TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : KONYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/09/2017 NUMARASI : 2015/639 Esas 2017/750 Karar DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/12/2024 KARAR TARİHİ : 06/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/02/2026 Taraflar arasındaki şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak istemine ilişkin davanın yargıl…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/1641 Esas 2026/72 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/1641 KARAR NO : 2026/72 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : KONYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 18/09/2017 NUMARASI : 2015/639 Esas 2017/750 Karar DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/12/2024 KARAR TARİHİ : 06/02/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/02/2026 Taraflar arasındaki şirket ortağı olunmadığının tespiti ve alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekili ve davalı şirket vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 13/06/2019 tarih ve 2018/254 Esas 2019/761 Karar sayılı dosyasında verilen kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 17/11/2020 tarih 2019/3929 Esas 2020/5117 Karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine Dairemizce verilen 22/02/2021 tarih 2021/63 Esas 2021/269 Karar sayılı kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20/06/2022 tarih ve 2021/3945 Esas 2022/5052 Karar sayılı onama ilamı üzerine davacının bireysel başvurusu sonucunda Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü 2022/65445 başvuru numaralı dosyada 20/12/2023 tarihli karar ile Anayasanın 35. maddesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasanın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine, kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere ekli listenin (C) sütununda belirtilen mahkemelere gönderilmesine karar verilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin yatırılan paraların istenildiği her an geri ödeneceği garantisi ile davalı tarafa 422.550,00 DM yatırdığını, ancak talep etmesine rağmen yatırdığı parayı geri alamadığını ileri sürerek, haksız fiil hükümleri gereğince paranın yatırıldığı tarihden itibaren işleyecek en yüksek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde açılmadığını, davacıların iddialarının yerinde olmadığını savunarak davanın usul ve esastan reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, davacının davalı şirketin ortağı olmadığının tespitine, 25.647,45 TL'nin 05/06/2015 dava tarihinden itibaren yıllık % 10,50 ve değişen oranlarda hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket ve yöneticileri tarafından dini ve milli söylemlerle özellikle yüksek kâr ve her istendiği an paraların geri ödeneceği vaatleri ile müvekkilinin kandırıldığını, yürütülen faaliyet Bankacılık Kanunu uyarınca izinsiz mevduat toplama, Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca izinsiz halka arz ve aracılık faaliyetlerinin haksız fiil teşkil ettiğini, davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığını, ortaklık durum belgesi, tahsilat makbuzları ve Baco Assest Inc isimli belgenin delil niteliğinde olmadığını, davalıların hileli davranışlarının da haksız fiil oluşturduğunu, olayda haksız fiil olmasına rağmen alacağa işleyecek faizin dava tarihinden itibaren işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, temerrüt halinin haksız fiilin işlendiği andan başladığını, davacı ile davalı şirket arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığını, ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, davalarının tamamen kabulüne karar verilmesi lazım geldiğini belirterek davalarının kabulüne 660.495,83 TL'nin 07/03/2000 ödeme tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiline şeklinde düzeltilerek onama kararı verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıya geri alma taahhüdünün verildiğine ilişin hiçbir somut delil bulunmadığını, aksi düşünülse bile ortaklık ilişkisinin mi yoksa geri alma taahhüdünün mü hükümsüz olduğu konusunda ayrım yapılmadığını, mahkemenin ortaklık ilişkisinin hükümsüz olduğuna dair kabulünün hiçbir delile dayanmadığını, hükümsüzlük ve buna bağlı tazminat talebinin zaman aşımı yönünden sonuçlarının aynı olmadığı, haksız fiil tazminat talebinde iyi niyete aykırılığın ortadan kalmayacağına ilişkin yaklaşımın hukuki olmadığını, dürüstlük kuralına aykırılık iddiasının somut delile dayanmadığını, zamanaşımı ve hak düşürücü süre kurallarının yasaya aykırı bir şekilde ortadan kaldırıldığını, SPK listelerinin yanlış değerlendirildiğini, davacının yedinde bulunduğu iddia edilen hisse senetlerinin davalı şirkete iadesine karar verilmemesinin hatalı olduğunu, celbi gereken belgeler toplanmadan karar verildiğini, yemin delilini kullanma