T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1708 KARAR NO : 2025/1458 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA TARİHİ: 10/11/2025 KARAR TARİHİ: 11/11/2025 (Ara Karar) NUMARASI : 2025/1064 Esas DAVANIN KONUSU: İflas (Doğrudan Borçlu Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 178)) KARAR TARİHİ: 17/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosy…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1708 KARAR NO : 2025/1458 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVA TARİHİ: 10/11/2025 KARAR TARİHİ: 11/11/2025 (Ara Karar) NUMARASI : 2025/1064 Esas DAVANIN KONUSU: İflas (Doğrudan Borçlu Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 178)) KARAR TARİHİ: 17/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili iflas muhafaza tedbir talepli dava dilekçesi ile; müvekkil şirketin ekonomik dar boğaza girdiğini ve son dönemde artan girdi maliyetleri, bankalardan kullanılan finansman ( faiz maliyeti) neticeten düşen karlılık oranları, alacaklarını tahsil tahsil edilememesi, son olarak alacağı olan 2 firmanın birden konkordato alması ile, kısa ve uzun vadeli borçlarını ödemeyemez hale geldiğini beyanla müvekil firmanın İİK.'nın 178. ve 179. madde hükümlerine dayalı doğrudan iflasına ile şirket aleyhine başlatılacak icra takipleri ile başlatılmış icra takiplerinin hakkında İİK 193/1 uyarınca durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi, yine İİK 159 hükmü uyarınca şirketin tüm mal varlığına ve çekler üzerine ihtiyati tedbir konulması talep etmiştir. Mahkemenin 20/05/2025 tarihli ara kararı ile ile: "...Davacı tarafça İİK m.159 gereğince tedbir talep edilmiş ise de, bu maddede verilen tedbirler borçlu şirketin malvarlığının muhafazası, dolayısıyla alacaklıların menfaatinin korunmasına yönelik tedbirlerdir. İİK'nun 193. maddesi; "İflasın açılması, borçlu aleyhinde haciz yoluyla yapılan takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin takipleri durdurur." denilmekte olup,madde metninden anlaşıldığı üzere, düzenleme iflasın açılması kararı üzerine takiplerin durmasından bahsetmekte olup, yargılama aşamasındaki tedbirleri düzenlememektedir. Yine İİK m.159/son "Bu maddeye göre alınan muhafaza tedbirleri borçlu aleyhindeki icra takiplerine tesir etmez" şeklinde emredici olarak düzenlenmiştir. Yasal düzenlemelerden ortaya çıkan neticeye göre, iflasını isteyen tacir için dava öncesinde başlatılmış icra takiplerinin durdurulması mümkün değildir. Alacaklıların menfaati için zaruri olması halinde davacı borçlunun mal varlığına ilişkin tedbirler alınabilir ise de, bir kısım alacaklılar tarafından başlatılan icra takiplerinin durdurulması; alacaklıların menfaatinden ziyade, bir kısım alacaklıların zarara uğramasına ve kazanılmış haklarının yitirilmesine sebep olabilecektir" gerekçesiyle davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili yasal süresi içinde sunduğu istinaf dilekçesinde ; mahkeme tarafından icra takiplerinin iflas açılmadan evvel açılan icra takiplerinin durduramayacağı gerekçe gösterilerek taleplerinin reddedildiğini, eğer İ.İ.K 193/1 ve 159 mad uygulanmadığı var sayılırsa, şirket alacaklılarına tasfiye halinde eşit şekil dağıtılacak herhangi bir aktif kalmayacağını, teknik olarak iflas masasın yürüteceği bir tasfiye işlemede almayacağı orta olup müvekkili şirket aleyhine başlatılacak icra takipleri İİK 193/1 uyarınca durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi, yine İİK 159 hükmü uyarınca şirketin tüm mal varlığına ve çekler üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.Dava, 2004 sayılı İİK'nın 178 ve 179. maddeleri ile 6102 sayılı TTK'nın 376/3. maddesi gereğince davacı şirketin borca batık olduğundan bahisle doğrudan iflasına karar verilmesi istemine ilişkindir. Talep, İİK 159 vd maddeleri uyarınca iflas muhafaza tedbirlerinin uygulanması istemine ilişkindir.İİK 159. maddesi " İflas talebi halinde mahkeme ilk önce alacaklıların menfaati için zaruri gördüğü bütün muhafaza tedbirlerini emredebilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemişse alacaklının talebi üzerine mahkeme mutlaka bu tedbirlere karar vermeye mecburdur. Bu emirler iflas dairesince yerine getirilir. Mahkeme defter tutmadan gayri bir muhafaza tedbiri isteyen alacaklıdan ileride haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayabilecekleri zararları karşılamak üzere HMK 96.maddesinde yazılı bir teminat alınmasını isteyebilir. Borçlu ödeme emrine itiraz etmemiş veya alacak bir ilama bağlı ise teminat aranmaz. Devlet veya Adli Yardıma nail kimselerde teminat göstermek mecburiyetinde değildir. Bu maddeye göre alınan muhafaza tedbirleri borçlu aleyhindeki icra takiplerine tesir etmez " , İİK 161. Maddesi " İflas talebinde bulunan alacaklı isterse, mahkeme borçluya ait bir defterin tutulmasına karar verebilir. Bu defter iflas dairesi tarafından tutulur" İİK 193/1. Maddesi ise " İflasın açılması, borçlu aleyhine haciz yolu takiplerle teminat gösterilmesine ilişkin takipleri durdurur. şeklinde düzenlenmiştir.Yasa metninde ifade edildiği gibi iflas talebi halinde mahkemenin, ilk başta alacaklıların menfaati için zaruri gördüğü bütün muhafaza tedbirlerini karar verebileceği düzenlenmiştir. İflas davasının açılması halinde, öncelikle mahkemenin muhafaza tedbirine hükmedilebilmesi için alacaklıların menfaatinin zaruri kılması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile alacaklıların menfaati tehlikeye düşecekse tedbirin alınmasında zaruret bulunduğu kabul edilmelidir. Ancak " ...alınan muhafaza tedbirleri borçlu aleyhindeki icra takiplerine tesir etmez" hükmünden de anlaşıldığı üzere iflasını isteyen tacir için dava öncesinde başlatılmış icra takiplerinin durdurulması mümkün değildir. Davacı vekili İİK 193 maddesi uyarınca borçlu hakkında açılan yada açılacak takiplerin durdurulmasını talep etmiş ise de İİK 193. maddesi iflasın açılması ile üzerine bir kısım takiplerinin durdurulmasına ilişkin olup iflas kararı verilmeden önce İİK 193. maddesinin uygulama imkanı bulunmamaktadır. Davacı borçlu yine İİK 159 hükmü uyarınca şirketin tüm mal varlığına ve çekleri üzerine ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş ise de şirketin tüm varlığına ve çekleri üzerine ne gibi tedbir talep ettiği anlaşılamamaktadır. HMK 390/3 maddesinde, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbiri, sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu, 391. Maddesi ise ihtiyati tedbir kararında tereddüte yer vermeyecek şekilde, neyin üzerinde ve ne tür bir tedbire karar verildiği yazılacağı düzenlenmiştir. Bu nedenle davacı borçlu vekili, şirketin tüm varlığına ve çekleri üzerine ne gibi tedbir talep ettiği anlaşılamadığı gibi İİK 159. Maddesi uyarınca alacaklıların menfaati için zaruri görülen bir husus bulunmadığından tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Sonuç olarak, mahkemece verilen ara karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan iflas muhafaza tedbiri talep eden davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, alınan 615,40 TL harcın mahsubuna, yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.17/12/2025