11. Hukuk Dairesi 2023/5607 E. , 2024/3381 K. MAHKEMESİ :Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2018/10 E., 2023/96 K. HÜKÜM :Karar verilmesine yer olmadığına, usulden ret BİRLEŞEN DOSYA :İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/76 E. sayılı dosyası. Taraflar arasındaki markaya tecavüzün olmadığının tespiti asıl ve markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni birleşen davalarının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece ası…
**11. Hukuk Dairesi 2023/5607 E. , 2024/3381 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2018/10 E., 2023/96 K. HÜKÜM :Karar verilmesine yer olmadığına, usulden ret BİRLEŞEN DOSYA :İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/76 E. sayılı dosyası. Taraflar arasındaki markaya tecavüzün olmadığının tespiti asıl ve markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni birleşen davalarının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece asıl dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava yönünden davanın usulden reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle uygulanması gereken 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438 inci maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; ... Ticaret Merkezinin A ve B bloktan oluştuğunu, proje tamamlanınca A Blok'un İstanbul ... İnşaat A.Ş.'ye B Blok'un ise davalı kooperatife verildiğini, İstanbul ... İnşaat A.Ş.'nin ise bağımsız bu bölümleri elektronikçiler kooperatifine sattığını ve A bloktaki 2200 bağımsız bölümün farklı kişilere verildiğini, davalının kendilerinden habersiz ve haksız olarak ticaret merkezinin adı olan “...” ibaresini marka olarak tescil ettirdiklerini öğrendiklerini, kendilerinin de uzun yıllardır ..., ... Ticaret Merkezi ve "P " şeklini ticaret merkezinin genel adı olduğu için kullandığını, davalı kooperatifin markanın kullanılmaması için ihtarname çekmesi üzerine işbu davayı açmak zorunda kaldıklarını ileri sürerek söz konusu kullanımın davalının marka haklarına tecavüz oluşturmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına tescilli markalarının ... İşhanı A Blok yöneticileri olan davalılar tarafından izinsiz kullanıldığını, markadan doğan haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek marka hakına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, her türlü kullanımın önlenmesine, hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının yönetim olarak tüzel kişiliği olmadığı için dava açmaya ehliyeti olmadığı gibi dava açmakta hukuki yararının da olmadığını, müvekkiline ait ilk marka tescilinin 1995 yılında yapıldığını, daha sonra 2002 yılında yeni bir marka tescili yapıldığını, "..." ibaresinin ilk yönetim planında sınırlı sorumlu Karaköy Perşembe Pazarı Toplu İş Yeri Yapı Kooperatifi'nin kısaltması olarak kullanıldığı ve yönetim planında yazılı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Birleşen davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; A Blok yönetim kurulu başkanı ve yardımcısı olan müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceği, yöneticiliğin dava ehliyeti bulunduğundan davanın A Blok yöneticiliğine karşı açılması gerektiği savunarak davanın redddini istemiştir. III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Mahkemece Verilen Karar Mahkemece yapılan yargılama sonucunda 26.09.2014 tarihli ve 2013/247 E., 2014/256 K. sayılı kararıyla; asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, karar asıl davada davacı vekili ve birleşen davada davalılar vekilince temyiz edilmiştir. B. Bozma Kararı Dairemiz 04.11.2015 tarih, 2015/3847 E. ve 2015/11548 K. sayılı kararı ile asıl dava yönünden davacı vekilinin asıl davaya yönelik tüm temyiz itirazları yerinde olmadığı, birleşen dava yönünden ise davada her ne kadar A Blok Kat Malikleri Yöneticiliği namına gerçek kişiler davada hasım gösterilmiş ise de davacının talebinin söz konusu A Blok Yöneticiliği tarafından gerçekleştirilen markaya tecavüz eyleminin önlenmesine ilişkin olduğundan, husumetin A Blok'u oluşuran kat maliklerinin tümüne yöneltilmesi gerekirken sadece davalı gerçek kişiler aleyhine yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığı gerekçesiyle birleşen davadaki hükmün davalılar yararına bozulmasına karar verilmiştir. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 04.04.2023 tarih, 2018/10 E. ve 2023/96 K. sayılı kararı ile bozma ilamı doğrultusunda taraf teşkilinin sağlanması yönünden davacıya süre verildiği ancak davacı tarafça somut taraf teşkili için belge sunulmadığı, tapu müdürlüğüne yazı yazıldığı ancak her blokda 2000'den fazla keza ortak alanlar ile bağımsız bölüm 5000'e kadar çıktığından sistemden bunun alınmasının mümkün olmadığının anlaşıldığı, taraf sıfatının mahkemece resen nazara alınması gerektiği, huzurdaki dava kamu adına yürütülen yada ceza yargılama hukukuna göre resen araştırma yapılacak nitelikte bir dava türü olmayıp, hukuk hâkiminin taraflarca hazırlama ilkesine göre hareket ettiği, davacının davanın başında yapması gereken araştırmanın aradan geçen uzun yıllar nedeniyle mahkemeden beklenmesi davanın uzamasından başka bir sonuç doğurmayacağı, tapu müdürlüğüne yazılan yazılara olumsuz cevap verildiği, mahkemece suç duyurusunda bulunulması sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına kararı verildiği, 08.05.2018 tarihli celsede davacı vekiline taraf teşkilinin sağlanması için kesin süre de verilmesine rağmen verilen kesin sürede belirlenen eksikliğin giderilmediği, bu durumda husumetin A Blok'u oluşuran kat maliklerinin tümüne yöneltilmesi gerekirken birleşen davada davanın başında husumetin doğru yöneltilmediği, bozmadan sonra da davacı tarafça verilen kesin sürede A Blok'u oluşuran kat maliklerinin tespit edilmediği gerekçesiyle asıl dava kesinleşmiş olmakla yeniden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu fiillerin sadece davalılar tarafından gerçekleştirildiğini, davanın A blok kat maliklerinin tümüne yöneltilmesi gerekçesinde hukuka uyarlılık bulunmadığını, davalıların yönetime geldikten sonra tamamen kendi sorumlulukları ile markayı kullanmaya başladıklarını, fiiller her ne kadar yönetici sıfatı ile gerçekleştiriliyor görünse de davalılarca gerçekleştirilen bir eylem olduğunu ve haksız şekilde davacı markasından hak elde etme çabası içerisinde olduklarını, davalıların gerçekleştirdikleri bu fiilden 2200 kişiyi sorumlu tutmanın kat malikleri kurulu tarafından kendilerine verilen yetki de yokken hukuka uygun olmayacağını, davanın tüm kat maliklerine yöneltilmesini beklemek adil yargılanma hakkı ve usul ekonomisi ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, somut olayda da davanın tüm maliklerine yönlendirilmesinin mümkün olmadığı hususunun tespit edildiğini, asıl davanın reddedilerek kararın onandığını yani asıl davada davacının tecavüzünün ve esasen ihlal fiilinin sabit olduğunu, bu nedenle de usulden ret kararı verilmemesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine istemine ilişkin açılan birleşen davada, husumetin doğru yönlendirilip yönlendirilmediği noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115 inci maddesinin ikinci fıkrası. 3. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 30.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.