7. Hukuk Dairesi 2025/4852 E. , 2025/5317 K. "" MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 1998/845 E., 1999/791 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; asıl dava davacısı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. …
7. Hukuk Dairesi 2025/4852 E. , 2025/5317 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 1998/845 E., 1999/791 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; asıl dava davacısı mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... kayden maliki olduğu 370 parsel sayılı taşınmaza davalıların ev-ahır-samanlık yapmak ve ağaç dikmek suretiyle el attıklarını ileri sürerek, el atmanın önlenmesi ve kâ'l talebinde bulunmuştur. II. CEVAP Birleştirilen davada davacı ..., asıl davaya konu taşınmazla ilgili olarak temliken tescil talebinde bulunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemece yapılan yargılama soncunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; “davalı ... yönünden açılan davanın Mahkemenin 1999/490 Esas sayılı dosyasındaki talep kabul edildiğinden reddine; davalı ... yönünden davanın kabulüyle 370 No.lu parselde krokide V1 ile belirtilen 60 metrekare alana ahşap ev yapmak suretiyle el atmasının önlenmesine, evin kâ'l’ine, krokide 1X ile gösterilen 450 metrekarelik alana kullanmak suretiyle yaptığı el atmanın önlenmesine; birleştirilen davanın kabulüyle 370 parsele ait, krokide V harfiyle gösterilen 80 metrekarelik ahşap ev, V111 ile gösterilen 50 metrekarelik ahşap ahır, X ile gösterilen 1460 metrekarelik portakal ve meyve ağaçlarına ait yerin toprak bedeli olan 318.000.000 TL davacı ... tarafından depo edildiğinde MK’nın 650. maddesi uyarınca tapusunun iptaliyle davacı ... adına tesciline” karar verilmiştir. IV. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davanın davacısının mirasçıları vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde; temliken tescil koşullarının oluşmadığını, gerek yapıların gerekse ağaçların yok olduğunu, bedelin de depo edilmediğini, kararın usul hukukuna da aykırı olduğunu, belirlenen bedelin de güncel değeri yansıtmadığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada el atmanın önlenmesi ve kâ'l; birleştirilen davadaysa temliken tescil istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 4722 sayılı Türk Medeni Kanun'un Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un “Geçmişe etkili olmama kuralı” başlığını taşıyan 1. maddesi: “Türk Medenî Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki olayların hukukî sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Türk Medenî Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılmış olan işlemlerin hukuken bağlayıcı olup olmadıkları ve sonuçları, bu tarihten sonra dahi, yapıldıkları sırada yürürlükte bulunan kanunlara göre belirlenir. Türk Medenî Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten sonra gerçekleşen olaylara, Kanunda öngörülmüş ayrık durumlar saklı kalmak kaydıyla, Türk Medenî Kanunu hükümleri uygulanır.” hükmünü ihtiva etmektedir. Görülmekte olan temliken tescil talepli birleştirilen dava 08.09.1999 tarihinde açılmış olup o tarihte yürürlükte olan 743 sayılı TMK’nın “MÜLKİYET” başlığını taşıyan 648. maddesi “Bir kimse başkasının inşaat levazımiyle kendi arsası üzerine yahut kendi levazımiyle başkasının arsası üzerine bina yapmış olsa bu levazım, arsanın mütemmim cüzü olur. Şu kadar ki levazım, malikin rızası olmaksızın alınıp kullanılmış ise kâ'l’i fahiş bir zararı müeddi olmadıkça maliki onu kâ'li ile istirdadını talebedebilir ve masarifi arsa sahibine ait olur. Eğer bina arsa sahibinin rızası olmaksızın levazım sahibi tarafından yapılmış ise kâ'l’i fahiş bir zararı müeddi olmadıkça arsa sahibi kâ'l’ini istiyebilir ve masarifi levazım sahibine ait olur.” düzenlemesini; “TAZMİNAT” başlığını taşıyan 649. maddesi: “Ebniye kalolunmadığı takdirde arsa sahibi inşaat levazımına mukabil muhik bir tazminat vermeğe mecburdur. Arsa sahibi inşaatı suiniyetle yapmış ise diğer tarafın bütün zararını tazmin ile mahkum edilebilir. Eğer bina levazım sahibi tarafından suiniyetle yapılmış ise arsa sahibinin levazım için vereceği tazminat levazımın en az kıymetini geçmiyebilir.” düzenlemesini; “BİNA SAHİBİNİN ARSAYI TEMELLÜK EDEBİLMESİ” başlığını taşıyan 650. maddesi: “Binanın kıymeti açıkça arsanın kıymetinden ziyade ise hüsnüniyetle hareket