11. Hukuk Dairesi 2018/2263 E. , 2019/3722 K. "" MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/07/2017 tarih ve 2016/81 E.- 2017/272 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 22/02/2018 tarih ve 2017/1335-2018/189 sayılı karar…
**11. Hukuk Dairesi 2018/2263 E. , 2019/3722 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 13/07/2017 tarih ve 2016/81 E.- 2017/272 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 22/02/2018 tarih ve 2017/1335-2018/189 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; müvekkilinin 1915 yılında İngiltere’de kurulduğunu, "DUREX" markasının 1929 yılında tescil edildiğini, 1985 yılından itibaren de ülkemizde tescilli olarak korunduğunu ve “tanınmış marka” statüsünde tescilli olduğunu, “DUREX” esas ibareli markalarının bulunduğunu, davalı şirketin 2014/78196 sayılı “FUREX” ibareli marka için yaptığı başvuruya müvekkilinin itirazının, davalı TPMK YİDK’nın 2015-M-12576 sayılı kararıyla reddedildiğini, başvuru markası ile müvekkiline ait markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, tescili halinde müvekkiline ait markalarını itibarına ve ayırt edici niteliğine zarar vereceğini, tanınmışlıktan haksız yararlanma amacıyla yapılan başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2015-M-12576 sayılı kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı kurum vekili; markaların benzer olmadığını, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, 556 sayılı KHK'nın 8/4 maddesi koşullarının oluşmadığını, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı şirket vekili; markaların kapsamındaki ürünler ve hitap edilen tüketici kitleleri nedeniyle karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, başvuru markasının reçete ile satılabilen ürünleri içerdiğini, markalar arasında ayırt edilebilecek seviyede farklılığın bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.