T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/2326 Esas KARAR NO: 2026/580 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2021/481 Esas - 2022/33 Karar TARİHİ: 20/01/2022 DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yol…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/2326 Esas KARAR NO: 2026/580 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2021/481 Esas - 2022/33 Karar TARİHİ: 20/01/2022 DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusunun, davalının taraflar arasında düzenlenen 06.12.2010 tarihli hizmet akdinin md 4 Diğer Şartlar bölümünde rekabet yasağı (memnuniyeti) na aykırı hareket etmesi işe müvekkiline en son almakta olduğu aylık net maaşın 12 katı kadar cezai şart ödemesi şartına istinaden şu aşamada kısmi/şimdilik olarak 10.000,00-TL cezai şarta hükmedilmesi talebi olduğunu, iş ilişkisinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, sadakat borcu da dahil olmak üzere tarafların sözleşmeden doğan borçlarının sona erdiğini, bu durumda ise işçinin önceki işverenin yanında edindiği bilgileri rakip bir işverenin işinde kullanması veya kendisinin açmış olduğu rakip işletmede söz konusu bilgilerden yararlanmasının işverene zarar vereceğini, bu ihtimali engellemek amacıyla işçi ve işverenin iş sözleşmesi sona erdikten sonra işçinin rakip bir işletmede çalışmayacağı veya rakip bir işyeri açmayacağına ilişkin sözleşme yapmasının mümkün olduğunu, bu sözleşmeye Rekabet Yasağı Sözleşmesi adı verildiğini, müvekkillerinin uzunca bir süredir inşaat ve iş makinaları sektöründe ticari faaliyetlerine devam ettiğini, dünyada sektörün en önemli markalarının Türkiye disptribütörlüğünü alıp, satış ve yedek parça bakımından tüm ülke genelinde faaliyetlerde bulunduğunu, müvekkillerinin her sene artan ciro ve kar marjları yakalanmış iken aniden 2014 yılının başında müvekkilinin distribütörlüğünü yaptığı yaptığı sektörün en önemli firmalarından "..., ..., ..., ..., ..., ..." müvekkilleri ile aralarındaki distribütörlük anlaşmalarını sona erdirdiklerine ilişkin ihtarnameler gönderdiklerini, anılan fesihlerin aynı sektörde faaliyet göstermek üzere kurulan ...... .A.Ş isimli firmanın Ticaret Odasında tescili ile ilgili işlemler ve başvuruları yapması ile eş zamanlı olarak gerçekleştiğini, rakip firmanın kurucu ortağı 2013 yılı ..... in Kasım ayında İngilterede tescili ile fesih ihbarnamelerinin paralel olarak müvekkiline gelmeye başladığını, İngiltere de 100 pound sermayesi bulunan firmanın 800.000,00 TL sermaye ile Mart 2014 tarihi itibariyle kuruluşunun gerçekleştiğini, müvekkilinin eski faaliyet adresinde eski distribütörlükleri ve müşteri portföyünü müvekkilinin personelinin nerede ise yansını, ticari sırlarını haksız şekilde personellerin ve beraberlerinde götürdükleri bilgilerin sayesinde eline geçirerek aynı sektörde satış ve sonrası hizmetler vererek haksız rekabet hükümlerine tamamıyla aykırılık teşkil eden ve halen devam etmekte olan faaliyetlerine başladığını, davalının müvekkili nezdinde görev yaptığı süreçte müvekkilleri nezdinde bulunan markalardan ... bakımından İstanbul bölgede satış temsilcisi olarak çalışmış dolayısı ile müvekkillerinin marka ile alakalı tüm müşteri portföyü, fiyatlandırma bilgileri ve ticari sırlarına haiz olduğunu, müvekkilleri sayesinde haiz olduğu bilgileri alarak rakip firmanın söz konusu bilgiler dahilinde haksız rekabet eylemlerinde bulunmasına katkı sağladığından bahisle davalının taraflar arasında düzenlenen 06.12.2010 tarihli hizmet akdinin madde 4 ve Diğer Şartlar bölümünde rekabet yasağına aykırı hareket etmesi nedeni ile müvekkiline sözleşmede belirtilen 12 net maaş tutarında cezai şartın 10.000,00 TL tutarlı kısmanın cezai şartının söz konusu eylemin vuku bulduğu tarihten itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ISLAH: Davanın fazlaya dair haklar saklı tutulmak kaydı ile 10.000,00 TL. Üzerinden açıldığı, ıslah yolu ile dava değerini 12.615,20 TL arttırarak 22.615,20 TL. Üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi talep edilmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; usule ilişkin olarak, dava dilekçesinde davanın Ticaret Mahkemelerinde görülmesi gerektiğinden söz edilse de usule ilişkin ularak davada görevli mahkemenin iş mahkemesi olduğunu, esasa ilişkin olarak da taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olduğunu, esasa ilişkin olarak, davacı şirkette; son yıllarda mali ve fınansal açıdan ciddi şekilde küçülme ve bozulma meydana geldiğini, personelini azaltma yönüne gittiğini, bu süreçte özellikle distribütör firmaların davacı