11. Hukuk Dairesi 2023/5663 E. , 2024/7210 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/886 Esas, 2023/775 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/354 E., 2020/382 K. Taraflar arasındaki YİDK kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge …
**11. Hukuk Dairesi 2023/5663 E. , 2024/7210 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/886 Esas, 2023/775 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/354 E., 2020/382 K. Taraflar arasındaki YİDK kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafından 2018/111437 sayılı “...+şekil” ibareli marka başvurusunda bulunulduğunu, davalı Şirketin “...” ve “...” son ekli markalarına dayalı olarak bu başvuruya yaptığı itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiğini, bu karara yönelik davalı şirket itirazının ise YİDK tarafından kabul edildiğini ve tanınmışlık gerekçesi ile davacı başvurusunun reddine karar verildiğini, davacının özellikle bilişim sektöründe hizmet verdiğini, 2018 yılından beri davaya konu https://.../ uzantılı web sitesini kullandığını, dava konusu marka başvurusu sonraki tarihte yapılmış olsa dahi davacının bu markayı fiilen kullandığını, marka üzerinde gerçek ve üstün hak sahibinin davacı olduğunu, başvuru konusu markanın kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını, davacı markasının “...” ibaresinden meydana geldiğini, davalı şirketin markasının ise "..." ibaresinden oluştuğunu, markaların "..." ibaresi dışında içerdiği farklı kelime ve şekil unsurlarının olduğunu, markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu markanın yazım şekli, stili, rengi ve markada kullanılan şekil unsurları ile mesnet markalardan farklı olduğunu, "..." ibaresinin bir hece olduğunu ve tek kişinin ya da kurumun tekeline verilemeyeceğini, dava konusu başvurunun davacının ticaret unvanının çekirdek unsurundan oluştuğunu, davalı Kurum nezdinde "..." ibaresini içeren pek çok markanın tescilli olduğunu, bu durumda dava konusu markanın reddi kararının adil olmadığını, taraf markaların kapsamındaki emtiaların aynı sınıfta ancak farklı emtiaları içerdiğini, davalının markalarını kullanmadığını, davalı şirketin tanınmışlık iddialarına karşın salt tanınmışlığa dayalı olarak yapılan itirazın iyi niyetli bir yaklaşım olmadığını, dava konusu marka başvurusunun davalı şirket markasından haksız fayda, kazanç sağladığı iddiasının davalı tarafından kanıtlanması gerektiğini ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-8784 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının "..." ibaresini ağırlıklı olarak son ek olarak kullanarak kendisine özgü markalar yarattığını, 1967 yılından itibaren "..." ekli şirket isimleri ve markaları ile tanındığını, T/00962 sayılı ... markasının 10.10.2004 tarihinden itibaren tanınmış marka olarak korunduğunu, dava konusu markanın davalının marka yaratmakta kullandığı teknik ile benzer bir teknik kullanılarak oluşturulduğunu, dava konusu markanın davalı markaları ile benzer olduğunu, “...” ibaresinin bilgisayarlar ve diğer cihazlar için tanımlayıcı ve ayırt ediciliği düşük bir ibare niteliği taşıdığını, "..." ibaresinin dava konusu markaya ayırt edicilik kazandırdığını beyanla davanın reddini istemiştir. 2.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, redde mesnet markaların tanınmış bulunduğunu ve SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının somut olayda gerçekleştiğini savunarak davanın reddine istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 2018/111437 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda "..." ibaresinin ayırt edici unsur olarak kullanıldığı, davacının tanınmış markalarının asli unsurunu da aynı ibarenin oluşturduğu, davalıya ait markanın tanınmışlığının sair emtia gruplarına sirayet etme kabiliyetinin olduğu, bu itibarla dava konusu YİDK kararının yerinde bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece, davacının “...” ibaresi üzerindeki eskiye dayalı kullanımının göz ardı edildiğini, davacının bu ibare üzerindeki gerçek hak sahipliğini gösterir delillerin dikkate alınmadığını, oysa ki somut uyuşmazlıktaki en önemli noktanın davacının “...” ibaresi üzerinde kullanım sonucu elde ettiği gerçek hak sahipliği olduğunu, davacı başvurusu ile davalı markaları arasında bir benzerlik de bulunmadığını, mahkemece markalar arasındaki benzerlik ve iltibas tehlikesine ilişkin değerlendirmenin global ve bütüncül yaklaşımdan uzaklaşılarak yapıldığını, davacının markasında adeta logo haline gelmiş şekil unsurunun kullanıldığını ve tamamen farklı bir marka oluşturulduğunu, her iki tarafın markasında “...” ibaresi dışında farklı kelime unsurlarının yer aldığını ve bu farklı kelime unsurları ile birlikte markaların tamamen ayırt edici hale geldiklerini, “...” ibaresinin, davacının ticaret unvanının çekirdek kısmını teşkil ettiğini, marka kapsamlarındaki emtia ve taraf şirketlerin faaliyet alanlarının da birbirinden oldukça farklı olduğunu, tanınmış marka statüsünde olan markaların, başka kişi ya da kurumların markalarının kullanımını önleyebilmesi için bazı şartların gerektiğini, bu şartların ise haksız yararlanma, markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi, markanın itibarına zarar verilmesi olduğunu, davacının söz konusu marka başvurusunu yaparken yukarıda belirtilen şartlardan herhangi birini düşünerek hareket etmediğini ve haksız kazanç sağlama gayesi gütmediğini beyanla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu uyuşmazlığın, marka başvurusunun reddine ilişkin YİDK kararının iptaline ilişkin olması karşısında, başvuru konusu ibare üzerinde gerçek hak sahibinin davacı olduğu ya da bu ibarenin davacının ticaret unvanının çekirdek kısmını oluşturduğu iddialarının eldeki davada tartışılamayacağı, zira bu iddiaların ancak marka başvurusuna itiraz hakkı sağladığı, yoksa tescilli bir markanın varlığına rağmen gerçek hak ya da ticaret unvanı sahibine tescil hakkı sağlamayacağı, dolayısıyla bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresinin ... teknolojisine gönderme yapan bir ibare olması nedeniyle "..." ibaresinin başvuruda asli unsur olarak yer aldığı, davalının redde mesnet markalarının "..." ibareli oldukları, dolayısıyla taraf marka işaretleri arasında benzerlik bulunduğu, davalının "..." unsurlu markalarının uzun süredir farklı sektörlerde yaygın şekilde kullanıldıkları ve tanınmış marka niteliğine ulaştıkları, dava konusu başvuruda da davalının kullanımına benzer şekilde "..." ibaresinin kelime sonunda kullanıldığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu başvurunun tescili halinde davalının tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği ya da davalı markalarının sulandırılacağı kanaatine varıldığı, dolayısıyla SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının somut olayda bulunduğu anlaşılmakla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrarla temyiz talebinde bulunmuştur. C.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Kanunun 6ncı maddesinin 5inci fıkrası 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.10.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.