12. Hukuk Dairesi 2026/42 E. , 2026/2641 K. "" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: …
12. Hukuk Dairesi 2026/42 E. , 2026/2641 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki şikayetçi/borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Temyiz incelemesinin murafaalı yapılmasına işin ivediliği ve niteliği nedeniyle 5311 Sayılı Kanunla değişik İİK'nin 366. maddesi hükmü uygun bulunmadığından bu yöndeki isteğin reddine oy birliği ile karar verildikten sonra işin esası incelendi: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nın 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 732,00 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 21.04.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. ONS/AK Üye ...'ın Karşı Oy Yazısı; İcra ve ... dairesi, İcra ve ... Kanununu birinci derecede uygulamakla görevlidir. Bu görevleri yaparken kanunu yanlış uygular, kanunun kendisine tanıdığı takdir yetkisini hadiseye uygun olarak kullanmaz, bir hakkı yerine getirmez veya bir hakkın yerine getirilmesini sebepsiz sürüncemede bırakırsa usul ve yasaya aykırı hareket etmiş olur. İcra ve ... dairesinin bu gibi usulsüz işlemlerine karşı, bundan zarar gören ilgililer icra mahkemesinde şikayet yoluna başvurabilir. Şikayet; icra ve ... dairelerinin icra ve ... hukukuna aykırı olan işlemlerinin iptali veya düzeltilmesini sağlamak için kabul edilmiş kendine özgü bir kanun yoludur(Prof. Dr...., İcra ve ... Hukuku El Kitabı). İİK’nın 16. maddesinde “Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere icra ve ... dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir. ...; şikayete konu işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi günlük süreye tabi olmasıdır. Bu kuralın (süreye tâbi şikayetin) iki önemli istisnası vardır: 1-İİK'nın 16/2. maddesi gereğince “Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman (süresiz) şikayet olunabilir.” Bu hükmün amacı ilgilileri icra memurunun bir hakkı yerine getirmekten kaçınmasına karşı korumaktır. 2-Kamu düzenine aykırı olan işlemlere karşı da süresiz şikayet yoluna başvurulabilir. Anılan ilke doktrinde bu şekilde benimsenmiş ve Yargıtay uygulamalarında da kabul edilmiştir. Şikayet; takibe dayanak uyuşmazlık hakem heyeti kararının kesinleşmeden takibe konulması nedeniyle takibin iptali istemine ilişkin şikayet niteliğindedir. İlk Derece Mahkemesince; "...takip dayanağı ilamın Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyeti kararı olduğu, icra emrinin borçlu vekiline 16.07.2024 tarihinde tebliğ edildiği, ilamın yukarıda ifade edilen istisnalar kapsamında yer almadığı, dolayısıyla şikayetin İİK' nın 16/1 maddesinde belirtilen 7 günlük süreye tabi olduğu, yasal 7 günlük süre içinde 23/07/2024 tarihinde şikayet başvurusunda bulunulduğu, ancak şikayet konusu ilamın takibe konu edilebilmesi için kesinleşmesinin zorunlu olmadığı, takip talebindeki alacak kalemlerinin incelenmesinde ilama uygun olarak düzenlendiği anlaşılmakla şikayetin reddine..." şeklinde karar verildiği, bu kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, bu kararın da şikayetçi tarafından temyiz edildiği görülmüştür. Öte yandan; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nın 114. maddesinde dava şartları tek tek sayılmıştır. Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi(davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava(yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları(mesela görev, hukuki yarar gibi) yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir(mesela kesin hükmün varlığı gibi). Dava şartları davanın açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi(davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan şartlardır. Buna davanın dinlenebilmesi şartları da denir. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış varsayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını saptarsa davanın/şikayetin esası ... hakkında inceleme yapamaz, davayı dava şartı yokluğundan(usulden) reddeder. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davayı inceleyen hâkim tarafından yargılamanın her safhasında kendiliğinden(re'sen) dikkate alınır(HMK’nın 115/1 m.). Taraflar, dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine(esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler dahi hâkim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. Dava şartları, davanın açılmasından hükmün verilmesine kadar hep mevcut olmalıdır. Dava konusuna ilişkin dava şartları arasında yer alan hukuki yarar; hukuki korunma (himaye) ihtiyacı olarak da adlandırılmaktadır. 07.12.1964 gün ve 3/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere; dava, mahkemeden verilecek hükümle bir iddia üzerinde hukuki korunmanın sağlanması isteğidir. Dava ile erişilmek istenen amaç aynı güvenle ve fakat daha basit bir yol ile gerçekleşebilecekse, o konuda dava açılmasında hukuki yarar yoktur. Dava açılmasında olduğu gibi mahkemeye yapılan her talep için talepte bulunanın hukuki yararının varlığı her zaman şarttır. Yargıtay HGK’nın 24.02.2010 tarihli, 2010/12-106 E.-2010/107 K. sayılı kararında açıklandığı üzere; şikayet başvurusundan sonra ortaya çıkan bir olay nedeniyle artık şikayet konusu edilen talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesine gerek ya da neden kalmıyorsa, burada şikayetin konusuz kalmasından söz edilir. Türkiye Barolar Birliği Tahkim Merkezinin 29.04.2024 tarih ve 2023/41 E.-2023/41 K. sayılı ilamı ile 11.06.2024 tarihli Tavzih-Tashih ve Tamamlama Talebi Hakkında Karar nedeniyle örnek 4-5 nolu ilamlı takip yapıldığı, bu takipten ötürü eldeki şikayetin ileri sürüldüğü, tarafların şikayeti devam ederken dayanak ilamı borçlunun istinaf etmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin 24.01.2025 tarihli, 2024/7 E.-2025/1 K. sayılı kararıyla "...1-Asıl dava, birleşen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nin 2024/9 Esas sayılı ve birleşen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin 2024/10 Esas sayılı davalarının KABULÜNE, -Davaların konusu Türkiye Barolar Birliği Tahkim Merkezi'nin 29.04.2024 tarihli ve 2023/41 Esas sayılı Tek Hakem kararının ve Türkiye Barolar Birliği Tahkim Merkezi'nin 11.06.2024 tarihli ve 2023/41 Esas sayılı "Tavzih, Tashih ve Tamamlama Talebi Hakkında Karar"'ın İPTALİNE..." şeklinde karar verilmiştir. Bu durumda, dayanak ilam tümden ortadan kalktığından ve henüz yeni bir karar da verilmediğinden, icra takibinin devamı hukuken mümkün değildir. Dolayısıyla, konusu kalmayan şikayetin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Belirtilen sebeplerle; kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, aksi yöndeki sayın çoğunluğun onama kararına katılamıyorum. 21.04.2026