ile olan sözleşmeleri feshettiklerini, personel maaş ve primlerinin ödenmesinde sıkıntılar yaşandığını, iş akdi fesih edilen personellerin yasal haklarının bile ödenemediğini, maaşların ise geç ödendiğini, davacının 2014 yılı başında distribütör anlaşmalarının sona erdiğini belirtse de yapılan görüşmelerde sonuç alınamadığından firmaların anlaşmalarını sona erdirdiklerini, rekabet yasağı sözleşmesinin geçersiz olduğunu, davacının üretici firma olmadığını, know how dan söz edilemeyeceğini, distribütör firmalar anlaşmalarını fesih ettiklerinden davacı şirketin rekabetini ortadan kaldıran tüm unsurların ortadan kalktığını, davacı şirketin personel azaltması karşısında davalının işini kaybetme endişesi yaşadığını, .. müdahalesi ile davacı şirketin itibar kaybına uğradığını, mali kriz nedeni ile yedek parça temin edemediğini, müşterileri nezdindc olumsuzluklar yaşadığını, davacının distribütörü olduğu "..., ..., ..., ..., ..., ..." markalarındaki faaliyet alanının kaybettiğini, sonuç olarak müvekkilinin eylem ve işlemleri arasında davacı tarafından kurulmak istenen illiyet bağı bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 20/01/2022 tarih ve 2021/481 Esas - 2022/33 Karar sayılı kararında; "........Mahkememizce kaldırma kararından önce yapılan tespitler de birlikte değerlendirildiğinde, davalı yanın iş sözleşmesinde öngörülen rekabet yasağına aykırı davrandığı, TBK'nun 444. Ve 445. Maddeleri birlikte değerlendirildiğinde davacının tazminat talep hakkının oluştuğu, davalının davacıya ödemesi gereken hizmet akdinin 4/d maddesinde bulunan en son aylık net ücretinin 12 katına tekabül eden tutarın 22.615,20 TL olarak hesaplandığı, TBK.m.182/3 maddesi uyarınca, taraflarca kararlaştırılan cezai şartın mahkememizce fahiş nitelikte bulunduğu kabul ve takdir edilmekle, cezai şartın davalı tarafından alınan en son aylık net ücretin 1/2'si olarak kabulünün taraflar arasındaki menfaatler dengesine/hakkaniyete daha uygun olacağı resen kabul edilerek; davacı tarafından, davalı aleyhine açılan işbu davanın sübut bulduğundan kısmen kabulü ile (22.615,20 TL/2=) 11.307,60 TL cezai şart alacağının, dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin (bakiye cezai şart alacağının fazlaya ilişkin bölümün resen tenkis edildiği de dikkate alınarak) istemlerin reddine, karar vermek gerekmiş olmakla; aşağıdaki hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1.Davanın KISMEN KABULÜ ile; Sabit olan 11.307,60 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin tenkis nedeniyle reddine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Sözleşmesel ya da yasal düzlemde rekabet yasağından söz edebilmek için, piyasada hakim konumda, ticari kredibilitesi yüksek, sektörde kabul görmüş “rakip bir firmanın” var olması gerekir. Davacı şirket distribütörlük anlaşmaları sonlanan markalar (..., ..., ..., ..., ........., ...)nedeniyle müşteri çevresini kaybederek rekabet gücünü yitirmiş ve küçülme ve ticari faaliyetlerini azaltma yoluna gittiğini, Davalının işe başladığı ...... şirketindeki distribütör firmalar davalı personelin herhangi bir eylemi neticesinde ... şirketine geçmediklerini, tam aksine bu markaların davacı şirket tarafından kaybedilmesi davalının istifa tarihinden çok önceki bir tarihte ve davacı şirketin yönetimsel hatalarından kaynaklandığını, dolayısıyla bu markaların takipçisi müşterilerinde kaybedilmesinin sebebi davacı şirketin bizzat kendisi olduğunu, Davacı Şirket bağlı olduğu gruptan kaynaklı sorunlar ve finansal darboğaz nedeni ile küçülme ve daralmaya gitmiş, ticari yaklaşım ve politikasını değiştirmiş ve iç pazarda kendi ürettiği ürünlerle yer edinmeyi ve ayakta kalmayı hedeflediğini, dolayısıyla şirket açısından distibütörlüklerin devamı ya da kendi yerine kimin konulduğu bu noktada herhangi bir anlam ve değer ifade etmeyeceğini,Davacı şirketin distribütör firmaları kendi yönetimsel hataları nedeniyle kaybettiğini, dolayısıyla aynı doğrultuda müşteri kaybına da uğradığını,Davalının davacı şirkette görevi “teknisyen” olarak işin gerçekleştirilmesi olup bu görev tanımının davacı şirketin sırlarını bilme, stratejik bilgilerine ulaşması gibi bir özelliği söz konusu olmadığını, davalı, amirlerinin talimatı üzerine arızanın bildirildiği yere giderek onarım ve bakım işlerini yaptığını, davalının görev tanımı irdelendiğinde müşteri bigileri, ticari sırlar ve fiyatlarla bir ilgisinin olmadığı, davacıyı zarara uğratma tehlikesinin de bulunmadığını, Dava dilekçesinde ve yerel mahkeme kararı gerekçesinde , davalının hangi eylemleri ile davacı şirketin ne şekilde zarara