eden levazım sahibi muhik bir tazminat mukabilinde mecmuunun mülkiyetinin kendisine verilmesini istiyebilir.” düzenlemesini; “BAŞKASININ ARSASINA TECAVÜZ EDEN İNŞAAT” başlığını taşıyan 651. maddesi: “Yanındaki arsaya tecavüz etmiş olan inşaat ve imalat bunları yapan kimsenin o arsa üzerinde ayni bir hakkı varsa, bunlar o kimsenin arsasının mütemmim cüzü olur ve tecavüz eden kısmı irtifak hakkı olmak üzere tapu siciline kaydedilir. Bundan mutazarrır olan arsa sahibi tecavüze muttali olduğu tarihten itibaren on beş gün içinde itiraz etmemiş ise inşaat hüsnüniyetle yapıldığı ve icabı hal müsait bulunduğu takdirde inşaatı yapan kimse muhik bir tazminat mukabilinde tecavüz ettiği mahal üzerinde kendisine ayni bir hak verilmesini veya o mahal mülkiyetinin kendisine aidiyetinin tanınmasını istiyebilir.” düzenlemesini ihtiva etmektedir. Mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır. Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi hakka yönelik bir müdahale durumunda, ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur. Diğer yandan; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü el atmanın önlenmesi davası açabileceği mevzuatımızda öngörülmüştür. Yasal ayrıcalıklar dışında, arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. Mevzuatımızda bu kuralın istisnaları düzenlenmiştir. Böylece muhdesatla arasındaki bağlantı kesilmiş bina sahibine bazı koşulların oluşması halinde ayrılmaz parça niteliğindeki ... yapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır. Bunun için, tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla yapılan binanın ayrılmaz parçası yine tapuda kayıtlı üçüncü kişiye ait taşınmaza ... yapılmış olmalıdır. ... inşaat, ... yapı ile iki komşu taşınmazı fiilen birleştirmekte, ekonomik bir bütünlük oluşturmaktadır. Bu özelliğinden dolayı ... yapıya dayanan temliken tescil isteği taşınmaza bağlı kişisel hak niteliğindedir. Taşılan arazi malikinin devir borcu eşyaya bağlı bir borç olduğundan inşaat sahibi hakkını taşılan arazinin her malikine karşı kullanabilir. Bu tür davalarda ... yapıyı yapan kişinin taşınmazı lehine, taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkı yoksa durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde ... yapıyı yapan kimse, taşan kısım için uygun bir bedel karşılığında irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir. Tescil talebinde bulunulabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır; Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır. ... yapının bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, ... inşaatı yapan kimsenin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da ... inşaat yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder. İyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan ... inşaat sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötü niyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. (...) İkinci koşul, yapı kıymetinin taşılan arazi parçasının değerinden açıkça fazla olmasıdır. Üçüncü koşul ise ... inşaat yapanın, taşınmaz malikine bu bedeli ödemesidir. ... inşaatın yıkılması gerekmiyorsa, mahkemece yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda belirlenecek bedel arsa sahibine ödenmek üzere depo ettirilmelidir. d)Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, mahkemece iptal ve tescile karar verilebilmesi için ... yapının zeminindeki arazi parçasının ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir. Bilindiği üzere somut olaya uygulanması gereken 743 sayılı TMK’nın 650. maddesi gereğince, yukarıdaki ilkelerde açıklanan şekilde yapı sahibinin iyiniyetli olması temliken tescilin temel şartıdır. 127 parsel sayılı kök taşınmazın hükmen ifrazıyla taraflar ayrı ayrı parsel maliki olduğuna göre çapa bağlı taşınmaza karşı komşu parsel maliki olan davalı-birleştirilen dava davacısı ...’in iyiniyet iddiasına değer verilmesi mümkün değildir. Hal böyle olunca asıl dava davacısı İbrahim’in el atmanın önlenmesi ve kâ'l taleplerinin kabulüne, birleştirilen dava davacısı ...’in temliken tescil talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru görülmemiş, bu sebeple hüküm bozulmuştur. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl dava davacısı mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.12.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.