapılmak üzere iadesine karar verilmesi gerektiğini;İhyanın koşullarının oluşmadığını, şirketin usule uygun şekilde terkin edildiğini, TTK 547 gereği ihya kararının, ancak ek tasfiye işlemleri yapılmasının zorunlu olması durumunda verilebileceğini, oysa dosyada böyle bir zorunluluk bulunmadığını, davacının açtığı dava sonucunda hükmedilecek herhangi bir kararın infazı yönünden şirketin tekrar tesciline gerek olmadığını, bu yönüyle, mahkemenin ihya kararının TTK 547’nin amacını ve sınırlarını aştığını;İhyası talep edilen şirket olan ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin, 12.05.2023 tarihinde, genel kurul kararıyla tasfiye süreci tamamlanarak İstanbul Ticaret Sicili’nden terkin edildiğini, bu terkin işleminin, Türk Ticaret Kanunu ve Ticaret Sicil Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde tüm yasal koşullara uygun olarak gerçekleştirildiğini, terkin ilanının 12.05.2023 tarihli ve 10830 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nin 595. sayfasında, 102226 sıra numarasıyla yayımlandığını, yasal ilan sürecinin usulüne uygun olarak işletildiğini, alacaklılara tanınan başvuru sürelerinin beklendiğini;Davacı tarafın, işbu davada şirketin ihyasını yalnızca taraf teşkili amacıyla talep ettiğini, dava konusu talebin bir alacak tahsiline yönelik olmayıp, sırf şekli anlamda bir davalı sıfatı kazandırmak adına yapldığını, bunun ise, TTK Geçici Madde 7 kapsamında aranan “haklı sebep” koşulunun mevcut olmadığı anlamına geldiğini, zira şirketin hukuki varlığının, iradi bir şekilde genel kurul kararıyla sonlandırıldığını ve tasfiye sürecinin usulüne uygun biçimde yürütülerek tamamlandığını, bu bağlamda, şekli bir gerekçeyle gerçekleştirilecek bir ihya işleminin, hukuk devleti ve hukuk güvenliği ilkeleri ile bağdaşmayacak nitelikte olduğunu;Yargıtay içtihatlarında re’sen ticaret sicilinden silinen bazı şirketler bakımından istisnai olarak ihya taleplerine cevaz verilmişse de, somut olayda ihyası talep edilen şirketin re’sen değil, bilakis iradi olarak feshedildiği ve tasfiye işlemlerinin tamamlandığının açık olduğunu, bu nedenle şirketin, söz konusu içtihatların kapsamı dışında kaldığını, tasfiye sürecinde alacaklılar adına öngörülen başvuru sürelerinin işlendiğini, bu süre içerisinde başvuruda bulunulmaması yahut süresinden sonra başvuru yapılmasının tamamen alacaklıların kendi sorumluluğunda olduğunu, öte yandan, bazı Yargıtay kararlarında bazı şirket tasfiyeleri için tasfiye memuru ataması gibi özel durumlara değinilmekteyse de, bu kararların re’sen silinen, tasfiye süreci tamamlanmamış veya hukuki statüsü belirsiz şirketler açısından geçerli olduğunu, oysa müvekkil şirketin tasfiyesinin şeffaf, denetlenebilir ve tamamlanmış bir süreç olduğunu, bu nedenle, yalnızca şekli taraf teşkili amacıyla yapılan ihya talebinin kabulü, yerleşik hukuki güvenlik ilkesi ile şirketlerin serbestçe tasfiye olabilme iradesine aykırılık teşkil ettiğini, Yerel mahkemenin bu yönde davayı sürdürmesinin açık bir hukuka aykırılık doğurduğunu;Ayrıca ihyası talep edilen şirketin ortaklık yapısının dağıldığını, fiili ve hukuki faaliyetlerinin tamamen sona erdiğini, şirketin tüm arşiv ve kayıtlarının tasfiye süreci sonunda kapatıldığını, bu haliyle, şirketin yeniden ihya edilmesi, gerçekte var olmayan ve faaliyet göstermeyen bir yapının geriye dönük olarak yapay biçimde tüzel kişilik kazanması anlamına geleceğini, oysa bu tür bir işlemin, hukuk güvenliği ve hukuki öngörülebilirlik ilkeleriyle bağdaşmadığını, zira tüzel kişiliği sona ermiş, taraflar arasında irtibat kalmamış ve şirketin yeniden faaliyete geçmesini sağlayacak fiili veya hukuki bir alt yapı bulunmayan bir yapının, sırf şekli bir taraf teşkili amacıyla canlandırılmasının, yargı sistemini araçsallaştıran ve hukukun temel ilkelerini zedeleyen bir yaklaşım olacağını, dolayısıyla şirketin mevcut durumu ve hukuki statüsü dikkate alındığında, ihya talebinin kabulünün mümkün olmadığını;Tasfiye memurunun dava açılmasına sebebiyet verdiği kabulünün hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin, müvekkili ...’nın dava açılmasına neden olduğundan bahisle, yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına karar verdiğini, oysa tasfiye memuru olarak tüm işlemlerin yasal usullere uygun şekilde tamamlandığını, şirketin genel kurul kararıyla tasfiye sürecinin başlatıldığını ve yasal sürecin sonunda şirketin ticaret sicilinden usulüne uygun olarak silindiğini, müvekkilinin, bu dava konusu olaydan bağımsız ve habersiz olduğunu, bu nedenle, dava açılmasına sebebiyet vermediği açık olan müvekkilinin aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmesinin hakkaniyete ve usule aykırı olduğunu;Müvekkili şirketin kazaya ilişkin herhangi bir kusur veya sorumluluğu bulunmadığını, kazaya sebebiyet veren olayın meydana gelmesinde ihyası talep edilen şirket ... Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti.’nin herhangi bir ihmali, kusuru veya katkısı bulunmadığını, şirketin, kazaya konu olayın gerçekleştiği yerde işveren sıfatı olmadığı gibi, olay üzerinde etkili olabilecek herhangi bir faaliyet yürütme yetkisi, denetim görevi ya da fiili müdahalesinin de mevcut olmadığını, bu hususun, İstanbul Anadolu 15. İş Mahkemesi’nin 2024/349 E. sayılı dosyasına sunulan 07.01.2025 tarihli bilirkişi raporunun “D) Değerlendirme” başlıklı bölümünde de açıkça belirtildiğini, dolayısıyla ihyası talep edilen şirkete hukuki veya fiili herhangi bir sorumluluk atfedilmesi mümkün olmadığı gibi, sırf şekli olarak taraf sıfatı kazandırmak amacıyla ihyasının istenmesinin de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu;Yargılama giderlerine ilişkin hükmün hakkaniyete aykırı olduğunu, mahkemenin, istinafa konu kararında, birleşen dava yönünden vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin tamamını müvekkiline yüklediğini, ancak müvekkilinin kusur ve sorumluluğu bulunmadığı halde bu yükümlülük altına sokulmasının maddi ve hukuki hata niteliğinde olduğunu beyanla İstanbul Anadolu 15. İş Mahkemesi’nin 14.05.2025 tarih, 2024/681 E., 2025/358 K. sayılı kararının istinaf yoluyla kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, ticaret sicilinden tasfiye nedeniyle terkin edilen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri nedeniyle ihyası talebine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı birleşen davada davalı tasfiye memuru vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesinde; "tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlanıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemleri yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir." denilmek suretiyle ek tasfiye düzenlenmiştir. Tasfiye Halinde ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin sicil kaydı 12/05/2023 tarihinde tasfiye neticesinde davalı ... Sicil Müdürlüğü'nce terkin edilmiştir. İhyasına karar verilen şirket aleyhine, davacı tarafça İstanbul Anadolu 15. İş Mahkemesi'nin 2024/349 (önceki Esas 2018/273) Esas sayılı dosyası ile 03/07/2018 tarihinde ölümlü iş kazası nedeniyle maddi tazminat davası açılmış olup, dava dosyasının derdest olduğu ve Mahkemece davacılar vekiline şirketin ihyası için dava açmak üzere süre verildiği anlaşılmıştır. Şirketin tasfiyesinin, hakkında davacılar tarafından açılmış ve derdest dava dosyası olması nedeniyle tamamlanmadığı, ek tasfiye işlemlerinin yapılması için yeniden sicile tescil edilmesi ve tasfiye işlemleri eksik bırakıldığından ek tasfiye işlemleri yönünden tasfiye memurunun görevinin devamına karar verilmesi gerekir. Bu nedenle Mahkemece, davacıların şirketin ihyasını talep etmekte hukuki yararının bulunduğu kabul edilerek ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, birleşen davada davalı tasfiye memurunun, şirket hakkında derdest dava bulunmasına rağmen tasfiye işlemlerini tamamlayarak ek tasfiyeye ve bu davanın açılmasına sebep olduğu anlaşılmakla, davalı aleyhine yargılama gideri ile vekalet ücretine hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacılar murisi ile ihyası talep edilen şirket arasında işçi-işveren ilişkisinin bulunup bulunmadığı, kazanın meydana gelmesindeki kusur durumu gibi hususlar, ise bu davada değil İstanbul Anadolu 15. İş Mahkemesi'nin 2024/349 Esas sayılı dosyasında değerlendirilecek hususlardır.Açıklanan nedenlerle, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden birleşen davada davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Birleşen davada davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda Yargıtay HGK.'nun 14/07/2025 Tarih ve 2024/251 Esas -2025/468 Karar sayılı kararı uyarınca HMK. 362/1-ç maddesi gereğince kesin olmak üzere 02/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.