uğradığı veya uğrayacağı konusunda bir izahata rastlanılmadığını, davalının çalışma şekli ve konumu incelendiğinde önemli bir zarara sebep verecek özellikler içermediğinin görüleceğini, Davalının ünvanı, pozisyonu ve görev tanımı irdelendiğinde rekabet yasağı sözleşmesine uygunluğunun olmadığının anlaşılacağını, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa re'sen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dairemizin 17/06/2021 tarih ve 2019/1719 Esas - 2021/911 Karar sayılı kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda istinafa konu karar verilmiştir. Dava, davalı işçinin hizmet sözleşmesindeki rekabet yasağı kaydına aykırı davrandığı iddiasına dayalı cezai şart alacak davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Taraflar arasında 19/02/2011 tarihli hizmet akti başlıklı sözleşme imzalandığı, sözleşmenin diğer şartlar başlıklı 4/d maddesinde ''rekabet yasağı ve ticari sır ve bilgi saklama'' hükmünün düzenlendiği tesbit edilmiştir.Davalı...'ün .... Dökümüne göre davacı şirkette 13/10/2014 tarihine kadar iş makinası teknisyeni olarak çalıştığı ve davalının 13/10/2014 tarihli ibraname imzalayarak kendi istek ve arzusu ile işten ayrılmak istediğini belirtip istifa etmiş ve ... kaydına göre 15/10/2014 tarihinde dava dışı ... ...... A.Ş'de elektrik teknikeri olarak çalışmaya başladığı, iş sözleşmesine göre davalının 15/10/2014 - 02/09/2019 tarihleri arasında Teknik destek teknisyeni olarak çalıştığı, işten ayrılış bildirgesinde meslek bilgisinin iş makineleri teknisyeni olarak bildirildiği anlaşılmıştır. 6098 sayılı Kanun 818 sayılı Kanun'dan farklı olarak, rekabet yasağı ile ilgili doğrudan mutlak bir geçersizliğin öngörülmediği, Anayasa ve diğer mevzuat hükümleri ile somut olgu nazara alınarak rekabet yasağının aşırı nitelikte olması halinde, yasağın kapsamı bakımından hakime uyarlama yetkisi tanındığı anlaşılmaktadır. Hakime tanınan bu yetkinin gerek müstakil açılan bir uyarlama davasında ve gerekse de ihlal halinde açılacak bir tazminat davasında kullanılabileceği kuşkusuzdur. Ayrıca aynı Kanun'un 444/2. maddesi “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” hükmü haiz olup, anılan madde hükmü uyarınca rekabet yasağının işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması halinde geçerli olacaktır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/1393 Esas,2019/2838 Karar sayılı içtihadı da benzer mahiyettedir.) Somut olayda, davalının davacı işveren nezdinde iş makinası teknisyeni olarak çalışırken davacı şirketten istifa etmek suretiyle işten ayrıldıktan sonra dava dışı ... ........ A.Ş'de elektrik teknikeri olarak çalışmaya başladığı, davacı şirket ile davalının istifa sonrası çalışmaya başladığı ... şirketinin aynı iş kolunda faaliyet gösterdikleri tesbit edilmekle beraber dosya kapsamından davalının davacı şirkette çalıştığı pozisyon gereği davacı şirketi önemli zarara uğratacak ne gibi ticari sırlara vakıf olduğu iddiası kanıtlanamadığı gibi, dava dışı şirketteki görev tanımı ile pozisyonu da gözetildiğinde, TBK'nın 444/2.maddesi hükmü kapsamında davalı...'ün sahip olduğu bilgileri dava dışı şirkette kullanması halinde davacı şirkete önemli bir zarara sebebiyet verme ihtimalinin bulunduğu iddiasınında kanıtlanamaması nedeniyle, rekabet yasağı kaydı geçerli olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yukarıdaki şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkeme kararının HMK 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılarak dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...../01/2022 tarih ve 2021/.... Esas - 2022/.. Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle, 2-Davanın REDDİNE, İLK DERECE YÖNÜNDEN: 3-Harçlar yasası gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 170,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 561,22 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan 45,80 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca red edilen miktar ve tarifenin 13/1 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 22.615,20 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 7-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 8-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 9-Davalı tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 200,00 TL posta masrafından oluşan toplam: 938,00 -TL.'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 10-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 11-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 26/03/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.