haklarının engellendiğini, istivcap istemlerinin usul ve yasaya aykırı olarak reddedildiğini, ödeme belgelerinin hepsi dikkate alınmaksızın hatalı hesaplama yapıldığını, yerel mahkemenini usulüne uygun bir şekilde taraf teşkilini sağlamadığını belirterek kararın kaldırılmak suretiyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı yanca, davalı şirkete ortak yapılacağı vaadiyle ve yatırılan paraların istenildiği her an geri ödeneceği garantisi ile davalı şirkete yatırdığını 422.550,00 DM yatırdığını, ancak ortaklık ilişkisi kurulmadığı gibi talep etmesine rağmen yatırdığı parayı geri alamadığını iddia ederek davalı şirkete ortak olmadığının tespiti ile yatırdığı paranın iadesi istemiyle eldeki dava açılmış, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 13/06/2019 tarih ve 2018/254 Esas 2019/761 Karar sayılı kararı ile esasa ilişkin bir değerlendirme yapılmaksızın 3332 sayılı yasanın geçici 4.maddesi gereğince karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, Dairemiz kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 20/06/2022 tarih ve 2021/3945 Esas 2022/5052 Karar sayılı kararı ile onanması üzerine davacı yanca Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvuru sonucu Anayasa Mahkemesinin 20/12/2023 tarihli 2022/65445 başvuru nolu kararı ile Anayasanın 35.maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40.maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar verilerek yeniden yargılama yapılmak üzere dosya Dairemize gönderilmiştir. Davanın geldiği aşama ve uzun yargılama süreci ile tarafların tüm delillerinin dosyada olduğu, istinaf istimine ilişkin yargılamada sadece bozma gereğince zorunlu olarak duruşma açıldığı, istinaf incelemesinin duruşma gereksinimi duyulmadan gerçekleştirildiği gözetilerek 6216 Sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50/2. maddesi kapsamında dosya üzerinden karar verilmesi mümkün olduğundan duruşma açılmamıştır. Taraflara yargılamaya yeniden başlandığı tebliğ edilmiştir. Dairemizce yeniden yapılan yargılama sırasında davacının, davalı şirketin hisseleri ile ilgili bir kaydileştirme işleminin olup olmadığı, kaydileştirme yaptırdıysa hisse senetlerini Borsa İstanbul üzerinden satıp satmadığı, sattı ise hangi tarihte sattığı ve ayrıca kar payı olup olmadığı hususunda ... A.Ş Genel Müdürlüğü Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş'ye yazılan 27/11/2025 tarihli müzekkereye verilen 12/12/2025 tarihli cevabi yazıda davalı şirket ile ilgili kar payı bulunmadığı belirtilerek ekinde kaydileştirme ve hesap hareket raporlarının liste halinde gönderilmiş, söz konusu listelerin incelenmesinde davacı ...'ın kaydileştirme işlemini yaptırdığı ve dolayısıyla davalı şirketin ortağı olduğu anlaşılmış, böylelikle gelinen aşamada dava konusuz kalmıştır. 6100 sayılı HMK'nun 331/1.maddesinde " Davanın konusuz kalması halinde davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hakim, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini taktir ve hükmeder" Buna göre davanın konusuz kalması halinde işin esası hakkında infaz kabiliyeti olan bir hüküm kurulmamaktadır. Davanın konusuz kalması halinde mahkemenin yargılamaya devam ederek davanın açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespit etmesi ve tutumu ile dava açılmasına sebep olan tarafı yargılama giderlerine mahkum etmesi gereklidir. Somut olayda davacının davalı şirket ortağı olarak dava tarihinden sonra Merkezi Kayıt Kuruluşunda kaydileştirilmiş olduğu, anılan kaydileştirme işlemi ile davalı yanın da davacının dava tarihi itibariyle haklı olduğunu sayılacağı gözetilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalı yan sorumlu tutulmuş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Davanın konusu kalmadığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 11.279,62 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 10.547,62 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafça yapılan 27,70 TL başvuru harcı, 59,30 TL peşin harç, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 366,30 TL posta, tebligat ve keşif gideri olmak üzere toplam 3.453,30 TL yargılama giderinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine, 4- Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir olunan 4.080,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde karar kesinleştiğinde ve talepleri halinde yatırana iadesine, B)1-Davacı tarafından yatırılan 31,40 TL istinaf karar harcı ile 85,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının talep halinde davacıya iadesine, 2-Davalı şirket tarafından yatırılan 437,99 TL istinaf karar harcı ile 98,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının talep halinde davalı şirkete iadesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/02/2026 Başkan- ... Üye - ... Üye -... Zabıt Katibi -... ... ... ... ...